Mohini'de Yetişkin ve Zarif Bir Mutfak

Yayın tarihi: 08.10.2014

Mohini’de yetişkin ve zarif bir mutfak

Şapkalı Kadın Mohini’de yetişkin ve zarif bir mutfak

 

Mohini Aile ve Çocuk Yaşam Merkezi içinde hizmet vermeye başlayan Şapkalı Kadın, adının çağrıştırdığı zarafeti ev tadında bir lezzet dünyasıyla birleştiriyor. Mekanda yer alan tüm ayrıntılar çağdaşlığı ve inceliği simgeliyor.

 

 

Etiler’de açılan Mohini Aile ve Çocuk Yaşam Merkezi, çocuklar ve çocuklu aileler için tasarlanmış son derece keyifli ve renkli bir alan. Ocak ayı itibariyle yaşam merkezi içinde hizmet vermeye başlayan kafe-restoran Şapkalı Kadın ise, hem dekorasyonu, hem de atmosferiyle Mohini’de yer alan diğer yeme-içme mekanlarından hayli farklı bir duruş sergiliyor. Çocuklara özgü bir konsept yerine ebeveynlere hitap etmeyi tercih eden Şapkalı Kadın mönüsü, şık ve zarif ambiyansı ile günün her saati keyifle zaman geçirebileceğiniz bir mekan.  

Şapkalı Kadın’ın yaratıcıları Nurcay Ceylan Çetince ve eşi Rahmi Çetince; hayallerini kurdukları mekanı açmaya karar vererek Bursa’dan İstanbul’a taşınmışlar. İstanbul’da Whirlpool Mutfak Sanatları Akademisi’nde eğitim görerek danışmanları Osman Serim’in de desteğiyle Şapkalı Kadın’ı hayata geçirmişler. Önceleri Mohini’nin kendi konseptleriyle ters düşmesinden çekindiklerini dile getiren çift, şimdi böylesine renkli bir merkezin içinde yer almanın avantajlarını yaşadıklarını anlatıyor. 

Mekan, adını bir kahve falında görünen Şapkalı Kadın’dan alıyor. Ama Nurcay Çetince, Şapkalı Kadın’ın, zarafeti ve modern Türk kadınını çağrıştırmasının bu isimde ısrar etmelerinde önemli rol oynadığını belirtiyor. Şapkalı Kadın’da biraraya geldiğimiz mekan sahipleri Nurcay Ceylan – Rahmi Çetince ve Olcay Ceylan ile mekanı ve Mohini içinde yer alan farklı konseptlerini konuştuk.

 

 

Şapkalı Kadın ilginç bir mekan ismi. Konsepti nasıl oluşturdunuz?

Eşimle birlikte dört yılı aşkın bir süredir tasarlıyorduk ama o esnada Bursa’da yaşıyorduk. Fikri hayata geçirmeye karar verdiğimiz zaman İstanbul’a taşınmaya ve mekanı İstanbul’da açmaya karar verdik. Whirlpool Sanat Akademisi’nde profesyonel ellerden bu işi öğrenmek ve doğru insanlarla çalışmak için eğitime başladık. Aynı zamanda altı ay kadar bir süre boyunca yer aradık. Nişantaşı ya da Bebek düşünüyorduk ama bulamadık maalesef. Tesadüf eseri Mohini Aile ve Çocuk Yaşam Merkezi’ndeki bu yeri bulduk. Bizim düşündüğümüz türden bir şey değildi. Hareket noktalarını, corner gibi konumları düşünmüştük. Üzerine çok kafa yorduk tabii, kendi konseptimizi buraya nasıl oturturuz diye. Çünkü biz asla bir çocuk restoranı olmak istemiyoruz. Buraya gelen ebeveynlere, dışarıdan gelecek insanlara hitap edelim dedik. Dekorasyonu da bu şekilde kurguladık zaten. Açılıştan sonra anne babaların kafasında soru işaretleri oldu, bir çocuk restoranı bekliyorlardı sanırım, biz de bu beklentiye biraz olsun çare olmak için bir çocuk mönüsü yarattık. Dekorasyonda hedefimiz çocuk dostu ama çocuk restoranı olmayan bir mekan yaratmak oldu. İsim konusunun hikayesi de uzun aslında. Danışmanımızdan başlayarak pek çok insan bu ismi istemedi, yabancı bir isim seçin dediler, insanların aklında kalması açısından. Biz de çok düşündük ama değiştirmeme kararı aldık. Sonuçta bu coğrafyadayız, Türkçe bir isim kullanmamızdan daha doğal ne olabilir? Yıllar önce evde babamın kahve falına bakıyorduk. ‘Hayatınıza bir şapkalı kadın girecek ve her şeyi değiştirecek’ dedi bakan kişi. Biz de çok güldük buna hep. ‘Göremedik şu şapkalı kadını hala’ derdi babam. Bunun üzerine Alanya’da bir tatilde dolaşırken butik bir dükkanda şapkalı kadın broşu gördük ve hemen aldık sonunda şapkalı kadına rastladık diye de şakalaştık. Mekan fikri zaten kafamızdaydı ve bir gün bir mekan açarsak adını Şapkalı Kadın koymaya karar verdik. Simgelediği şeyler de çok hoş bizim adımıza. O kadar çok şapkalı kadın profilinden uzaklaşmış Türk kadını varken bu markayı yaratmak doğru zaman diye düşündüm. Mutfakta ve mekandaki her şey, şapkalı bir kadının elinden çıkıyormuş gibi çağdaşlığı, zarifliği simgeliyor.

 

 

Çok ferah bir mekan Şapkalı Kadın. Dekorasyon için kimlerle çalıştınız?

İki mimarla birlikte çalıştık mekan için, Mehmet Özbaş ve Ebru Acar. Ama mekanı bizimle birlikte oluşturan danışmanımız Osman Serim’dir. Tabii mekana dair her şey bizim fikrimiz. Apliklerinden avizelerine hepsini kendimiz seçtik. Bir butik köşemiz var ev gibi döşedik bu bölümü. El işi havlular var ve dantellerle süslü. Eskiden kızların çeyizleri için hazırlananlar gibi. Biz onları Bursa’dan el işçiliği yapan kadınlardan alıyoruz ve burada satıyoruz. Bir de sabun grubumuzun durduğu özel bir köşe var. Onları da Antalya’da yaşayan Alman bir kimyagerden alıyoruz. Bitkileri doğal zeytinyağıyla harmanlayarak yapıyor. Gıdayla ilgili satışlarımız var, zeytinyağı ve zamanla şarap da düşünüyoruz. Şapkalı Kadın markası yaratarak satmak istiyoruz bu ürünleri. Sürgülü kapılı bir bahçemiz var, yazın kapılarını açacağız. Portakal ağaçlarımız ve özel ışıklandırmamız olacak. Tabii henüz çok yeni bir mekanız. Mohini de, biz de yeniyiz. Mohini’nin içinde yer aldığımız için hızlı bir giriş yaptık. Sömestr tatilinde burası inanılmaz yoğunluk yaşadı. Daha yeni yeni eksiklerimize bakabiliyoruz.

 

Mekan için daha az alternatifinin olacağı Bursa’yı neden düşünmediniz?

 

Hem yeni şehir, hem yeni mekan biraz deli cesareti gerektiriyor doğru ama ben zaten İstanbulluyum. Geri dönmeyi düşünüyordum. Bursa’da da mekan açsaydık maliyet olarak aynı olacaktı. Eşim eski Bursalı, orada ailelerin hepsi birbirini tanır ve hep aynı mekanlara giderler, bu yıllarca değişmez. İskender temel gıdadır. Et, mangal, ‘kendin pişir kendin ye’ önplandadır. Diğer yerler açılır, kapanır. İnsanlar bir iki dener ve terk ederler. Bursalılar İstanbul’a gelir para harcarlar, biz bunu çok iyi bildiğimiz için İstanbul’u tercih ettik.

 

 

Çocuk merkezinde yer almak konseptinizle biraz ters düşüyor. Mesela gençler çocuklu bir ortamdan keyif almayabilirler…

 

Evet, biz de bunları çok düşündük ama artılar ve eksiler birarada. Krizle birlikte Nişantaşı’nda olsaydık belki kapanmıştık, orada adım başı kafe var. Mohini’de olmanın yararları çok fazla. Böyle zor bir dönemde burada her gün yoğun bir biçimde müşteri ağırladık. Şapkalı Kadın’ı herkes tanımaya ve buradan mutlu ayrılmaya başladı. Zaten Nişantaşı’nda bir dükkan alabilmeniz, marka değilseniz ve tanınmıyorsanız çok zor. Size bu fırsatı vermiyorlar, tanımak bile istemiyorlar, paranızın olması da önemli değil.

Gençler açısından belki haklısınız ama biz burada daha çok çalışan yetişkinleri hedefledik zaten. Etrafımızda bir sürü iş merkezi var. Çocuklarını buraya getiren ebeveynler kendilerine hitap edecek bir mekan olmasından mutlular. Mohini, 20.30 civarında kapanıyor zaten bu da akşamları bize daha özgür bir ortam sağlıyor. Biz çok daha geç saatlere kadar açık kalabiliyoruz. Yeter ki insanlar Mohini içinde böyle bir mekan olduğundan haberdar olsun, gerisi bizi korkutmuyor açıkçası. Gizli bir bahçe gibiyiz şu an. Zamanla dışarıdan sipariş alarak işyerlerine ve evlere pizza servisi de yapmak istiyoruz. Yemek Sepeti ile anlaşmak üzereyiz. Bu konu bizim için çok önemli çünkü pizza konusunda çok iddialıyız.

 

 

Mönünüzü nasıl oluşturdunuz?

 

Mönü aslında çok alternatifli bir mönü ama anneler babalar çok fazla talep ettiği için bir çocuk mönüsü de oluşturduk. Biz piyasada olmayan bir şeyi yapalım demedik hiçbir zaman, mevcut olanı yapalım ama en iyisini yapalım istiyoruz. Domates çorbasıysa onun en iyisini sunmayı amaçladık. Mönüyü binlerce tadım yaparak oluşturduk. Müşterilerin kritiklerine göre de ekleme ve çıkarmalar yapıyoruz. Ablam, eşim ve ben bu işin başındayız ve her şeyle en ince ayrıntısına kadar ilgileniyoruz. Eleman seçimlerimizde de çok titiz davrandık. Mekanımız ev gibi bir ortam sunuyor, dolayısıyla müşterilerimiz de misafirimiz gibi oluyor. Maya Residences’ın yanındayız, oradan da çok konuğumuz oluyor. İstanbul’da kafe–restoran konseptli mekanların birçoğundan daha iyi ve titiz bir mönü sunduğumuzu rahatlıkla söyleyebilirim. Pizzalarımız çok özel. İtalya’dan özel bir fırın aldık bunun için. İstanbul’daki yedinci fırın bizimki sanırım ve sadece yedi adet var. Fiyat aralıklarımız da oldukça uygun. Biz büyük markaların da yer aldığı bir bölgedeyiz. Kaliteli ama uygun bir mönü sunmak istedik. Kalabalık bir mönü yapmak istemedik mümkün mertebe. Her malzemenin kaliteli ve taze olmasına dikkat ediyoruz. Her şey el yapımı, hepsi bizim mutfağımızdan çıkıyor.

Farklı bir lezzet sunmak adına ördeğe yer verdik bir tek. Büyük restoranlar dışında kafelerde ördek bulamıyorsunuz malum. Ördeğimiz çok lezzetli. Sadece ana yemek olarak değil aynı zamanda ‘ördek wrap’ de yapıyoruz ve çok tutuyor. Sırf ördek yemek için gelen konuklarımız var. Bunun dışında içeceklerimiz çok özel. Evde annelerin yaptığı şerbetlerden yapıyoruz. İnsanlar bu lezzetleri uğraşıp yapamıyor artık. Yazın taze kızılcıkla eriğin şerbeti buzla müthiş oluyor mesela. Bizim evimizde hep yapılır, keyfini çok iyi bildiğim için burada sunmak istedim.

 

 

İleride farklı planlarınız var mı mekan için?

 

Pek çok etkinlik yapmak istiyoruz burada. Yaşayan büyük bir mutfak yaratmak istiyorum; konuk şefler, mönüler, workshoplar, insanların zaman zaman mutfağa dahil olacakları aktiviteler ve tadım günleri gibi. Zamanla hepsini hayata geçirmek istiyoruz. Şu anda doğumgünü ya da özel günler için organizasyonlar yapıyoruz zaten. İleride bunu daha da geliştirmek istiyoruz.

 

 

www.sapkalikadin.com

 

 

© 2017 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler