Adana

Yayın tarihi: 03.09.2007
Renklerin Coğrafyası

ADANA

Çukurova yaylasının ortasında yer alan ve Seyhan nehrinin bereketli sularıyla beslenerek tüm ülkenin tarım ihtiyacının çok önemli bir bölümünü karşılayan Adana Türkiye’nin 4. büyük şehri. Şehir Seyhan Nehri, Akdeniz ve Toros Dağlarının arasına kurulu. Adını Anadolu mitolojisindeki Hava tanrısı Kronos’un oğlu Adanus’tan alan şehir Hititlerden bu yana birçok medeniyeti topraklarında ağırlamış. M.Ö. 6000’li yıllarda yerleşimin başladığı sanılıyor. Aynı zamanda Hitit İmparatorluğu’nun ilk başkenti. Şehrin yakınlarında bulunan birçok ilçe de dahil olmak üzere Adana’da çok sayıda tarih eser kalıntısıyla karşılaşmak mümkün. Çukurova’da Erken Roma dönemine ait birçok mozaik karşımıza çıkıyor. Çukurova’nın en eski yerleşme yerlerinden biri, Adana’da ilk çağlardan kalma Tepebağ höyüğü. Höyükte rastlanan surlarla çevrili kent çekirdeği, burada neolitik çağda yaşanan kent dönemi sürecine ışık tutmakta. Kalıntılar, daha sonra Hititler’in de yaşadığı anlaşılan bu kentin, ticari ve askeri ilişkilerde önemli olduğunu kanıtlıyor. Tepebağ, Karataş’tan ya da Suriye’den gelen ticaret kervanlarının konaklama yeriymiş.

Adana, Roma ve Bizans İmparatorlarının zaman zaman ilgi duydukları bir yöre olmuş. Justinianus burada kamu binaları yaptırmış. Seyhan üzerindeki Taşköprü de o zamandan kalma bir yapıt. Adana, Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferinde Osmanlılara bağlanmış.

ADANA ETNOGRAFYA MÜZESİ

Adana Etnografya Müzesi şehir merkezinde yer alıyor. Kuruköprü mevkiinde 1845 yılında yapılmış ve terkedilmiş kilise binası 1924 yılından sonra müze olarak düzenlenmiş. 1972 yılında eserlerin yeni müze binasına taşınmasının ardından, kilise restore edilmiş, 1983 yılında ise Etnografya Müzesi’ne dönüştürülmüş.

YUMURTALIK

Adana’nın sayfiye kenti Yumurtalık ilçesinde, Aegea antik kenti kalıntıları bulunuyor. Ortaçağ’dan kalan Ayas Kalesi, Kanuni’nin 1536’da yaptırdığı Süleyman kulesi ve Marko Paşa İskelesi görülmeye değer. Yumurtalık Plajı denize girmek için de oldukça elverişli.

TAŞKÖPRÜ

Seyhan ırmağı üzerideki Taşköprü, Adana ve çevresindeki ilkçağ kalıntılarının en önemlisi. Roma imparatoru Hadrianus (117-138) zamanında yapıldığı sanılan köprü, Bizans Imparatoru Justinianus tarafından yenilenmiş (6. yüzyıl). Daha sonra da birkaç kez onarılan yapı 317 m uzunluğunda ve 21 gözlü. Halen 14 gözü sağlam.

BÜYÜK SAAT KULESİ

Vali Abidin Paşa tarafından 1881 yılında yaptırılmış. Tamamı kesme taştan olan kule 32 metre yüksekliğinde.

YILANLIKALE

Görülmeye değer bir başka yer de Ceyhan nehrine hakim bir tepeye kurulmuş olan Yılanlıkale’nin etkileyici kalıntıları. Ceyhan Nehri kıyısında yer alan Sirkeli’de de Hitit İmparatoru Muvattaliş’in Mısır yolunda burada konakladığını gösteren Hitit rölyefleri bulunuyor.

MİSİS

Adana-İskenderun yolunda, Yakapınar yakınlarında İpek yolu üzerinde olmasından ötürü zenginliğe kavuşmuş bir antik şehir olan Misis bulunuyor. Misis, Roma, Bizans, Memluk, Ramazanoğulları, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde gerek ulaşım, gerekse zengin tarım alanlarından ötürü önemli bir kent olmuş. Misis’de, zemininde Nuh’un Gemisi ile hayvanları da resmeden bir dördüncü yüzyıl hamam mozaiğinin de bulunuduğu çeşitli Roma Devri kalıntıları yer alıyor. Antik kentin yakınındaki Misis Mozaik Müzesi’nde de çeşitli hayvan tasvirleri yer alıyor. Müze, ören yerlerinden ve Adana Arkeoloji Bölge Müzesi’nden getirilen diğer mozaiklerle zenginleştirilmiş.

ULU CAMİ VE KÜLLİYESİ (RAMAZANOĞLU CAMİİ)

Ramazanoğlu Beyliği döneminin ünlü beylerinden Halil Bey tarafından 1507 yılında yaptırılmış. Külliye; cami, medrese, türbe (Halil Bey Türbesi), vakıf sarayı olarak adlandırılan harem dairesi ve Tuz Hanı da denilen selamlıktan oluşmakta olup, karemsi plan üzerine kurulu. Klasik Osmanlı camilerinden farklı olarak kitle etkisi çok fazla dikey olmayan Ulu Cami, Memluk ve Selçuklu üsluplarını yansıtıyor.

Cami, mimarisi ile olduğu kadar, taş işçiliği, renkli taş ve İznik çini süslemeleri ile de ünlü. Kare ve altıgen plakalar halinde, sıraltı tekniği ile yapılmış olan ve izleyenlerde hayranlık uyandıran çini süslemelerde, dönemin özgün renklerine uygun olarak, beyaz zemin üzerine turkuvaz, lacivert ve kırmızı hakim.

KOZAN KALESİ VE HOŞKADEM CAMİİ

Kozan Kalesi (Sis) tarihi yol üzerinde stratejik yönden önemli bir konumda yer alıyor. 9.yüzyılda Abbasilerin, 11 yüzyılda Selçukluların, sonra Haçlıların ve 1187’de Ermeni Prensliği’nin eline geçmiş. Her üç yılda bir yapılan vaftiz yağı çıkarma törenleri nedeniyle Hristiyan dünyasının önemli merkezlerinden olmuş. 1448 yılında Mısır Hükümdarı tarafından yaptırılmış olan Hoşkadem Camii oldukça görkemli yapı. Tek şerefeli minaresi, iki dilimli, çift renkli taştan yapılmış portaliyle tipik bir Memluk yapısıdır.

ANAVARZA

Kuruluş tarihi belli olmayan antik kent M.S. 408 yılında Klikya’nın başkenti olmuş. 8.yüzyıldan itibaren pek çok devlet arasında el değiştiren Anavarza, bir süre Ermeni Prensliği’nin merkezi olmuş. Antik kentin kenarında birden yükselen bir tepe üzerindeki Anavarza Kalesi ovadaki diğer kalelerin merkezini teşkil eder. Ören yerinde ayakta kalan kalıntılardan surlar, zafer takı, kale, sütunlar, yol ve bekçi evi önündeki mozaikli iki havuz ziyaretçilerin ilgisini çeken eserler.

ŞAR ÖREN YERİ

Tufanbeyli ilçemizin 20 km. kuzeydoğusunda Hititlerin dini merkezi konumundaki antik bir kent. Romalılar döneminde Comana adı verilen bu bölgeye Türkler Şar adını vermişler.  Hitit Ana Tanrıçası Magda-Mater adına düzenlenen dini törenlerin Şar’da yapıldığı biliniyor. Romalılardan kalma açık hava tiyatrosu, Bizans kilise kalıntısı, ana tanrıça tapınağının kapısı olan Alakapı, antik şehrin ayakta kalan eserleri.

YAĞ CAMİİ (ESKİ CAMİİ)

Saint Jacques Kilisesi’ne ekler yapılarak 1501 yılında Ramazanoğlu Halil Bey tarafından camiye çevrilmiş. Halil Bey’in oğlu Piri Mehmet Paşa, 1525’de minaresini, 1558’de de medresesini yaptırmış. Selçuklu Ulu Cami mimarisi tarzında.

AKYATAN - AĞYATAN GÖLLERİ

Akyatan ve Ağyatan göllerindeki kuş cennetleri, değişik kuş türleriyle görülmeye değer. Akyatan gölü Lagün mevkiinde Caretta Caretta ve Yeşil kaplumbağa türleri bulunuyor. Ayrıca Tuzla, Karataş dalyanı ve Yelkoma dalyanında çeşitli balık türlerini bulmak mümkün.

HARUNİYE TERMAL TURİZM MERKEZİ

Bahçe ilçesine bağlı Haruniye’nin kuzeyinde Ceyhan ırmağının kenarında yer alan merkez, Haruniye ilçesi merkezine 22 km uzaklıkta. Bikarbonatlı, Kalsiyumlu, Magnezyumlu, Hidrojen- Sülfürlü, Karbondioksitli bir bileşime sahip olan suyu içme ve banyo kürleri için kullanılıyor. Romatizma, kadın, deri, sinirsel hastalıklar, beslenme bozukluğu, karaciğer ve safra kesesi, mide ve bağırsak hastalıklarında iyileştirici etkisi olduğuna inanılıyor.

ANTİK KENT ADANUS
Birçok Anadolu kenti gibi o da adını mitolojiden alıyor. Söylentiye göre Gök Tanrısı Uranus’un oğlu Adanus şehrin ilk temellerini atmış. Birçok uygarlığın yaşadığı Adana bu uygarlıkların bıraktığı eserler açısından oldukça zengin. Sarıyakup, Alidede,Tepebağ, Kayalıbağ ve Türkocağı mahallelerindeki eski Adana evleri görülmeye değer. Seyhan Caddesi üzerindeki Arkeoloji Müzesi ve Kuruköprü civarındaki Etnografya Müzesi’nde bölgeden çıkan arkeolojik eserler ve Türk el sanatları sergileniyor.

PAMUK



Pamuk, Adana’nın ve bereketli Çukurova toprağının simgesi. Yörede bir yaşam biçimi yaratan pamuk tarlaları, çok sayıda sıra dışı öyküye de kaynaklık ediyor. Bölge ekonomisinin lokomotifi olan pamuk, mevsimlik işçilerin de ekmek kapısı... 

BODRUMKALE-KASTABALA ŞEHRİ
Osmaniye’ye 15 kilometre uzaklıktaki Kesmeburim köyü ve Bahçe köyü sınırları içinde. Kastabala’nın oldukça iyi durumda günümüze ulaşan antik yapı kalıntıları arasında en önemlisi sütunlu caddesi ve beş bin seyirci kapasiteli tiyatrosu. Bunun yanı sıra iki kilise, kale, Roma hamamı, stadyumu, kentin dört bir yanını çevreleyen  nekropolleri (Kaya oyma ve anıt mezarları) kentin yaklaşık 5 km kuzey - doğusunda Ceyhan nehri üzerindeki su kemeri kalıntısıyla Kastabala, Osmaniye’nin ve yörenin en önemli ören yerlerinden.

KARATEPE-ASLANTAŞ-AÇIK HAVA MÜZESİ
Kadirli’nin güneydoğusundaki Karatepe-Aslantaş Açık Hava Müzesi, ilçeye 22 kilometre, Osmaniye’ye 30 kilometre, Adana’ya ise 130 kilometre uzaklıkta. Bir Neo-Hitit bölgesi olan Karatepe Milli Parkı’nda Kral Asitawada’nın yazlık sarayının kalıntıları, Hitit ve Fenike yazıları içeren tabletler ve rölyeflerin sergilendiği açık hava müzesi bulunuyor. Tepenin zirvesinde, saray olduğu tahmin edilen iki tane yanmış bina harabesi ve zahire kuyuları mevcut. Kalenin biri güneybatısında, diğeri kuzeydoğusunda olmak üzere iki kapısı var. Güneybatısındaki giriş kapısında kırık parçalarla ekli iki aslan heykeli bulunuyor. Sağ ve sol yan odacıklarda esmer ve açık sarı, sert taneli bazalt taş bloklar üzerinde duvar kaplaması niteliğinde, o günün inanç ve yaşayışını sergileyen çeşitli figür rölyefleri (taş kabartmalar)ve aynı metin olmak üzere, karşılıklı Finike (çivi) ve Hitit hiyeroglif yazıları yer alıyor. Kapı içinde ise yaklaşık üç metre boyunda Fırtına Tanrısının heykeli bulunuyor. Kuzeydoğu kapısında insan başlı, aslan gövdeli, karşılıklı iki sfenks var. Buradaki Finike (çivi) yazıları sayesinde, önceleri tam çözülememiş olan Hitit hiyerogliflerinin okunmasına imkan sağlayan bir anahtar ele geçmiş. Dünya üzerindeki Hitit yazıları ilk defa burada okunmuş. Bu yazılarının çözülmesiyle Anadolu’da M.Ö. 2000 yılına kadar giden hiyeroglif yazıların tamamı okunabilmiş. Karatepe’nin 4 km kuzeyinde Haçlılar tarafından yaptırılan, 6 burcu ve bir gözetleme kulesi olan Kum Kalesi de bugün oldukça sağlam durumda. Osmaniye, İskenderun yol kavşağındaki Toprakkale Haçlılar tarafından yaptırılmış. Büyük İskender, Pers Kralı III. Darius’u İssos Ovası’nda yenmiş. Bugün bu bölge Dörtyol Ovası olarak tanınıyor ve yurdumuzun önemli miktardaki portakal, mandalina ve limonunu karşılayan narenciye üretim alanlarıyla kaplı.

Müze Tel : (+90-328) 719 20 73 -719 20 03

Ziyaret açık saatler : 08.00-16.30



TREKKING, AV ALANLARI, RAFTING
Toroslarda çok sayıda güzergah bulunmasına karşın en önemli trekking alanı, Pozantı Hamidiye başlangıç, Eğni suyu bitiş noktası olan güzergahtır. Gerek dağ sporları, gerekse av turizmi için çok uygun alanları kapsıyor. Feke’den geçen Göksu Irmağı coşkulu akışı ve güçlü debisiyle rafting turizmi için ideal.



SEYHAN BARAJ GÖLÜ
Adana’nın kuzeyinde Seyhan baraj gölü bulunuyor. Oldukça geniş bir alana yayılan baraj gölü, yüzmeye ve tekne turlarına elverişli.

ALIŞVERİŞ



KÖK BOYA GELENEĞİ
Adana ve çevresi, özellikle Osmaniye-Karataş’ın kök boyalı yünden dokunan halı ve kilimleri ile ünlü. Ayrıca yöreye özgü lezzetlerden cezerye ve şalgam suyu, ziyaretçilerin mutlaka denedikleri tatlardan. Adana’da bakır işçiliği de meşhur. Merkezdeki bakırcılar çarşısında bakır işçiliğinin en güzel örneklerini bulabilirsiniz.

YÖRESEL TATLAR

KEBAP DİYARI




Adana yöresinin zengin bir mutfağı var. Yemeklerin başlıca malzemeleri un, bulgur, et, sebze, çeşitli baharatlar, süt, yoğurt, peynir ve çökelek. Yörenin kendine has ünlü yemeği “Adana Kebabı”. Yanında bol yeşillik ve soğanla yeniliyor ve şalgam suyu ve ayran içiliyor. Diğer ünlü yemekleri cratlak kebabı, içli köfte, çiğ köfte, analı kızlı, humus, bartefit, sıkma, şırdan, mumbar, etli köbe, dul avrat çorbası, yüksük çorbası.
Ayrıca tabii ki Adana’ya kadar gitmişken yörenin en ünlü içeceklerinden şalgam suyunun tadına bakmayı unutmayın.




Daracık sokakları, bol pencereli evleri ve zengin tarihi dokusu ile Antakya tam bir Akdeniz kenti.

© 2019 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler