Seramikle Zamanı Geriye Sarmak

Yayın tarihi: 09.09.2009
Seramikle

Seramikle zamanı geriye sarmak…

 

Seramik sanatçısı Tülin Somuncu, bilinen tekniklerin çok dışında, kendine özgü metotlarla yoğuruyor seramiklerini. Pişirme yöntemiyle de sıradışı olan sanatçı eserleriyle sanatseverleri zaman içinde geriye doğru bir yolculuğa çıkartıyor adeta…

 

Farklı bir hayat Tülin Somuncu’nunki… Sayfalarımıza seramik çalışmalarıyla imza atsa da o aslında yılların resim sanatçısı. Aslen mimarlık eğitimi almış olan Somuncu, 26 senedir de profesyonel olarak resim sanatıyla uğraşıyor, yurtiçinde ve dışında pek çok farklı sergisi bulunmakta. Okulun insana sadece bir pencere açacağını söyleyen sanatçı insanın asıl öğrenme eylemini hayatın içinde, çalışarak yaşadığını söylüyor. “Bugün bana mimarlık yap deseniz yapamam. Çok başarılı bir öğrenciydim ancak hiç çalışmadım mimar olarak. Gönlüm hep resimdeydi, hep de resim yaptım.”

 

İçinde Tarih Gizli

 

Pek çok sanatçı gibi sıradışı denilebilecek bir hayat yaşamış Tülin Somuncu. Arabistan’da yedi yıllık bir yaşam mücadelesi, sonrasında Uzakdoğu… Sonra yine Türkiye’de almış soluğu. Seramik çalışmaları ise yaklaşık iki sene önce başlamış. “Seramiğe ilgim Çanakkale’de Arıburnu’nda denizden çıkardığım bir seramik objeyle başladı aslında. Çok güzel, pürüzsüz yapıdaydı ve tutkunu olduğum tarihi gizliyordu içinde. Ben de bunun gibi bir şey yapmalıyım, dedim kendi kendime.” Seramiğin kendisi için tarih öncesine yolculuk gibi bir şey olduğunu ifade eden sanatçı seramiğe başlamadan önce şöyle bir düşünce geliştirmiş kafasında: “Bu işe girişmeden önce şunu düşündüm; ben eskiyi seviyorum. Eskiye gitmek istiyorum, hep hayalim eskiye dönüş yapmak. Ben bu günden milat öncesine gideceğim dedim ve herkes ileriye yolculuk yaparken ben geriye yolculuk yaptım. Aynen zaman makinesi gibi. Resimle ileriye giderim hep zamanda, absürd çalışırım. Seramikle ise bugünden düne gidiyorum. Bugünün teknolojisini yani fırınını kullanıyorum, bugünün bilgilerini kullanıyorum ama dünün tekniğini de katıyorum işin içine. Eskiden de bu şekilde yapıldıklarına inanıyorum seramiklerin. Onlar da pürüzsüz dikkat ederseniz.”

 

Sır Yok

 

Tülin Somuncu’nun birbirinden özel yaratımları oldukça ilginç bir tekniğe sahip. Çok spesifik bir şey yaptığının altını çizen sanatçının tekniği tamamen el işine dayanıyor. Hiçbir makine ve alet kullanmayan Somuncu’nun yarattığı objelerin en önemli özelliği dumanla renklendirilmeleri nedeniyle üzerlerinde sır olmaması. Başarılı sanatçı kullandığı çok özel tekniği şu sözlerle anlatıyor: “Tüm objeleri elle şekillendiriyorum. Kuruduktan sonra doğadan topladığım çakıl taşlarıyla -ancak hiçbirinde pütürlü bir yapı olmayacak, dümdüz olacaklar- yavaş yavaş, milim milim parlatıyorum. Bunlar seramiklerim henüz fırına girmeden önce yaptığım işlemler. Sonra fırına koyuyorum. Piştikten sonra tozlarını alıyorum. Çünkü fırının ısısıyla pişme sırasında tüm tozlar yukarı çıkıyor. Sonra özel bir düzenek içine ki,bu düzenek büyük bir varil, objeleri yerleştirip bu düzeneği meyve, yumurta kabukları, çok az kağıt, eski yün parçaları ve ıslak talaşla dolduruyorum ve 24 saat boyunca yakıyorum. Varil üzerindeki delikler yardımıyla oksijen alıyor. Yanma sonucu isle seramiklerin üzerinde bu renkler oluşuyor. Yavaş, uzun sürede yanmaları benim için çok önemli.”

Somuncu önce ‘sokaktaki beton künklerden birinin içinde yapayım bu yakma işlemini’ demiş, ancak künklerin ağırlığı engel olmuş. Küçük bir çöp kovasında deneme yapmış ancak sonuç hüsran olmuş, yakmak istediği tüm objeler patlamış. “Yanma yavaş olmalı. İçinde en ufak bir hava kabarcığı olsa patlama olabiliyor. Çok hassas bir iş, çünkü fabrikasyon değil.”

Bu tekniği internet yardımıyla bulduğunu söyleyen Tülin Somuncu, internette bu çalışmanın toprak içinde yakma yöntemiyle gerçekleştirildiğini de sözlerine ekliyor ve “ben böyle bir toprak çukur bulamadığımdan yakma işlemimi varilde gerçekleştiriyorum” açıklamasını yapıyor. Varilden çıkardıktan sonra objelerin her birini tek tek uzun uzun yıkayan sanatçı sonra da bunları yün bir bezle yeniden parlatıyor. “Objenin kendisini ben yaratıyorum. Bazen objeyi ateşe atmadan bazı yerlerini ıslak çamurla çiziyorum, motifliyorum, sıvıyorum renk almasını istemediğim yerleri. Yanma olayı bittikten sonra bu sıvalı yerler yanmadığından farklı renk tonları çıkabiliyor.”

 

Zevkle Öğretiyor

 

Tülin Somuncu doğal görünümleriyle dikkat çeken eserlerini kullanım amaçlı da üretebiliyor. Öyle ki sanatçının evinin her köşesinde bu teknikle ürettiği şişelere, karaflara, peynir tabaklarına ve çanaklara rastlamak mümkün. Sanatçı doğadan aldıklarını doğaya geri vermeyi de unutmuyor. “İçi boş çakıl taşları da yapıyorum. Bu bir anlatım, bütünde bir proje. Biliyorsunuz ki bu kumu, bu çamuru hep çakıl taşlarının ufalanmasından elde ediyoruz. Bunları doğaya geri veriyorum. Yarattığım her obje için bir tane taş mutlaka yapıyorum.”

Bilgilerini resim ve seramikte yakın ve uzak çevresine aktarmaktan zevk duyan sanatçı, özellikle evindeki çalışanına yaptırdığı seramik çalışmalarına çok değer veriyor. “Bildiğim her şeyi öğretiyorum. Neden bir kişide gizli kalsın ki bu teknik?”

Seramik eğitimi almadığını vurgulayan Somuncu “Eğer çalışırsan, emek verirsen, bir şekilde karşılığını bulacağına inanıyorum. Önemli olan çalışmak ve özgün bir şeyler üretmek. Birine benzemek için çalışmıyorum ben. Kendim için yapıyorum bu objeleri, bu sanatı” diyor.

Seramiğin zor bir uğraş olduğunu, zaman, emek ve mekan istediğini dile getiren Tülin Somuncu yarattığı her objenin kendisine ayrı bir heyecan verdiğini söylerken sözlerini şöyle noktalıyor: “Her biri benim bir sevgilim bu objelerin. Her biriyle farklı bir macera yaşıyorum. Fırına koyduğum anda başlıyor büyük bir heyecan. Hayatınızın hiçbir noktasında yaşayamayacağınız türden bir heyecan bu…”

 

© 2018 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler