Günümüzde Bir Efsane, Chuck Israels

Yayın tarihi: 26.12.2008
Günümüzde Bir Efsane, Chuck Israels…

Günümüzde Bir Efsane, Chuck Israels…

 

 

Chuck Israels; Billie Holliday, Benny Goodman, Coleman Hawkins, Stan Getz, Herbie Hancock, John Coltrane ve daha bir çok efsane müzisyenle birlikte çalmış bir besteci, aranjör ve basçı. Sanatçı en çok 1961 ile 1966 yılları arasında Bill Evans Trio’nun bir üyesi olarak ve 1973 ile 1981 yılları arasında National Jazz Ensemble’ın müzik direktörü olarak yaptığı çalışmalarla tanınıyor. Israels halen Western Washington Ünüversitesi jazz bölümünün direktörü olarak akademik hayatını sürdürmekte.

Sanatçı aynı zamanda çeşitli Avrıpalı jazz gruplarıyla misafir müzik direktörü/aranjör olarak çalışmalar yapmakta, sık sık da Barry Harris Trio ile birlikte konserler vermektedir. Yakın geçmişte piyasaya çıkan çalışmaları arasında, yönettiği orkestra ve trompetçi Claudio Roditi ile birlikte kaydettiği, kendi bestelerinden oluşan “The Eindhoven Concert”, “The Bellingham Sessions”, Hannover Filarmoni Orkestrası’nın seslendirdiği besteleri ve tarihi National Jazz Ensemble konserleri gibi yapıtları sayılabilir.

Chuck Israels’in basçı olarak yer aldığı bir çok kayıt içinde, olağanüstü olarak nitelendirilebilecek bazıları ise şunlar: John Coltrane ile “Coltrane Time”, Herbie Hancock ile “My Point of View”, Stan Get ile “Getz au Go-Go”, Bill Evans Trio ile “The Townhall Concert”, “The Second Trio”, “Trio’65”, “Live at the Trident”, “Time Remembered” ve “Live at Shelley’s” ve diğerleri...

15-16 Nisan tarihlerinde Nardis’te konserler verecek olan sanatçıyla, İstanbul’a gelmeden önce elektronik olarak bir roportaj gerçekleştirdik. Israels’in kendisine, müziğine, bugüne kadar yaptıklarına ve bundan sonra yapmak istediklerine dair çeşitli konularda düşüncelerini anlamak açısından benim için çok ilginç oldu, umarım siz de öyle düşünürsünüz...

Müzisyen, eğitimci, besteci, aranjör olarak farklı şapkalar giyiyorsunuz; bir sanatçı olarak bütün bu yaptıklarınınzın ortak noktası nedir? En çok hangisini yapmaktan hoşnut oluyorsunuz ve neden?

Besteci ve aranjör olarak küçük orkestralar için yaptığım müzik, benim müzisyen olarak kimliğimi en iyi yansıtan çalışmalar. Daha uzun bir zamana yayılan bir düşünce sürecinin ürünleri olan bu çalışmaların tersine, basçı olarak yaptıklarım daha anlık, belli bir müzikal ortama gösterdiğim ve kendiliğinden gelişen tepkileri gösteriyor. Ortam uygun olduğunda ve kendimi hoşlandığım gibi ifade etmeme izin verdiğinde, bu da sevdiğim bir müzikal iletişim şekli. Ancak rafine bir performans göstermek için gerekli olan zaman darlığının yarattığı zorunluluklar genellikle müzikal bir fikrin tam ifade edilmesi olasılığını azaltıyor. Müzisyenler arasındaki dinamiklerin en üst seviyede çalıştğı bir grupta bas çalmak kesinlikle tatmin edici bir roldür.  

Web sayfanızdaki biyografinizde ilginç bir bölüm var: “(...) üniversitede jazz eğitimciliği yapmak bir yandan hayatını kazanmasını sağlarken diğer yandan da müzisyen olarak yaratıcılığını sürdürebilmesi için gerekli özgürlüğü verdi”. Bir başka yerde de Bill Evans Trio’nun ulaştığı yaratıcılık seviyesine bir gönderme var. Bu yaratıcı süreçten biraz bahseder misiniz ve günümüz jazz müziğinde ve müzisyenlerinde bunu ne seviyede görüyorsunuz?

Bill Evans Trio ve birlikte olgunlaştığım diğer müzisyenlerin yaratıcılık düzeyi müzisyenlerin kendi aralarındaki ve dinleyicileriyle olan iletişimlerinden besleniyordu. Bu tür bir ilişkiyi uzun zamandır görmüyorum ve böyle bir şeyi destekleyecek kültürel ortamın yokluğunda jazz gibi anlatımcı bir sanatın o seviyeye çıkmasını beklemek de gerçekçi değil diye düşünüyorum.

Günümüz jazz dünyasında da hem üst seviyede yaratıcı hem de ticari olarak başarılı müzisyenler yok mu?

Günümüz toplumunda böyle bir şey mümkün değil ya da çok düşük bir olasılık diye düşünüyorum. Göreceli olarak daha başarılı olanlar jazz geleneğini özümseyerek gelenler ve onlar buna dayanarak yaratıcılıkta gelişim göstermekteler. Gelenek ve bunu besleyen bilgili bir toplumla iletişim yok oldukça müzikal ilerlemeyi sağlayan ortam da yokolmakta. Bulunduğumuz noktada, jazz dünyasında ileri gittiğimize beni ikna edecek pek bir şey görmüyorum.


Hem yaratıcı hem de başarılı olmanın formülü nedir?

Bunların bazılarını, en azından artistik başarı için gerekli olan ortamı anlattım. Ticari başarı başka bir konu ve sanatsal içerikle incelemeye değer bir ilgisi yok. Ticari başarının yolu oldukça açık ve bu yolun takip edilmesi de oldukça kolay. Bu yolu takip etmenin problemi dikkatin dağılmasına yol açması; bir sanatçının en üst seviyede anlatım seviyesine ulaşması için şart olan zaman ve enerjiyi tüketiyor. 

Oğanüstü bir kariyere sahip bir müzisyen olarak zaman içinde nasıl bir değişimden geçtiniz? İleriye yönelik olarak hangi müzikal fikirleri geliştirmek istiyorsunuz?

Müzikal olarak üst seviyede eğitimli ve sofistike bir dinleyici kitlesini tatmin etmeye yetecek kadar incelikli müzik yaratımını engelleyen kültürel bir değişim yaşıyoruz. Günümüzde baskın kültür gittikçe daha az bu tür insanlar üretiyor. Sonuç olarak, geniş kitlelerin beğenisi ile ödüllendirilmenin hazzını yaşamak isteyen müzisyenler, bu kitlelere benim ilgimi çekenden daha fakir bir müzik vermek durunda kalıyorlar. Bununla ilgili olarak yapabileceğim bir şey yok; benim için geriye sadece kendi ifade tarzımı bulmak ve bunun değerini bilebilecek küçük bir dinleyici kitlesi ile içtenlikli bir iletişim içine girme seçeneği kalıyor. Günün sonunda bu aslında bilinçli bir seçim değil, çünkü karakterimi bırakıp başka biri olamam. Eğer bir şeyi biliyorsan, ondan sonra hep onu bilirsin. Bunu bir kenara bırakıp, yaşadıkların hiç olmamış gibi devam edemezsin. Hayatımızdaki herşey geçmişimizle ve yaşadıklarımızla şekilleniyor ve ben iyi müziği tecrübe edecek kadar şanslıydım. Bu tecrübeler hayatımın bir parçası ve daha popüler olmak hayali adına onları terkedemem. Bu, iletişim kurmak istemediğim anlamına gelmez ama dinleyicinin de lisanı bilmesi gerekir. Anaokulu tekerlemeleriyle iletişim kuramam. Kendim için, daima sevdiğim ve hayran olduğum Bill Evans, Duke Ellington, Billy Strayhorn, Horace Silver, John Lewis, Charli Parker, Oscar Pettiford, Gil Evans, Sonny Rollins gibi müzisyenleri örnek aldım; liste sonsuz değil ama Stravinsky, Prokofıev, Bartok gibi bestecileri de ekleyerek daha devam edebiliriz... Bu müzisyenlerin sanatını özümsediğim günden beri, kendim için onların ulaştığı yaratıcılık seviyesine ulaşma çabasından daha anlamlı bir müzikal uğraş olabileceğine beni ikna edecek bir şey görmedim. Sonraki kuşakların başka hedefleri olabilir ama benimkiler bunlar.    

Bazı jazz müzisyenleri “jazz nedir, ne değildir, sınırları nerededir” gibi soruları çok önemsiyorlar. Siz, oda müziği ve filarmoni orkestraları ile yaptığınız çalışmalarla sınırları bir o tarafa bir bu tarafa geçiyor gibi görünüyorsunuz. Yaptığınız bu tip çalışmalarla ilgili ne düşünüyorsunuz, biraz bahseder misiniz?

Jazz olduğunu düşündüğüm bir tür Amerikan müziği yazıyorum ve çalıyorum. Bu müzik her zaman benim amaçladığım ve onu jazz yapan incelikli anlatıma alışkın müzisyenler tarafından çalınmıyor ama benim zihnimde hep jazz olarak duruyor. Benim hayranlık duyduğum müzisyenler bu tür kategorileri umursamazlar. Onlar sadece müzikal anlatımın etkinliği ile ilgilenirler ve bunu elde etmek için ne gerekiyorsa onu kullanırlar.


Çağdaş jazz müzisyenleri içinde en çok kimleri ve onların hangi yönlerini beğeniyorsunuz?

Böyle bir listeyi yaparken ister istemez çok beğendiğim, hayran olduğum bazılarını atlayacağım ve sonunda eksik ve adil olmayan bir liste olacak. Yine de bazı isimleri saymak gerekirse, örneğin, Kanadalı piyanist ve besteci Miles Black’i tanıdığım için kendimi şanslı görüyorum; onunla bazı projelerde birlikte çalışmaktan çok hoşnut kaldım. Yine başka bir piyanist, zaman zaman Paris’te birlikte çaldığımız Manuel Rocheman uyumlu ve ilham veren bir müzisyendir. İstanbul’daki performanslardan sonra onunla yine birlikte çalışma imkanı olacak. David Berger’in besteciliğine ve aranjörlüğüne de hayranlık duyuyorum. David, grup lideri olarak son derece talepkar ve etkin bir müzisyendir ve onun grupları en üst seviyede incelikli bir performans gösterir. Birlikte çalmaktan hoşnut olduğum Dan Faehnle, Steve Brown ve Alex Hagen gibi gitarcılar, Barry Davis, Hod O'Briennve Bill Dobbins gibi piyanistler var. İşte bunlar benim birlikte çalışma şansına ulaşstığım iyi müzisyenlerden sadece bazıları...    

Son olarak, tuhaf soru için kusura bakmazsanız, jazz müzisyenleri için emeklilik diye bir şey yok mu?

Jazz ile uğraşsın veya uğraşmasın, pek az müzisyen kendini emekliye ayırır. Ben de, bana zevkten çok hayal kırıklığı vermeye başlayıncaya kadar müzikle uğraşmaya devam edeceğim. Henüz kendimi yaşlı hissetmiyorum ve kendi kendimin karikatürü olmama izin vermeyecek kadar bilince sahip olmayı ümit ediyorum!

1996 yılında New York’da Doc Cheetam’ı izlemiştim; 90 yaşını geçmişti ve hala büyük bir iştah ile çalıyordu. Nedir müzisyenleri böyle ayakta tutan?

İnsanlarla müzik aracılığıyla iletişim kurmak ve kendini yanlız hissetmemek ihtiyacından başka bir şey değil...

50-SAYI_02-Jazz Nisan 2008 » Konu Başlıkları

© 2019 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler