Modernliğin Vicdanı

Yayın tarihi: 28.05.2007

Modernliğin Vicdanı

 

İskender Savaşır

Kanat Kitap, Mart 2007, 121 s.

 

İskender Savaşır’ın çoğu Defter’de yayımlanmış felsefe, edebiyat ve resim içerikli yazılarının tematik bir derlemesi olan Modernliğin Vicdanı; Descartes, Heidegger, Merleau-Ponty, Hugo, Flaubert, Kavafis, Cézanne, Monet, Braque gibi düşünür ve sanatçıların yapıtlarında açığa çıkan “modern” tasavvurlardan hareketle modernizme dair eleştirel bir bakış sunuyor. Modernizme düşünmenin eşzamanlı ve yekpare bir sürece işaret eden soyut bir “nesne”si olarak değil; birbirinden tümüyle farklı özlem, umut, anı, imkan ve arzularla yoğrulmuş tekil insani tecrübelerde ifadesini bulan güncel bir kırılma ya da “zemin kaybı” olarak bakmayı öneren Savaşır; tarihin örtük sürekliliği içerisinde bugün de varlığını koruyan bu “gaip”in kökenlerini modernizm öncesinde aramaya çalışıyor.

 

Eleştirinin birincil görevinin yanıtlardan evvel “soruları sorgulamak” olduğunu savunan ve modernliği tümden inkar etmek yerine “anlama”yı tercih eden Savaşır’ın asıl amacı; Kavafis’in İskenderiye’si örneğinde berraklaşan şekliyle söylersek; paylaştığımızı varsaydığımız birtakım evrensel değerleri yeniden olumlamak adına kayıp bir cennet imgesi üretmek ya da bugünün muhtemel yönelimlerini kavramak için geçmişe başvurmaktan ziyade, tümüyle geride kalmış bir “yaşanmışlık”ın dile gelmemiş tarihi veçhelerini açığa çıkararak yaşamın somutluğuna olabildiğince yakın durmaktır.

 

Çalışmanın soyut emeğe indirgendiği kapitalist üretim ilişkileri içerisinde her daim yeniden üretilen, bu nedenle kısır ve tarihsiz bir varlık anlayışı olarak modernliğin temel çelişkisini oluşturan Descartes’ın özne-nesne düalizmi, en somut şekliyle kamusal/özel ayrımında görülmektedir. Savaşır, Hugo’nun öznelliğin diline tercüme ederek kurguladığı tarihsel anlatısı Sefiller ile Flaubert’in öznelliğin imkansızlığını vurgulamak üzere “Madame Bovary benim!” sözüyle taçlandırdığı gayri şahsi dilini, bu ayrımın yarattığı çıkmazları aşma yönünde yapılmış ters yönlü ve kifayetsiz birer deneme olarak okurken; Cézanne’ın bu bağlamda Avrupa geleneği içerisinde istisnai bir yer teşkil ettiğini iddia ediyor. Yazarın kitabın öne çıkan makalelerinden biri olan “Heidegger’in İşliği” başlıklı çözümlemesinde ise “çevre”, “etrafındalık”, “araç-gereç” ve “ele-gelirlik” gibi Heidegger’e ait kimi temel kavramlar birer yol gösterici olarak karşımıza çıkıyor.

 

Yayın » Konu Başlıkları

© 2019 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler