Akdeniz’in İncisi Kemer

Yayın tarihi: 03.09.2007
Renklerin Coğrafyası

AKDENİZ’İN İNCİSİ Kemer

 

Antalya’ya 42 kilometre uzaklıktaki Kemer, en az Antalya kadar önemli bir turizm merkezi. Sahip olduğu tarihi ve doğal zenginlikler her yıl çok sayıda turisti bölgeye çekiyor.


Kemer’de deniz, orman ve dağlar birleşerek seyrine doyum olmayan bir görüntü oluşturuyor. Beldibi mevkiinden başlayarak Tekirova’ya kadar uzanan kıyı tamamen doğal plaj. Kemer’in her yerinden denize girebilir, benzersiz doğanın tadını çıkarabilirsiniz.


Deniz, kum, güneş ve tarihin yanyana geldiği eşine az rastlanır güzellikte tatil beldesi Kemer; Phaselis, Olympos, Yanartaş gibi tarihi yerleri ve 62 kilometrelik kıyı şeridiyle benzersiz güzellikler sunuyor yerli ve yabancı konuklarına. İlçe, çevresindeki dev tatil köylerinin yanı sıra irili ufaklı birçok otelle her tür konaklama ihtiyacına cevap verebilecek nitelikte.
Kemer’e gidenler pek çok turistik beldede olmayan bir imkana sahip. Denize girmek için herhangi bir ulaşım aracına binip yol yapmanıza gerek yok. Beldenin içinde her yerden denize girmek mümkün. 2 kilometrelik kumsalıyla dikkat çeken Adrasan, sahip olduğu tarihsel değerinin yanında kilometrelerce uzanan sahiliyle Olympos, ormanla sahilin birleştiği noktada modern turistik tesislere ev sahipliği yapan Tekirova ve mavi bayrak ödüllü plajlarıyla Beldibi, Kemer’de denizle kucaklaşmak isteyenlerin buluşma noktaları.
Kalabalıktan uzak durma niyetinde olanlara da pek çok imkan sunuyor Kemer. Akdeniz’in turkuaz rengi kıyılarında tekneyle çevre turlarına çıkabilir, jeep safarilere katılarak Torosların  patikalarında farklı heyecanlar yaşayabilirsiniz.
Yörenin bu geziler kadar ilgi gören bir başka zenginliği de mağaralar. Başta Beldibi Kaya Sığınağı olmak üzere, Peynirdeliği ve Sırtlanini mağaraları her yaştan, her milletten insanın akınına uğruyor.
Bölgenin sualtı güzellikleri, su üstündekilerle yarış halinde. Dalış meraklıları Kemer’den çok memnun kalacaklar. Bölgede dalışa uygun çok sayıda yer var. Dalış kurslarından birine katılarak yepyeni bir hobi edinebilirsiniz.
Eğlence hayatı da oldukça hareketli Kemer’de. 24 saati dolu dolu yaşayan beldede, özellikle geceleri bir başka güzel. Akşamın serinliği ile birlikte herkes kendini sokaklara atıyor. Masaları sokaklara taşan restoran ve kafeler, her türlü hediyelik eşyanın satıldığı tezgahların bulunduğu cadde ve sokaklar, kentin keyfini çıkarmak isteyen yerli ve yabancı turistlerle dolup taşıyor.

KEMER ADININ ÖYKÜSÜ
Bugün Kemer’in bulunduğu yerde, 1910’lu yıllarda Eski Köy adı ile bilinen, dağlardan gelen seller sonucu göl ve bataklıklardan oluşan bir yerleşim yeri bulunuyormuş. Eski Köy halkı, kendilerini bu sellerden korumak için, dağların eteklerinde 23 km. uzunluğunda taş duvar örmüş. Sonraları köy bu duvar nedeniyle Kemer adıyla anılmaya başlanmış.



TARİHÇE
Kemer’in tarihi, Antalya’nın tarihi ile hemen hemen aynı paralellikte gidiyor. Bölge, çağlar boyunca Phaselis ve Olympos gibi eşine az rastlanır ve bugünde kısmen ayakta olan antik şehirlere ev sahipliği yapmış. Bu şehirlerin kuruluşları M.Ö. 6. ve 7. yüzyıllara kadar dayanıyor. Yüzyıllar önce Dor zulmünden kaçan Rodoslular ve Giritliler, Akdeniz’in bu güzel beldesine yerleşmiş. Kemer’in tarihine baktığımızda M.Ö. 330’lu yıllarda Büyük İskender’in de bölgeye  geldiği görülüyor. Kemer, Helenestik Çağı M.S. 1. yüzyıla dek yaşamaya devam etmiş, ardından Roma dönemi başlamış.

BELDİBİ
Bir tarafında dağlar ve ormanlar, diğer yanında deniz olan Beldibi, sahil boyunca uzanan irili ufaklı otelleri ile önemli bir turizm merkezi. Şehir merkezine 20, Kemer’e 15 km. uzaklıktaki Beldibi, deniz, orman ve dağların bir araya geldiği doğasıyla her yıl çok sayıda yerli ve yabancı turisti ağırlıyor.

Son yıllarda kurulan modern konaklama tesisleriyle büyük bir gelişme gösteren Beldibi, Akdeniz’in hareketli beldelerinden sıkılanlar ve dinlenmek isteyenler için bir nevi sığınak. Birbirinden ilginç mimari yapılarıyla yanyana dizilmiş otelleri, renkli peyzajıyla dikkat çeken bahçeleri, ardı ardına sıralanmış yüksek ve yemyeşil dağları, denizi ve sahiliyle sadece izlemekle bile keyif alabileceğiniz  bir  belde. Mavi bayrak ödüllü plajın çevresindeki tesislerin birçok tatil yöresine kıyasla daha hesaplı konaklama olanakları sunduğunu belirtmekte fayda var.

GÖYNÜK
Sırtını Beydağları’na yaslayan Göynük, doğal değerleri ve turistik potansiyeli ile öne çıkan turizm yörelerinden. Buradaki otellerde kalanlar çam ve narenciye ağaçlarının arasından denize girme şansına sahipler. İlginç mağaralar, kanyonlar ve endemik bitki türlerine sahip olan Göynük, dağ turizmine ve doğa sporlarına uygun yapısıyla da dikkat çekiyor.


Kemer sahillerindeki birçok plaj, temiz deniz anlamına gelen mavi bayrak ödüllü. 


GÖYNÜK KANYONU
Göynük Beldesi’nin yaklaşık 15 kilometre yukarısında kalan kanyona ulaşmak için bazı oteller tarafından jeep safariler düzenleniyor. Sabahın erken saatlerinde rehberler eşliğinde çam ormanları içerisinde trekking yapabilirsiniz. Harika bir manzara eşliğinde yaklaşık 1 saat yürüyerek kanyona vardığınızda, daha ileriye ulaşabilmek için suya girmek zorundasınız. Kanyonun kaynağına varıldığında karşılaşılan manzara büyüleyici.

TEKİROVA
Kemer’e 17, Antalya’ya 50, Antalya Havaalanı’na ise 60 km. uzaklıktaki Tekirova’nın üç tarafı dağlarla çevrili. Bu şirin Akdeniz köyü, Toroslar’ın uzantısı olan Olympos (Beydağları) Dağı’nın hemen eteklerinde kurulmuş. Yaklaşık 5 km’lik sahil şeridi ile dağların arasında yeşilin her türlü tonunu görmek mümkün. Çam ormanlarının içinde yer alan 500-600 senelik çınar ağaçları, portakal, limon, mandalina ve nar bahçeleri Tekirova’ya doğanın kadar cömert davrandığını gösteriyor. Burada tarihi değerlerin, kumsalların ve ormanın bu kadar iç içe geçmesi, doğanın bu kadar iyi korunmuş olması insanda hayranlık uyandırıyor. Olympos’un zorlu zirvesinden bakıldığında, karşıda beliren manzaranın gerçek olduğuna inanmak güç.
Kış aylarında Tekirova’ya yaklaşık 1 saat uzaklıkta bulunan “Saklıkent Kayak Merkezine” gidilebilir. Ayrıca canlı müzik yapan bar ve restoranlara giderek beldenin hareketli gece yaşantısının keyfine varabilirsiniz.

ÇAMYUVA
Antalya’nın güney batısında yer alan Çamyuva, gerçekten de çamlar içinde bir kasaba. Antalya Havaalanı’ndan 45 dakikalık bir yolculukla ulaşacağınız Çamyuva’da birçok otel var. Batısında Tahtalı Dağı, güneyinde Phaselis Antik Kenti ile Tekirova beldesi bulunuyor. Çevre, turizm için gerekli olan deniz, güneş, tarihi yerler, yeşilin binbir çeşidi ve nitelikli konaklama tesislerine ev sahipliği yapıyor.


Yerli ve yabancı balık adamlar tarafından büyük talep gören Üç Adalar, Antalya’nın batısında dalışa açık az sayıda bölgeden biri.


Kemer ve çevresi hemen her tür su sporunun yapılmasına olanak tanıyor. Windsurf de bunlardan biri. Sörfü olmayanlar otel ve tatil köylerinden belli bir ücret karşılığında kiralayabilir.

OLYMPOS
Olympos, sahip olduğu tarihsel değerlerinin yanı sıra, 3200 metrelik sahili, endemik bitkileri, Caretta Caretta’ları, Chimera’sı, tüm sportif etkinliklere olanak veren muhteşem doğası ve pansiyon olarak kullanılan meşhur ağaç evleri ile tüm dünyada haklı bir üne sahip.

Bölge, sit alanı kapsamında olduğu için antik alan ve çevresinde yapılaşma yasak. Anayoldan portakal ağaçlarının kokusu eşliğinde Olympos’a indiğinizde bungalov tipi ağaç evlerle karşılaşıyorsunuz. Burası dünyanın dört bir tarafından gelen gezginlerin uğrak noktası olan Kadir’s Tree Houses. Yörede yapılaşma yasak olduğu için konaklama bu tip ağaç evlerde yapılıyor. Antik kentin içerisinden yaklaşık 10 dakikalık bir yürüyüş sonunda plaja ulaşabilirsiniz. Plaja gitmeden önce antik kenti gezmenizi öneririz. Olympos sahili, nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya olan Caretta Caretta kaplumbağalarının üreme alanı.  Beydağları Olympos Milli Parkı da dağcılıkla ilgilenenlerin akın ettiği bir yer. Burası yaz sezonu boyunca dağcılık aktivitelerine açık.



ÇIRALI
Olympos ve Chimera nedeniyle son yıllarda popülerleşen Çıralı Köyü, Kemer’e 35 kilometre mesafede kurulu.
Çıralı’nın küçük beyaz taşlarla bezili kumsalı ve masmavi denizi tatilcilerin ilgisini çekiyor. Kilometrelerce uzanan kumsal diğer tatil yerlerinden farklı olarak oldukça tenha. Çıralı plajı aynı zamanda Caretta Caretta’ların yumurta bıraktıkları kumsallarımızdan. Kaplumbağaların rahatsız olmaması için geceleri plaja girilmesine izin verilmiyor.



TAHTALI DAĞI
Tahtalı Dağı, Antalya Körfezi’nin kuzey-güney paralelinde uzanan ve aynı adla anılan Tahtalı Dağları’nın en büyük üyesi. 2366 metre yükseklikteki dağ, hemen her yönden görkemli biçimde seyredilebiliyor. Yılın büyük bölümünde zirvesi karla kaplı. Başta dağcılar ve doğa yürüyüşü meraklıları olmak üzere her doğasever için gerçek bir cennet. Ufak bir çabayla zirveye ulaşmak mümkün. Bunun için Kemer’in Belcik köyüne gelmek gerekiyor. Gösterdiğiniz çabanın karşılığı ise emsalsiz bir manzara... Eğer hava açıksa Antalya’dan Gelidonya Burnu’na kadar bütün sahil şeridi ayaklarınızın altında... Arka tarafta ise Beydağları ve Alakır Vadisi. Gerçek bir vahşi yaşam alanı olan yöre, Milli park kapsamında.


Beydağları, ziyaretçilerine bahar aylarında muhteşem bir doğa şöleni sunuyor.

CHIMERA (YANARTAŞ)
Çıralı’dan 2 kilometre kuzeye gittikten sonra karşınıza “U” harfini andıran küçük bir dağ gelecek. Çıralı’nın son evleri bittiğinde karşınıza çıkan patikayı takip etmeniz gerekiyor. Yolun sonunda çam ormanları başlıyor. Buradan itibaren küçük kırmızı noktalarla işaretlenmiş patikayı takip ederek yarım saatlik bir yürüyüş sonunda, denizden 250-300 metre kadar yükseklikte kayaların kendinden yandığını göreceksiniz.
Yeraltından sızan gazın tutuşturduğu Yanartaş’ın oluşumuna dair birçok efsane anlatılıyor: Argos Kralı’nın oğlu olan Bellerophontes, bir av partisi esnasında erkek kardeşini kazayla öldürdüğü için babası tarafından kovulmuştur. Ege Denizi’ni geçerek Anadolu’ya gelen Bellerophontes kendisine yeni bir yaşam kurar; yöre krallarından birinin yanında hizmetkar olarak çalışmaya başlar. Çeşitli kaynaklar yakışıklı bir genç olduğunu belirtir. Bu nedenle olsa gerek; kralın karısı Argos’un bu eski veliahtına aşık olur. Duygularını delikanlıya açıkça belli etmeyi de ihmal etmez. Ancak Bellerophontes yanında çalıştığı kralın karısıyla bu tür bir ilişkiye girmeyecek kadar onurludur, kraliçeyi reddeder. Kraliçe ise çok sinirlenmiştir. Krala giderek Bellerophontes’in kendisine zorla sahip olmak istediğini, elinden zor kurtulduğunu söyler. Kral çok kızmıştır. Bununla beraber delikanlıyı öldürmek istemez. Çağırıp eline bir mektup verir. Mektubu Xhanthos Kralı olan kayınpederine vermesini emreder. Mektupta Bellerophontes’in derhal öldürülmesi yazılıdır.
Yola çıkan Bellerophontes Xhanthos’a gelir ve yanında taşıdığı mektubu krala teslim eder. Mektubu alıp okuyan kral önce çok şaşırır. Bellerophontes’in saflığı ve temiz görünümünden oldukça etkilenmiştir. Doğrudan öldürmeyi göze alamaz. Bir süre misafir eder, sonunda Tahtalıdağ’ın çevresinde yaşayan Chimera canavarını öldürmesini talep eder. Chimera başı arslan, gövdesi keçi, kuyruğu ise yılan olan bir yaratıktır. Ağzından ve burnundan alevler saçmaktadır.
Görevi alan Bellerophontes yola koyulur. Yolda karşısına çıkan kanatlı atı (Pegasus) yakalar ve ona binerek ejderhanın yaşadığı yere uçar. Chimera onları görünce ateşler püskürterek yoketmeye çalışır. Pegasus’la birlikte Tahtalıdağ’a ulaşan Bellerophontes, dağın zirvesine yakın bir yerden canavarın hareketlerini kontrol eder. Oklarını hazırlar ve karşı saldırıya geçerek, ucu kurşunlu oklarını Chimera’nın ağzından içeriye sokmayı başarır. Canavarın midesi kısa sürede dağlanır. Korkunç yaratık hırıltılı sesler çıkararak yere yığılır. Chimera ölmüştür, ancak çürüyen bedeni yüzyıllar sonra bile ağzından çıkan ateşlerin sönmesine engel olamaz. Bazı kaynaklar günümüz olimpiyat oyunlarının ilk kutsal ateşinin buradan geldiğini yazarlar.

Bir başka efsaneye göre de, bu alevler yeraltındaki atölyesinde metal eriten demirci Tanrı Hephaistos’un atölyesinin alevleridir.


Anadolu mitolojisinde oldukça geniş yere sahip olan Chimera’nın 3500 yıldır yanmakta olduğu biliniyor. Tahtalı Dağı’nda yaz - kış yanan ateşin bir ejderin ağzından çıktığı dilden dile dolaşsa da, bu ender doğa olayının asıl sebebi yanıcı bir gaz.


KAYA SIĞINAKLARI
Beldibi’ndeki kaya sığınağı, hem tarih hem de doğa meraklılarının ilgisini çekiyor.
Kıyıdan 100 metre içeride, 25 metre yükseklikteki kaya sığınağı, küçük insan gruplarının barınabileceği iki bölümden oluşuyor. Mağarada üst paleolitikten neolitik başına kadar yaşandığını gösteren kalıntılar tabakalar halinde saptanmış. Beldibi’ne 5 kilometre uzaklıktaki Belbaşı ise deniz yüzeyinden 300 metre yükseklikte yer alan bir kaya sığınağı. Her iki sığınak da yaşamlarını avcılık ve toplayıcılıkla sürdüren Mezolitik çağ insanlarının kültürleri hakkında fikir veriyor.

PEYNİRDELİĞİ MAĞARASI
Gedelme Yaylası mevkiinde bulunan mağaranın 65 metre kuzeyinde Bizanslılara ait duvar ve kalıntılar var. Toplam uzunluğu 74 metre olan mağaranın girişe göre en derin yeri -19 metre.
Mağaranın büyük bölümü kuru. Sadece mağaranın sonunda ve en derin yerinde küçük bir gölcük bulunuyor. Mağara ağzının büyük olması nedeniyle ısı açık havaya bağlı olarak değişiyor. Mağara içinde sarkıt, dikit ve sütunlar oldukça gelişmiş.

SIRTLANİNİ MAĞARASI
Toplam uzunluğu 348 metre (ana galeri: 147 m.) olan mağaranın girişe göre en derin noktası -32 metre. Salon, yan yana gelişip duvar şeklini alan sütunlarla 5-6 bölüme ayrılmış. Salona bağlı tüm odalar sarkıt, dikit ve sütunlarla süslü.



ADRASAN
Eski adıyla Adrasan yeni adıyla Çavuş, 2 kilometre uzunluğundaki kumsalıyla tatilcilerin akın ettiği bir turizm merkezi.
Adrasan, yerli köy halkının turizm yaptığı ender yerlerden biri. Tesislerin yüzde 80’ini Çavuş Köyü sakinleri işletiyor. Bu tesislerde kaldığınızda kendinizi birkaç gün içinde aileden biri gibi hissetmeye başlıyorsunuz.
Adrasan’ın denizi sığ olduğundan yüzme bilmeyenler ve çocuklar için çok uygun. Su içinde yüzerken minik balıkların vücudunuza dokunduğunu hissedebilirsiniz. Adrasan sahilinin sığ oluşu nedeniyle koy, kış aylarında fırtınaya yakalanan gemilere barınak oluyor.
Gezi tekneleri Adrasan’dan çevredeki koylara günübirlik turlar düzenliyorlar. Adrasan’a 1 saat uzaklıktaki Suluada, Sazak ve Ceneviz koyları teknelerin uğrak yerleri. Yörenin yerlileri Suluada’dan çıkan suyun aç karnına içildiğinde böbrek taşlarını düşürdüğünü iddia ediyor. Adanın batısında mozaik görünümlü siyah ve beyaz taşlarla bezeli kumsalda denize girebilirsiniz. Kuzeydeki Sazak limanı da suyuyla tanınıyor. Sazak’ın suyunun da şifalı olduğu söyleniyor. Sazak limanı doğal bir havuzu andırıyor.
Yöre, Helenistik çağdan izler taşımakta. Yıllarca sit alan olması nedeniyle beton yığınına dönüşmeyen beldede sörf, su kayağı gibi aktiviteleri gerçekleştirebilirsiniz. Adrasan koyunun 25 metre sualtı görüş mesafesinin olması, balıkadamları yöreye çekiyor. 53 balık çeşidinin bir arada yaşadığı Adrasan’da en sık rastlanan balıklar orfoz, lağos, mercan, sinarit, ıskaroz, sarıgöz, akya, çipura ve kefal.


Kemer, birbirinden ilginç mimari yapıları, yan yana dizilmiş otelleri ve yeşil dokusuyla keyif alabileceğiniz bir belde.

© 2019 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler