Vedat Semiz Evi Gökhan Avcıoğlu

Yayın tarihi: 26.10.2006

Vedat Semiz Evi Gökhan Avcıoğlu

    

Bodrum’da Bodrum gerçeğinden hareket eden, ama Bodrum görüntüsü vermenin tuzaklarına da düşmeyen bir konut. Yüksek teknoloji verilerini, çağdaş malzemeleri ve güncel mimari morfolojileri olduğu kadar, doğal iklimlendirme ve çevreye uyum gibi talepleri de bütünleştiren, üzerinde düşünülmeyi hakeden bir yapı bu. 

 

Fotoğraflar: Ali Bekman, Özlem Erçil

 

Gökhan Avcıoğlu n Tasarımın arkasındaki fikirler: Parçalanma - açık hava yaşamı için açık plan - pasif havalandırma - doğal iklimlendirme - yağmur suyu biriktirme - doğal kotlarla ve verilerle tasarım.

 

Bodrum, Helen, Roma ve Osmanlı dönemlerine tanıklık yapmış, 3000 yılı aşan tarihe sahip, Türkiye’nin güneybatısında bir Ege-Akdeniz ticaret limanı yerleşimidir. Bölge, günümüzde bu zenginliklerin ve doğal güzelliklerin yayıldığı geniş bir kıyı şeridi boyunca yerli ve yabancı ziyaretçilerin akınına uğramakta, yerleşik nüfusu gün geçtikçe artış göstermektedir. Bu yoğun ilgi ve gelişimi doğru yönde karşılamak ve yerel değerlerin bozulmadan yaşaması ve devamı için dikkatli bir yapılanma gerekmektedir.

 

Turizm odaklı işler yapan bir ailenin evi hem çok misafiri ağırlamalı, eğlendirmeli, çevreyle ilgili doğru etkilerle bilgilendirmeli, hem de onlar gittiğinde aşırı boşluğun ve hüznün çökmediği bir huzurun mekanı olmalıdır. Bu yüzden bu konut, gerektiğinde içine kaçılabilen ayrı evler haline geliverir. Yine aynı nedenle, ana ev tek yatak odalıdır, ama günlük hayatın geçtiği ortak alanlar geniş ve hacimlidir.

 

 

Parçalara ayrılmış tek bir yapının metaforu olmak üzere üç ayrı yapı tasarlanmıştır. Biri yeme, diğeri çalışma, ötekisi de yatma evidir. Her biri

75 metrekarelik bu üç yapı birbirinden ayrılarak art arda sıralanmış ve oldukça saydam, ama geniş bir saçakla ve istendiğinde kapalı (soğuk ve fırtınalı zamanlar), istendiğinde yarı açık (sıcak ve basık havalı zamanlar) kullanılabilir bir atrium (hayat) aracılığıyla birleştirilmiştir.

 

Hayat, hem yapının girişi, hem de ana yaşam alanı olarak yer almakta, kat yüksekliğindeki pencereleriyle peyzajın ve koyun keyifli panoramalarını yakalamaktadır. Elektronik düzenekli pencereler bütünüyle döşemenin içine girerek yok olur ve deniz esintilerinin yapı içine dolmasına izin verir. Yapının odak noktası olan bu hacim, diğer üç birime, binayı peyzajla ilişkilendiren beton rampalarla bağlanır. Rekreasyon amaçlı olarak kullanılabilen diğer bir eğimli alan ise, havuzun bulunduğu, hayattan biraz daha düşük kotta konumlanan platformla birleşir. Buradan başlayarak yamaçtan aşağı doğru inen bir rampa aracılığıyla araziyle bütünleşen, üzerindeki evden saklanmış yeni bir yaşama birimine (genç kız odası ve misafir evi) ulaşılır. Bu haliyle ev (kapalı-yarı kapalı, yarı açık-açık dengesi), geleneksel çözümlerle hacimlerin doğrudan kaynağının biçim arzusundan çok, coğrafi veriler olduğunu kendi üzerinden anlatır.

 

Ev(ler)in taşıyıcı betonarme iskeleti çıplak beton haliyle korunmakta ve bu hali, hem bir serinlik hissi vermekte, hem de sergilenen koleksiyonlarla ciddi bir kontrast oluşturarak onları okunur kılmaktadır. Termos etkisi yaratmak için bırakılmış bir hava boşluğundan sonra oluşturulmuş dışarıdaki taş yüzeyler ise, yapının güzel eskimesini ve doğa içinde erimesini sağlamaktadır.

 

Zemin kat planı

1 Yaşama

2 Yemek

3 Çalışma

4 Yatma

5 Yüzme

6 Dinlenme

7 Konuk

 

İkincil olarak, kurulan sistemle, kış ve sonbahar aylarında düşen yağmur yaz aylarında kullanılmak üzere biriktirilmektedir. Birimlerin çatılarını oluşturan farklı kotlardaki havuzlarda dolaşımda olan su, bir pasif soğutma sistemi olarak çalışmaktadır.

 

Ev, bölgenin geleneksel konutlarını yeniden yorumlar (ev Bodrum’un yakın çevresini, hayat Muğla ve Milas evlerini örnek alır). Ev(ler)in konumlanma açıları, zeytin ağaçlarının varlığından kaynaklanır; ev bükülür, yerini bulur bir zeytin ağacından ötekine. Yamaçtaki yarıklarla bütünleşir ve doğal çevrenin bir parçası olarak varolur. Yukarıdan bakıldığında ise üzerindeki havuzlar, çevreleyen doğayı ve koyun sınırsız manzarasını yansıtarak evi gözden saklar.

 

Ev sahiplerinin Antik Yunan, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerini içeren geniş bir antika koleksiyonu vardır. Koleksiyoncu evlerinin genel olarak “evden çok müzeye benzemek” gibi bir problemi bulunmaktadır. Burada koleksiyonun korunması için zorunlu olan uygun havalandırma, aydınlatma ve güvenlik koşulları ve hatta bunların iklim koşullarına göre kendilerini ayarlanmaları gereği, aşırı yapay çözümler yerine mümkün olduğunca doğal çözümlerle sağlanmaya çalışılmıştır.

 

İç mimar Hakan Ezer, hem yalın işlevselliği ve konforu, hem de değerli koleksiyon parçalarını ve gündelik yaşama değerlerini kaybetmeden bütünleştirmeyi başarmıştır. Buna ek olarak, malsahiplerinin yeni fikirlere açık olmaları ve yaşanılır bir evi, bir müze-eve tercih etmelerinin rolü de unutulmamalıdır. n Mimar Gökhan Avcıoğlu.

 

Mimarlık » Konu Başlıkları

© 2019 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler