Sofralara Geri Döndü Pasta D'Alfredo

Yayın tarihi: 09.09.2009
Sofralara geri döndü

Sofralara geri döndü

Pasta d’Alfredo

 

Türk makarna dünyasının özel isimlerinden Pasta d’Alfredo uzun bir ayrılık devresinin ardından sevenleriyle yepyeni yüzüyle buluşuyor. Gümüştaş A.Ş.’nin el değiştirmesiyle yeni bir üretici kimliğe kavuşan İtalyan esintili Türk markası, bundan böyle sektörün deneyimli isimlerinden Bülent Aydın’a emanet…

 

90’lı yılların ilk zamanları… Makarna kültürü giderek yükselişe geçiyor. İtalyan restoranları birbiri ardına açılmakta. Bunlardan biri hatta ilki Harbiye’de 1993 yılında açılan Ristorante Italiano. Spagettiseverlerin hafızalarını biraz yokladıklarında hemen hatırlayacakları Pasta d’Alfredo ise bu restoranın sahibi Afer Gümüştaş’ın Gümüştaş A.Ş. bünyesi altında İtalyan eşi ve ailesi için yarattığı bir marka. Şirketin kendi tesislerinde tamamen yerli kaynaklarla üretilen Pasta d’Alfredo kısa sürede tanınan bir makarna markası haline gelmişti. Öyle ki 1998-2000 yılları arası Türkiye’nin hemen her yerinde marka bilinirliği oldukça yoğundu.  Zaman geçtikçe ve iş yükü arttıkça Afer Gümüştaş biraz da ailevi sebeplerden ötürü bu işi sonlandırmayı düşünerek fabrikayı 2006 yılına kadar Barilla’ya kiraladı, Gümüştaş A.Ş.’yi kapattı ve bu marka altındaki çalışmalara son verdi.

 

Alınıyor, satılıyor…

Bir süre sonra fabrikayı tamamen elden çıkarmak isteyen Afer Gümüştaş 80’li yaşlarını sürdüğü 2007 yılında önce restoranını kapattı ardından da fabrikayı satışa çıkardı. Fabrika ve içindeki tüm ekipman Afer Bey tarafından iki girişimciye devredildi ancak daha önce gıda işi deneyimi olmayan girişimciler bu işi yürütemediler. Dolayısıyla donanımlı bir gıda üretim tesisi olan fabrika yeniden satışa çıkarıldı. Sektörün deneyimli isimlerinden, Swissotel içerisinde konumlanan Naz Turkish Cousine’in işletmecisi Bülent Aydın işte tam bu noktada devreye girdi. Yıllardır restoran ve gıda işinde çalışan Bülent Aydın önceleri hiç de sıcak bakmadığı yatırım bir süre sonra aklına düştü ve bu işi yapmaya karar verdi. Fabrikayı gezdikten sonra aldığı kararın doğruluğuna iyice inanmaya başladığını ifade eden Aydın düşüncelerini şu sözlerle dile getiriyor: “Tesisi gördüğümüzde çok beğendik. Tabii bize göre bazı noksanları vardı. 30 yıldır beş yıldızlı otellerde çalıştığımdan gıdaya ilişkin bir yere farklı, detaycı ve ciddi bir gözle bakabiliyorum.”

 

Fabrika yeniden yaratılıyor

Ekim 2008’de firmayı aktifi pasifi, yatırımları ve makine parkuru ile devralan Aydın atıl durumdaki tesisi adeta yeniden yarattı. “Tesisi devralır almaz firmanın ilk sahibi olan Afer Gümüştaş’ı aradım. Sağolsun bana çok destek oldu. Kendi yarattıkları markanın şu an emin ellerde olmasından, iyi kalitede ürün üretiyor olmasından çok memnunlar ailecek.”

Tesisi dikkatle gözden geçirip eksikleri tamamlama çabasına girişen Aydın tesisin gıda üretim izinlerinin tam olduğunu ve iki ayrı ISO belgesi bulunduğunu söylüyor. “Ama biz hayata hep beş yıldızdan bakmaya alışmışız. Mükemmeli arıyoruz. Dolayısıyla bizim gözümüzde yapılması gereken çok iş vardı. Hemen üretim tesisini düzelttik. Makine parkurundaki noksanları, fiziki şartlardaki bozuklukları giderdik süratle. Tesise neredeyse aldığımız fiyatın 1.5 katı bir yatırım yaptık diyebilirim. Bunun yanında firmanın her şeyini A’dan Z’ye değiştirdik. Logosundan kurumsalına kadar…”

Fabrikadaki değişiklik ve yeniliklerin sonrasında ürün geliştirme çalışmalarına başlayan Bülent Aydın ve mutfak profesyonellerinden oluşan ekibi 4 aylık bir çalışma sonucunda ürün skalasını oluşturmuş. Bir taraftan üretim de başlamış yavaş yavaş. “Bu arada piyasayı tanıdık. Piyasadaki tüm makarnaları inceledik, denedik. Halihazırdaki ürünlerin daha iyisini üretme çabasında olduğumuzdan piyasada varolan ürünlerin hepsinden daha iyi bir ürün geliştirmeyi, ya da en azından piyasanın en iyileri ile aynı kategoride olmayı hedefledik. Beş yıldızlı otellerin aşçıbaşıları ve evhanımlarıyla beraber çalıştık. Aşağı yukarı 5-6 ton makarna denedik ürün geliştirme döneminde. Sonuçta şu anki kalitemizde üretimimizi gerçekleştirdik. Bu yeterli mi? Hayır, hedeflerimiz üst limitlerde şimdi. Şu anda beş yıldızlı otellerin, iyi restoranların rahatlıkla kullanabilecekleri, üst düzey misafirin keyifle yiyebileceği lezzetli makarnalar üretiyoruz.” Bülent Aydın şu an İstanbul’da beş yıldızlı otellerin hemen hemen hepsinde kullanılan ürünlerinin hedef kitlesini şöyle açıklıyor: “Kaliteli ürün tüketmeye alışkın, lezzetli ürünleri misafirlerine sunmak isteyenler. Oteller, restoranlar, hastane ve okullar gibi toplu tüketimin yoğun olduğu mekanlar için uygun ürünler üretiyoruz.”

 

Renk renk, lezzet lezzet makarnalar

Pasta d’Alfredo markası altında şu an kuru ürünler, taze ürünler, soslar, taze dolgulu ürünler ile mantı ve erişteler bulunmakta. Kuru ve taze ürünler sade, domatesli, ıspanaklı, kepekli ve karışık olmak üzere 5 farklı lezzette, 2-6 dakika arasında servise hazırlanabilen şekilde Linguine, Fettuccine ve Tagliatelle şekillerinde üretiliyor. Taze dolgulu ürünler ise etli, tavuklu, ıspanaklı peynirli ve üç peynirli seçenekleriyle 5-8 dakika arasında servise hazırlanabilen Ravioli, Tortellini, Tortelli, Kare ve Kayseri mantı çeşitlerinden oluşuyor. Erişte çeşitlerinin de yer aldığı ürün gamını şu an acı biber ve fesleğenli çeşitleri bulunan soslar tamamlıyor. Beş yıldızlı otellere ve a la carte restoranlara istemeleri durumunda farklı içeriklerde ravioli ve tortellini de üretiyorlar. “Bonfile ve çilekli bir ravioli ürettik örneğin, çok leziz oldu. Başka bir restoran içinse mezgitli ürettik. Biz konum olarak bunları yapmalıyız zaten. Sıradanın dışına da çıkabilen, İtalyan makarnaları üreten, butik çalışmalar yapan bir konumda olmak istiyoruz. Pasta d’Alfredo’yu önce Türkiye’nin sonra dünyanın tanıdığı, ürünlerini keyif ve sağlıkla tükettiği bir marka haline getirmek istiyoruz. Yurtdışı ile bağlantılarımızı da kurmaya başladık yavaş yavaş…”

 

Pasta d’Alfredo makarnalarının en büyük özelliği durum buğdayı irmiğinden ve yumurta karışımından imal edilmeleri. Dolayısıyla durum buğdayı, sıfır numara irmik buğdayın gidebileceği en üst kalite. Tamamında pastörize yumurta kullanılan ürünler, üretim sonrası da ayrıca pastörize ediliyor. “146 derecede sterilizasyon yapıyoruz. Ürünler besin değerlerinden bir şey kaybetmiyorlar. Sonuç olarak bu segmentteki en kaliteli makarnalar ortaya çıkıyor.” Günlük üretim kapasitesi dolgulu ürünlerde iki, makarnalarda ise 1 ton olan fabrika şu an kapasitesinin sadece yüzde 20’sini kullanıyor. Hedef ise yılsonuna kadar bu oranı yüzde 65’lere çıkarmak. “Hedefimiz yeni ürünlerle, yeni versiyonlarla piyasada yeni bir portföy yaratmak. Bizim ürünümüz Türkiye’ye ithal edilen ürünlerin yüzde 90’ından daha kaliteli. Yüzde 10’u ile de neredeyse aynı seviyede.”

 

© 2019 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler