Emegin Birlikteliginden Dogan Cok Ozel Bir Muze

Yayın tarihi: 09.09.2009
Füsun İşsever ,İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu , iki çocuklu ev hanımlığından müzeciliğe terfi etmiş bir koleksiyonerdir

Emeğin birlikteliğinden doğan çok özel bir müze

 

 

Gaziantep Kalesi’nin eteklerindeki 150 yıllık üç evi restore ederek müzeye dönüştüren sanatsever Füsun İşsever, eşiyle birlikte 20 yıldır biriktirdikleri koleksiyonundaki 4 bin arkeolojik eseri sergiliyor. 3 bini cam eşyalardan bu eserler içinde M.Ö. 2. yüzyıla ait 2 nadide cam şişe de yer alıyor.

 

Cam insanoğlunun keşfettiği ve ürettiği en eski maddelerden biri. Şimdiye değin arkeolojik kazılarda bulunan en eski cam ürün M.Ö. 5500 yıllarına ait olup, Mısır'da bulundu. Daha sonraki asır ve yüzyıllara ait bulgular ise bir hayli fazla. Örneğin, Mısır'da Firavun Amenotop'un cam gözü (M.Ö.4000) bunlardan biri. Ancak daha sonralara, özellikle M.Ö.1500 yıllarına ait Mısır'daki bulgulara göre bu dönemde cam sanatı Mısır'da muhtemelen en parlak devrini yaşadı. Daha o devirlerde Mısır’da dekorlamakta kullanılan kesme taşı, perdah taşı ve cama cam iplik sarma tekniği bilinmekteydi. Bu teknik daha sonraları Venedik’te yeniden keşfedilmiş ve en parlak dönemini yaşamış. Mısır’a komşu olan Babil'de de cam sanatı oldukça ileriydi ve bulunan Babil'e ait bir kil tablanın üzerine kazınmış bilinen ilk cam reçetesi bulundu. Yapılan kazılardan camı ilk keşfedenlerin Asurlular olabilecekleri görülüyor. Diğer taraftan bazı araştırmalar camın, gerçek anlamda bir fayans olmayan ‘Mısır Fayansı’nın geliştirilmesiyle ortaya çıkmış olabileceğini gösteriyor. Hangi açıklamaya inanılırsa inanılsın camın kökeninin Önasya olduğu bir gerçek.

 

Keşfinden bu yana insanlığın vazgeçilmezi olan cam, binlerce yıl sonra bugün de insanları büyülemeye devam ediyor. Bu büyüye kapılanlardan biri de Gaziantep’te yaşayan Füsun İşsever… İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunu olan Füsun İşsever, iki çocuklu ve evhanımlığından müzeciliğe terfi etmiş bir koleksiyoner… Yine bir cam aşığı olan eşiyle birlikte başlamış bu işe. Camın üzerindeki farklı yansımalardan oldukça etkilenen çift, biriktirme işine girişmişler. İlk ellerine geçen bir gözyaşı şişesi olmuş ve sonrası gelmiş. Her ikisi de tarihe ve antikaya meraklı olan çift, yıllardır birikim yapıyor. “Bu birikimlerimizi bir müzeye çevirebilmek, onları sergileyebilmek en büyük arzumuzdu” diyen Füsun İşsever, uzun yılların birikiminin ardından arkadaşlarının ve kardeşinin de desteğiyle müze projesini hayata geçirmeyi başarıyor.

 

 

Gaziantep Kalesi’nin eteklerindeki 150 yıllık üç evi satın alıp müzeye dönüştüren sanatsever Füsun İşsever, kayıtlı bir koleksiyoner olan eşiyle birlikte 20 yıldır biriktirdikleri kişisel koleksiyonlarındaki 4 bin arkeolojik eseri sergiliyor. Bu eserlerden 3 bini cam eşyalardan oluşuyor. Büyük uğraşlar sonucu hayat geçirdikleri Medusa Kültür ve Sanatevi Müzesi’nin Koç Vakfı’ndan sonra Türkiye’nin en büyük cam eser koleksiyonuna sahip olduğunu söyleyen İşsever, “Üç tarihi Antep evi alınarak restore edildi. Evin bir tanesi 5 odadan oluşan müzemizi oluşturdu. Tabii ki, cam müzesi olunca cam yapımıyla ilgili bir şeylerde bulunsun dedik ve Suriye'den bir cam ustası getirttik. Ustamız, bahçemize antik görünümlü bir cam ocağı inşa etti. Gelen konuklarımıza burada üfleme cam gösterileri yapıyoruz. Ardından Beykoz Cam Ocağı'nda çeşitli eğitimlere katılmış bir arkadaşımız bize katıldı ve atölyemizde masa üzeri alevle cam boncuk gösterileri düzenlemekte. Ayrıca kurslar da düzenliyoruz. Diğer bir bölümümüzde ise antika satış mağazamız ve özel koleksiyonumuz bulunmakta. Ayrıca Midyatlı Süryani bir telkari ustamız var ve onun atölyesinde de gösterimiz oluyor. Antik tarzda el yapımı altın takılarımızın olduğu ayrı bir bölümümüz de bulunmakta. Kafe bölümümüzde rezervasyonlu olarak Antep yemekleri sunmaktayız. Alt katta mozaik çalışmalarının yapıldığı bir atölyemiz daha bulunmakta. Kısacası burası hem müze, hem de kültür sanat evi” diyor.
 
21 Haziran 2008’de açılan müze, Türkiye'nin ilk özel cam eserler müzesi niteliğinde. Müzede ağırlıklı olarak Roma dönemi, bir kısım İslami Dönem, bir kısım da 6 bin yıl öncesine kadar dayanan farklı dönemlere ait kıymetli eser bulunuyor. İlk odada farklılık yaratmak amacıyla altın, gümüş, bronz takılar, sikkeler, savaş aletleri, figürinler ve pişmiş toprak bazı eserler yer alıyor. Yukarıda yer alan 4 oda ise cam eserlere ayrılmış. Medusa Kültür ve Sanatevi Müzesi’nde yer alan eserlerin birçoğu gömütlerden elde edilmiş. Füsun İşsever’in müze koleksiyonuna geçtiğimiz günlerde kattığı M.Ö. 2’nci yüzyıla ait iki cam şişe de nadide eserler arasında. Şişelerin üzerinde insan figürleri yer alıyor ve sarı, yeşil renklerle bezenen şişelerin dönemin kral veya kraliçelerince parfüm saklamak amacıyla kullanıldığı sanılıyor. Bu iki eserin önemli özelliği ise, Roma İmparatorluğu döneminde kalıp tekniğinin çok ileri düzeye erişmiş olduğunu göstermesi. Müzede yer alan nadide eserlere ilişkin olarak Füsun İşsever şunları söylüyor: “Benim için eserlerimizin hepsi çok kıymetli. Ancak tabii ki içlerinde çok önemli olanları var. Örneğin, ilk odada Roma Dönemi’ne ait bir bebek lahitimiz var, üzerinde kraliçenin doğum sahnesi bulunmakta. Eski Babil Tanrı heykelcikleri bulunmakta, arkasında çivi yazısı var. Diadem denilen altın mezar takılarımız var. Yeniden doğuşa inandıkları için ölüleri mezara süsleyerek koyarlarmış. Cam eserlerin bulunduğu odada Fenike dönemine ait bir cam şarap amforamız bulunmakta. 3 bin yıllık ve denizden nadir sağlam çıkan eserlerden biri olarak biliniyor. Sidonlarımız çok özel, iki adet sidon denilen cam parfüm yağı şişemiz var. Üzerlerinde kral ve kraliçeyi temsil eden yüz figürleri bulunuyor. Çok nadir çıkan eserlerdir. Gelen konuklarımız gözyaşı şişelerimizin hikayesini dinlemeye bayılıyor. İslami dönem eserlerimiz arasında Selçuklu Dönemine ait ilk Çeşm'i Bülbül örneklerinden sayılan yeşil yıldız ayaklı cam sürahimiz çok özel. Yine çok özel oryantalist tarzda üzerlerinde dantelimsi süslemeler bulunan farklı İslami parfüm şişelerimiz var. Ancak müzemizin en kıymetli cam eseri, cam süt pompamız. 1700 yıllık, Roma Dönemi'ne ait çok özel bir eser.”

 

 

Medusa Cam Müzesi’nin bir bölümünde Kapalıçarşı kökenli kuyumcu ve Midyatlı telkari ustaları ziyaretçilere yönelik hediyelik eşyalar üretiyorlar. Suriye’den gelen cam sanatçısı Abu Cemil, kendi yaptığı fırınında haftanın belli günleri üfleme cam gösterisi sunuyor. Kiremit işlemelerin, alevle cam boncuk üretiminin, mücevher tasarımlarının müzeyi gezenler tarafından ilgiyle izlendiğini belirten Füsun İşsever, “Üfleme cam parfüm şişelerimiz var. Çökertmeli şişelerimiz çok özel, buraya gelen misafirlerimizin büyük çoğunluğu cam ocağımızda yapılan çökertmeli şişelerimizden edinmek istiyorlar” diye konuşuyor. Müzede Fransız porselenleriyle kıymetli antika ve el işi nakışlar da satılıyor. Misafirler önceden rezervasyon yaptırmak suretiyle yöresel yemekleri tatma imkanı bulabiliyor. Medusa Cam Müzesi’ni bugüne kadar 60 bin kişi gezdi.

www.arkantik.com.tr

 

© 2019 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler