Teknik ve Mimarlık Üzerinden Sciarc’ta Proje Okumaları Esin ya da Teknik

Yayın tarihi: 09.01.2007

Teknik ve Mimarlık Üzerinden Sciarc’ta Proje Okumaları Esin ya da Teknik

    

Sciarc, Los Angeles’ta konumlanan bir mimarlık okulu. Akredite olmamış bir kurum. Dolayısıyla, ABD yüksek öğrenim sisteminin onaylanmış yönelim ve program yapılarına uymak durumunda değil. Bir gözlemci, okulu ve çalışmalarını irdeliyor.

 

Hernan Diaz Alonso’nun P.S.1 MoMA tasarımı inşaat esnasında, Haziran 2005.

 

Sciarc’taki Hernan Diaz Alonso stüdyosunda tez sunumları, Ağustos 2006.

 

 

Sciarc’ta öğrenci projeleri, Ağustos 2006.

 

Seda Zirek n Tasarım eylemi mevcut eylemlerin içinde en çok iktidar talep eden eylem olarak yorumlanabilir. Bunun başlıca nedeni eylemin öznesi ile olan yakın ilişkidir. Bu ilişki birçok farklı şekilde kurulabilir. Çoğunlukla sonuç ürün üzerinden öznesinin pahası biçilir. Örneğin bir mimar ne kadar yaratıcı ise, o kadar iyi ve başarılı bir mimardır. Lakin yaratıcılık başlı başına bir sorunsaldır. Kelimenin sözlük tanımı, birşeyi üretmeye yarayan farazi yatkınlık olarak geçer. Halk dilinde kullanılan yaratıcılığın neden-sonuç ilişkisi çerçevesinde açıklanması mümkün değildir. Mimarlık üzerine yapılan tartışmaların birçoğu da bu çerçevede temellenmiştir. Geleneksel görüşe göre yaratıcılık, mimarda varolan ve yaratma eylemi için yeterli olan bir özelliktir. Fakat yaratma eylemini böylesine kolaylaştırıp eleştiriye kapatan bu özellik, ürünün eleştirilmemesini sağlayacak kadar da güçlü değildir. Bu nokta ise, çelişkilerin ve içinden çıkılmaz tartışmaların başlangıcı olur. Nereden geldiği sorgulanamayan bir özelliğin ürünleri nasıl sorgulanacaktır?

 

Bu makalenin asıl amacı yaratıcılık diye bir kavramın olmadığını ispatlamak değil, bu kavramın mimarlık aktivitesi çerçevesinde yanlış yerde arandığını açıklamaktır. Aslında yaratıcılık ile teknik arasında yakın bir ilişki vardır. Daha açıklayıcı olmak adına, yaratıcılığın sorgulanamaz bir şekilde mimari üretimin kaynağı olduğu bir düşünce yapısında, ürüne “yaratıcısı” ve eleştirenler tarafından yöneltilen en basit sorulara birkaç örnek verelim: 1. Mimarlar zihinlerinde sonuç ürünün bir imgesini baştan barındırmalı mıdır? 2. Mimari tasarım sürecinde bilgisayar kullanımı ne kadar doğru birşeydir? 3. Formdan mı yoksa plandan mı başlamak gerekir?

 

Yukarıdaki sorular incelendiğinde birçoğunun ahlak kaygısı içerdiği rahatlıkla fark edilir. Tasarım eylemi tamamen yaratıcılığa bağlandığı için eylemin içi açıklanamayan dogmalarla doldurulur. Soruların cevapları da bu dogmalara bağlıdır. Bu bağlamda neden-sonuç ilişkileri kurmak imkansızlaşacaktır.

 

Tasarım eylemindeki yaratıcılık özelliğini farklı bir noktada konumlandırıp tasarım sürecine bir bilim olarak bakıldığında ise sorular ve dolayısıyla cevaplar daha açık olmaya başlar. Böyle bir bakış açısına sahip tasarımcılardan Hernan Diaz Alonso (P.S.1 MoMA yarışması 2005 yılı birincisi ve SFMOMA yaz enstalasyonunun sahibi) mimarlığı bir deney süreci olarak açıklar1. Bu sürece başlamadan önce aynen bir bilim adamı gibi tasarımcının da aklında hipotezler vardır. Bu hipotezler süreci ve teknikleri belirler. Deneyler sonrasında hipotezler değişebilir. Bazen başta hiç tahmin edilemeyecek sonuçlara ulaşılabilir. Bu durumda tasarımcının yani “bilim adamının” en büyük başarısı eylemin başında öngördüğü teknik seçimlerdir. Başarılı bir bilimadamı hangi tekniğin daha ilginç sonuçlar doğuracağını ve hedefe götüreceğini öngörebilir. Yaratıcılık, işte tam bu noktada aranmalıdır. Diaz Alonso’nun pozisyonundan bakıldığında, onun laboratuarı bir üçboyutlu tasarım platformu olan Maya’dır2. Son zamanlarda “küçük davranışlar” (micro behaviors) olarak adlandırdığı mimari unsurlarla ilgili araştırmalar yapmakta ve bu araştırmaları yaparken, Maya programı tekniğinde önemli bir yer tutmaktadır.

 

Piyasadaki mimari tasarım programlarında genelde üç çeşit geometri tipi görmek mümkündür. Bunlar; poligonlar, nurb’ler ve subdivision’lardır. Bu geometri tiplerinin farklı özellikleri olmakla birlikte, bilinçli kullanıcılar amaçlarına göre bir geometri tipi seçerler. Bu noktada Diaz Alonso örneğinden devam edersek, onun araştırmalarında subdivision geometrileri kullanmak hayatidir3. O, bu geometri tipinin getirdiği olanaklarla dijital operasyonlarına devam eder. Bu tip araştırmalar yapan birçok tasarımcı yılların getirdiği tecrübeyle kendi tekniğini belirlemiş olup çalışmalarını sürdürmektedir. Başka bir örnek üzerinden konuşmak gerekirse, Fransız mimar Bernard Cache kendi tasarım programını geliştirmeyi tercih etmiş ve bir bakıma kendi laboratuarını kendisi kurmuştur. Bu laboratuardaki bütün girdileri ve çıktıları o belirlemiştir. Bu durumda mevcut bilgi önemlidir. Bilim metaforuna dönersek, özel bir bitki üzerine araştırma yapan bir bilimadamının o bitkiye dair mevcut verileri bilmesi gerekir. Bernard Cache mevcut keşfedilmiş geometri tiplerini ve bunlarla çalışan programları bilmektedir. Bu sayede kendi geliştirdiği platformda onları nasıl manipüle edeceğini de bulmuştur. Sonuçlar ise, hipotezlerine göre Bernard Cache’ı bambaşka bir mimari buluşa götürecektir4.

 

Hernan Diaz Alonso ve aynı tasarım stratejisini savunan birçok tasarımcı için tasarım süreci bir maceradır. Bu macera, genelde başlangıçtaki hipotezlerden bambaşka durumların teze dönüştüğü bir süreçtir. İşte bu yüzdendir ki, kullanılan araçlar yani teknikler oldukça önemlidir. Yazının başında tasarım eylemine yönelttiğimiz soruları bu “bilimadamı” tasarımcılara yönelttiğimizde cevaplar daha açıklayıcı ve dogmalardan uzak olacaktır. Yaratıcılık artık teknik seçimlerinde aranmalıdır.

 

 

 

Sciarc’ta öğrenci projeleri, Ağustos 2006.

 

Soru 1: Mimarlar zihinlerinde sonuç ürünün bir imgesini baştan barındırmalı mıdır?

Tasarım eylemine başlarken mimarın zihninde hipotezler vardır. Bunlar sonuç üründen çok tekniklerle ilgili bir ilişkiler bütünüdür. Örneğin A girdisinin B sonucunu doğurması mümkündür gibi bir eşitlik hipotez olarak kabul edilebilir. Mimari bir örnek vermek gerekirse, bir üçboyutlu tasarım programında “yükselt” (extrude) komutunun bütün bir küreye uygulanmış biçimi belli bir doku oluşturacaktır. Bu, deneye başlamaya yetecek bir hipotezdir.

 

Geleneksel görüşte, bu ilk sorunun cevabı, yaratıcı olan mimar herşeye dair bir öngörüye sahiptir ya da yaratıcılık, bir anda zihinde ürünün belirmesini sağlayan bir durumdur şeklinde olabilir. Bu bakış açılarından hiçbiri bilimsel bir tutum değildir. Bu bağlamda sonuç ürünün eleştirilmesi de manasız olacaktır. Bilimsel görüşte ise her nesne başka bir nesne ile, her varlık bir ya da birçok varlık ile ilişki içindedir. Bir laboratuar ortamı bu ilişkileri kolay okunur hale getirerek manipüle etmeye yarar. Fakat eski yaratıcı mimar argümanında ne ilişkileri tamamen okumak ne de bilimsel bir yorum yapmak mümkündür.

 

Soru 2: Mimari tasarım sürecinde bilgisayar kullanımı ne kadar doğru birşeydir?

Konu bilgisayar kullanmak ya da kullanmamaktan öte teknik seçmektir.

Bu teknikler ve onların bilimsel yöntemlerle okunması asıl amaç olduğundan, kullanılan kurşunkalem olsa bile, ona bir teknik yüklendiğinde bambaşka sonuçlar doğuracaktır. Örneğin Rotterdam merkezli bir mimarlık ofisi olan Nox’un kurucusu Lars Spuybroek’in teknikleri arasında mevcut malzemeler üzerine yaptığı araştırmalar da vardır. Bu noktada kendisi çok uzun süre plastik tüp ve vernik bileşiminden oluşan modeller yapmıştır5. Bu teknik yeni bir teknik olmayıp Frei Otto tarafından keşfedilmiştir. Frei Otto ve Buckminster Fuller gibi zamanın mühendis-mimarları şu anda kullandığımız birçok tekniğin öncüsü olmuşlardır6. Böyle tekniklere çok daha iyi bilinen bir örnek ise Antoni Gaudí’dir. Gaudí, ünlü Sagrada Familia projesinde iplerle yaptığı bir strüktürü aynadan okuyarak yerçekiminin form verdiği bir güç dengesini tersine çevirmiştir. Kilisenin formu ve taşıyıcı sistemi buna göre tasarlanmıştır. Bu yaklaşım, yukarıda bahsedilen subdivision yüzeyler üzerine geliştirilmiş teknikler gibi başka bir tekniktir.

 

Soru 3: Formdan mı yoksa plandan mı başlamak gerekir?

Üçüncü sorunun cevabı da ikinci soruda olduğu gibi teknik seçimiyle ilgilidir. Teknikler hipoteze bağlı olarak seçilir. Bu seçimler bir kez yapıldıktan sonra laboratuar olarak isimlendirebileceğimiz bir ortamda sınanacaktır. Bu noktada Bernard Cache’ın yaklaşımına dönersek, kendisinin “Hareketli Dünya” (Earth Moves) isimli kitabında Michael Speaks önsöz olarak şöyle der: “Görüntü denilen şey şu yaşadığımız dünyada devingen bir noktadadır. Dışarısı ve içerisi arasında belirgin bir çizgi yoktur. Ama onun yerine kompleks ilişkiler ile dış güçler içerinin çeşitliliğini, iç güçler dışarının çeşitliliğini arttırır”7. Bu bağlamda program başka bir ilişkiler bütünüdür ve önemli olan hangi teknikle bu ilişkilerin nasıl okunacağıdır.

 

Sciarc’ta yılsonu tez sunumları

Southern California Institute of Architecture (Sciarc), Tom Mayne’in kurucusu olduğu, Amerika’nın ünlü mimarlık okullarından biridir. Sciarc, merkezi eğitim sisteminden bağımsız bir etkinlik sürdürdüğü için mezunlarına resmi bir mimarlık diploması vermez ve bu bağlamda enstitü statüsündedir. Bu bağımsız duruşu kendi eğitim politikasını geliştirmesini sağlamıştır. Sciarc’ta mimarlık öğrencilerinin yılsonu projesi olarak bir tez sunmaları gerekir. Okulun yılsonu jürisini mimari tez sunumu olarak isimlendirmesi bir tesadüf değildir. Yukarıda açıkladığımız tür “bilimsel” mimari etkinlik yapan ve öğreten Sciarc’ın akademisyenleri, öğrencilerin de kendileri gibi mimarlığa bir “bilimadamı” olarak yaklaşıp ona göre pratik yapmalarını talep etmektedir. Tez konuları ve koordinatörleri öğrenciler tarafından onların ilgi alanlarına göre seçilir. Bu ilgi alanları doğrultusunda yapılan hipotezlerle birlikte mimari etkinlik başlar. Yılsonunda öğrenciden talep edilen, oluşturulan hipotezi teze dönüştürmesi ve buna örnek olabilecek bir mimari eser yaratmasıdır. Bir tez genel anlamda birçok mimari duruma uygulanabilir. Aynen bilimsel bir yasa gibi tez de genel bir kuraldır ve bu kuralı baz alan birçok mimari ürün verilebilir. Bu konuda başarılı olan mimarların birçoğu, zaman içinde ortaya koydukları tezleri istedikleri projelerde bir araya getirip mimari ürünü onların birleşimi olarak kurgulamaktadır.

Bu konudaki en iyi örneklerden biri Lars Spuybroek’in Soft Office projesidir.

O bu projede, Frei Otto’nun yüzey/çubuk tekniğini esas almıştır. Bu teknik, bir yüzey yaratılırken boşluktan yüzeye ya da yüzeyden boşluğa doğru oluşan geçişlere yoğunlaşır. Lars, Soft Office projesinde bu tekniği kendisinin yarattığı başka bir teknik olan uyumlu plan tekniği ile birleştirir8.

 

Bu bağlamda Sciarc’taki tez jürisi; Eric Moss (Sciarc’ın şu anki dekanı), Thom Mayne (Sciarc’ın ve Morphosis mimarlık ofisinin kurucusu), Hernan Diaz Alonso, Bill McDonald (Kol-Mac), Ferda Kolatan, Ed Keller gibi teknik bazlı mimarlık yapan isimlerden oluşur. 2006 yılı mezunlarının tez sunumlarına bir göz atmak gerekirse, öğrencilere gelen en büyük eleştiri okulun politikasını özümsemedikleri yönünde olmuştur. Okulun genelinde bunun halen daha en büyük problemlerden biri olduğu söylenebilir. Öğrenci projelerinden, dönem sonuna mutlaka bir bina tasarımı yetiştirme telaşı ve bu bağlamda eksik kalan tez araştırmaları açıkça okunmaktadır. Bunun nedenleri arasında zaman sıkıntısı birinci faktör olarak sayılabilir. “Bilimsel mimari” metodolojisi uzun süreli araştırmaları gerektirir. Bir dönemlik okul çalışması birçok öğrenci projesi için yeterli olmamıştır. Bütün sıkıntılara rağmen sonuç ürünler kaydadeğer ve öğrencilerin gelecekteki mimari yaklaşımlarına ışık tutmaya yeterlidir. n Y.Mimar Seda Zirek, YTÜ ve Columbia Üniversitesi.

 

Notlar:

1 www.sfmoma.org, www.ps1.org

2 Maya aslında Alias şirketinin yarattığı bir bilgisayar programı olmasına rağmen yakın zamanda Autodesk Alias’la birleşmiştir. Bu durum Maya’nın özgün versiyonunda birçok değişiklik yapılmasına yol açmıştır.

Bu program çoğunlukla animasyon sanatçıları tarafından kullanılır.

3 Subdivision geometri tipi esasen nurb ve poligon geometri tipinin kombinasyonudur ve geliştirilmesinde Pixar Film Stüdyoları’nın yoğun katkısı olmuştur. Geometri çeşitleri hakkında daha genel bilgiye ulaşmak için bkz.: www.seedwiki.com/wiki/mel_scripting/

general_information_about_geometries?wpid=700515

4 TopSolid, Bernard Cache’ın kullandığı ve geliştirdiği programın ismidir. Geliştirme süreci, TopSolid firması ile Bernard Cache arasında yıllar süren görüşmeler sonucunda olmuştur. Firma ve Bernard Cache ile ilgili daha ayrıntılı bilgi için bkz.: ww1.topsolid.com/us/news/news_press_detail.asp?id=141

5 Spuybroek, Lars, Machining Architecture, Thames and Hudson, New York.

6 Otto, Frei, Structure: a proposal for the classification and description of structures, Universität Stuttgart, Institut für leichte Flächentragwerke, Stuttgart, 1992.

7 Cache, Bernard, Earth Moves: The Furnishing of Territories, MIT Press, Cambridge, Mass., 1995.

8 Spuybroek, Lars, Machining Architecture, Thames and Hudson, New York.

 

Sciarc’ta öğrenci stüdyosu, “Hayaletlerin Evi” (Home of Phantoms), Ağustos 2006.

 

Sciarc’ta öğrenci stüdyosu, Ağustos 2006.

 

Sciarc okul binası, Ağustos 2006.

Mimarlık » Konu Başlıkları

© 2019 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler