Cerrahi tedavi

Yayın tarihi: 15.09.2006

Cerrahi tedavi

 

Son yıllarda birçok hastanın ilaçla tedavi edilebilir hale gelmesi nedeniyle cerrahi tedavi uygulanan hasta sayısı azalmıştır. Buna rağmen halen başarılı antireflü ameliyatları yapılmaktadır.

 

Doç. Dr. Sinan Ersin

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı

 

Konunun çok önemli bir kısmı olup son yıllarda önemi gittikçe artmaktadır. Ameliyat olmakla yüzyüze kalan bir hastanın ameliyata yönelik korkuları bir yana, cevabını merak ettiği birçok sorusunun da olması doğaldır. Elbette böyle bir durum karşısında en tatmin edici yanıtları kendi hekiminden alacaktır. Reflü hastalığı nedeniyle cerrahi tedavi seçeneğiyle tanışan ve bunu sorgulayan hastaların sıkça merak ettikleri bazı soruları yanıtlayalım.

 

Nasıl yapılır?

Cerrahlar tarafından en çok tercih edilen “Nissen fundoplikasyonu”nda, midenin üst bölümü yemek borusunun arkasından geçirildikten sonra çepeçevre yemek borusunun alt ucuna sarılmaktadır. Böylelikle yemek borusunun alt kısmını bir kravat gibi dıştan saran mide sayesinde bu alandaki basınç artırılmakta ve reflünün önüne geçilmesi amaçlanmaktadır. Midede ve yemek borusunda herhangi bir kesme, parça çıkarma işlemi yapılmamaktadır. Yüzyılın son çeyreğine gelindiğinde, bulunan ilaçlar sayesinde (proton pompa inhibitörleri, H2-reseptör blokerleri vb.) cerrahi tedavi uygulanan hasta sayısı oldukça azalmıştır. Bu azalma cerrahi tedavideki başarısızlıktan değil, birçok hastanın ilaçla tedavi edilebilir hale gelmesi nedeniyle olmuştur.

1991 yılında laproskopik yöntemle yapılan “Nissen fundoplikasyonu” sonrası cerrahi tedavi yeniden gündeme gelmiş ve sorgulanmıştır. Günümüzde sadece Amerika Birleşik Devletleri’nde yılda 5000’in üzerinde laproskopik anti-reflü ameliyatı yapılmaktadır.

Laproskopik cerrahi sırasında hastanın karın boşluğu CO2 gazı ile belli bir basınçta şişirilmekte ve göbek üzerinden 1 cm’lik bir kesi yapılarak özel bir kamera sistemi karın boşluğunu görüntülemektedir. Daha sonra her biri 0.5-1 cm olan üç ya da dört kesi daha yapılarak diğer cerrahi aletleri kullanma imkanı oluşturulmakta ve ameliyat gerçekleştirilmektedir.

Elbette bu operasyon genel anestezi şartlarında yapılmaktadır.

 

Laproskopik (kapalı) cerrahi, açık ameliyatlara göre hasta açısından daha zahmetsizdir. Ayrıca ameliyattan kısa bir süre sonra kişinin normal yaşamına dönmesi de hasta için avantajdır.

 

Avantajları neler?

Gerek laproskopik (kapalı teknik), gerekse karnın açıldığı açık teknikle yapılan tüm ameliyatlarda reflüye yönelik yapılan işlem birbirinin aynısıdır. Ancak ameliyat sonrası dönemde hastanın yaşam konforu açısından iki yöntem arasında oldukça büyük farklılıklar mevcuttur. Laproskopik cerrahide hastanın ameliyata bağlı ağrısı açık tekniğe göre daha azdır.

Burada ağrıyla ilgili vurgulamak istediğim, hem şiddetinin daha az hem de süresinin daha kısa olduğudur. Diğer taraftan hastaların normal yaşamlarına dönmeleri, başka bir deyişle günlük aktivitelerini eskisi gibi sürdürmeleri için gerekli zaman da laproskopik cerrahide çok daha kısadır. Ayrıca ameliyat sonrası görülen yara yeri fıtığı ve enfeksiyonu laproskopik cerrahide yok denecek kadar azdır.

 

Tüm hastalara uygulanabilir mi?

Daha önce üst karın bölgesine açık teknikle cerrahi girişim yapılmış hastaların laproskopik yöntemle tedavi olmaları tamamen imkansız değildir. Ancak bu ihtimalin bir miktar azaldığı da yadsınamaz bir gerçektir. Ayrıca bazı hastalardaki kişiye özgü anatomik uygunsuzluklar ya da mevcut yandaş hastalıklar laproskopik cerrahi girişimi güçleştirebilmektedir. Bu durumlar kimi zaman laproskopik yöntemle başlanan ameliyatta açık tekniğe dönüşü zorunlu kılmaktadır.

Diğer taraftan bilinmesi gereken bir diğer gerçek de; şu an için ülkemiz koşullarında çoğu ithal malzemeyle yapılan laproskopik cerrahinin maliyetinin daha yüksek olduğudur.

 

Cerrahi girişimin süresi nedir?

Ameliyatın süresi her zaman merak edilen bir konu olmuş, hatta ameliyatın zorluk derecesi ile eş değer tutulmuştur. Burada söylenmesi gereken açık ve kapalı teknikle yapılan antireflü ameliyatlarının süresinin hemen hemen eşit olduğudur. Bu süre hastanın sahip olduğu özelliklere bağlı olarak farklılık gösterebileceği gibi, ortalama 45-90 dakika arasında değişmektedir.

 

Laproskopi yöntemiyle yapılan ameliyatlar hastanın eski yaşam kalitesine dönmesinde hızlı ve etkili sonuçlar alınmasını sağlayabilmektedir.

 

Nissen fundoplikasyonu

Birçok başarısız denemeden sonra reflü hastalığına yönelik etkili cerrahi yöntemler 20. yüzyılın ikinci yarısında ortaya çıkmıştır. Farklı merkezlerden değişik cerrahi teknikler tanımlanmasına rağmen temelde hepsinde birbirine benzeyen ortak özellikler mevcuttur. Bunlardan biri olan ve cerrahlar tarafından en çok tercih edilen "Nissen fundoplikasyonu", 1956 yılında Rudolph Nissen isimli cerrah tarafından popüler hale getirilmiştir.

 

Gereksiz cerrahiden kaçınmak

Gastroözofagiyal reflü nedeniyle laparaskopik Nissen fundoplikasyonu yapılması planlanan hastalarda iyi bir semptom analizinin yanında gerekli tetkikler de yapılarak kesin tanıya ulaşılmalıdır. Farklı hastalıklar benzer üst gastrointestinal sistem semptomları yapabilir. Semptomları tipik veya atipik olan tüm hastalarda reflü dışı nedenler araştırılmalı ve gereksiz cerrahiden kaçınılmalıdır. Hasta seçiminin iyi yapılmamasının önemli problemlere yol açabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

© 2018 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler