İlaç tedavisi

Yayın tarihi: 15.09.2006

İlaç tedavisi

 

Reflü tanısı konmuş hastanın yaşam biçimini değiştirmesi ve ilaçlarını düzenli kullanması şarttır.

 

Bu amaçla kullanılabilecek çok sayıda ilaç olup bu ilaçların sınıflandırılması ve isimleri aşağıda özetlenmiştir. Şimdi ilaçları ayrı ayrı inceleyelim.

 

Mideden salgılanan asidi ortadan kaldıran ilaçlar

Salgılanmış olan asidi midede nötralize eden ilaçlar "antiasitler" olarak da bilinir. Bu grup ilaçların etkisi kısa sürelidir. Etkileri bir saati geçmez. Genellikle iki kullanım özelliği vardır: Her yemekten 1 ve 3 saat sonra içilmesi veya yakınma oldukça kullanılması... Yan etkileri çok azdır. Magnezyum bulunduranlar ishal, alüminyum kapsayanlar da kabızlık oluşturabilirler. Etki sürelerinin kısalığının yanı sıra yemek borusu hücrelerinde oluşan hasarı iyileştiremediklerinden reflü tedavisinde fazlaca yerleri yoktur. Belki çok hafif hastalarda ve gebelik reflülerinde kullanılabilirler.

 

Mide asidinin salgılanmasını engelleyen ilaçlar

Burada sofistike konulara girmeden midenin nasıl asit salgıladığının kısaca özetlenmesi gerekiyor. Hatırlanması gereken önemli bir nokta, reflünün mide asidinin yemek borusuna kaçması sonucu oluştuğudur. Asit olmayan yerde reflü neredeyse hiç görülmez. Bu nedenle asidin engellenmesi yakınmaları azaltır ve iyileşmeyi sağlar. Mide asit salgısı üç ayrı kısımdan yönetilir: Beyin (bu nedenle nefis bir yemek hayal edince midemiz asit salgılar), gıdaların mideye girmesi ve hormonlar.

Asit salgılayan hücrelerin üzerinde değişik uyarılma noktaları bulunur ve bunların uyarılması ile hücre asit salgılamaya başlar. Bu noktalardan birisi "histamin 2 reseptörü" denilen kısımdır ve burayı bloke ederek asidi azaltan ilaçlara "H2 reseptör blokerleri" adı verilir.  Genellikle akşam alınmaları önerilir (gece önerenler varsa da akşam veya yatmadan 2-3 saat önce alınmaları daha iyidir). Aç veya tok içilmeleri fark etmez. Hastaların yarıya yakınında iyileşme sağlarlar. Ne yazık ki sürekli kullanımda hastaların yarısında ilaca direnç gelişir, yani ilaç içtikleri halde asit salgıları azalmaz ve tedaviden yarar görmezler.  İlaçların bazılarının gebelikte kullanılmaması tavsiye edilir.

Yukarıda anlatılan asit salgılayan hücrede, asit salgısının son ortak yolu "proton pompası" adını alır ve bunun inhibitörleri, yani çalışmasını durdurucu ilaçlar halen elimizde bulunan en güçlü asit salgılanmasını önleyicilerdir.

Bu gruptaki ilaçlar doktor önerisi ve aşağıda özetlenen yaklaşım paralelinde sabah tek doz veya sabah - akşam kullanılabilir. Mutlaka aç karnına alınmalıdırlar. Akşam dozu yatmadan önce değil, akşam yemeğinden önce içilmelidir. Hastaların %90’ına yakınında iyileşme sağlarlar. İlaca direnç gelişmez. Bazı ilaçların yarım dozları vardır ve bunlarla "idame tedavi" denilen daha uzun süreli ve daha düşük doz tedavinin sürdürülmesi sağlanır.

 

 

İlaçların riski var mıdır?     

En çok tartışılan ve spekülasyon yapılan konulardan birisidir. Prospektüslerinde dahi 4-8 haftalık tedavi önerilmektedir. Biz genellikle aylar süren tedavileri tercih ediyoruz, çünkü kısa süreli ilaç kullanımı ile yemek borusu hücreleri iyileşmez ve nüks hızlıdır. Aylar hatta yıllar süren tedavinin yan etkileri bildirilmemiştir. 5 yılı geçen tedavilerde sürekli asit engelleyici tedavi altında kalan mide asit salgılayan hücrelerinin ortadan kalkabileceği (atrofik gastrit) bildirilmiştir. Bu durumda çok küçük de olsa kanser riski (sürekli, yüksek doz ve 5 yıldan uzun süreli ilaç kullananların %0.01’inden azında) söz konusu olabileceğinden izlem önerilmektedir. Fakat bu risk hastaların midesinde "helikobakter" denilen mikrobun varlığı halinde söz konusudur ve mikrop yoksa risk de neredeyse yoktur. Yani ilaç kullanan hastalarımız gönüllerini ferah tutabilirler. Zaten 5 yıllık ilaç kullanım zorunluluğu kanımca cerrahi tedavi gerektirir. Bu konu aşağıda tartışılmıştır.

 

Bariyer oluşturanlar (Aljinik asit)

Ülkemizde halen iki preparatı vardır. Bu ilacın özelliği asit ortamda midenin üst kısmında bir koruyucu tabaka oluşturmasıdır. Bu tabaka asidin yukarı kaçmasını engeller. Eğer asit kaçarsa önce bu raf tabaka yukarı doğru çıkar ve yemek borusunu sıvar. Böylece asit ve diğer mide içeriğinin mide ile doğrudan temasını engeller. Özellikle yemeklerin hemen ardından 500 – 1000 miligram dozlarında alınması önerilmektedir. Gece reflüsü bulunan hastalarımız yatarken de içebilirler. Kanımca süspansiyon (yani kötü bir çeviri ile şurup) formları tabletlerinden daha kolay içilmektedir. Yakınmaları şiddetli olmayan hastaların sadece bu ilacı kullanabilmelerinin yanı sıra diğer ilaçlarla yakınmaları tam düzelmeyenlerde ek tedavi olarak verilebilir. Ciddi olgularda tek başlarına yeterli değillerdir. Yan etkileri kabızlık olup gebelerde de kullanılabilecek ölçüde güvenilir ilaçlardır.

 

 

Hücre koruyucular (Sitoprotektifler)

Sukralfatın çok özel durumlar dışında reflüde yeri yoktur. Bu özel durumlar; yemek borusunda ilaç takılmaları ve gebelikte ortaya çıkan reflü sorunlarıdır (gebelik reflüleri ilerleyen sayfalarda anlatılmıştır). İlaç çok az emildiği için güvenilirdir ve gebelerde çok etkili olmamakla birlikte olası yan etkilerinin düşüklüğü nedeniyle seçkin bir ilaçtır.

 

Motilite düzenleyicileri (Prokinetikler)

Bu ilaçlar sindirim sistemi ve yemek borusu kasılmalarını ve yemek borusu ile mide arasındaki kapağın basıncını artırarak etki gösterirler. Dört yıl kadar önce bu konuda Sisaprid isimli etkili bir ilacımız vardı; ancak oluşturduğu kalp sorunları nedeniyle yasaklandı.

Ne yazık ki yerine koyulabilecek başka yeni ilaç gelmedi. Var olan ilaçlar çok etkili değiller. Bu ilaçların özellikle çocukluk reflüsünde anlamlı bir yerleri vardır. Günde üç kere yemeklerden 30-60 dakika önce, yani aç karnına alınmaları önerilir.

İlaçların bazıları kadınlarda %15 oranında memelerden süt gelmesine yol açabilir. Telaşa gerek yoktur, ilaç kesilince düzelir. Bazı ilaçlarda ise yan etki olarak yaşlı hastalarda sersemlik ve uyku hali ortaya çıkabilir.

 

 

Reflü tedavisi her hastada farklı sonuçlar verebilmektedir. Düzenli ilaç kullanımı ve beslenme kurallarına sürekli uymak koşuluyla 3-6 aylık tedavi sonrasında kimi hastalarda şikayetler ortadan kalkmaktadır. Bazı hastalarda ise tedavinin ömür boyu devam etmesi gerekebilmektedir.

© 2019 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler