Mustafa Seyit Sutüven

Yayın tarihi: 18.07.2006
Mehmet Emin Yurdakul

Mustafa Seyit Sutüven

 

 1908 Edremit - 14 Ekim 1969 İzmir

Ortaöğrenimini Balıkesir Lisesi’nde tamamladıktan

sonra Edremit'te ticaret hayatına atıldı. Aruz, hece

ve serbest vezinle yazdığı şiirlerde bir akıma bağlı

kalmadan, halk şiirinden ve Yunan mitologyasından

esinlenen özgün şiirler yazdı. Soyadını aldığı Sutüven

Deresi üzerine yazdığı şiirle ünlendi.

 

ŞİİR KİTAPLARI

Bütün Şiirleri (Ölümünden sonra, İş Bankası Kültür Yayınları, 1976)

 

 

 

UZAK

Uzağı sen bilir misin?

Hani çağırınca

En derin uykusundan eder

Kişiyi.

 

Boyunu bosunu göremediğin değil,

Sesini duyamadığın,

Tadını duyamadığın değil bir tanem!

 

Sağ avucundaki,

Dilinin ucundaki uzağı,

İçindeki uzağı

Paydosu!

(Bütün Şiirleri)

 

SUTÜVEN

Bir kayadan duman duman

On yedi metre atlayan

Dağ kokusuyla yüklü su.

 

Boşluğa fırlayınca, saç

Düştüğü yerde üç kulaç

Mavi su, ak köpüklü su.

 

Şi'rin elindesin bugün

Eski masalların bütün

Canlanacak birer birer.

 

"Akha"lılar da bir zaman

Şâir, ilâhe, kahraman,

Şi'rini burda içtiler.

 

Hepsi tapardı rengine,

Rastlamamıştı dengine,

Hiçbiri, mor Tesalya'da

 

Öyle füsunludur bu yer

Şi'rine borçludur "Homer"

Çünkü senindir "İlyada".

 

Eski, uzun zamanların

Tığ gibi kahramanların

Türküsüdür senin henüz.

 

Dağda hayât uyandıran

Taşları duygulandıran

Bir son ilâhesin henüz.

 

Afrodit olmadan ilâh

Dağdan inerdi her sabah

Elde gümüş hamam tası.

 

Burda çıkardı örtüden

Kimseye gösterilmeyen

Gerdanı, göğsü, kalçası.

 

Altına mavi mermerin,

Üstüne ak köpüklerin

Kurt gibi saldırırdı hep.

 

Kimseye belli etmeden,

Hırsla kucakladıkça sen,

Göğsünü kaldırırdı hep.

 

Burda "Mogol", "Yunan", "Mısır",

"Med", "Roma", "Türk" asır asır

Taptı döküldüğün yere.

 

Tanrıların konakları,

Orduların otakları

Burda ererdi göklere.

 

Söylediğim masal değil;

Atları, kahraman "Aşil"

Burda sulardı bir zaman.

 

Burda gezerdi "Keykubad",

Burda keserdi "Mihridat",

Burda içerdi "Antuvan"!

 

Göğse nasıl batarsa diş

Öyle derinden işlemiş

Taşlara "Hektor"un izi.

 

Söyle, bugün niçin, neden

Bunca ilâhlığınla sen

Kulluğa almadın bizi?

 

Halbuki bir "Yunan" kadar,

Hüsnüne her tapan kadar

Tapmayı biz de anlarız.

 

Bizleri başka görme sen;

Hüsnü, Hudâ kadar seven

Gönlü temiz adamlarız.

 

Hepsini at da bir yana,

Bâri o günlerin bana

Şi'rini söyle, tatlı su!.

 

Şi'rini, geldiğin yerin

Şi'rini, eski günlerin

Söyle, köpük kanatlı su!

(Bütün Şiirleri)

© 2019 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler