Hüseyin Atabaş

Yayın tarihi: 21.07.2006
Mehmet Emin Yurdakul

Hüseyin Atabaş

 

 10 Temmuz 1942 Trabzon

Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’ne devam etti. OYAK, ODTÜ

ve Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde memurluk ve yöneticilik yaptı. Türk

Dili, Oluşum, Varlık, Kıyı, Biçem, Dize, Sanat Dünyası, Şiir Ülkesi, Yeni

Ortam, Cumhuriyet dergi ve gazetelerinde şiirleri yanı sıra sanatsal ve

toplumsal konularda yazıları yayımlandı.

 

ŞİİR KİTAPLARI

Gelecek (1975), Yanarca (1979), Bitmeyen (1983),

Yüzün Bende (1988), İlkyaz Töreni (1993),

Saydam ve Gizli (1997)

YANARCA

Bakarken çocuğuna bir anne

gözleri mine mine açar ya işte öyle

hep öyle bakacağım sana dünya.

Günler önemli değil,

aylardan ister nisan olsun

               ister mayıs;

                        direnmelere inat

hiç bir şeye benzemiyorsa da

               ağzımdaki tat

                        seni unutmayacağım.

Hep bulmayı umarak

ve bir gün mutlaka kavuşarak

gökyüzünde maviye

yeşilin en güzelindeyken yaprak.

 

Bakarken çocuğuna bir anne

dudakları kıpır kıpır oynar ya

               işte öyle yineliyorum adını.

Tam elim eline değecekken

bırakıp gitme...

Biliyor musun yarın anneler günü

               çarşılar çarşılar

                    çarşılar kalabalık;

kimse sevemez günün doğuşunu

annelerin sevdiği kadar.

Seni anımsamıyorum sanma,

ölümün simgesidir unutmak;

               ey gecelerin korkulu düşü

ey yürekleri tutuşturan yanarca!..

(Yanarca)

 

DİLEK VE ÖNERİ

İstemem diyor biri, istemem

yaşlanmasın kadınların hiçbiri.

Öldür onları öyleyse, diye önerdi

kendini bilmez şairin biri!..

 

BEDELİ ÖMÜR OLAN

Anlamıştım mevsimlerin değişeceğini

seni o sabah sesinden öptüğümde!..

Yağmur bulutları geziyordu üstümüzde;

aşk burcundayız aylardan ilkyaz kapısı,

kelebeklerin yazgısı ağıyor ömrümüze.

 

Kırağı vurmuş gibiydi sesinin rengi,

yine de vadileri gül kokuyordu teninin.

Dağlardan iniyordu gecenin ürpertisi,

yola sarkmış bir dal kuşkuydu yüreğin.

 

İçi daralıyordu bütün sevdiklerimin!..

 

Zamanı zamandan sağdın öyle bir anda;

ateşi çaldın, aşkı insanlara bağışladın!..

Yüreğimde denizleri kıpırdadı yurdunun

duydum, o anda hem beni öpüyordun

hem anne özlemini sürüyordun içinde.

 

Özgürlüğümüzün tarihini yazıyordun

ılık bir rüzgâr gibi okşadığın yerlerime.

Böyle bir günde nereden bilebilirdik

bir ömür olacağını bu aşkın bedelinin.

 

Dinle, sessizlik geziniyor sokaklarda!..

 

ÇELİŞKİ

Ölüm varsa anlamsızdır çelişki,

ne yolumuz belli ne yordamımız.

Senin koruduğun saçakaltı var ya

iki kırlangıç birlikte girsek

dışarda kalır leylek boynumuz!..

(Saydam ve Gizli)

 

 

SENSİZ GEÇEN YAZ

İzini sürdüğüm çöl göğünün gerçeği

sensiz geçen günleri bekledi yazla,

anasonlu gecenin biriktirdiği bulut

özlemleri kutsayan başak ve asma.

 

Eksiğinin biri sevmemekse insanın

sevdiğini söyleyememektedir öteki de!

Bütün yalnızlıkları bana bıraktın,

ben ki ustayımdır aşkımı gizlemede.

 

İncecik beline sarıldığım düşlerin

bana hep seni taşıdılar yokluğunda,

denizleri özleyip bozkırı öptüğümde

sensizliğin sesi yankıdı dağlarda.

 

Dağlar ve ayna, dışarda ve içerde

yansımanın aslı gölge, gözü ışıksa

içime eğilenin gördüğü gökyüzüsün,

ötesi ben, kırık dökük, paramparça.

 

Geleceğin günü bekliyorum yine de

menevişli karınca yeniği bir yürekle.

Salınan yaprağım esintide günboyu,

gel ki özlemler suya insin seninle!

(Saydam ve Gizli)

© 2018 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler