Gençler Festival’de Çalıyor

Yayın tarihi: 16.01.2009
Gençler Festival’de Çalıyor

Gençler Festival’de Çalıyor

Türkiye’de gençlik popüler kültürün esiri olmuştu. Gençler sadece kendilerini eğlendirecek ve kendilerini ait hissedecek popüler kültür endüstrisinin ürünlerini tüketiyorlardı. Bir yandan da bunları kullanmaya zorlanıyorlardı.

Ama bundan 6 yıl önce buna bir dur demek ve bu ergenlik sendromu ve yozlaşmanın içinde kendilerini sanatsal çalışmalara adayan gençlere olanaklar tanımak için ortaya bir kahraman daha çıktı. Bu kahramanın adı İKSV idi. İKSV 15 yıldır düzenledikleri “Uluslararası İstanbul Jazz Festivali”nde işte bu gençlere olanak sağladılar. Bu gençler de bu endüstri çarklarını kırmak ve “Türkiye’de gençlik daha bitmedi! Biz buradayız ve sanat adına müzik yapıyoruz!” diye bağırarak ellerinden gelenleri yapıyorlar ve harika ürünler ortaya koyuyorlar.

İşte bu bağlamda gençliğin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor. Çünkü eskiden “ölü yatırım” diye adlandırılan klasik müzik ve jazz artık kendine daha rahat sponsor buluyor, düzenlenen festivallerde daha rahat sahne alıyor ve dinleyicisi ve icracısı hızlı olmasa da emin adımlarla artıyor.

İlk önce bu festivalin içinde bulunan ve festivale can veren İKSV Jazz Direktör Asistanı Harun İzer ile yaptığımız bir sohbeti sizlerle paylaşmak istiyorum. Daha sonrada işte yukarda bahsettiğim ve “Biz buradayız!” diye haykıran, 15. Uluslararası İstanbul Jazz Festivali kapsamında Nardis Jazz Club'da gerçekleşecek Genç Jazz Konseri’nde çalacak TRIO IFF ve NEUTRIO sohbetlerini gelecek günler için sanat adına umut dolu ve iç rahatlığıyla okuyabilirsiniz. Çünkü gençler burada ve bu müziği seviyorlar!

Türkiye'deki genç jazz müzisyenlerinin durumu sizce nasıl?

Türkiye’de genç jazz müzisyenlerinin durumu, ülkemizde jazz müzisyenlerinin genel durumu ile paralellik gösteriyor diyebiliriz. Çoğunlukla sadece büyük şehirlerde olan gençler kendilerini bir parça ortaya koyabiliyorlar, bu açıdan da çok büyük imkanları ve olanakları yok genelde. Ama diğer taraftan da gerçekten çok değişik yerlerden çok başarılı müzisyenler çıkabiliyor, kişisel bazda veya grup bazında. Yine, eminim şartlar bundan 15–20 yıl öncesine göre daha iyi durumda, az da olsa bazı üniversitelerde düzenlenen festival, yarışmalar veya müzik dinleme zevkinin artık tek bir türe bağlı kalmadığının farkına varan mekanlar, giderek daha çok jazz müziğine yer veriyorlar. Dolayısıyla genç jazz’cılara yavaş da olsa giderek daha çok imkan tanınıyor.

Genç jazz’a olan katılım isteği nasıldı, kaç grup başvuru yaptı? Geçen yıllardaki izleyici katılımı nasıldı?

Uluslararası İstanbul Jazz Festivali kapsamında yapılan Genç Jazz seçmelerimiz bu yıl altıncı kez düzenlendi. Açıkçası Genç Jazz’a katılım oranları, gençlere yönelik rock veya başka müzik türleri için düzenlenen yarışmalara katılan grupların sayısına göre oldukça düşük. Ama yine de biz, niteliğin nicelikten önemli olduğunu düşünüyoruz. Zaten jazz müziğinin özünde de bu var. Geçen yıllarda 15–20 civarında grup başvuruyordu, bu yıl bu sayı biraz daha düştü ancak seçici kurulumuz bu yıl neredeyse bütün başvuruların çok başarı olduğu yönünde hemfikirdi. Genç Jazz’a izleyici katılımı ise tamamen farklı bir konu. Biliyorsunuz biz Genç Jazz etkinliklerini ücretsiz düzenliyoruz. Buna bağlı olarak da öncelikle bu grupların yakınları ve arkadaşları etkinliklere büyük ilgi gösteriyorlar. Diğer taraftan, genel jazz izleyicisi açısından aynı derecede bir ilgi olduğunu söyleyemeyeceğim. Tabi bunu jazz dinleyicisinin seçiciliğine de verebiliriz ancak gençlere bu anlamda da “bir fırsat tanınması” gerektiğini düşünüyorum.

Geçen 5 yılın ardından amacınıza ulaştınız mı yoksa daha alınacak çok yol var diye mi düşünüyorsunuz?

Bu soruyu amaçlarımızın bazılarına ulaştık ama çoğuna henüz ulaşamadık diye cevaplamak lazım. Mesela İstanbul Jazz Festivali olarak (bunu alenen ilan etmiş olmasak da) Genç Jazz’ı uzun vadede uluslararası bir yarışma haline getirmek istiyoruz. Şu anda imkanlarımızın kısıtlı olması sebebiyle bu tür bir hamle henüz mümkün değil. Bunun gibi çeşitli planlarımız var, mesela bunlardan biri de Genç Jazz’da başarılı olan gruplara Türkiye dışında da sahne alabilecekleri fırsatlar sağlamak. Şu anda bu konuda ancak bireysel bazı çabalara fikir ve bilgi bazında yardım ediyoruz. Mesela geçen yıllarda Genç Jazz’da yer alan bazı grupların yurtdışındaki jazz yarışmalarına katılmalarına, kendilerine sponsor bulmalarına yardım ettik. Bu yıl da böyle bir durum oldu ve BUMK Jazz Korosu’nun Viyana’da bir jazz yarışmasına katılabilmesi için onlarla beraber çalışıyoruz. Kısacası amaç jazz ile ilgilenen genç müzisyenleri teşvik edecek imkanlar yaratmak olunca yapılabileceklerin sınırı yok.

Ama bu konuda önemli bir not da düşeyim, biz İstanbul Jazz Festivali olarak Genç Jazz’ı yıllardır neredeyse hiçbir destek almadan, tamamen “kendi yağında kavrulan” bir etkinlik olarak düzenlemekteyiz. Bu tür büyük planlar, önemli mali desteklere de ihtiyaç duyuyor. Bu açıdan genç jazz müzisyenlerine ve genel anlamda Türk kültür sanatının genç yeteneklerine destek olmayı isteyen sponsorların desteği de bizim için çok önemli ve gerekli. Genç müzisyenlerin her zaman yakındıkları konulardan biri çalacak yer bulamamaları ve bazı imkânsızlıklardır. Tabi birde jazz çalınacak mekânların pahalı olması gibi bir durum da söz konusu. Bu öğrenci olduklarını düşünürsek “genç jazz” izleyicisini de etkileyen bir durum. Bu bağlamda genç jazz’cılara yönelik başka çalışmalar planlıyor musunuz? Yukarıda da bahsettiğim gibi, bizim bu konudaki mali kaynaklarımız oldukça kısıtlı, halihazırda kendimize ait bir konser salonumuz veya mekanımız da yok. Ama bu konu bizim de her zaman üzerinde durduğumuz bir konu zira iş “bu gençler iyidir” demekle bitmiyor, onları yönlendirmek, en azından belli bir noktaya gelene kadar onlara bir “kariyer planı” yapmak da gerekiyor. Bunu da elimizden geldiğince yapmaya çalışıyoruz. Genç jazz etkinlikleri sonrasında bu gruplarla bağımızı koparmayıp, onları yakın ilişkide bulunduğumuz mekanlara, kurumlara veya başka festivallere yönlendiriyoruz, tavsiye ediyoruz. İKSV, İstanbul’da kültür ve sanatın merkezinde yer alan bir kurum. Bu açıdan bu tür konularda bize sıkça danışılıyor ve mümkün mertebe Genç jazz gruplarını da bu kişi veya kuruluşlara yönlendiriyoruz. Bir de yine yukarıda bahsettiğimiz daha uzun vadeli bazı planlar var tabi, umarız onları da kısa süreler içerisinde gerçekleştireceğiz.

Şimdi de Genç jazz sahnesinde yer alacak Trio Iff’den Semih Önyer’e kulak verelim…

Grubunuz ve müziğiniz hakkında biraz bilgi verir misiniz?

Tanışıklığımızdan bu yana ben ve Buğra birçok konuda hem fikir olduğumuzu düşündük ve bu düşünceyi paylaştık. Bu paylaşım ikimizinde fikirlerinin ortak bir noktada kesiştiğini gösterdi bize. Bu da jazz müziğiydi. Bir müziğin gelişimi içinde düşünülmesi gereken her şeyi planlı olarak paylaşmışız gibi, öncelikli önem gösterdiğimiz şeyler  bir bütünü oluşturmaya başladı. Bu birliktelik duo’dan bir trioya; TRIO IFF’e dönüştü ve ilk davulcumuzdan sonra Olgun eklendi. O da yeni bir ruh getirdi bize, kişiliği ve anlayışıyla... Jazz, sanatın her alanında olduğu ve olması gerektiği gibi “yaşayan” “değişen” bir olgu. Bu değişimi izlemeye başladık. Parker’dan bugüne kadar. Bu esnada yaratıcı tavrımızı da bu seyrin içine yerleştirdik. Sonuç olarak, modernizmi izleyen bir anlayışla kendi bestelerimizden ve standartlardan oluşan bir repertuar içinde bulduk kendimizi.

Gençler daha çok popüler kültür ürünü müzikler tüketirken siz jazz’ı seçtiniz. Herkes tarafından bilinen bir gerçektir ki Türkiye’de Klasik müzik ya da jazz para kazandırmaz. Eğer para kazanmak istiyorsan ya topçu olacaksın ya popçu. Nasıl bir gelecek hayal ediyorsunuz ki bu müziği benimsediniz?

Hayat standardı göreceli bir kavram tabii ki. Para kazanmanın öncelikli olduğu bir noktada sanat öğelerini kaybeder. Ticarete ve veya zanaata dönüşmeye başlar. Sanatın kendisine bir aracı ile ulaşılmaz. Bu basit bir hizmete girer, özgür olması gerekirken kısıtlanır. Bu bilincin içinde olan bu üç kişi böyle bir hesabı yapmadığı için burada zaten. İlla bir gelecek hayal edilmesi gerekiyorsa, diğerlerinin adına konuşmaktan çekinmiyorum; “akıl ve beden sağlığı içinde birikimlerimizi yıllarca çalmak, aktarmak, anlatmak ve paylaşmaktır. Hayat standardını paranın ölçmediği konusunda hem fikir isek, iyi bir gelecek hayal ediyoruz sanırım.

15. Uluslararası İstanbul Jazz Festivali’ne katılmaya nasıl karar verdiniz ve ne gibi aşamalardan geçtiniz. Nasıl bir heyecandı bu?

Olgun’un askerliği, benim okuldaki zamansızlığım kısa bir boşluk yarattı. Bu sırada, Buğra kurduğu bir gitar trio ile 2007 yılında katılmıştı. Yani katılacağımız kararını aslında 2007’de vermiştik. Bir araya gelebildiğimiz an planlarımızın içine bu yarışma çoktan dahil olmuştu. Prosedürün gereği ilk aşama için Ege Üniversitesi stüdyosunda bir kayıt hazırladık ve İKSV’ye gönderdik. İlk sekiz grup bu yolla belirlenecekti ve bu sekizin içinde olduğumuz haberini aldık. Final Nardis’te yapılacaktı ve bir pazar ordaydık. Tabii ki tatmin edici bir heyecandı. Kendi müziğimizle uluslararası bir festivalde olabileceğimiz açıklandığında da bu heyecanımız kat kat arttı tabii ki. Tüm bu serüvenin sonunda 11 Temmuzda 19.30’da Nardis’te yaşayacağız. Bekleriz...

Peki, bu sorulara NEUTRIO’dan Çağrı Erdem ne demiş?

Grubunuz ve müziğiniz hakkında biraz bilgi verir misiniz?

Öncelikle merhaba. Grubumuz, 2007 sonbaharında, standart bir gitar trio formatında kuruldu. İlk başta, davulda o sıralarda Erasmus değişim programı ile Türkiye'ye gelmiş Fabian Stevens vardı, kadronun gerisi şuan ki gibiydi (ben ve Berker). Aslında bir grup olmaktan öte beraber çalıyorduk stüdyoda, takılıyorduk yani sadece. Sonra baktık pek güzel oluyor, bir anda konserler vermeye başladık ve olaylar gelişti. Sonra, Fabian Erasmus’taki dönemlerini tamamlayıp ülkesine geri döndü ve ben de tamamen okul başvurularıma yoğunlaştım, ve bir süre bir şey yapmadık. Ardından, biraz da genç jazz vesilesiyle, davulda Erdem Göymen ile tekrar çalmaya başladık. Müziğimize gelirsek; ileriye dönük bir tavrımız var, kendi seslerimizi arayışlarımız, notaların yanında sesin kendisine, enerjiye duyulan bir tutku var her birimizde ayrı ayrı diyebilirim. Repertuarımızda kendi bestelerimizin dışında çaldığımız parçalar çoğunlukla modal ve/veya modal implantasyon barındıran müzikler, yani kısaca müziği daha "yatay" ve "açık" algılayabilmemize olanak tanıyan parçalar çalıyoruz. Kişisel olarak ben, emprovizasyonda ve kompozisyonda, köklerinden sonuna kadar beslenip kendi sesinin peşine düşmüş biriyim, yani -çok sevmeme rağmen- ikinci bir Wes Montgomery veya Pat Metheny olmanın hiçbir anlamı yok. Bu meslekte, Miles'ın da dediği gibi "sünger" gibi olup, etrafında olup biten her şeyi emip yoluna bakacaksın...

Jazz gibi bir müziği seçtiniz. Nasıl bir gelecek hayal ediyorsunuz ki bu müziği benimsediniz?

Gelecekle ilgili; ben, önümdeki on sene için plan yapmam, asla bir işadamı gibi çok uzun vadeli planlar yapmadım. Şu an için konservatuarı bıraktım, Berklee'den burs kazandım, ve bir terslik çıkmazsa ağustosta oraya gideceğim ama bu sadece eğitimimle ilgili bir gelecek planı. Para kazanıp, kariyer yapmak konusunda ise, yukarıda da dediğim gibi ikinci bir Pat Metheny olmanın bir anlamı yok, zaten Amerika’da yüzlercesi var, yani standartları canavar gibi çalmanın insana hiçbir getirisi olacağını düşünmüyorum (insana çok şey öğretir o ayrı). Ben kendi müziğimi yapmak istiyorum, ve kendi sesimi oluşturmak, kendi cümlelerim, kendi tavrımı... Ancak böyle bir yere gelinebileceğini düşünüyorum. Ama bu Amerika'da olur, Türkiye'de veya Uruguay’da, bilmiyorum, ama orası neresiyse, orayı bulmak istiyorum. Sonuçta çalışan adam, her yerde, her koşulda bir şeyler yapar bence.

15. Uluslararası İstanbul Jazz Festivali’ne katılmaya nasıl karar verdiniz?

Aslında benim için en önemlisi çalmak. Her yerde çalmayı seviyorum, ve her yerde çalmak isterim. Tabii ki uluslararası bir jazz festivalinde çalmak çok önemli bir şey ve bundan çok mutluyuz. Aslında biz Fabian'la katılmayı düşünüyorduk genç jazz'a ama o dönünce genç jazz fikrini de unutmuş gibiydik, sonra birden Erdem'le tanıştık, ve sanırım ya son gün ya da iki gün öncesinde alelacele vasat bir kayıt yapıp gönderdik. Açıkçası öncesinde biraz önyargılıydım, yani genç jazz'ın belli standartları olduğunu ve bu standartlar dışındaki müziklere yer verilmeyeceğini düşünüyordum, ama yanılmışım ki festivalde çalmaya hak kazandık. Ayrıca bizim için herhangi bir sahne heyecanından farkı yok aslında, umarım güzel bir enerji oluşur ve hep birlikte mutlu, mesut çalar eğleniriz. Bizlere, bu konularda iki çift laf edebilme şansı verdiğiniz için çok teşekkür ederim grubum adına. Her şey çok güzel olacak...

51-SAYI_03-Jazz Temmuz 2008 » Konu Başlıkları

© 2017 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler