Bağışıklık sistemini güçlendiren droglar

Yayın tarihi: 28.08.2006

Bağışıklık sistemini güçlendiren droglar

 

Modern tıp bazı bitkisel drogları Soğuk algınlığı, Grip, Hepatit, AIDS gibi virüs nedenli hastalıklarda ve kanserin tedavisinde kullanmaktadır.

 

Bitkisel bazı drogların, bağışıklık sistemi üzerindeki etkileri, ancak son yıllarda, bağışıklık sistemi ve direnç mekanizmalarının daha ayrıntılı olarak belirlenmesine bağlı olarak, anlaşılmıştır. Son yıllarda özellikle virüs nedenli (soğuk algınlığı, grip, Hepatit, AIDS) ve kanser gibi hastalıklarda, bazı bitkisel drogların, daha bilinçli kullanımını sağlayan ve bunları modern tıp içine sokan, bu ilişkilerin açıklanabilmiş olmasıdır. Bu konu, bağışıklık sistemini çökerten ya da bazı nedenlerle onun karşı koyma yeteneğini azaltan durumların, genetik özellik kazanması (DNA’ya mal olup, normal DNA kodunu kırması) söz konusu olduğu için kanser ile ilişkilidir. Herşeyden önce kanserin tek bir hastalık olmadığı, oluştuğu organ, geliştiği hücre ve gelişme nedenlerine göre pek çok (birbirinden farklı) hastalığın bazı nedenlerden ötürü aynı isim altında toplanmış olduğu unutulmamalıdır.

Bir hastalığın kanser olarak nitelendirilebilmesi  için bazı şartların birarada var olması gerekir.

 

Bitkisel drogların özellikle bağışıklık sistemi ve direnç üzerindeki olumlu etkisi kanıtlanmış durumdadır.

 

Kanser oluşumu

a) Hücreler şekil değişikliğine uğramıştır. Normalden çok küçük ya da çok büyük olabilir. Bu durum pek çok basit urda söz konusudur. Kanser sayılmaz.

 b) Hücreler esas fonksiyonlarını

kaybeder. Bu da pek çok iyi huylu urda izlenebilir. Hala kanser değildir.

 c) Hücreler normalden çok hızlı ürer (bölünür). Kanser (halen) tam olarak oluşmamıştır.

 d) Tüm bu değişiklikler hücre çekirdeğinin genetik koduna (DNA’ya) mal olur ve bir hücreden diğerine (Mesajcı RNA'lar ile) iletilir. Bu yolla bir yerden diğerine sıçrama (metastaz)

yapabilir. Bu durumda kanser tam olarak oluşmuştur.

 

İşte bu kademelerin herhangi biri belirlendiğinde vücudun, “hasarlı” hücreleri tespit edip, işaretleyip, imha edebilmesi ile hastalık engellenebilmektedir. Bu olay vücudumuzda her gün defalarca tekrarlanmaktadır.

Genetik (irsi) alt yapının müsait olmasına ek olarak, tetikleyici bir faktör (virüsler ve diğer mikroorganizmaların ya da çevre şartlarının oluşturduğu toksinler) var olduğunda söz konusu kademeler hızla aşılıp, vücudumuzun hasarlı hücreleri yeterli miktar ve hızda yok edememesi söz konusu olmaktadır.

Vücudun, bu sürecin hemen her aşamasında kendini savunmak için kullandığı pek çok işaretleyici ve imha edici savunma unsurları vardır.

Bunlar hastalık amillerini çeşitli kademelerde durdurabilir. Kanserin hücreden hücreye geçiş hızını yavaşlatır, tümörün patolojik damar oluşturup kendisini beslemesini engelleyebilir ya da tutulmuş olan hücreyi normal hücreden ayırarak  doğrudan tahrip edebilir (Kemoterapide kullanılan maddeler, genellikle bu etkiyi gösteren sitotoksik, hücre zehirleridir).

Pek çok doğal madde, bu işlevlerin bir ya da birkaçını yerine getirme yeteneğine sahiptir. Böylece, eskiden beri pek çok ilaç bu doğal maddelerden geliştirilmiştir. Örnek olarak, modern kemoterapide kullanılan bitkisel kökenli, bazı maddeleri verebiliriz:

Vincristin, Vinblastin, Cezayir Menekşesinden (Vinca rosea) elde edilmiştir.

Kolşisin, Çiğdemden (Colchicum autumnale) elde edilmiş olup, hücre bölünmesini durdurabilen ve DNA’yı etkileyen bir maddedir. Modern tıpta Nikris (Gut) tedavisinde kullanılmaktadır. Hayvanlarda kansere karşı kullanılmış olmakla birlikte, insanlarda bu tür bir kullanımı yoktur. Benzer şekilde yüzlerce bitkisel maddenin deneysel olarak hücre bölünmesini durdurucu etkiye sahip olduğu belirlenmiş olmasına karşın, çeşitli nedenlerle ilaç olarak kullanılamamaktadırlar.

Taksol, (Taxus brevifolia ve Taxus baccata) kabuklarından elde edilen yeni nesil, bitkisel antikanserojen ve kemoterapötik maddedir. Günümüzde, hücre zehiri (sitotoksik) olmayan doğal (ya da sentetik) maddelerin, klasik (kemoterapi ve radyoterapi) yöntemlere ek (tamamlayıcı) olarak kullanılması, yeni bazı kanser ilaçları sınıfının doğmasına yol açmıştır. Bu yüzden, bu konuda en tutucu otoritelerden biri olan ABD “Milli Kanser Enstitüsü” (National Cancer Institute) halkı bilgilendirdiği resmi yayınlarında klasik tedavilere ek olarak, biyolojik tedavi olanaklarının yer aldığı özel bölümler açmış ve araştırma merkezleri kurmuştur. Bu yüzden, bu bölümde, biz de bağışıklık sistemi ve direnç konusunu tamamlayan bazı önemli bitkisel drog kullanım şekillerine yer verdik. Doğal olarak bu konular yalnızca kanser ile ilişkili değildir. Bağışıklık ve direncin yaşamsal rol oynadığı pek çok virüs hastalığı gibi, basit bir soğuk algınlığına benzer belirtilerle başlayıp, birden çok ölümcül hale gelebilen (SARS/Akut Solunum Yolu Sendromu gibi) hastalıklar da dikkate alındığında, konunun önemi daha iyi anlaşılacaktır.

Gelecekte, ani ortaya çıkan virüs hastalıkları kadar, uzun sürede (5-10-20 yıl gibi, yavaş) etkili virüs hastalıklarının da  büyük önem kazanacağı düşünülmektedir. Aşağıda bu konuda etkili olduğu için anlatılan bitkisel drogların çoğu, birden fazla neden (etki mekanizması) ile, bağışıklık sistemi ve direnci güçlendirerek yararlı olabilmektedir.

 

Çiğdem  (Colchicum autumnale)

 

Echinacea (Echinacea spec.) türleri

Bu bitkiden hazırlanan drogların soğuk algınlığı gibi virüs hastalıklarını ve üst solunum yolu enfeksiyonlarını etkileyebildiği eskiden beri bilinmektedir. Çünkü:

* İmha edici hücreleri artırır.

* Taşıdığı çok sayıda şeker biriminden oluşan maddeler, bazı enzimleri durdurarak kırık, hastalıklı, DNA kodunun, bir hücreden diğerine geçişini engelleyebilir.  

© 2018 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler