Bir Ege Klasiği BODRUM

Yayın tarihi: 03.09.2007
Renklerin Coğrafyası

Bir Ege Klasiği BODRUM

 

Bembeyaz evler, daracık sokaklar, mavinin her tonunda çarşaf gibi bir deniz ve Ege’nin sıcak insanları, Bodrum’un tadına doyulmaz manzaralarından.

 
Bodrum'a ülkemizin tüm şehirlerinden düzenli otobüs seferleri ile ulaşabilirsiniz. Otobüs terminali şehir merkezinde. Bodrum’dan Yunan Adaları İstanköy'e (Kos) ve Rodos'a düzenli feribot seferleri yapılmakta. Ayrıca Datça (Knidos), Didim ve Dalyan'a da deniz bağlantıları bulunuyor. Feribot  ve deniz otobüslerinin hareket noktaları Ana liman’da yer alıyor. Bodrum-Milas Havaalanı ilçe merkezine 30 km. uzaklıkta. Ulaşım; THY servisleri, taksi ve dolmuşlarla yapılıyor.

Homeros’un "Ebedi mavilikler ülkesi" diye adlandırdığı, bir diğer Bodrumlu Cevat Şakir'in de "Başka yerde olup, nur içinde yatılacağına burada nur içinde yaşanır" demesi boşuna değil. Tarih boyunca, önceki adıyla Halikarnassos, sonra da Bodrum, paylaşılamayan ve uğrunda hep mücadele edilen bir cennet olmuş.

Bodrum, doğu ve batı limanlarının birleşmesinden meydana gelen yarımada üzerinde yükselen kalesi, iki limanın kıyılarına dizilmiş bembeyaz evleri, gümbetleri ve denize inen daracık sokakları, şöhreti dünyaya yayılmış yatları, tersaneleri ile ünlü bir tatil yöresi.

Bodrum, bir tatil yöresinden beklenen tüm unsurları hatta daha fazlasını bünyesinde taşır. Dünyanın dört bir yanından gelen zengin yatçılardan, kısıtlı bütçesiyle bir pansiyonda uzun yaz tatili geçirebilen gelir gruplarına kadar tüm kesimlerin beklentisini karşılayacak donanıma sahip.

Bodrum, insanın belleğinde öyle bir tat bırakır ki, o çok bilindik tatlara bile doyamaz, o anları bir daha, bir daha yaşamak ister insan. Bodrum’a hangi amaçla ve kaçıncı kez giderseniz gidin, size keyif verecek eğlenceleri de keşfedeceksiniz. İster dalış, sörf, yelken, paraşüt, su kayağı yapın, ister zıpkınla ya da kıyıdan oltayla balık tutmanın keyfini yaşayın, ister bir açık hava müzesi niteliğindeki Halikarnassos antik kentini, antik tiyatroyu, Bodrum Kalesi’ni gezerek insanoğlunun inanılmaz tarih serüveninin peşine düşün, ister atlayın tekneye Bodrum’u bir de denizden keşfedin, tek tek koyları gezin ya da adrenalin ihtiyacı içinde sıkışmış bedeninizi Bodrum’un güzelim doğası ile baş başa bırakın, trekking yapın, tepelere tırmanın, küçük gizli koyları keşfedin, jeep safarilere çıkın, doğanın bir parçası olun, yaşadığınızı hissedin...

Doğanın ve tarihin iç içe olduğu bu muhteşem yöre, tarihi zenginlikleriyle de göze çarpıyor. Dünyanın yedi harikasından biri olan Maouselum da Bodrum kaynaklı, su altında gömülü, yüzlerce yıl önceki batık gemilerin mirası amforalar da...



Bodrum, adeta düşler ülkesi... Bir gezginin arzulayabileceği herşey mevcut. Masmavi denizden, ıssız koylara, tarihi zenginliklerden çılgın eğlencelere kadar her türden sıradışı eğlence ve keyfin ünlü adresi.


AMFORA

Eski Yunanca'da "amphi" (iki taraflı) ve "phoros" (taşınabilir) kelimelerinden oluşan amforaların ilk örneklerine M.Ö. 3000'de Troya'da rastlanmış. Yaygın olarak kullanılmalarına ise M.Ö. 2000'li yıllarda Doğu Akdeniz'de rastlanıyor. Asıl işlevi ürün taşıma ve depolamak olan amphoralar, aynı zamanda süs eşyası olarak da işe yaramış. İçleri reçine ile kaplananlar şarap; mum ya da sakız ile kaplananlar da zeytinyağı taşımada kullanılmış. Alt uçları sivri olan amforalar, dik tutulmaları gerektiğinde tahta bir ayakla desteklenmiş. Ağızları kil veya mantar tıpalar ile kapatılan amforalar ise su taşımacılığında da kullanılmış. Bugün Bodrum’un simgelerinden biri olan amforalar pişmiş topraktan yapılıyor ve özel atölyelerde binlerce yıldan beri değişmeyen tekniklerle üretiliyor.

BEGONVİLLER ŞEHRİ



Rodos’ta başlayan rotasını Bodrum’a çeviren begonviller, şehrin simgelerinden biri.

Bodrum'un doğal görünümünün vazgeçilmez parçası olan begonvillerin anavatanı Brezilya. 1700'lü yıllarda Güney Amerika'ya giden Fransız botanikçi Baron Louis de Bouginville tarafından Avrupa'ya getirilmiş ve onun adını almış. Bodrum'da on bir ay çiçeği olarak tanınan begonvil, Rodos’tan aldığı birkaç dal begonvili evine götürmek isterken, Bodrum’a uğrayan ve kente bu güzelim çiçeği armağan eden meraklı bir turistin hediyesi. Bembeyaz Bodrum evlerini çarpıcı renkleriyle kuşatan begonvilsiz bir Bodrum’u düşlemek bile olanaksız.

TARİHÇE

Tarih boyu birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış olan Bodrum'un tarihi, arkeolojik bulgulardan da anlaşılacağı gibi beş bin yıl öncesine kadar dayanıyor.

Bodrum yöresinde izler bırakan ilk yerleşim yeri; St. Peter Kalesi’nin bulunduğu şimdiki küçük kayalık adaydı. O zamanlar kale tamamen suyla çevriliydi. St. John Şövalyeleri kendi kalelerini inşa etmeye geldiklerinde, M.Ö. 1100'lerde Dor’lar tarafından yapılmış daha eski bir kalenin kalıntılarıyla karşılaşmışlardı.

Çağlar boyunca Ege Adaları’ndan gelenlerin sayısız istilasına uğrayan Bodrum, Akdeniz'de hakimiyet kurmak isteyenler için de önemli bir merkez olmuş. Bölge, antik çağda Karya adını almış. Eski kaynaklara göre Karya bugünkü Muğla ilinin tamamı ve Aydın ilinin bir kısmını kapsıyor. Yerli halkının Karlar ve Lelegler olduğu biliniyor. Tarihin ilk kadın amirali olan I. Artemisia tarafından yönetilen Halikarnassos ise (Bodrum) Karya'nın önemli şehirlerinden birisiydi. Ardından gelen yıllar Bodrum’un Perslerin, Makedonların, Roma İmparatorluğu’nun ve Bizans'ın egemenliği altına girmesiyle devam etti. Bizans, 1071 yılında Selçuklu Sultanı Alparslan'dan büyük bir darbe yiyerek Anadolu üzerindeki tüm hakimiyetini kaybetti. Kayı boylarından Menteşe Bey, hakimiyetini resmileştirdikten hemen sonra bölgenin merkezini daha güvenli olması bakımından Milas ve Beçin'e taşıdı. Osmanlı Devleti’nde 1402'den sonra taht kavgaları başlayınca Anadolu beylikleri yeniden bağımsızlıklarını ilan etmişlerdi. On yıl kadar süren bu çalkantılı dönem I. Mehmed'in Osmanlı'yı yeniden tek bir idare altında toplamasıyla son buldu. Menteşe Beyliği de bir Osmanlı sancağı konumuna getirildi. Ancak Halikarnassos hala Rodos Şövalyeleri’nin elindeydi. Akdeniz'i bir Türk gölü haline getiren Kanuni Sultan Süleyman 1522 yılında düzenlediği bir seferle Rodos ve Halikarnassos'u Osmanlı topraklarına kattı. Böylece Halikarnassos beş bin yıllık çalkantılı bir serüvenin son durağına gelerek Ege'nin incisi, tatil cenneti Bodrum halini aldı.

HALİKARNASSOS’LU HERODOT

Tarihin babası kabul edilen ve gezi notlarını “Historia” adlı kitabında toplayıp ilk tarih kitabının  yazarı olan Herodot Bodrumlu. Pers hakimiyetinin sürdüğü yıllarda Halikarnassos’ta doğan Herodot (M.Ö 480-420) yakın bir akrabasının idamı üzerine Halikarnassos’u terkedip, Anadolu’yu gezmeye başlamış. Döneminin bilge kişilerinden biri olarak kabul edilen Herodot sonunda Roma’ya yerleşerek, ona büyük ün sağlayacak gezi notlarından oluşan tarih kitaplarını kaleme almıştı. 

 

 

PETRUM’DAN BODRUM’A

Bodrum, adını, Saint Jean Şövalyeleri’nin yaptırdığı Bodrum Kalesi’nden almış. Bodrum Kalesi Saint Jean Şövalyeleri tarafından, Saint Petros adına yaptırılmış ve kale çevresindeki yerleşim yerleri Petronium olarak adlandırılmış. Bodrum Kalesi’nin adı Saint Petrum, Halikarnassos'un bir diğer adı da Petrum olmuş. Petrum sözcüğü, halk arasında Bodrum'a dönüşmüş ve şehir bu adla anılmaya başlamış.



SU PERİSİ SALAMAKİS’İN ÖYKÜSÜ



Hermaphroditos, tanrıların mesajlarını ulaştırma yetkisine sahip olan Hermes ile aşk tanrıçası Aphrodite'in oğludur. Adını anne ve babasından alan Hermaphroditos, yakışıklılığı ve mükemmel fiziği ile ün salmış genç bir adam. Çıktığı bir seyahat sırasında yolu şimdiki Bodrum'un Bardakçı Koyu’na düşer.

Berrak küçük bir akarsuyun kıyısında dinlenirken, o sularda yaşayan su perisi Salmakis tarafından fark edilir. Hermaphroditos'a görür görmez vurulan Salmakis yakışıklı gence aşkını sunar, ancak reddedilir. Bunu gururuna yediremeyen güzel Salmakis, ikisinin bedeninin bir daha birbirlerinden hiç ayrılmamaları için bütün tanrılara yalvarışta bulunur. Tanrılar da Salmakis'in bu dileğini kabul ederler. Hermaphroditos ile güzel Salmakis'in vücutlarını birleştirirler. Böylece ortaya, Hermaphroditos'un kusursuz erkek güzelliğine, Salmakis'in kadınsı ruhunun eklendiği çift cinsiyetli bir beden çıkar. Bu mitolojik efsane giderek unutulmaya yüz tutsa da, "Hermaphroditos" sözcüğü çift cinsiyetlilik anlamını kazanmış ve 17. yüzyılda sözlüklere girmiştir. Sık sık çeşme taşı olarak kullanıldığı görülen bu heykellerden biri bronz ve diğeri de mermer olan iki örneği halen Efes Müzesi'nde bulunuyor. Bu efsaneyi konu alan ve başrolünü Sophia Loren'in oynadığı bir de film yapılmıştı.

Cumhuriyet Caddesi’ndeki barların yanı sıra Banka Sokak ve iç limanda da pek çok eğlence yeri bulunuyor. Taverna müziğinden caz müziğine kadar her türlü müziğin dinlenebileceği barlarda, Bodrum geceleri çok çekici.


RENKLİ GECE HAYATI

Bodrum, Ege kıyıları içinde gece yaşamının renkliliği ile tanınmış en önemli tatil kentimiz. Günün her saatinde değişen canlılığı ve renkliliğin yanı sıra, gece yaşamının olanca çekiciliği Bodrum'un ana karakteri. İskele Meydanı’ndan başlayıp Kumbahçe mahallesinin sonuna kadar devam eden Cumhuriyet Caddesi’nde yaz geceleri adım başı rastlanan meyhaneler, diskotekler, tavernalar ve barlar her yaştan insanın eğlenmesine olanak tanıyor. Bodrum gecelerinin gizemli koyuluğu içinde, eski çağlardan kalmış bir tılsım gibi parıldayan kalenin manzarası, Bodrum akşamlarına ayrı bir güzellik katıyor.

 



BODRUM’UN ÜNLÜLERİ



Mavi Yolculuk, Türk aydınlarıyla özdeşleşmiş, Ege’ye özgü bir tatil biçimi.

Bodrum’la simgeleşmiş Halikarnas Balıkçısı namıyla anılan Cevat Şakir Kabaağaçlı, Bodrum sevdalılarının en ünlüsü.

Osmanlı Dönemi’nde Bodrum’a sürgüne gönderilen, fakat bu sürgün kentini adeta bir cennete dönüştüren Balıkçı, sürgün döneminden sonra da hayatını burada sürdürerek Bodrum ile yöre insanlarının yaşamlarını anlatan çok sayıda kitap kaleme aldı. Sonra Balıkçı ile birlikte Selahattin Eyüboğlu’nun, Bedri Rahmi’nin, Azra Erhat’ın Bodrum çıkışlı mavi yolculuk dönemi başlıyor. Ardından edebiyat ve sanat dünyasından çok sayıda isim Bodrum aşığı olarak anılıyor. Selim İleri’den, Fethi Naci’ye, Hilmi Yavuz’a kadar... Sahne dünyasının da pek çok ünlüsü Bodrum büyüsünden nasibini almış. En ünlüleri, hayatının bir bölümünü burada geçiren Zeki Müren’di. Neredeyse bir dönem, Bardakçı Koyu Zeki Müren’in adıyla anıldı.

BEACH MODASI

Son yıllarda Bodrum’un en gözde mekanları beach’ler. Gündüzleri güneşlenip, denize girilen ve her tür su sporunun yapıldığı bu mekanlar, geceleri birer eğlence merkezine dönüşüyor. İstanbul’un hareketli gece ha-yatını Bodrum’a taşıyan bu mekanlar lüks tarife plaj-gece kulübü hizmeti veriyor.

 



YELKENLER FORA!



Bodrum Kupası; her ekim ayının üçüncü haftası düzenlenen ve 10 yılı aşkın bir süredir devam eden eğlenceli bir buluşma. Yelkenli yatların katıldığı ve Bodrum Yacht Club tarafından organize edilen Bodrum Kupası yılda bir kez düzenleniyor. İlki 1989 yılında gerçekleştirilen Bodrum Kupası’nın rotası Datça, Ekincik, Gökova Körfezi ve Mandalya Körfezi şeklindeydi. Giderek Güllük Körfezi’nin önemli liman ve koylarını da kapsayan yarışma önceleri sadece “Bodrum tipi” olarak bilinen “Gulet” teknelerle sınırlıyken, katılım genişletilerek diğer teknelerin misafir kategorisinde yarışması da sağlandı.

Türk ve yabancı bandıralı her tür yata açık olan yarışlarda yatlara yolcu da kabul edilmesi etkinliğin renkli ve sıradışı özelliklerinden.

Bodrum kupasının başlıca amacı yat kiralama filosunun kaptanları ve mürettebatı arasındaki ilgi ve becerinin gelişmesini sağlamak. Bodrum Kupası, aynı zamanda tekne gezisi sezonunun bir kutlaması niteliğini taşıyor ve yat kiralayıcılarının da dostça biraraya gelmelerini sağlıyor.


GELENEKSEL BODRUM EVİNDEN GÜNÜMÜZE



Günümüzde geleneksel Bodrum evlerinden söz etmek pek olası değil. Yine de tüm Bodrum Yarımadası’na hakim olan yapı tipi begonvillerle süslü, beyaz badanalı, geniş balkonlu Ege’yi çağrıştıran Bodrum evleri.

Geleneksel Bodrum mimarisinin ortak özellikleri; penceresiz giriş katları, ikinci kata açılan kapılar ve korsanlara karşı alınan bir önlem olarak evlere çekme merdiven ya da köprüyle giriliyor olmasıydı. Günümüzde yasal koruma altına alınan bu evlere daha çok Ortakent civarında rastlanıyor. Bodrum Yarımadası’nda denizden gelecek saldırılara karşı bir önlem olarak köyler tepelere kurulurmuş. Saldırı zamanlarında köylüler buralara sığınır, canlarını böylece kurtarırlarmış. Bu evlerden bir kaçına Gümüşlük sırtlarında rastlanıyor. Bu tip yerleşimlerin en güzel örneği bölgedeki Karakaya köyü.

Burada tarihi bir değirmen ve tamamı taş evlerden oluşan küçük bir yerleşim yeri mevcut. Evler kare, çatılar geren adı verilen, kilden toprakla karıştırılmış sazla kaplı. Daha büyük yerleşim yerlerinde ise evlerin çatıları mutlaka Marsilya kiremiti ile kaplanmış. Gerçek taş evlerde mermer ve iyi kesilmiş kireçtaşı kullanılıyor. Ayrıca Bodrum’un Rum evlerindeki avluların zeminlerinde çakıl taşından yapılan ve karlato denilen mozaiklere de rastlanıyor.

 

 

ÇÖKERTMEDEN ÇIKTIM DA HALİLİM!

Çökertme, Bodrum'un en ünlü türküsüne adını veren köy. Çökertme türküsü de bu köyden iki gencin öyküsü.

Halil, bu köyde yaşayan karayağız, yiğit bir delikanlı. Köyün sarı saçlı, çakır gözlü güzeller güzeli kızı Gülsüm’e sevdalı. Tüm erkeklerin gözü Gülsüm'de, en çok da Bodrum'un Çerkez Kaymakamı’nın. Halil, kaçakçı. Halil, kan kardeşi İbrahim Çavuş’la beraber yüklediği kaçak mallarla geri dönerken, ihbarcıları yanıltmak için Bitez Yalısı’na inecekleri haberini uçurur. Oysa Aspat’a ineceklerdir. Karanlık gece yanıltır iki arkadaşı. Aspat yerine yanlışlıkla Bitez'e yanaşırlar. Kaçak teknenin Bitez’e ineceği haberini alan Bodrum Kaymakamı kolcularını Bitez’e yerleştirmiştir bile. Çerkez Kaymakamı için fırsattır bu haber, çakır gözlü Gülsüm’ün kendisine kalması için. Gün ağarırken Halil ve İbrahim'in kaçak tekneleri Bitez'de pusuya düşer. Bir anda dört bir yandan kurşun yağmaya başlar. Boğuşma sırasında Halil, hain bir kolcu tarafından hançerlenerek öldürülür. Çakır gözlü güzel Gülsüm'ün de, Bodrumluların da yürekleri yanar. Karayağız yiğit Halil'in ardından bir ağıt söylene gelir o günden beri...

Çökertme'den çıktım da Halilim aman başım selamet...

 

BODRUM TİPİ TEKNE GELENEĞİ

Bodrum, yapım, bakım, onarım ve işletmeciliği kapsayan yat turizminin merkezi. İçmeler Tersanesi’nde adı artık neredeyse Bodrum'la özdeşleşmiş gulet tipi tekne yapımı geleneği halen sürdürülüyor.

Bodrum –Milas havaalanına 34 km uzaklıkta yer alan Karada Marina, 80’i karada, 450’si denizde olmak üzere toplam 530 yat kapasitesine sahip, tam donanımlı modern bir marina. Yüksek standarttaki hizmetleri ile batıdaki emsallerini aratmayan Karada Marina’dan her tür hizmeti edinmek mümkün.

Bodrum » Konu Başlıkları

© 2018 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler