ENGİN GÜRKEY VE GÜLDESTE

Yayın tarihi: 26.12.2008
ENGİN GÜRKEY VE GÜLDESTE

ENGİN GÜRKEY VE GÜLDESTE

Engin Gürkey ile ilk tanışmamız 2005 yılının sonunda yayınlamış olduğu “World of Percussion” adlı albümü vesilesi ile olmuştu. O sohbetin sonucunda yazdığım yazıyı şu sözlerle bitirmiştim: Ritim nabızdır, yani insanın yaşamıdır, hepimiz birer ritimiz aslında. Belki de bu son cümle yüzünden onun yeni albümü Güldeste elime geçince bir başka perküsyon yolculuğuna çıkacağımı düşünmüştüm ama yanılmışım. Bu albüm de bir yolculuktu ama bu sefer Engin ayın öteki yüzü gibi kendi iç dünyasının bir başka yönünü bizimle paylaşıyordu. Ramazanın süslediği hoş bir Eylül günü bir kere daha onun atölyesine konuk oldum, güler yüzünü ve tatlı sohbetini yüreğime doldurdum ve dostlar bir Güldeste’nin peşine düştüm. Bu albümü küçük yaşta babasız kalmanın getirdiği şartlarda beni hem anne, hem de babalık yaparak yetiştiren, hakkını hiçbir zaman ödeyemeyeceğim sevgili anneme ithaf ettim. Seksenli yılların başlarında perküsyon dışındaki diğer enstrümanım piyano ile besteci kimliğim oluşmaya başladı. Bunun sonucunda yaşadığım etkilendiğim olayların bir özeti olan bu albüm ortaya çıktı. Ben onlara perküsyon çalarak eşlik ettiğim sözsüz şarkılarım dedim. İnsanlar benim bu yönümü hiç bilmiyorlardı. Albümde 11 şarkı bulunuyor. Bunlardan 8 şarkı bana ait. Engin Gürkey Ensemble olarak çalıyoruz. Ancak albümün yapılması bu grubu kurmamdan önce başlamıştı, birçok değerli müzisyen kayıtta yer alınca albümde kendi grubuma çalacak pek az şey kaldı. Albümün onur konuğu ise dünyaca ünlü ud sanatçısı Marcel Khalife ile oğulları piyanist Rami ve perküsyonist Bachar Khalife. Bunun yanında yine çok değerli sanatçı bana eşlik ettiler. Mısırlı Ahmet, Hüsnü Şenlendirici, Ercan Irmak, Donovan Mixon ve Yansımalar grubu sanatlarıyla albüme ruhunu verdiler. Albüm 2004–2007 yılları arasında 3 ayrı stüdyoda: zb-arya ve Virüs Yapım’da kaydedildi. Mix ve mastering’i Martin Spencer Cru’ya ait. Kalan Plak etiketi ile yayınlandı. Galipdede Caddesi’nden aşağı giderken sağ taraftaki sokaklardan birine saparsanız Engin Gürkey’in atölyesine ulaşabilirsiniz. Burası aynı zamanda bir perküsyon okulu. Alt kattaki atölyede ritim çalışmaları sürerken biz üst katta birer fincan çayın hoşluğunda Güldeste’nin öyküsüne kendimizi kaptırdık ve uzaklara gittik. Albümdeki her parçanın bir anısı, bir öyküsü var. Engin bakın bunları nasıl anlattı: Albümdeki tüm parçalar değişik aşklar için yazıldı, dost aşkı, anne aşkı ve daha birçok aşk için. Benim bir başka özelliğim de albümdeki tüm parçaları birilerine ithaf etmem. İlk albümüm bir perküsyon albümü idi, arşivlik bir çalışma idi. Bu albüm ise tamamen farklı. Bu ise benim tüm ruhumu ifade eden bir çalışma oldu, bu yüzden de beni çok heyecanlandırıyor. Çalışmalar üç yıl sürdüğünden epey titiz çalışabildik.
Giriş parçası Sohbet-i Visal benim can dostum, sevgi ve hoşgörünün timsali Birol Yayla için yazıldı. Biz 10 yıldan beri Yansımalar grubunda neler paylaştık neler. Birol her zaman benim besteci kimliğimi cesaretlendirmiş bir insandır. Bu parçalar ilk olarak onunla birlikte Yansımalar grubu ile çalınmıştı. Tango Orient parçasını bir Donovan Mixon’un albümünden hatırlarsınız, bunu da vibrofoncu dostum Dave Samuels için yazmıştım.
Sardunya için çok söz söylemek gerekmiyor, sevgili anneciğim için yazdığım bir parça. Zaten albümün tamamını da ona ithaf ettiğimi söylemiştim Khiam bana göre dünyanın en mütevazı ve bir o kadar da büyük müzik ustası Marcel Khalife’nin bu albüme hediye ettiği üç parçadan bir parçası. Diğerleri de Meryem ve Pasaport.  Pasaport’u ilk dinlediğimde o kadar beğenip çalmak istemiştim ki, sonunda bu gerçek oldu. Bu parça sınırların üstünde olan gerçek pasaportun müzik olduğunu anlatır. Sevgili Marcel bu albümün kaydına katılmak için iki oğluyla İstanbul’a gelerek beni onurlandırdı. Bir derken üç parçasını çaldık ve bu güzel eserleri için hiçbir telif ücreti de almadı. Ona bütün kalbimle teşekkür ederim.
Güldede doğup büyüdüğüm mahalle olan İstanbul’un tarihi semtlerinden Karagümrük’te bulunan türbe ile ilgili anılarımı anlatıyor. Küçükken valide hanım benim mahallenin türbe ile kesişen sınırına kadar oynamama izin verirdi. Krişna benim ilk bestem, 1980 yılında yapmıştım. Bu parçayı hayat felsefemi derinden etkileyen Krişna Murti’ye ithaf etmiştim. İz ise farklı bir duyguyu anlatıyor. Bu parça İstanbul depreminde asker olarak gördüklerim ve hissettiklerimin ses olarak ifadesidir. Türkü halk müziğimizde adı bilinmeyen ama yapıtları ile yaşayan ve tüm halkların müziklerini oluşturan değerli ozanlara ithaf edilmiş bir parça. Bir şekilde onların da anılması gerektiğini düşündüm. Bir parçamı da doğa ve kayın ağaçları için yazdım, onun da adı Huş, umarım her zaman yeşil kalırlar. İşte böyle, Güldeste birbirinden farklı öyküler anlatıyor, ama son tahlilde küçük derelerin birbirine kavuşup nehir haline gelmesi gibi albüm de dinleyenlerin gönlünde bir bütün öykü haline geliyor. Ama ortaya çıkan şeye jazz denebilir mi diye sorarsanız, bundan sonra neler olacak diye merak ederseniz gelin bir kere daha Engin Gürkey’e kulak verelim. Bu proje ile yeniden doğdum diyebilirim. Yaptığımız müziği ben modern bir Türk müziği olarak tanımlıyorum, bu jazz değil. Ama içinde jazz da dahil bir çok öğe var. En büyük arzularımdan birisi de bunu yurt dışında da konserlerde çalabilmek. Yeni albümler yapacağım. Şimdi de bu sözsüz şarkılarımı sözlendirmek istiyorum ve biraz daha orta doğuya kaymak istiyorum. İnsan sesi anne karnında başlayan büyük bir serüvendir ve doğru kullanıldığı zaman çok etkileyici bir enstrüman olarak kullanılabilir. Çok da eğitici olabilir. Bu yüzden ben yeni çalışmalarımda ve albümüm de insan sesini bir araç olarak kullanmayı düşünüyorum. Ben Arap kadın vokalını çok seviyorum. Yeni albümümde muhtemelen bir Arap kadın vokalist yer alacak. Marcel de bana bu konuda kendi çevresi ile yardım edecek. Biraz evvel sizle konuşurken bir telefon geldi, asistanım konuştu, Marcel birlikte çalacağımız bir albüm projesini kabul etmiş. Çok mutlu oldum. Ama çok mutlu olduğum bir olay daha var. Kurduğum ritim atölyesi için geliştirdiğim müfredat İstanbul Teknik Üniversitesi MIAM tarafından kabul gördü ve bir perküsyon bölümü kuruldu. Bir yıldan beri bu müfredatı oradaki master ve doktora programlarında kullanıyorum. Bir çok yabancı öğrenci bu programa katılıyor. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuar’ındaki derslerim de sürüyor. Yapmak istediğim daha birçok proje var, her iki grubumu da sürdüreceğim. Birçok şey üretmek istiyorum. Bir stüdyo açmak istiyorum. Yaptığımız müzik ve kullandığımız değişik öğeler batılı müzisyenlerin de dikkatini çekiyor. Ben kendimizin özüne yönelik müzikler yaptığımızı ve bu yüzden ilgi çektiğimizi düşünüyorum Şimdi konserler de vermeye başladık, şirketlerin tanıtım konserlerinde çalmaya başladık. Bu müzikle Avrupa ve Amerika’ya açılmak istiyorum. Oturduğumuz odanın alt katından gelen perküsyon sesleri yoğunlaşmaya başlayınca ev sahibime güzel sohbeti ve göz nuru emeği albümü için teşekkür ettim. Gitmeden önce alt katta çalışan gençleri görmek istedim. Hepsi enerji doluydu. Ayrılırken Engin’e bu düşüncelerimi açtım, o da beni teyit etti. Haklısınız, çok iyi bir gençlik geliyor. İşin gerçeği de şu, gençlere şimdi çok iş düşüyor. Zamanında bana model olmuş kişilerle benim aramda ortalama 20 yaş fark vardı. Ben de bugün kendi talebelerime bakınca aynı yaş farkını görüyorum. Bugün artık 41 yaşıma giriyorum.  Bu mesafelerin kapanması için gençlere çok iş düşüyor. Grup müziğinin önemi artıyor. Geçen sefer yanından ayrılırken Engin Gürkey’den süzülüp aklımda kalan sözler şu idi: Ritim nabızdır, yani insanın yaşamıdır, hepimiz birer ritimiz aslında. Evet, doğru, hepimiz aslında birer ritimiz ama Engin Gürkey’in farklı bir ritimi var, bunu şimdi daha iyi anladım. Bakalım gelecek günlerde daha ne güzellikler sunacak insanlığa. Gökten üç elma düştü, biri Enginin kafasına, yeni ilhamlar için, birisi benim kafama, onun müziğini dinleyince, üçüncüsü de size düşebilir, bu yazıyı okuyunca. Söyledim dostlar, dilimiz sürttüyse af ola...

48-SAYI_04-Jazz Ekim 2007 » Konu Başlıkları

© 2019 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler