Olcay Sönmez “Biz ihanet ettik, Batı sahip çıktı”

Yayın tarihi: 15.07.2008
Olcay Sönmez “Biz ihanet ettik, Batı sahip çıktı”

Olcay Sönmez “Biz ihanet ettik, Batı sahip çıktı”

Türkiye’de kurucu üyesi olduğunuz Chaine des Rotisseurs’ü biraz anlatır mısınız?

1248 tarihinde Fransa’da kurulmuş bir örgüttür. Sarayda, kralın yemeğini kontrol etmek amacıyla kurulmuş, zaman içinde gelişmiş ve bir kulüp halini almış. Fransız İhtilali sırasında kapatılmış ve unutulmuş. Geçtiğimiz yüzyılda flamaları ortaya çıkarılarak yeniden kurulmuş. Türkiye’de ise 13 yıl önce kuruldu, faaliyetlerine başladı ve aktif bir grup haline geldi. Young Komi Computation yarışması düzenlendi, başarılı olanlarla uluslararası yarışmaya katıldı. Bu yarışmalarda başarılı sonuçlar alındı. Şimdi Antalya ve Ankara’da da faaliyet gösteriyor.

 

Kitapta, ‘şarabın anavatanı Anadolu’dur’ diyorsunuz… Şarabın Anadolu’ya ait olduğu tezine dünya, özellikle Batı nasıl bakıyor?

Biz şaraba ihanet ettik. Şarap Anadolu’dan kovulunca, Batı şaraba kucak açtı. Yunan ve Roma kaynaklı olarak gösterilmesi de Batının çok daha sevgiyle kucak açmasını sağladı. Kilise kucak açtı, Müslümanlık reddetti şarabı. Ve onlar da kendilerininmiş gibi şarabı geliştirerek günümüze kadar getirdiler. Biz ise hala şaraba hainlik ediyoruz.

 

Hainlik derken ne kastediyorsunuz?

Üreten de, yasaları yapan da, hepsi bu kavram içinde… On sene öncesine kadar şarap, taraftar toplayıp meraklısını artırmıştı. Geçici de olsa geriye dönüş olmuştu. Ancak bugün, önüne gelen şarabı baltalayıp, önünü kesmeye çalışıyor. Devletin çıkardığı vergiler nedeniyle küçük üreticiler üretimi bırakıyor. Şarap üreticileri sirke ve pekmez üretimine kaydılar. Osmanlı’da olanlara benziyor olanlar... Küçük üreticiler dayanamadıkları için sonuçta üç beş marka piyasada kaldı. Üstelik onlar bile zor dayanıyorlar. Vergiler onları da çıkmaza soktu. İhracat tek umut kapısı oldu.

 

Fransa, İtalya, Amerika gibi ülkelerin egemen olduğu bir piyasada Türk üreticinin ihracat şansı var mı?

Çok zor. Üç-beş iyi niyetli firma uluslararası ortamda yarışabilecek güçte ama şu anda dış piyasaya hakim olan satıcılar bizden çok yol aldılar. Sadece Fransa değil, Avustralya, Şili ve Amerika artık hakim… Avrupa’da, eski Doğu Bloğu ülkelerinde şarapçılık sanayi haline geldi. Bugün vitrinlerde sayısız şarap var ve Türk şarapları pahalı kalıyor. Karşısında daha ucuz olan Şili, Moldovya şarabını gören, merak ettiğinden ya da denemek için alıyor. Yerli üreticilerin karşısına çıkarılan zorlukları kaldırmak gerekir. Monotip bir içki olan rakımızı yurt dışına satamayız, dünyaya rakı içiremeyiz ama şarabımızı içirebiliriz. Şarabın önünü açmak gerek.

 

Önü açılırsa…

Şarabın önünü açmak demek, teknolojinin de önünü açmak demektir. Rekabet teknikle gelişir. Üretimi dünya standartlarına çıkarmak bu yarışta üreticiyi üstün kılar. Tekniği alabilecek güçte bir üreticinin, elimizdeki yerli kökler ve yabancı köklerle dünya piyasalarıyla rekabet etme şansı var. Yarışın içindeyiz. Anadolu’da üzümün atası olan kökler var; Boğazkere, Öküzgözü, Kalecikkarası gibi… Bunlara Knidoskarası eklenecek çok yakında... Antik köklerden toplanarak bağlar hazırlandı. Köklerin ırkının İsa’dan önce 5 bin yıllarına dayandığı tahmin ediliyor. Bu şarabı içmek Knidos’taki sütunları okşamak gibi olacak. Dolayısıyla şarabın önünü açmakla Türkiye çok güzel imkanlar kazanabilir.

 

Şarapla ilgili yeni eğilimler var. Vidalı kapak, gazozlu şarap gibi… Bu gelişimler konusunda ne düşünüyorsunuz?

Bütün bunları ekonomik nedenlerle ilgili meseleler olarak görüyorum. Daha fazla satabilmek için yeni biçimler aranıyor. Meşe fıçı yerine çelik fıçı kullanılmaya başlanması, mantar yerine kapişon kullanılması, şişe ile servis etmek yerine kadehte şarap verilmesi de ekonomik nedenlerden… Son dönemde bazı büyük şirketler füzyon adını verdikleri bir eylem içine girdiler. Yerel ve ‘evrensel’ dedikleri üzüm türlerini karıştırıp füzyon çıkardıklarını söylüyorlar. Anlayamadığım, ‘evrensel’ vurgusunun neyi hedeflediği… Anadolu’nun, bütün üzümlerin atası sayılabilecek üzümlerine haksızlık olmuyor mu? Füzyon şarap olmaz… Bence bütün bu arayışların nedeni de yerli şarabın önünün kesilmesi. 

 

Ülkemizde şarap tüketimi sizce nasıl bir yolda?

Şarap, karşısına çıkarılan engeller yüzünden zorluk yaşıyor. Bundan sonraki 15 gün içinde ne olacağını bile bilemiyoruz. Pek çok küçük dükkanda şarap satılmıyor. Vitrinler kavun şarabı, vişne şarabı denilen, içi parfüm dolu içkilerle dolu. Yerli şarapların fiyatları yükseldiği için küçük dükkanlar uzak duruyor şaraptan. Ama bu Türkiye’de kaliteli şarap içilmiyor demek değil. Orta halli insanlar da şarap içiyor ve piyasaya ne çıktığını takip ediyorlar. Geçtiğimiz dönem yabancı şarapların piyasaya girmesi, gençleri heveslendirdi. Şarabı seven ve takip eden bir kesim var.

Hititçe’de ‘wiyana’, Almanca’da ‘wein’,

Kitaptan: Anadolu’nun geçmişinde şarap“Hatti ve Hitit dönemlerinde sadece içecek olarak değil ilahi iksir olarak kabul görüyordu; kutsal içecekti.Dinsel tören ve ritüeller, çoktanrılı Hatti-Hitit ve Sümer toplumlarında en önde gelen uğraşlardan biriydi. Hemen her gün bir dinsel şölen ve törenin yaşanmakta olduğunu düşünürsek, şarap neredeyse insan kanı kadar değerliydi.Törenler ritüelik uygulamalarla, ritüeller de sıkça uygulanan libasyonlarla gerçek anlamlarına erişebiliyorlardı. Bunlara kurban ve ölü yakma törenleri de dahildi. Dinsel törenlerin ‘olmazsa olmaz’ı tanrılara verilen sunuydu ve libasyon denilen yere dökmek suretiyle tanrılara içki sunmak şeklinde yapılıyordu. Libasyonlarda kullanılan en değerli, en geçerli içki bira, çoklukla da şaraptı.

Anadolu’ya yerleşmelerin evvelinde şarabı bildikleri anlaşılan Hititlerin dilinde şaraba ‘Wiyana’ denirdi. Üzüm ve şarap için kullanılan bu kelimenin tanısının, günümüz dillerine ne kadar benzediği ortada. Almancada ‘wein’, İngilizcede ‘wine’, Fransızcada ‘vin’ olan bu kelime Latincede ‘vinum, Grekçede ‘oinos’ diye adlandırılıyor.3000-2000’li yıllardan beri yazıt ve tabletlerde bağbozumu tören ve şenliklerinden coşkuyla bahsediliyor olması, günümüzde halen kutlanmakta olan bağbozumu geleneğinin nerelerden geldiğini anlatmakla kalmıyor, giderek tahayyül bile edemeyeceğimiz kadar uzaklara ulaşabileceğini de gösteriyor bize.”

© 2019 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler