Hulki Aktunç

Yayın tarihi: 21.07.2006

 

1949 İstanbul

29 Haziran 2011 İstanbul 

 

Ortaöğrenimini askerî okullarda tamamladı.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden

öğrenimini tamamlayamayıp ayrıldı. Bir süre

Meydan Larousse Ansiklopedisi’nde çalıştı.

Metin yazarlığı ve reklamcılık yaptı. Şiir yanı

sıra roman, hikâye ve sözlük türünde eserler

verdi. TDK 1977 Hikâye, 1980 Abdi İpekçi Roman,

1994 Halil Kocagöz ve 1994 Cemal Süreya şiir ödüllerini kazandı.

 

ŞİİR KİTAPLARI

Sır Kâtibi (1989), Islıkla Tarihçe (1989),

Adresim Aynalar (1991), Şarkılar (1992),

İnsan Aşklarının Külüdür (1993),

Istıraplar Ansiklopedisi (1994)

 

ŞİİR NASIL AŞIRIDIR

Aşkın onurundan düşüyordu saçların. Yukarı çıkıyordu

sonra, kuleye. Kuleler ki mutlaka kuyular üzerinde,

kuyular üstünde saklar gölgesini. Eğreltiler, güller,

karanfiller, ve bunun gibi. Yanıtı olmuyor gecelerin.

Yanıtı olmuyor kapıların. Hepsi korkuyor gözlerinden.

                        Yasamız neydi anımsa: Göze bakan gözdü. Korktular.

                        Gün geçti, şimdi gezgin satıcıları yanıtsız gecenin

                        uluslarla kabilelerle dolaşıyorlar. Vezin, vezin.

                        Parçalanıp koptuğunda düzenini bulmaz mıydı yeniden

                        kadının adamda adamın kadında çiziktirdiği resim.

 

Boş. Balkonda kar var. Sokakta buz. Omuzlarımızda ölüm.

Çıkıp dolaşıyor kendi ülkelerini, bıkmıyor, öyle çok.

Resim, herkese her dakka başka başka görünen resim,

kadınlara adamlara boyanıp siliniyor ışıktan.

Sen de sil. Ruhlar sürgün buralarda, sürgün kendisinden.

                        Kış. Su bulamadığı kış kedilerin. Buz öptüğü kedilerin.

                        Dışında pasıyla kızaran kalbim, içerde nasıl kekeme.

                        Direnç bir kaçkına dönüyor içinde, dışında nasıl gezgin.

                        Sonra utançtan, evet, yalnızca utançtan oy alıp

                        düzenler yıktığı ellerde, göğsünü savunmayı unutuyor.

 

Yüzün aşrı bir köydür. Eteklerin aşrı bir eteklerdir.

Ellerin aşrı aşrı kaleleri kolunun. Sırtın ayrı besmele.

                        Tırmanan, tırmanan pençelerinden başka hiç bir şey yok,

                        tırmanan pençelerinden başka ne kaldı düşlerimin,

                        aşrı olanın bin ölümle öldüğü adasız denizlerde.

 

 

YORGUN TELVE

Kimdi kopup giden eski gövdesinden

Omzundan göğsünden uzaklaşarak sen

Sandık ve bohça ve konsol çiçekleri

Bir resmin solma süreci ikindilerden

 

Lavanda levanten bir solma süreci

Bekâret rengi kuşluk saatlerinde

Vaat kadınları kızları ah Yeruşalim

Bir resmin solma süreci renginden

 

Bebekağzı turuncusu mahzun mukoza

Tığlarda örgülerde şişlerde akşam

Bir resmin solma sürecinde solman

Öyle solma süreci kadar müslüman

 

Ölesiye ayrılıkmış diyor söylenti

Albümlerin dağıtılmış ve bölüşülmüş

Bir telâşedir hangi yüzüne baksam

Bir resmin solma sürecidir solman

 

Nazarlık düşüyor ve parçalanıyordu

Tragedya anlatmaktan yoruldu fincan

Sana som sessizlik bağışlar artık

Bir resmin solma süreciyle solman

            (Adresim Aynalar)

 

 

ÂCİL İLE BEGONYA

Sevdalının elleri pembe begonya

Pencere kıyısında uyuyor saksıda

Çok eski bir masaldan türer akşamlar

 

Göğsünün teriyle ıslanmış boynumda

 

O terle öbürsü var ya soğuyan iş sonunda

O begonya var yansıyan acı turunçlarda

İşten dönüşlerim görüyorsun hin ve âcildir

Tünediğim balkon âcil kumru uğultusunda

 

Bekâr kaldırımlarıyla yürünmüş sokak

Uçan gülleriyle perde uzak çok uzak

Ama begonya hep pencere kıyılarında

Türemekten beklemekten sevdadan ıslak

            (Adresim Aynalar)

 

 

 

FELSEFE TAŞI

Elma izlenimlerinden çıkmıştım yola

Ve elma kurallarıyla çok uzaklara

 

Toz ve töz üzerinde yanan ayaklarım

Söylenir dururdu: Yol yakındır diyenler

Hiç çıkmayanlardır yola, baksanıza

Varıp varıp ulaşamıyorum yanmaya

 

Görü üzerinden mahvolagiden gözlerim

Söylenir dururdu: Görü, işte karşımızda

Diyenler bakılarla aldananlardır

Sakınırlar gözlerini görüp yanmaktan

 

Avara sallanan ellerim de katılırdı

Konuşmaya: Göz ve ayak, bana

Hiç bir şey buyurmadılar daha

Uzayan tırnakların sabırsızlığıyla

Yapayalnız kalıyorum yollarda

 

Tırnaklarım da büyük korkularda:

Kül eşeler de köz bulamazsam

Ey elma, bulamam da yanamam da

            (Adresim Aynalar)

 

 

 

ALAVERE GÜL

Cumba şiirin başladığı yer olmalı

Dudaklar uyakların dokunduğu yer

Aniden ağlayan bebek ve ani memeler

Duvarda gülümsemeye başlayan resim

 

Bilirsin alavere gül yoktur aşkta

Adam günün birinde askere gider

Gözyaşları hani bakışlarda bulutlar

Ayrılık Çeşmesinin kurumuş alnı

 

Cumba bakar durur sonsuz sabaha

Der ki evet alavere gül olmaz aşkta

Bebek uykuya iner dingin ellerle

Bebek dingin elleriyle uykuya iner

            (Adresim Aynalar)

 

© 2018 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler