Haydar Ergülen

Yayın tarihi: 24.07.2006
Mehmet Emin Yurdakul

Haydar Ergülen

 

 1956 Eskişehir

ODTÜ Sosyal Bilimler Bölümü’nde sosyoloji okudu.  Anadolu Üniversitesi İletişim Sanatları

Bölümü’nde asistanlık yaptı. Reklam ve halkla ilişkiler yükseklisans programını yarıda bırakıp

İstanbul’da reklam yazarı olarak çalışmaya başladı. Şiirleri Felsefe Dergisi, Türk Dili, Somut,

Yusufçuk, Gösteri ve Varlık dergilerinde çıktı. Lina Salamandre adını verdiği hayalî kişi adına

yazdığı şiirleri “Kabareden Emekli Bir Kızkardeş” adıyla yayımlandı. “40 Şiir ve Bir” adlı kitabıyla

1996 Behçet Necatigil, 1998 Orhon Murat Arıburnu ve 1998 Altın Portakal şiir ödüllerini kazandı.

 

ŞİİR KİTAPLARI

Karşılığını Bulamamış Sorular (1981), Sokak Prensesi (1990), Sırat Şiirleri (1991),

Eskiden Terzi (1995), 40 Şiir ve Bir... (1997), Karton Valiz (1999)

 

PERİLER AŞKA UÇAR

ne güzel çarşaflar sererdin aşka

üstünde serin kanatların yelken açardı

bir gün kim bağırdıysa uyandık birbirimizden

- deniz bitti, boğuluyorum, camı açsana!

 

denizin üstünde uyku yasaklandığından beri

karadayım, boğulsam da kırpmıyorum gözlerimi

her zaman benim gözlerim değil uykusuz

görüyorum beni okşayan gözlerindeki geceyi

 

yakılacak öyle çok sır var ki bu ormanda

yine sen tutuştur, yine bir avuç suyun

uslandırsın deli çiçekleri ezen kötü sözleri

derim ki: - aşk varmış o perinin çırptığı her kanatta!

(Eskiden Terzi)

 

 

YALNIZIZ CEMAL ABİ

Bu rakıyı diyorum Cemal abi

bu rakıyı içmek seninle

Kars’a gitmek gibiydi

 

Senin şiirinde diyorum Cemal abi

rakı uzun içilirdi

Kars’a uzun gidilirdi

 

Senden sonra diyorum Cemal abi

Kars’a şiir gitmiyor

Kars kısa, rakı tatsız

senden sonra şiirde

her şey dibe çöküyor

anla, öyle yalnızız

 

 

YAĞMURUN İYİLİĞİ

Çocukların küllere karışması fena,

kendilerinin olmayan bir çocukluk

bulacaklar ve beni anlayacaklar orada!

Çocukların beni anlamasına dayanamam,

korkarım en çok anlayanın en zalim

olacağından, korkarım çocuklar da...

 

Sen küle bırak beni zalimlerin yağmuruna

kül insandan gelir, onu anlama, beni de...

Yağmuru anla, o, tanrının iyiliğidir,

kimin içi açıksa yağmur ona gelir,

senin yağmurlu tanelerin düşseydi aklıma

bahçeme de iyiliğin düşerdi, şimdi kül

bahçesidir, yağmuru gezdirme, kötülük gelir...

 

Tanrının başka bahçeleri de vardır

üzümler iyileşir gibi üzgünler de iyileşir

tanrının bahçıvan olduğu günlerden kalmadır

 

iyiliğin bahçesi: Yağmura bak!

iyilik bir bakışta kendini gösterir...

 

İyisin, hem yağmur, hem bahçe gibisin,

tanrıyı seninle sevindir, unutma,

sevindirmek yağmurun iyiliğidir,

tanrıyı benimle üzme, zalimlerin

eline bırakma onu, küle bırakma!

O, yağmurun ve iyiliğin bahçesidir,

üzümü iyiliğe bırakır gibi

tutar senin de üzgün elini...

 

Çocukların yağmura karışması iyi,

yeter ki beni anlamasınlar!

Korkarım çocukların zalim olacağından,

yağmur dururken külü anlamalarından

korkarım, her zalimde bir çocuğa

rastlamaktan korktuğum gibi...

 

 

GELİN

gelinin yüreği karbeyaz kanaviçe

güvey hazreti hamza suretinde

birazdan güreşe soyunacak

yüzü olmayan bu dilsizin üstünde.

(Karşılığını Bulamamış Sorular)

 

 

BENİ AŞKA TERKETTİĞİN

İÇİN SEVİYORUM SENİ

bir sır-çocuksun, yalnızca aşk açık sende,

ne sen kalıyorsun ne o, aşktan başka

biri yok, gel, aşk istediği için varsın,

ne onu kurtarıyorsun ne kendini, aşktan başka

biri yok, git, aşk istediği için yoksun

 

ayrılıktan değil, taşıdığı saflıktan konuşursun;

ayrılık sana dönmektir, yeniden bana

ruhumuz öpüşür ya, başkasındayken ağzımız,

gövde gözaltındadır, oysa ruhumuz sereserpe

seni senden beni benden bağışlar birbirimize

 

bir sır-çocuksun, aşkla açıyorsun kullandığın her şeyi

burda değilsin, çoktan çekilmişsin ve seninle

gitmiş senin olan, her zamankinden çoksun bu evde,

çünkü aşk hepimizden çalışkandır, ben duruyorum

vefa aşk lisesindeki ceza nöbetine

 

bu karanlıkta daha iyi görüyorum seni

aynı tünelden geçiyorsun gelişte ve gidişte

kavuşmaya, ayrılığa aynı yolu kullanıyorsun,

beni büyüten aşktan söz ediyorum, yolculuğa övgü,

zaman yok ki aşktan başka, uykusuzluğa övgü,

 

bir sır-çocuksun, baştan çıkarır gibi açığa çıkardın beni,

ayrılık mı; beni aşka terkettiğin için seviyorum seni!

(Eskiden Terzi)

 

 

FUNDA İÇİN

haylaz bir serçenin sesinden ısındım bu ilkyaz göğüne

eskimeyen bir güneşin ışıklarıyla tutuştu gövdem

kadınım o çocuk yüreğin nasıl yoksul komadıysa hayatımı

elâ gözlerin de birer yıldızdır bu lâcivert geceye düşen.

 

 

ARABESK

gece sevecen bir eleştirmenin uykusu kaçtı

günlüğüne genç ozanlar için şunları düştü

- bu çocuklar hiç minibüse binmemiş belli

ne de çalgılı kahvelerde sabahlamışlar

yine de bir ağız var ki şiirlerinde

yeniyetme şoförlerden külhani.

            (Karşılığını Bulamamış Sorular)

 

 

ATLI

Atını uzun sür, yola bağlanma,

yollar kısa, zamana sür atını,

peşindeki ölümü yorulur sanma

bir hançer sırtına kavuşur gibi

kavuşur ölüm de atlıya: –Göğe

doğru çevirin şunun çizmelerini!

Hangi hana bağlasan bir oda

bulamazsın içinde gezdirdiğin yalnıza

bulsan viran ömür baksan kör kuyu

zaman zaliminin yüklediği korkuyu

yedeğine vur ve sür üstüne atını:

Güneş ki maviyken göğe bağlıdır

o bile eğlenmedi bu siyah kasabada

onun kaybettiği çölde yol aranır mı

nice gölge yerle bir olur, çöl de

usanır gezginden eskittiği yollar da;

ne han kalır atlıya ne yalnıza

kılavuz, atını uzun sür, ölümdür

hepimizin çobanı bu sürek avında

ölümü baştan çıkarma, hem gençsin daha

 

Atını uzun sür, hem zaman var daha.

            (40 Şiir ve Bir)

 

 

ADAM

                                                                       -İdil’e-

O şehre davrandığın gibi davran bana da

o şehre gittiğin gibi bana da git uçarak

bana da in, bana da kon ve el salla geride

bıraktığına: Elveda, benim küçük adamım!

Ufacıktan bir şehri nasıl adam ettinse,

sevdinse adam gibi, beni de o şehir gibi

sev! Korkma sakın, adam etmez aşk beni,

geç benden, benim de köprülerim var,

aşkı seyret oradan, dalgın günüm geçiyor,

benim de gecelerim var, danset, eteklerin

fırdönsün, sen bana dön, bana eşlik et,

benim de sabahlarım var, uyanmaya ne saat,

ne telefon, ne kapı: bisikletin zilini

dizlerini kanatan bir deli kız çalsın yeter ki!

Benim de parklarım var, uzanıver salkımsaçak

üstüme, dalımdan tut, benim de yapraklarım var

güneşli gövdene müjde eli kulağında bahar,

benim de şiirlerim var aşk konulu, senin

o şehri sevmene benziyor, seni sevmeye

benziyor adamakıllı serserin olana kadar

 

Bir şehri kıskanıyorum, benim böyle neyim var?

(40 Şiir ve Bir...)                                                                                                                                                                                                                                                                     

© 2017 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler