Arredamento’nun 200. Sayısı ya da Arredamento Nedir

Yayın tarihi: 13.03.2007

Arredamento’nun 200. Sayısı ya da

Arredamento Nedir?

    

Uğur Tanyeli n Bu sayı Arredamento’nun 200. sayısı. Türkiye’de giderek gelenekselleşen (ama, Birinci Geleneksel ... Festivali gibi gelenekselleşen) bir kutlama alışkanlığı doğdu. Dergiler, gazeteler yaşamayı başarabildikleri için kendi kendilerini kutluyorlar.

Ya da belki kutsuyorlar demek daha doğru olur. Kutsuyorlar; çünkü, o meşhur deyişteki gibi “büyüsü bozulan bir dünya”da ve kutsallıkları tüketen bir çağda kendilerini merkez alan küçük bir kutsallık odağı, minik bir kült yaratmaya çabalıyorlar. Süreli yayınların yayınlanmakta devam etmesinin bile başlıbaşına yüce bir marifet, sadece ölmemenin bile bir azizlik mertebesi olduğu Türk yayın dünyasında bu herhalde doğal. Yalnızca bu bile o periyodiği bir kült nesnesine dönüştürmeye yeter. Ancak, Arredamento’nun bu kervana katılmayacağı açık. Dünyada

100. yılını doldurmuş mimarlık dergileri varken, Arredamento’yu 18 yıldır yayınlanıyor diye kutsamak en azından anlamlı değil.

O nedenle, bir 200. sayı dosyası yapmadık. Bir kutlama girişimimiz de yok. Olsa olsa, bu fırsatı 200 sayıya kimlik veren, homojenliği sağlayan “bir Arredamento çizgisi var mı” diye sormak için kullanabiliriz.

 

Bir Arredamento çizgisinin varolup olmadığını üzerinden zaman geçtikten sonra dışarıdan gözlemleyenler daha iyi yanıtlayabilir. Benim sorumsa, daha çok böyle bir çizgi oluşturma niyetinin bulunup bulunmadığına yönelik olacak. Bir dergiye çizgisini verenin “iyi” makale ve “iyi” tasarımları ardarda dizmek olmadığını biliyoruz. Birincisini akademik dergiler amaçlar. Onların çoğu zaman içerik sınırlarını çizen bir konu başlıkları vardır. O konu başlığına uygun ve kalite bağlamında kabul edilebilir makaleleri seçer, yayınlarlar. “İyi” tasarımları sunmayı hedef seçenlerse, daha çok popüler dergilerdir. Onlar tasarım avcılığı yaparlar, ele geçirdikleri tasarımları herkesten önce basmak için atlatmalara başvururlar. Haberi herkesten önce duyurmak olağan bir gazetecilik yaklaşımıdır. Tasarımsa popüler mimarlık-tasarım dergiciliğinde haberin ta kendisidir.

 

Arredamento her iki yaklaşımı da uygulamıyor. Onlardan farklı bir üçüncü yol izliyor. O yol, mimarlık ve tasarımda avangart yaklaşımlar üretmenin iyice imkansız hale geldiği bir evrede gidilebilecek belki tek yol. Her gün yeni bir mimarlık yordamı ve önerisini gündeme getirmek ve devrimsel rol oynadığını savlamak olanaksız hale geleli beri, sukünet değil, tam aksine sansasyonel hareket kazanan tasarım dünyasında, magaziner olmadan söz söylemek ancak bu biçimde mümkündür. Öncülük ve toplumsal önderlik rolleri oynamayı bırakan –çünkü, bu rolleri oynama olanakları ortadan kalkan– tasarım evreni, bu kez de geniş bir boş görüntü üretimine yönelmiştir. Başka bir deyişle, tasarımın, avangardizmin sağladığı olanaklarla bir zamanlar tasarımsal iddialar, bugünse marka ve model üretmekte olduğu söylenebilir. O halde, haberlerini avangart iddiaları sunmak ve tartışmak gibi başlıklarda vareden bir dergicilik için artık şans yoktur. Ortama yeni kurallar koymakla meşgul, angajmanları olan bir yayımcılığın zemini çoktan kayganlaşmıştır. Türkiye’de bu doğrultuda rol oynama iddiasında bulunan, mimari kimlikli olan ve olmayan çok yayın organı varsa da, kamusal alana çoğunluğun yararına düzen getirme iddialarıyla yürütülen totaliter, önderlikçi entelektüel misyonlar artık mümkün gözükmez. Öyleyse, şimdi ne yapılabilir?

 

Örneğin, Arredamento’nun yaptığı yapılabilir: Giderek çoğullaşan farklı toplumsal pratikler, farklı yaklaşımlar, farklı kültürel pozisyonlar arasında iletişimi sağlayan bir aracı rolü oynanabilir. Sadece tasarım alanının içişleri sorunlarına gömülmek yerine, dergi, toplumbilimden tarihyazımına, politikadan fotoğrafa, müzeolojiden edebiyata pek çok alanda dile getirilen ifadeleri, Bauman’ın deyişiyle, birbirine “tercüme edebilir”. Bunların birbirleriyle konuşabilmesi, birinde üretilenin ötekinde duyulması, daha önemlisi, her birinin gözünden ötekilere bakılabilmesi için bilinçli bir mecra olmayı hedefler. Sınırlar çizip, pratiklerin alanlarını titizlikle saptayan ve sonra da disipline etmeye kalkışan bir “çokbilmişlik” göstermez. Aksine, sınırlar yıkar, ufuk açar, disipline eden değil, özgürleştiren bir yaklaşımı öngörür. Arabuluculuk etmez; aracılık eder. Kurallar dayatmak isteyenlere değil, yorumlamak isteyenlere kucak açar. Yani, ortama, tüm bilgi alanlarına ve yaklaşımlarına eleştirel bir mesafeden bakar. Mahkum etmek isteyenlerin değil, anlamak isteyenlerin mecrası olur.

 

Bütün bunları yaparken kaçınılmaz olan, yalnızca Türkiye’ye, sorunlarına, dertlerine, kaygılarına odaklanma ısrarını bilinçli olarak terketmektir. Özetle, kendi gündelik paranoyalarıyla aşırı meşgul bir ortamdan itinayla uzak durmaya çalışmaktadır Arredamento. İçe kapanma öneren hiçbir yaklaşıma, Türkiye’yi yalnızca kendisine benzer sanan hiçbir yalıtımcı kültüralist tavra Arredamento’da yer verilmeyişi bundandır. Dışarıda çok daha şenlikli bir dünya olduğunu göstermek değildir bunu yapmaktan maksat. Burada yaşayanlara iç ferahlatıcı estetik görüntüler sunmak hiç değildir. Amaç, bir kez daha farklı disiplinler, kültürel pozisyonlar, tavırlar, yerler, uygarlıklar vs. arasında konuşmayı, anlaşmayı mümkün kılmaktır. Onun zemini olmaktır. Türkiye’den sadece Türkiye –ve o da ancak tek bir yaklaşımla– konuşulabilir sananlara, Türkiye’den bakılınca başka yerler, başka gerçeklikler görmenin mümkün olduğu anlatılmaya uğraşılmaktadır. Dışa kapanma, yalıtılma, kendi yağıyla kavrulma iradesi olağanüstü güçlü, kültürel kimliğini yitirme korkusu patetik ölçekli olan bir ülkede bu zor bir iştir. Ama, aynı oranda verimlidir de... n Uğur Tanyeli.

 

© 2019 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler