Birhan Keskin

Yayın tarihi: 24.07.2006
Mehmet Emin Yurdakul

Birhan Keskin

 

1963 Kırklareli  

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi

Sosyoloji Bölümü’nü Bitirdi. İlk şiirleri

1984’te Yeryüzü Konukları dergisinde

yayımlandı. Daha sonra Şiir Atı, Yedi

İklim, Fanatik, Düşler gibi dergilerde yazdı.

 

ŞİİR KİTAPLARI

Delilirikler (1991), Cinayet Kışı + İki Mektup (1996)

 

KAYBOLANLAR İÇİN

YANIP DURMA AYİNİ

                                     Necat’a gülümseyerek

Ey ölümden ve hayattan olma çocuk

Suna’yı ve denizi bildin

Şimdi bir başka soru bul kendine

bir yakamoz neden durup durup bir dubayı kovalar

gibi örneğin,

 

Ölümden ve hayattan çok bahsettik

suskun, ağızsız, sözsüz

ilahi bir koronun gülümsemesini istiyorum ben

yerli yersiz

hem neden küçük bir gülümseme için

büyük espriler gerekli bize

ve neden cinnet beşinci kattayken yakalar insanı

ve bu mermer insanlar nasıl olur da

romatizmadan bahsederler?

 

Ey ölümden ve hayattan olma çocuk

hüt hüt kuşunu ve gözyaşını bildin

peki, niçin bir new york bulur kendine

tatar çağrışımlı ve balkonlu kızlar

saçlarını taşırken çınaraltının serin sabahlarına

ve bir şairin yüzüne niçin kurtlar iner her akşam

durup dururken bir koridor ıssızlığına...

(Delilirikler)

 

 

DELİLİRİKLER I

Betonun hüznünden doğdum

suyun isyanından

güneşin kırılganlığına dokunup

geliyorum.

 

Sana söz yakışır, ağzını hazırla

 

kırık bir şehir hikâyesinden doğdum,

kırk meseleden

bardaklar ve demli çaylara dokunup

geliyorum.

 

Sana söz yakışır, elma de.

 

Aslı ve Astar’ı olmayan bir hikâyeden

                                                                doğdum,

karşı’lar ve balkonlardan

korna seslerine karışıp

geliyorum.

 

Sana söz yakışır, ağzını hazırla.

 

O eski hikâye bitti,

şaşkınlığımdan doğdum

denize düştüm

kuruyup geliyorum.

(Delilirikler)

 

 

ZAMAN

şimdi, bir de burdan baktım sana

senden kaçırdığım

kedere boğduğum anlara.

 

...

Beni içine al artık

seni mutsuz kılan duyguyu

kırmak istiyorum.

 

...

Bir yerden aşağı,

çok aşağı düştüm

zaman:

solgun ve gri bir koridordu

orada çok üşüdüm.

(Cinayet Kışı + İki Mektup)

 

 

MAĞARA ÇİÇEĞİ

İçağrısıyım bir mağmanın

kopmuş fırtınanın sesi

derini yok, ses gelmiyor bir kuyu.

Çiçeğiyim yaprağını yüzüne

kapatan ağlamanın

 

havluları topladım,

şemsiyeyi kapattım

hadi kalk gidelim

serinledi hava, güneş söndü

iyice karanlığa döndü yüzüm

 

bir mağara çiçeği yürüyor içimde

içli bir bulut geçiyor üstümüzden

kalk gidelim.

(Cinayet Kışı + İki Mektup)

 

 

SAF SABIR

Ben, birlikte kıyıya sürüklediğimiz kayıktan

saflığımı ve sabrımı aldım tek

kalanları kumsala göm sen de

yaz boyunca

nasılsa her keder eksilir

kendini doldurarak

 

sardunyalarla konuşarak çoğalttım

aramızdaki ayrılığı

sayarak çoğalttığım günleri tamamladım

kirpiklerimin arasına çektiğim tülde

yağmur durdu ve şimdi kış bitiyor

oysa  kimse yokmuş dışarda

içim dışıma vuruyor

 

sardunyalara su vermekle unutamadığımız

şeymiş aşk:

alnından bir günaydın gibi düşürdüğün sabah,

sağ yanımda unuttuğun keder.

(Cinayet Kışı + İki Mektup)

© 2019 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler