Günümüzde Jazz

Yayın tarihi: 16.01.2009
Günümüzde Jazz

Günümüzde Jazz

İzmir-İstanbul Arası Jazz

Bu İzmir'den yazdığım ilk yazı... İstanbul'u bırakmak hiç kolay olmadı. Hep söylediğim gibi İstanbul, çoğunlukla zevk aldığınız için bir türlü vazgeçemediğiniz kötü bir alışkanlık gibi... Bu alışkanlığın yan etkilerini bir ölçüde yok eden faktör ise dostlar... Öncelikle dostlar ve ona bağlı müzikten vazgeçemiyeceğime göre demek ki bir ayağım hep İstanbul'da olacak.

Zaten nisan başında taşınmamdan bir ay sonra kendimi yeniden İstanbul'da buldum. İstanbul Radyosunda “Günümüzde Caz” programlarımı stoklamak,15. Uluslararası İstanbul Jazz Festivali'nin basın tanıtımına katılmak, Nardis'de “Genç Jazz” final elemeleri, Babylon'da Mike Stern/Dave Weckl Dörtlüsünü dinlemek ve "Ölüm Hastalığı" adlı tek kişilik oyunda çok sevdiğim Fanny Ardant'ı izlemek için... Bir hafta içinde yaşadığım bu olayların tümü mutlu etti beni. Çok lezzetli yemeklerden oluşan bir şölen gibiydi (Ali Sönmez'in kulağı çınlasın!)...

Bu yıl “Genç Jazz” elemelerinde, katılan topluluk ve yorumcuların hemen hemen çoğu belli bir düzeyin üzerindeydi. Bu nedenle dört topluluk seçmekte zorlandık. Bu iyiye işaret. Genç müzisyenlerimize, İstanbul Jazz Festivali'ne katılması beklenen toplulukları kaçırmamalarını öneriyorum. Çünkü bu yıl festival, tartışmasız çok daha doyurucu salt jazz severler için... 2 -16 temmuz tarihleri arasında kendi dalında usta olan jazz yıldızlarını dinleme zevkine erişeceğiz. Yine tatlı bir telaş içinde biz jazz seververler birbirimizi  bulacağız ki işin en sevdiğim yanlarından biri de bu. Paylaşmak, hep paylaşmak... Zaten jazz sanatının özü de bu değil mi?

Benim favorilerim, büyük müzisyen piyanist Herbie Hancock'ın iki konseri, Marcus Miller, Caetano Veloso, Al Jarreau-Dianne Reeves, Omara Portuondo, Nina Simone Tribute gecesi, Carla Bley:"The lost chords find Paolo Fresu" ve Mare Nostrum projeleri, Nnnenna Freelon'ın Ivan Lins projesi... Ayrıca zaman buldukça Nardis'deki "Buluşmalar"ı kaçırmamak isterim.

Bu büyük festivalden önce 2-3 Haziran'da bambaşka yapıda bir jazz festivalindeydim: 8.Uluslararası Afyonkarahisar  Jazz Festivali'nde... Afyonlu müzik öğretmeni Hüseyin Başkadem'in bir tutkusu olarak başlayan festival, çetrefilli yollardan geçerek sekizinci yılına vardı hem de uluslarası jazz platformunda yerini alarak. Bu alçakgönüllü festivalin damarlarına kan taşıyan olgu, Başkadem ile birlikte hiçbirşey beklemeksizin Afyon'un ilçe ve köylerine gönüllü giden, okullarda kendi dallarında söyleşiler yapan sanatçılar, gazeteciler,yayıncılar... Afyon benim için, çocukluğumun yolculuklarında sabaha karşı garajında mola verilen, genellikle soğuk ve sucuk kokularıyla uyandığım bir yerdi o kadar. Bir de annem kaymağını çok severdi. Sekiz yıl önce Hüseyin'in davetiyle ilk kez gündüz gözüyle tüm detayıyla gördükten sonra bambaşka bir etki yarattı bende. Her yıl, Anadolu'da böyle bir festivalin yaşamasını hayret ve mutlulukla izleyerek ileriye dönük umutlanıyorum, herşey adına. Ayrıca,2005'de hep beraber çıkartma yaptığımız Prag Open Jazz Festivali ile o zaman başlayan dostluk artarak sürüyor. Bu kardeş festival, iki yıldır Çek jazz toplulukları gönderiyor. Özellikle bu yıl, Çek jazz’cılarla bizim müzisyenlerimizin kaynaşması hedeflendi ve başarılı oldu izlediğim kadar. Afyon garındaki Piyale Madra ve Ahmet Yılmaz'ın karikatür sergisinde gülmeden geçmek olanaksızdı. Bence bu festivalin en güzel yanlarından biri de birbirini tanıyan ya da ismen bilen, birbirini uzaktan takdir eden aydınların jazz adına buluşması... Festivalin ikinci gecesi, Millet Hamamı'nın çok zevkli bir mekana dönüştürülen bahçesinde konser vermek üzere Paris'ten gelen Latin topluluk Trio Pa'lante, yakın dostum Füsun Levet'nin yine Paris'ten arkadaşları. Sıcak müziğiyle Afyon'un serin gecesini ısıtıp gençleri ve çocukları coşturdu Venezuelalı üç müzisyen. Ertesi gün birlikte İzmir'e geldik. İzmir Caz Derneği'nin organizasyonuyla hızlarını kesmeden bir konser daha verdiler... İdealist bir jazz tutkunu olan Füsun Levet, Kuşadası'ndaki evini yazın belli aylarında jazz atölye çalışmalarına ayırıyor. Ben de kuramsal yanıyla katkıda bulunacağım. Örneğin, 23-27 haziran arası Latin Vokal ve Vurma çalgılar seminerleri şarkıcı Manu Le Prince ile davulcu Gael'e ait. Çingene tarzı gitarın ustalarından Rafael Fays ile Ağustos sonu ya da Eylül başında bir seminer düşünülüyor. Kesinleştiğinde duyurusu yapılacak. Kuşadası'nın ilk Jazz Festivali'ni inanılmaz bir özveriyle gerçekleştiren Füsun, yöre ilgililerinin "ilgisizliği" nedeniyle birkaçyıl sonra festival tutkusuna son verdi... Çünkü, değil uluslararası, ulusal bir etkinliği dahi tek başına yüklenmek çok zor. Kaldı ki Füsun daha ilk yıllarında, Tuna Ötenel, Richard Galliano (1994'lerden söz ediyorum), Daniel Humair, Julien Lourau, Alfredo Rodriguez, Peter King, Jean Loup Lognon gibi önemli müzisyenleri çok mütevazi ücretlerle, salt jazz adına ağırlamıştı. Ayrıca Charlie Parker’ın eşi ve büyük aşkı Chan Parker da iki kez festivalin konuğu olmuştu. Chan ile dostluğum işte o zaman Füsun'un sayesinde başlamış, 2000 yılında ölümüne kadar "Soul Sister"lığımız sürmüştü. Kısaca jazz demek yalnızca İstanbul demek değil... Ankara'da da jazz’a gönül vermiş kişiler ve kurumlar var. Sevda-Cenap And Vakfı ile başlayan jazz konserleri, Ankara Caz Derneği ile festivale dönüştü örneğin. 1950 ve 1960'lardan söz etmiyorum bile... Ayrı bir yazı konusu bu.

Sonuçta Temmuz ayında yine İstanbul'dayım festival  ve yanısıra beni çok mutlu eden bir olay için... İlk kez 2006 yılı haziran ayında Akbank Sanat Merkezi'nde 7-12 yaş arası çocuklarla atölye çalışması yapmıştım. Konu orkestra çalgılarını tanımaktı. Çalışma amacına umduğumdan çok ulaşmış, hatta ebeveynler kendileri için de böyle bir çalışma istemişlerdi. Bu yıl bu konuya duyarlı Akbank Sanat yetkililerinin yeniden isteği üzerine tüm temmuz ayı boyunca cuma günleri saat 14.00-15.00 arası çocuklarla aynı konu için buluşacağım. Yurtdışında çoğu ülkede çalgılar çocuklara henüz anaokulundayken öğretilmeye başlanıyor. Bizde ise ünüversite düzeyine gelmiş gençlerin çoğu tanımıyor çalgıları... Akademi İstanbul'daki öğretmenlik deneyimimden biliyorum. Çocukların kendilerine sunulanı nasıl sünger gibi emdiğine Afyon'da da yedi yıldır tanık oluyorum... Elimizden geldiğince tabii...

Tüm jazz severlere festivalde keyifli jazz akşamları diliyorum.

Hülya Tunçağ

htuncag@portecho.com

 

51-SAYI_03-Jazz Temmuz 2008 » Konu Başlıkları

© 2019 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler