Küçük İskender

Yayın tarihi: 24.07.2006
Mehmet Emin Yurdakul

Küçük İskender

 

 28 Mayıs 1964 İstanbul

Kabataş Erkek Lisesi’ni bitirdikten sonra beş yıl tıp, üç yıl da sosyoloji öğrenimi gördü.

Önce Adam Sanat’ta, daha sonra pek çok dergide yazı ve şiirleri yayımlandı. Erotik

şiirleriyle tanındı. Şiir yanı sıra deneme, anlatı ve günce türünde ürünler verdi.

 

ŞİİR KİTAPLARI

Gözlerim Sığmıyor Yüzüme (1988), Erotika (1991), Periler Ölürken Özür Diler (1994),

Yirmi 5 April (1994), Güzel Annemin Hayal Gücü (Seçme şiirler, 1996), Suzidilara (1996),

Ciddiye Aldığım Kara Parçaları (1997), Papağana Silah Çekme! (1998)

 

TAŞANDENİZ

Sevgilim! kaşığın içine bakıyor sonbahar

yüzündeki siyah su birikintisi

üzüyor seyrek yürekli kuğuları, ve

 

Kırılan bir lades kemiğinin ardından

unutulmadın, unutulmayacaksın da

mıh gibi aklımdasın her yeni ayrılıkta

 

sevgilim! gözlerin, bir kaşık sonbahar

 

 

HİKÂYE

anladık, uzakta bir parıltı var ve

                                     lirler de kırık

hüzün ve ölüm eşittir hırs oluyor orada

metrelerce geceye sarkıtılıyoruz

eski birer iki ölü gibi

                                     şakaklarda mor damarlar

yetmiyor zaman dağınık düşleri

köreltilmiş gözleri sahiplenmeye

 

ve devam ediyor hayat

en lazım yerinden hızla incelmeye

(Gözlerim Sığmıyor Yüzüme)

 

 

HAMLE

plaj güzeli ay

kumsalı geri al

geldiği yüze,

ıslak ıslık deniz

sesimi işittir

içindeki kazaya,

terkedilmiş toprak

taşın ruhumdaki krallığa,

ve

artık sözü geçmesin

bu gezegende

bu gezegenin,

 

ben

çekilen ağla

dönerim bir gün yurduma,

ne o doğa

ne o esrar

tutmaz üstüme kuma,

beni bir tek atlar anlar

anladıkça anlatırlar

geçmişe çöken tortuma,

kişnerler

kişnerler

kişmerler

 

daha fazlasını umma.

(Papağana Silah Çekme!)

 

 

BAKİR

korkularımı tatmin eden bir et parçası gibi yükseliyor yerden

                           küllü köküyle,

sararmış koltukaltlarında geceleri kentleri saran mavi ışık

                           ve nöbetçi bir sevgilinin keçe kalemle alelacele

                           yazılmış, yarısı terden silinmiş telefon numarası.

-öncesi, diye soruyorum, nefesim çürük kâğıt kokuyor

-öncesi, tende durmazki... diyor, ben

                            ağustos böceği orospusuyum, çabuk unutulurum!

 

kadın, bu: yüzyıllık bir şarabın mantarı olmaktan yorgun

                            parmaklarımı sarkmış memelerine düğümlüyorum

 

sayılarını yitirmiş bir hedef tahtası gibi vücudu!

                            ağzına, karanlıkta, taşa sarılı bir mesaj gibi düşüyor

dudaklarındaki camı kırarak dilim...

 

tarz acemisiyim, aşk acemisiyim, düş acemisiyim.

on yedisindeyim:

 

-hikâyen, diye soruyorum, gencim, geçmişsizlikten ürküyorum,

-hikâye, hayatta durmaz ki.. diyor, ben

                            ölümsüzlük bahanesiyim, çabuk kururum!

 

kadın, bu: kalçalarını yerleştirirken kasıklarıma yeniden

                            ayın acımasızca çektiği çaresiz deniz suyuyum...

-deminki ilkti, diye fısıldıyorum, gülümsüyor.

-benimki son değil!

 

ilk’le son değil’in arasındaki bu delik deşik gürültü

örtüyor o korkunç kerhanedeki ‘ortodoks’ görüntüyü.

 

arkadaşlar dışarda bekliyor.

hepsi annem.

ben erkek oldum.

gerisi sırra kadem.

 

 

KARALTI

bak! gece geliyor! sakın üstüne basma!

bronz boynuzlarımda kedi tiryakileri!

 

terkedildiğim kentte benim de bir küfür bütçem var!

sonuna kadar yabancıyım suratımdaki çukura!

 

yatağımdaki boy aynası: bu otelin bütün gölgesi,

dışardaki adamın çocukluk çetelesi!

 

geri dönmeden önce bir mektup yazıp postalamalı!

zarfın içine kulaklar, gözler ve sözde yeminler de koymalı!

 

ben buralara sevmek için gelmiştim

vuruldum gönlümün oturumunda ayağımın tozuyla!

 

sevgili belirsiz!

bir tıkırtı olur suda büyüyen ur

 

bak! gün gelir, fedakâr bir bıçakla kesersin

ortadan ikiye bölünür ruhundaki tuhaf karaltı

 

kasıklarında, müstesna sahibinin imzası:

simsiyah bir 666!                      

                                   6.6 bin dokuz yüz doksan yedi

(Papağana Silah Çekme!)

 

 

KEREM’İN YUTKUNDUĞUDUR

KEREM’İN BİR  ÇÖZÜM BULUP DA

O AN UYDURDUĞUDUR:

sen tenimdeydin, terimdeydin, benimdin. Sen şule

sen! Ben küçükken koynuma girip saçlarımı okşayan

anneöcü, sen: melankolikliğimin, alkolikliğimin kadını

tamam! merak etme!

ayrılığın omurlarından bir onur yapacağım kendime

ve inan olsun

inadına

materyalizm koyacağım bu anlamsız pinokyonun adını!..

(Gözlerim Sığmıyor Yüzüme)

© 2019 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler