Kişiye özel sauna yapıyoruz

Yayın tarihi: 19.12.2008
Kişiye özel sauna yapıyoruz

Kişiye özel sauna yapıyoruz
Tasarım Sauna adıyla 1996 yılında kurulan Tasarım Yapı, 2002 yılında kurumsal kimliğini yenileyerek, uluslararası marka olma hedefi çerçevesinde bugün Juno Sauna markası ile üretimine devam ediyor. Tasarım Yapı-Juno Sauna’nın kurucusu olan Gökhan Yavuzer ile Juno markasının pazardaki konumundan tüketicinin bilinçlendirilmesine kadar pek çok konuda konuştuk.          


Gökhan Yavuzer

Juno Sauna’yı pazarda nasıl konumlandırıyorsunuz?
Kurumsal anlamda Türkiye’nin ilk yerli sauna markası olan Juno, ortaya konduğu günden itibaren ISO 9000 kalite belgesine sahiptir. Uluslararası bir marka olabilmenin koşullarından en önemlisi olan “uluslararası kaliteye sahip tasarım ve üretim yapma” felsefesi ile, sektörde faaliyet gösteren birçok firmanın aksine, kendi tasarımlarımızı, kendi aksesuar çeşitlerimizi oluşturup bunları belirli periyodlarla piyasaya sürüyoruz. Gerek bire bir pazarlama faaliyetlerimizde, gerekse katıldığımız ulusal ve uluslararası fuarlarda ürünlerimize gösterilen ilgi, işimizi doğru yaptığımız bir kanıtı olarak önümüzde duruyor. Bu bağlamda, ürünlerimize gösterilen ilgi ve tasarımlandırdığımız sauna ve sauna ekipmanlarının sektörde taklitlerinin oluşması bu hedefimize en kısa yoldan ulaşabileceğimizin bizim için önemli bir göstergesi. Bu motivasyon ile geliştirdiğimiz yeni modeller ve sauna aksesuarları önümüzdeki günlerde de sektörün canlılığına katkıda bulunacak.

İşlev ve konforun buluşturulması sauna tasarımında oldukça önemli. Ürün geliştirirken hangi kriterlerden yola çıkıyorsunuz?
Yeni bir modeli tasarlarken öncelikli hedefimiz, saunanın ergonomisinin doğru olmasıdır. Görselliği ve spesifikasyonları ne olursa olsun, saunayı kullanacak insanların konforu, güvenliği bizim için her zaman ön plandadır. Saunanın iç tasarımında, insan bedeninin ölçülerine uygun ölçeklendirme, içeride bulunan havanın sirkülasyonu, hacmi gibi sıkıntı yaratması muhtemel tüm noktaları önceden hesaplar, iç mekanda yaptığımız konumlandırmayı buna göre belirleriz. Bundan sonra yani işlevselliği garanti altına aldıktan sonra müşterilerimizin hayal ve beklentilerine uygun kaplama, aksesuar, cam paneller, LCD sinema sistemleri, ışıklandırma ve müzik sistemleri gibi birçok elemanı tasarıma dahil eder, bunların mümkün olduğunca alternatifli ve çeşitlilik arz eder nitelikte olmasını sağlarız. Saunanın içerisinde kullandığımız tüm ekipman, kullanıcılarının güvenliği açısından test edilir ve bu konudaki güvenlik normlarına uygunluk sağlanır.Modüler Sauna’larımızın tasarımlarında aynı kriterleri gözetmek birlikte, üretilen tüm serinin spesifikasyonlarının aynılığı, kalite kontrolü ve kolay kurulabilirliği bu konuda uzmanlaşmış mühendislerimiz tarafından sağlanır ve sürekli geliştirilir.

Rekabet açısından ürün ve fiyatta farklılaşma stratejisini nasıl kullanıyorsunuz?
Türkiye’de sauna pazarı irili ufaklı birçok üretici bulunduran dinamik bir pazar. Gelişmek ve büyümek isteyen şirketler için ne yazık ki yeterli ortamı sunmak açısından sınırlı olduğunu da belirtmeliyim. Türkiye elbetteki bizim için çok önemli, ama uluslararası bir marka olabilmenin getireceği avantajları gördüğümüz, yurtdışından çok fazla sayıda sipariş aldığımız için yurtdışı pazarları değerlendirmek durumunda kaldık. Modüler Saunalar söz konusu olduğunda, çoklu adette üretim elbetteki birim başına maliyeti düşürmekte; yurtdışında hem bu tip hem de özel üretim pahalı ürünlere talep yüksek. Üretilen adet göz önüne alındığında bazı modüler sistemlere kıyasla pahalı kalabildiğimiz gibi özel üretimlerde gerek ürünlerimizin kalitesi gerekse fiyat avantajlarımız ile son derece rekabetçi olabiliyoruz. Bu rekabetçiliği döviz kurlarının düşük olmasına rağmen sürdürebiliyoruz. Bu şekilde 14 ülke ile çalışıyoruz ve taleplerin her geçen gün arttığına şahit oluyoruz. Bu çerçevede, dünyada sauna denince akla Finlandiya’nın gelmesi gibi, ilerleyen günlerde Türkiye’nin de akla gelmesini sağlamak, kalitemizi tüm dünyaya göstermek istiyoruz.
Bunların yanı sıra, yurt dışı fuarlara katılıp markamızın sunum ve tanıtımını yapıyoruz. Kişiye özel tasarımlar yapabildiğimiz için Fin ve Alman sauna üreticilerinden bu konuda bir adım öndeyiz. Fakat onlar paket sauna fiyatlarında bizden daha düşük fiyatlar verebiliyor. Türkiye’de kurların düşük olmasından dolayı rekabet etmekte zaman zaman zorlanıyoruz. Belirttiğim gibi kişiye özel saunalar, karma saunalar üretebilmemiz rekabet gücümüzü artırıyor. Şu an 14 ülkeye ihracat yapıyoruz, bu sayı her yıl artıyor. Yeni hedeflerimiz arasında Dubai gibi birkaç ülke bulunuyor. Bizim asıl amacımız, Türkiyeli sauna üreticilerinin en az Finlandiya ve Almanya’daki üreticiler kadar kaliteli ürünlere imza atabildiğini tüm dünyaya göstermek. Çünkü gerek Tasarım Yapı olarak biz, gerekse diğer sauna üretimi yapan yerli firmalar oldukça kaliteli ürünler geliştirmekte ancak bunun tanıtımını yeterince yapamamaktayız. Tasarım Yapı, 3-4 yıldır yurt dışına gerek fuarlar aracılığıyla, gerekse birebir iş temasları ile çıkıyor ama diğer yerli firmalar bunu yapmıyor. Biz onların da dış pazarlarda yer almalarını istiyoruz. Polonya Fuarı’na katıldığımızda, Fin ve Alman firmaları standımıza gelip şaşkınlık ve ilgiyle bakıyorlar. Tabii ki bizim amacımız kimseyi şaşırtmak değil, ticaret yapmak. İhracatta belirli hedeflerimiz var, onu tutturmaya çalışıyoruz.

Ulusal Havuz Enstitüsünden (UHE) bahsedir misiniz biraz?
UHE, Türkiye’de havuz ve sauna sektörünü aynı çatı altında birleştiren ilgili tek dernektir. 150 civarında üyesi bulunmaktadır. Üyeler ağırlıklı olarak havuz işiyle uğraşanların yanı sıra bizim gibi sauna firmalarından oluşuyor. İki yılda bir yapılan genel kurul toplantısı sonucunda bu dönem sauna sektörünü temsilen yönetime ben seçildim. Ulusal Havuz Enstitüsü ile T.S.E. ortak çalışarak, havuz standartları çalışması gerçekleştirdi. Çok ciddi bir çalışmadır bu, çünkü Türkiye’de bunun bir standardı yoktu. Bu dönemde de sauna için bir T.S.E. standardı oluşturmaya çalışıyoruz. Görev süremiz bitmeden bunu tamamlamaya gayret ediyoruz, zira bizim ve sauna sektörü için büyük bir başarı olacak bu çalışma.

Uluslararası rekabette Çin sizi nasıl etkiliyor?
Çin bizim için kesinlikle tehlike teşkil etmiyor çünkü biz çok özel ürünler üretiyoruz Çinli üreticiler otomasyon seri üretime uygun ürünlere rağbet etmekte. Tam tersine bizim Çin’e gitmek ve Çin pazarında ürünlerimizi satmak gibi planlarımız var. Orada da üretici firmalar var fakat aynı tarzda üretim yapmıyoruz. Onlar standart ölçülü sauna ve duşun bir arada olduğu sistemler ve enfraruj kabinler yapıyorlar. Enfraruj kabinler kullanıcıyı direk ısıtan ısıtıcılar ile çalışır. Bizim yaptığımız saunalar klasik saunalardır çalışma mantığı ise odayı ısıtmaya yöneliktir. Çinlilerin ürettikleri modellerde ise ısı direk vücuda veriliyor ve kanserojen etki oluşturuyor. Biz bugüne kadar bu tarz ürünleri sağlıklı bulmadığımız için, satma ya da üretme taraftarı olmadık.

Bunun bir standardı yok mu?
Var tabii ki aynı kabini Çin’den toptan fiyat 600 -800 Dolar’a alırken, Finlandiya’dan 5000 Euro’ya alıyorsunuz. Finlilere bu farkın nedenini sorduğumuzda ‘Laboratuar farkı’ diyorlar. Çok ciddi testlerden geçiriyorlar kabinleri çünkü söz konusu olan şey insan sağlığı. Bilinçli olmayan tüketici, Çin malı ucuz saunalara rağbet ederek sağlığını hiçe sayıyor. Çin ürünleri ithal edenler ise, klasik saunanın 90 derecede terletirken, bu kabinlerin 50 derecede aynı işlevi görmesini bir pazarlama argümanı olarak ileri sürüyorlar. Bu ürünlerin 50 derecede terlettiği doğru ama hiç bir testten geçirilmediği gibi hiçbir uluslararası standart belgesi de bulunmuyor ve parakende 1.200 ila 2.000 dolar arasında satılıyor. Ki bu da ancak ürünün malzeme parasını karşılıyor.

Ne tür ağaçlar kullanıyorsunuz?
Kabinlerin yüzeylerinde kullanılacak ağaçlarda alternatifler bulunduğundan seçimi müşteriye bırakmaktayız. Finlandiya çamı fırınlı ve budaksızdır budaksız olması önemli çünkü budak, 90 derece sıcaklıkta düşer ya da akar. Budaklı bir görünüm isteyenler için Finlandiya Ladini kullanıyoruz. Bunun özelliği kelepçeli budak yapısı sebebiyle düşme ve akma yapmaması. Almanya’da ve Finlandiya’da yapılan saunaların yüzde yetmişi bu ağaçtan yapılıyor. Daha doğal bir görünüm için Ladin, tercih edilen bir ağaç. Fin çamına alternatif olarak Akdeniz Çamı da kullanılmaktadır. Oturma gruplarında ise ısınmama özelliği olan Abachi ağacı kullanıyoruz. Abachi, kıymıksız ve Afrika kökenli bir ağaçtır. Kabin yüzeylerinde kullanılan ağaçlar, her ülkenin kendine özgü ağacı olabilirken, oturma gruplarında mutlaka ısınmayan, sırtınızı yakmayan Abachi ağacı kullanılmak zorunda.

Söyleşi » Konu Başlıkları

© 2019 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler