“Memoria e Luce” 11 Eylül Anıtı Padova

Yayın tarihi: 07.11.2006

“Memoria e Luce” 11 Eylül Anıtı Padova           

 

İtalya’nın Padova kentinde Libeskind’in tasarladığı 11 Eylül Anıtı, ulusallığın sınırlarını aşan yeni duyarlılık ve duygudaşlıklar konusunda düşünmek için

iyi bir fırsat sağlıyor.

 

Fotoğraflar: Uğur Tanyeli

 

“Memoria e Luce” (Anımsama ve Işık), New York’taki 11 Eylül terör saldırılarında hayatını yitiren İtalyan vatandaşlarının anısına Padova’da inşa edilen çağdaş bir anıt. Projesi Regione de Veneto (Veneto İli) tarafından Daniel Libeskind’e ısmarlanan ve ünlü Giuseppe Terragni’nin oğlunun sahibi olduğu Studio Terragni ile işbirliği yapılarak gerçekleştirilen yapının inşası

2005 Sonbaharı’nda tamamlanmış.

 

Libeskind, toplam 200 metrekarelik bir alanı kaplayan Memoria e Luce’yi açık ve dikine duran bir kitap; 11 Eylül 2001’de adları kayıplar hanesine eklenmiş İtalyan vatandaşlarının anısına açık bırakılmış ve içine “özgürlük ışığı”nın süzülüp girdiği 17 metre yüksekliğinde bir büyük “Tarih Kitabı” olarak tahayyül etmiş. Dünya Ticaret Merkezi enkazından çıkartılıp Regione de Veneto’ya bağışlanan bükülmüş bir çelik putrel parçası, anın şiddetini ve trajedisini olanca çıplaklığıyla sergilemek üzere kitabın sol sayfasına atılırcasına yerleştirilmiş. Cam ve çelikten yapılmış ışık anıtı üzerindeki yıpranmış putrel parçası, sözkonusu yıkıcı olaya ve yaşamın sağlıklı doğasıyla çelişen ölümcül etmenlere gönderme yapıyor.

 

Piovego Kanalı kıyısında, kentin eski tahkimatının hemen dışında konumlanan Memoria e Luce, geleneksel anıtların masif ve sürekliliği vurgulayan tasarımına karşıt olarak, çağdaş metropolün hassas dengesine ve kolayca zarar görebilen niteliklerine işaret edecek şekilde camlı yüzeylerden oluşuyor. Onun anıtsal olmayan bir anıt sayılması mümkün.

 

Ancak, Memoria e Luce’nin asıl önemi, çağdaş toplumların duygudaşlık yapabilme yeteneklerini ortaya koymasından kaynaklanıyor. Padova’yı ve İtalya’yı doğrudan ilgilendirmediği aşikar olan bir olayın bu anıt aracılığıyla anımsatılması, uzak bir coğrafyadaki bir felaketin ondan pek az zarar görenler için bile ne denli etkili olabildiğini düşündürtüyor. Başka bir deyişle, Padovalılar bu anıtla sadece

11 Eylül’de ölen İtalyanlar’ı anımsamıyor, tüm olayı olanca trajedisiyle gündeme getirmiş oluyorlar. Dolayısıyla, başkasıyla duygudaşlık edebilmenin, onun acılarını önemsemenin zor hünerini çoktan öğrendiklerini gösteriyorlar. Giderek, anıt kavramının ulusalcılık çağında edindiği sınırlayıcı ve dışlayıcı anlamların nasıl adım adım aşıldığını görme olanağı doğuyor. Kendi acı ve başarılarından duygulanmanın ötesine gidip, ulusötesi bir çerçevede duygudaşlık etme çağının başladığını düşünmekte yarar var. Dünyanın bir yandan yeni kopuşlar ve düşmanlıklar üretirken, öte yandan yeni empatiler, yeni duyarlılıklar da yarattığını görüp sevinmek olanaklı. İsteyen, burada kıssadan hisse çıkararak, Türkler’in de yalnız kendi duyarlılıklarından ibaret olmayan bir dünyada yaşadıklarını farketmelerini dileyebilir. Belki bizden başkaları da acı çekmiştir, çekiyordur ve tıpkı bizim kendi acılarımıza duygudaşlık beklediğimiz gibi, onlar da duygudaşlık bekliyordur. Hatta belki bu gibi duygudaşlıklar karşıdan anlayış ve sempati görmenin de önkoşuludur.   

 

 

Mimarlık » Konu Başlıkları

© 2019 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler