Tokyo-Berlin ve Geri Dönüş 1945 Öncesinde Karşılıklı Mimari İlişkiler

Yayın tarihi: 26.10.2006

Tokyo-Berlin ve Geri Dönüş: 1945 Öncesinde Karşılıklı Mimari İlişkiler

    

Iride Rosa ve Andres Lepik n 1922-23’te Kikuji Ishimoto Avrupa ve Almanya’ya bir yolculuk yaptı. O, Walter Gropius’la çalışacak olan ilk Japon mimarıydı1. Tokyo’ya döndüğünde, yanında onun fikirlerini, üslubunu ve Avrupa’da gözlemlediği mimari teknolojileri getirdi. Ancak, Ishimoto daha önce, 1920’de Tokyo İmparatorluk Üniversitesi mimarlık bölümünden mezun beş öğrenci -Sutemi Horiguchi, Mamoru Yamada, Mayumi Takizawa, Keiichi Morita ve Shigeru Yada- ile birlikte Japonya’nın ilk Modernist mimarlar örgütü olan Bunriha Kenchikukai’yi (Secessionist Mimarlar Derneği) kurmuştu. Mimari esin kaynakları Bruno Taut, Hans Poelzig ve Erich Mendelsohn gibi Alman Ekspresyonistleri’ydi.

 

Bunriha tasarımlarını ilk olarak Şubat 1920’de İmparatorluk Üniversitesi’nin girişinde sergiledi. Grup aynı yılın yazında Shirokiya süper mağazasında bir sergi düzenledi ve ona eşlik eden kataloğu yayımladı. Bunriha’nın Tokyo projeleri Taut, Poelzig ve Mendelsohn’un aynı dönemdeki Berlin projeleriyle şaşırtıcı benzerlikler gösteriyordu. Alman mimarların etkisi pratiğe de yansımıştı.

 

Ishimoto, 1923 depremi sonrasında yaptığı Shirokiya süper mağazası tasarımında Erich Mendelsohn’un Berliner Tageblatt (1921-23) ve Bruno Taut’un Berlin merkezindeki Deutscher Verkehrsbund (1927-32) binalarındaki biçim diline dayanan yatay camlı sürekli bantlar kullanmıştı. Aynı şekilde, Takizawa Mayumi’nin 1921 tarihli “Bir Dağ Evi” projesi Mendelsohn’un Potsdam’daki Einsteinturm çizimlerindeki plastik enerjiyi gösteriyordu.

 

Bunriha Japon Modernizmi’nin gelişimini büyük oranda etkiledi. Aktif olduğu beş yıl boyunca, grup Avrupa mimarlığındaki yeni gelişmeleri araştıran ve bunları Japon mimari kamuoyuna tanıtan yedi sergi örgütledi. Tokyo’da Modernist mimarlığı desteklemeyi amaçlayan diğer gruplar için de değerli bir rol modeli oldu. Böyle bir grup 1923 Kanto Depremi sonrasında kurulan Sousha’dır. Başlangıçta önderlerinden biri Ishimoto’nun başçizimcisi ve Bunriha üyelerinden biri olan Bunzo Yamaguchi’ydi.

 

Yayınlar aracılığıyla tanıtılan geleneksel Japon mimari estetiğinin dolaylı biçimde de olsa, Almanya’da erken modern mimarlık üzerinde üslupsal etkisi oldu2. Bu, örneğin, 1921 tarihli Sommerfeld Evi’nde olduğu gibi, açık planlamaları ve dıştaki manzarayla sağlam ilişkileri açısından Mies van der Rohe’nin erken evlerinin bazı iç mekanlarında da görülebilir ve Japon geleneğine işaret eder. Ama, Bruno Taut hariç Alman mimarların Japon meslektaşlarıyla kişisel bağlantısı olmadı.

 

Japon tarafındaysa, Bunriha ve Sousha mimarlık gruplarının ilgisi 1920’ler boyunca Ekspresyonizm’den Bauhaus çizgisinde rasyonalist mimarlığa doğru kaydı. Ishimoto’nun 1930 tarihli Tokyo Uluslararası Havalimanı binası bu döneme aittir. Yapının cephesi Bauhaus üslubunda tasarlanmışken, bazı iç mekan ayrıntıları erken Bauhaus üslubunu ve Ishimoto’nun Almanya’dayken görmüş olabileceği Taut tarafından geliştirilmiş kimi dekorasyonları çağrıştırıyordu3. Terminalin Batı üslubunda olmasına karşılık, içinde Japon üslubunda geleneksel donatılı özel yemek odaları da vardı4.

 

Aynı şekilde, o dönemde Tokyo’da gelişen ev mimarlığı da Avrupa örneklerine yönelik takdirle dolu bakışı açığa vuruyordu. Seiji Togo’nun Ishimoto’ya ısmarladığı 1930 tarihli Togo Evi mimarının Almanya ile olan yakın bağlarının seçkin bir kanıtıydı. Ishimoto’nun yemek odasını ayırmak için kullandığı eğrisel bölücü duvar Mies van der Rohe’nin o yıllardaki işlerini andırıyordu.

 

Geç 1920’lerde Tokyo-Berlin bağlantısının bir diğer yönü özellikle kapitalizm karşıtı propagandada ve mimarlığın toplumsal devrime yönelik asli rolüne inançta ortaya çıkar. Konferanslarında Bunzo Yamaguchi rasyonalist yaklaşımın iyi planlanmış işçi konut yerleşmeleri oluşturma potansiyeli bulunduğunu ileri sürdü. O ve Sousha grubunun diğer üyeleri Weimar ve Almanya’da benzer toplumsal kaygıları olan, Walter Gropius ve Bruno Taut gibi mimarlar tarafından yapılmış konut yerleşimi projelerinden esinlendiler. 1920’ler Berlin’inde Modernist mimarların karakteristik yapı tipinin Siedlung olması gibi, Sousha grubu için de işçi konutu en genel tipolojik kaygı konusunu oluşturuyordu.

 

1930’daki son Sousha sergisinde Yamaguchi kadın tekstil işçileri için bir konut sitesi sundu. Tasarımı Gropius’un 1927 tarihli Dessau-Törten yerleşimine biçimsel benzerlikler gösteriyordu5. Aralık 1930’da Yamaguchi, Gropius ile birlikte çalışacağı Bauhaus’a gitmek üzere Avrupa’ya doğru yola çıktı. Orada pek çok önde gelen Modernist mimarla ilişkiler kuracaktı. Gropius 1934’te Berlin’i terkettiğinde, Yamaguchi Japonya’ya dönmeden önce onunla birlikte Londra’ya gitti. Onun Kansai Electric (eski Nippon Electric) için yaptığı Kurobe No. 2 hidroelektrik santralı tasarımı Bauhaus’ta geliştirilen Uluslararası Üslup çizgisiyle açık biçimde bağlantılıdır.

 

Yeni mimarlığın en önemli adlarından biri olan Bruno Taut, Mart 1933 gibi erken bir tarihte, pek çok komünistle kişisel bağlantıları olduğundan ötürü, Almanya’yı ivedilikle terketmek zorunda kalmıştı. 1927’den beri Japonya Uluslararası Mimarlık Birliği’nin başkanlığını yapan Isaburo Ueno’nun daveti üzerine Mayıs 1933’te Japonya’ya geldi. Başlangıçta konukluğunun kısa sürmesini beklediği için, Taut zamanını görülecek yerleri gezmek, konferanslar vermek ve makaleler yazmakla geçirdi. Sadece iki ay sonra, 1934’te Japonca olarak yayımlanan ve büyük başarı kazanan “Avrupalılar’ın Gözüyle Japonya” adlı kitabın katılımcılarından biri oldu. Bu makaleler kompilasyonundaki en önemli yazılardan biri Taut’un 1935’te L’Architecture d’aujourd’hui için yazdığı6 “Japonya’da Yeni Mimarlık” adlı makaleydi. Orada Taut yeni konut yerleşimlerine ve endüstri mimarlığına dikkat çekiyordu. Modern konut aracılığıyla yaşamın kalitesini arttırmak amacıyla yeni ve Modernist bir Japon mimarlığını yaratma gereğinin altını çiziyordu. Japonya’daki ikameti uzadıkça, Taut bazı yapım işlerini üstlenmek için girişimlerde bulundu. İlk fırsat 1933 sonbaharının sonlarına doğru Ikoma Dağı’nda bir villa yerleşmesi planlama olanağıyla doğar gibi oldu. Ancak, günlüklerinde zikrettiği onbeş projeden hiçbiri gerçekleşmeyecekti. Dolayısıyla, o da enerjisini Japon mimarlığının temellerini araştırma üzerinde odaklamayı sürdürdü. İmparatorun Katsura Villası’na yaptığı ziyaret onun için kişisel bir uyanış oldu. Yapı üzerindeki görüşlerini ve çizimlerini “bir mimarlık harikası” olarak nitelediği bu bina hakkındaki “Katsura Album”u yayımladı. Taut’a göre bu yapı Avrupa’daki yeni mimarlığın önemli kuramsal özelliklerini, özellikle anonimlik, işlevsellik ve tinselliğin bir sentezi olması nedeniyle önceliyordu7.

 

Notlar:

1 Kikuji Ishimoto’nun yaşamı ve eseri için bkz. Emanuele Carceri, “Ishimoto Kikuji e l’aventura del Giappone moderno”, ArQ (Architettura Quaderni), 16, 1997,

s. 20-49.

2 Bkz. F.A. Baltzer, “Das japanishe Haus, eine bautechnische Studie”, Zeitschrift für Bauwesen, 53, 1903, s. 230-275; “Wohnhaus in Japan” (fotoğraf dizisi), Wasmuths Monatshefte für Baukunst, VI, 7-8, 1921-22,

s. 249-260. Kitap olarak: Tetsuro Yoshida, Das japanische Wohnhaus, Berlin, 1935. Daha sonra çok başarılı bir standart kitap oldu.

3 Bkz. David B. Stewart, The Making of Modern Japanese Architecture, Tokyo, s. 119.

4 A.e.

5 Gropius’un tasarımları Kokusai Kenchiku, 6, Haziran 1930, s. 16-20’de yayımlandı. Gropius üzerine özel bir makale: Okada Takao, “Waruta Gropiusu shi oyobi Bauhausu no kinyo”, Shinkenchiku, 3, 27, Ağustos 1927. Yamaguchi ve Gropius arasında bir kıyaslama için: Jonathan M. Reynolds, Maekawa Kunio and the Emergence of Japanese Modernist Architecture, Londra ve Los Angeles, 2001, s. 32.

6 Bruno Taut, “Architecture nouvelle au Japon”, L’Architecture d’aujourd’hui, 4, 1935, s. 46-83.

7 Bkz. Bruno Taut, Ich liebe die japanische Kultur,

ed.: Manfred Speidel, Berlin, 2003, s. 23 vd.

 

Kurobe Hidroelektrik Santrali, nihai projeden perspektif, 1938, mimarlar: Yamaguchi Bunzo ve Yamaguchi Eiichi (Mori Art Museum, Tokyo ve Neue Nationalgalerie, Berlin’in izniyle).

 

Rudolf Mosse Basımevi (Berliner Tageblatt), Berlin, 1923, mimar: Erich Mendelsohn (Mori Art Museum, Tokyo ve Neue Nationalgalerie, Berlin’in izniyle).

 

Einstein Kulesi, Potsdam, Berlin, mimar: Erich Mendelsohn (Mori Art Museum, Tokyo ve Neue Nationalgalerie, Berlin’in izniyle).

 

Einstein Kulesi, mimarın eskizleri (Mori Art Museum, Tokyo ve Neue Nationalgalerie, Berlin’in izniyle).

 

Bunriha Kenchiku Kai (Bunriha Mimarlar Birliği), birinci sergi kataloğunun kapağı, Tokyo, 1920 (Mori Art Museum, Tokyo ve Neue Nationalgalerie, Berlin’in izniyle).

 

Dağ Evi, maket, 1921, mimar: Takizawa Mayumi (Mori Art Museum, Tokyo ve Neue Nationalgalerie, Berlin’in izniyle).

 

 

Tsuchiura Evi, 1935, mimar: Tsuchiura Kameki, iç mekandan görünümler (Mori Art Museum, Tokyo ve Neue Nationalgalerie, Berlin’in izniyle).

 

Ikomayama Yerleşimi, kuşbakışı perspektif, 1933, mimar: Bruno Taut (Mori Art Museum, Tokyo ve Neue Nationalgalerie, Berlin’in izniyle).

 

Ikomayama Yerleşimi, plan (Mori Art Museum, Tokyo ve Neue Nationalgalerie, Berlin’in izniyle).

 

Tsuchiura Evi, 2002 tarihli maket (Mori Art Museum, Tokyo ve Neue Nationalgalerie, Berlin’in izniyle).

 

Shirokiya Süper Mağazası, Ginza, Tokyo, perspektif, 1928, mimarlar: Ishimoto Kikuji ve Yamaguchi Bunzo (Mori Art Museum, Tokyo ve Neue Nationalgalerie, Berlin’in izniyle).

Mimarlık » Konu Başlıkları

© 2019 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler