Nils Petter Molvaer ER

Yayın tarihi: 17.10.2006

Nils Petter Molvaer ER

    

 

Geçtiğimiz Akbank Jazz Festivali kapsamında İstanbul'da da performans sergileyen NPM ismini jazz kategorisi altında görmekle birlikte, elbette bu türün her takipçisi, özellikle de tutucu ve gelenekçi olanları Nils Petter Molvaer'in müziğini geçici bir hevesten öte görmüyor. Ancak onun, sürükleyici beat'leri, yoğun atmosferi ve sample'larıyla geçici bir hevesten çok daha öteye giden bir sound yakaladığını söyleyebiliriz. Jazz ve elektronik müziğe günümüze ait bir bakış açısıyla yaklaşırsak NPM, yeni bir proje inşa etmek için adeta sadeliğin törensel parçalanışını ifade ediyor.

1960 Norveç-Sula doğumlu olan Nils Petter Molvaer küçük yaşlarda müzisyen olan babasını vasıtasıyla jazz ile tanıştı. 1979'a kadar amatör okul gruplarında ve yerel kulüplerde çalarak müziğini geliştirdi. Trondheim Konservatuvarı'ndayken Norveç'in göze çarpan genç yetenekleri arasında yerini aldı. Akustik ve elektronik seslere olan eşit ilgisi onu modern jazz’a yönlendirmiş olmalı ki, Masqualero (Norveç'li jazz, fusion grubu) ile birlikte Bande a Part, Aero, Re-Enter adında üç albüm kaydetti. Bu sırada ECM plak şirketinin ünlü prodüktörü Manfred Eicher'in beğenisini kazanarak sayısız projede eşlikçi olarak çalışma fırsatı buldu.

1985'ten sonra Norveçli 'future jazz' öncülerinin arasında sayabileceğimiz Nils Petter Molvaer başta ECM, Jazzland ve Universal  olmak üzere ROIR, Peacefrog, Curling Legs, Windham Hill gibi pek çok plak şirketinde albüm kayıtlarına katıldı. 1998'de ECM'den yayınlanan çıkış albümü 'Khmer'e kadar Arild Andersen, John Balke, Jon Christensen, Tore Brunborg, Oysten Sevag, Eivind Aarset, Bugge Wesseltoft, Marilyn Mazur gibi isminin geçtiği yerde garantisini hissettiren öncü müzisyenlerle çalışmak kendi sound’unu bulmasına yardımcı oldu. Ardından 1998'de yine ECM'den emprovizasyona dayalı, keskin dönüşlü beat'leriyle göze çarpan "Khmer" albümünü çıkardı. NPM'nin çıkış albümü olan "Khmer" German Record Critics Award ve Norvegian Grammy ile onurlandırıldı.

Bu albümden sonra Bill Laswell, The Cinematic Orchestra, Talvin Singh, Funkstörung, Matthew Herbert, Ketil Bjornstad gibi pek çok önemli ismin daha projelerinde yer alan Nils Petter Molvaer'ın 2000'de ECM’den yayınlanan 'Solid Ether' albümü Label'ın sound’u için yeni diyebileceğimiz drum'n'bass ve jungle tarzında. Molvaer'in bu albümdeki üslubu İskandinavya ve Avrupa'yı saran New Wave Jazz ve Electronica sınırlarında bir yaratıcılık gösteriyor. İstanbul'a da sık sık gelen Erik Truffaz'ı tanıyanlar bu türe alışkın olmalılar. 'Solid Ether' kesif atmosferi, sampler'ları, sürükleyici vuruşlarıyla jazz’ın geleneksel mefhumlarının dışında kalmakla birlikte trackler arasındaki armonik geçişler, albümü baştan sona bir mood yaratır hale getiriyor. Bu tarz projelerin arkasındaki fikir müziğin hiçbir zaman gerçekten tamamlanmaması, bestenin ve 'yeniden-üretim'in sürekli evrim geçiren bir süreç olması ile temelleniyor. Nils Petter Molvaer'ın da söylediği gibi 'Eter (Eter burada ruh gibi anlamında kullanılıyor, "Solid Ether" albümün ismine gönderme yapıyor) yaşayan bir yapı değildir, dolayısıyla nasıl gerçek olabilir? Bu bir paradoks, tıpkı hayat gibi.' Bu düşünceyle anı donduran NPM Jazz-Noir'deki kültür ve ruh çarpışmasını yansıtan bir sound geliştirerek  ardı ardına projeler üretiyor.

21. yy içinde yetişen bireyler olarak çağımızın çoğulluk çağı olduğunu, hayatımızın ve sanatın her evresinde algılıyoruz. Geçmişte belirli evreler içinde akımların var oluşuna paralel olarak, bir ifade birliği geliştirilirdi. Günümüzde ise üsluplar sürekli ve hızlı bir gelişim içinde. Dolayısıyla sanat akımlarına öncülük edenlerin toplanıp 'şimdi yeni bir evreye geçiyoruz' diye yeni bir evrenin perdelerini açtığı dönemler son bulurken her yaratıcının varolan kavramsal tema ile kendi sentezini yarattığı bir akışkanlık söz konusu.

Nils Petter Molvaer'in de ilham aldığını söylediği yüzyılın büyük trompetçisi Miles Davis'i diğer bir virtuoz Chet Baker'dan şıp diye ayırt edebilmemizin sebebi de bu yeni durum. Müzik söz konusu olduğunda önünüzde iki seçenek var: Ya var olanı arkanıza katarak kusursuz bir yorum getirmeye çalışırsınız ya da yıkıp baştan yaratarak kendi özgün anlatımınızı oluşturursunuz. Her iki durumda da, yaratıcıları sürekli yeni dinamiklere çeviren bir gerçek var: Yüzyıllardır çoğalan ve postmodernizmle birlikte devşirilmeyi bekleyen muazzam birikim. Özetle seçimler ya da beğeniler değişebilir, zaman zaman geri dönüşler ve geçmiş geleneğe göndermeler olabilir ancak ilerlemenin kendisidir gelenek. İlerlemeye kulak verin.

 

44-SAYI_02- Jazz Ekim 2006 » Konu Başlıkları

© 2019 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler