Ofisler zırhlarından kurtuluyor

Yayın tarihi: 24.10.2008
Ofisler zırhlarından kurtuluyor

Ofisler zırhlarından kurtuluyor

Globalleşme, ülkeleri ekonomik sistemlerini geliştirmeye zorluyor. Çalışma ve iş üretme kültürünün iyileşmesi yönünde aklın hakim kılınması, öncü firmalardan geniş sosyo-kültürel yapıya atlayarak yayılması, ancak globalleşmenin evrimci baskısının sürmesi ile mümkün olabilecektir.


“Günümüzde artık giderek daha çok insanın kendilerini, asırlardır süregelen ekonomik prangalarından ve ‘maaş için aybaşlarının iple çekildiği’ yaşamlarından özgürleştirmeye çalıştıklarını gözlemleyebiliyoruz.”

“Yeni Ekonomi” kavramı bugün benim için “İşi ve hayatı aynı anda makul ve sürdürülebilir bir pratikte nasıl yaşayabiliriz?” sorusu anlamına geliyor. “İş yaşamı-Özel yaşam” dengesi gerçekte nasıl işliyor?” Bunlar bize yeni toplumun, bilgi toplumunun, beyin işçileri toplumunun sordurduğu sorular…
Kimliklerin çok daha tanımlı ve daha az “kesişmekte” olduğu eski toplumsal yapılanmada hayat çok daha basitti. Kadınlar ev işlerini yapar, erkekler maaşlarını eve getirir, eşleri de onların kariyerlerini geliştirmelerine destek olurdu. Şimdiyse herkes kendi durumunu yeniden ele almak, hayatla yeniden pazarlık etmek durumunda. Ve çalışanlar işverenlerinden giderek daha çok şey istiyorlar: “Patronum benim için mümkün olan esnek bir hayatı ve çalışma koşullarını oluşturuyor mu?” Cinsiyetler arası çelişkiyi –dolayısıyla aile ve iş arasındaki çelişkiyi- yeni iş yaşamında genellikle çok hafife alınan bir unsur olarak görüyorum. Halbuki bu çatışma ağır kişisel ve varoluşsal krizler yaratabiliyor ve bu, özellikle de beyin işçilerine çok çok pahalıya mal olabiliyor. Bir zamanlar Max Weber’in öne sürdüğü gibi önümüzdeki en önemli görev “Endüstriyel Çalışma’nın demirden kabuğunu açmak” olacak. Günümüzdeki gibi dinamik bir kültürel yaşamda, her gün ve her gün sekiz saat “işe gitmek” bir zorunluluk olmaktan çıkmış durumda. Nitekim beyin işçiliği başka türlü çalışır ve hayat da başka türlü işler!.. Günümüzde artık giderek daha çok insanın kendilerini, asırlardır süregelen ekonomik prangalarından ve “maaş için aybaşlarının iple çekildiği” yaşamlarından özgürleştirmeye çalıştıklarını gözlemleyebiliyoruz. Giderek daha çok insan kendi işvereni haline geliyor ve en büyük yaşam birimlerinde bile bir “tek kişilik şirket”ler çağına giriyoruz. Gelirlerini geleneksel “kariyer” kavramları dışından kazanmaya başlamış olan bir “yaratıcı sınıf”tan söz ediyoruz artık. Bilgiye ve öğrenmeye doğru dönen trend nedeniyle bu “sektör”ün genişlemeye devam edebileceğini kolaylıkla tahmin edebilir, öne sürebiliriz. Yine de bu; yalnızca bu tarza uyabilen danışmanlık, yönlendirme, eğitim gibi alanlarda ve kapsamlı bir “network” varlığında söz konusu olabiliyor. Bu koşullar ve bu tür destekler olmadan kendini tümüyle izole etmek elbette mümkün değil. Yakın zamanda portföy yöneticileri gelecek vadeden yüksek potansiyelli hisseleri kovalarken karşılığında belki kendileri de yatırım yapılabilecek hisseler olarak takibe alınacaklar.
Globalleşme, ülkeleri ekonomik sistemlerini geliştirmeye zorluyor. Çalışma ve iş üretme kültürünün iyileşmesi anlamında “akıl”ın öncü firmalardan geniş sosyo-kültürel yapıya atlayarak yayılması ancak globalleşmenin evrimci baskısının sürmesi ile mümkün olabilecektir. Örneğin cinsiyetlerin rollerinin esnekleştirilmesi. Konu iş performansı olduğunda genellikle bu çok daha güç olabilecek ama kültürün bugünkü yönelimi göz önüne alındığında da giderek daha liberal, daha açık ve daha “çeşit”li iş ortamlarına doğru yol aldığımız söylenebilir. Bu da bizi, benim hislerime göre, belki eskisi kadar “güvenli” değil ama insanların hayat potansiyellerini geliştirmeleri –bireysel olgunlaşma- anlamında çok daha heyecan verici bir dünyaya doğru götürecek.
* Matthias Horx, Almanya’nın trendler ve gelecekteki eğilimler konusunda en prestijli araştırmacılarından biridir.

© 2019 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler