Cahit Zarifoğlu

Yayın tarihi: 21.07.2006
Mehmet Emin Yurdakul

Cahit Zarifoğlu

 

 1940 Ankara - 7 Haziran 1987

Madde ve ruh çatışmasını işleyen şiirleriyle tanınır. İstanbul Üniversitesi

Edebiyat Fakültesi Alman Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü bitirdikten sonra

memurluk, öğretmenlik ve çevirmenlik yaptı. İlk şiirlerinde İkinci Yeni

akımının etkileri görülür. Daha sonra dinsel inançları işleyen mistik şiirlere yöneldi.

 

ŞİİR KİTAPLARI

İşaret Çocukları (1967), Yedi Güzel Adam (1973), Menziller (1977),

Korku ve Yakarış (1986), Şiirler (Tüm şiirleri, 1989), Gülücük (1989), Ağaç Okul (1990)

 

HIZLA

AKAN

MIZRAK

Sabahtır

Alkışlar gecenin

Sıcak damları sükûn yapılarıyla

Aydınlatır bir ucundan

Kahvaltı sofrasında çay tasını

 

Düzgün uysal

Işıklı bir de ağız

Gizlice götürür hücreyi bütüne

Ve akla her gelen telgraf telinde

Öpüşür iki güvercin

İncelmiş ve yumuşamış gagalarıyla

 

Bu geçen mızrak

Kalın kararlı

Atanın değer biçilmez atıyla

Kuşkusuz yolunda gerek

 

Mızrak geçer ışığı

Geçer geceyi dolduran karanlığı da

(İşaret Çocukları)

 

 

AŞKA DAİR

Öyle sofralar gördüm ki

İnsan kasları vardı tabaklarda

 

O eğik gövdeler önünde yalnızlık

Her şeyi birbirinden uzağa çarpıyordu

Bir kadın

Bir erkek

 

Gizlice soluyordu

Bir erkek av arkadaşından

Avdurgunluğu gibi gösterip saklayarak

Kamışlıktaki sazların arasından

Ilık ve yapışkan fısıltıları

Ayırarak alarak

Urgan gibi bedenine doluyordu

 

Her şeye benzeyebilirken o

Hiçbir şey benzemezken ona

O ünlü borazan

Başlarsa saçlarımızın diplerinden

Üfürmeye. -Yırtıcı bir hayvan

Kimliği yapışır yakamıza

 

Bir erkek mi o

Göle yatmış bir güneş demetinde

O mor ışında

Bir köpek ölüsü gibi yatan

 

Hızla kayan

Yoksa bir yaban ördeği gölgesi mi

 

 

DELİKANLILAR

gülünç şapkalarını sahipsiz şapkalarıyla

bazen mavi yanaklı bir yıldızın,

kızdan heykellerini

utanç ve yenilgen

bir gardrob odasında

tanrıya benzer

herşeyim

dünyada

üryan dolaşan bebeğin

özgürlüğün ama herşeyin

özgüre ödünç verilen geleceğin

 

erişilecek bir üst bir alt kent

bir de

içine durup demir atılacak

bu binek aşkların

delikanlılar sofrasında

kamçılı bağırışları

 

derken

merhem

yok merhem

 

derken

avuç içlerinin kadın bölmelerine

kadının iki avuç hacmindeki kadının

en usta hücrelerime

en yanıltıcı en dolup en boşalan

ve en boşa atılan

yıkan hücrelerime

bükülen dizlerime

ve kasılan karın etlerime

 

kendime gelince ben kim oluyorum

cevherim neyse nereden geliyor

nereden nereye ne mi

duvarların fayans çinko benzerleri

kendime gelince

gözlerini cihan gözlerini

ellerini kollarını parmaklarını

göğsüme göğsüme tam yüzüme

uzatan eşya beyleri

çanak çömlek

varlığına vardığım hücre gece

her yandan karanlıklar biçilir

dikilir üstümüze

 

yolda kamyonlarla süt satanlar

düşleri

evleri ufalayan ve büyüyen çocuklarından

değerli bir yoldaşlıkla

ödünç alan ihtiyar babalar

ateş yanan sokaktan geçiyorlar

 

delikanlılar baba ve adam

delikanlılar ve aşk

delikanlılar sevdalı oluşlardan

 

bir yıldız poyrazı

 

isa meryem kadar

bir balıkla girince sulara

insanlar kelime hücrelerinde

isanın denizlere dağılan saçlarında

-isa da tam denizlere göre

insanlar isaya göre

eşyalarıyla ve hayvanlarıyla

yaşar akıp giden uslarıyla

geliştire geliştire

bütün ölmek ve öldürmek sınavlarını

anılarda bırakmak için

tanrının ve meryemin yavrularını

 

delikanlı bir çağanoz fabrikasında

yürekleri devrilir doğum günü

                                                    bayraklarıyla

kentlere çağrılan ve insan biçimlerine

nefret biçilen

ve bunları düzenli anneler şeklinde

yalnız düşman getiren

babanın gecelerine

 

delikanlı

bir sahnenin perdelerinden sonra

katmerli kadife ve kapanan perdelerinden

                                                       sonra

açılıp kapanan karanlık küçük odalarda

ve karanlık küçük odalarda

(İşaret Çocukları)

© 2019 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler