Mehmet Taner

Yayın tarihi: 21.07.2006
Mehmet Emin Yurdakul

Mehmet Taner

 

 4 Aralık 1946 Nevşehir

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro

Bölümü’nü bitirdi. TRT’de spiker ve yapımcı olarak çalıştı.

Tan Yayınevi’ni kurdu. İlk şiiri Soyut dergisinde, diğer şiirleri

Türk Dili, Sanat Dergisi, Sombahar, Yusufçuk, Tan, Türkiye

Yazıları, Oluşum, Edebiyat ve Eleştirisi dergilerinde yayımlandı.

TRT, Milliyet-Sanat, Türk Dil Kurumu başarı ödüllerini kazandı.

 

ŞİİR KİTAPLARI

Sunak (1978), Bir Denizin Çekildiği Bütün Kıyılar (1981, TDK Şiir Ödülü),

Arka Oda (1981), Dip (1995), Siperler (1997), Küflü Şimşek (1999)

BÖĞÜRTLEN

Kokumla yaşıyorum, dağ, orman kokuyorum ben

Çalı kokuyorum, ıssız bozkırlar kokuyorum, tren kokuyorum

Patikalarda böğürtlenler korku içinde çekilirler derin yarlardan

Yılgın seviler kokuyorum, böğürtlen kokuyorum

 

Yaşadım bir su gibi, eriyerek

Köpek havlamaları gibi.

Çınlıyorum da, kimsesiz çocukların uykuya geçmeleri nasıl çınlarsa;

Sonsuz ve mutsuz olanı duyuyorum yalnız.

                                                                                      (Arka Oda)

 

 

HAZRET

Çok kötü değil, şöyle böyle bir yol

Gitme niyeti olanlar için, şuraya buraya

Durmaya niyetli olanlar için de elverişli

Görünmezlere karışmak ise, işten değil.

Yol aslında hiç fena değil.

Yapan iyi yapmış.

Duruyorum ama tersi de doğru galiba

Bak, tüpten fışkıran bir hançer gibi aramızda

Bu yol. Hızla çıkıp geçip gidiyor, yitiyor-

Şeytan da kızıl bir ip germiş iki yüzük parmağı arasına

Zaman Hazretleri’nin,

Alkış tutuyor pezevenk.

                                                 (Dip)

 

 

AYRILIKLAR

Çelik gibi bir dil. Aydan bir kızıllık

Doğuyu karartan bulutlar içinde

 

Işığını alıyor coşkunluğumdan

Ve boynu bükük alüminyum bir çocuğun ikindilerinden

 

Ey iç buran anılar. Ey iç buran gelecek.

Türkçeyi çelik bir tel gibi eğiyorum aranızda.

 

Belleğin son kırıntıları. Elçinin esintileri

Odanın ak aydınlığında

 

Daha demin çıktın. Boşluğunu

Doldurmadı henüz hava

 

Soluk alıyorsun henüz, burada bıraktığın

Soluğun yerine

 

–Zaman. İncecik bir zar,

İnen saydam bir giyotin, zaman

                                                             (Arka Oda)

 

 

HARAÇ

(Ey hiçlik! Bana bir

salgını çağrıştırıyorsun.

Yangınları, dinamiti. Bana bir

cinayeti.)

 

Çünkü Biri hep bir şey alır geçirdiğim günden

gözümü kamaştıranı

geçeni aklımdan yüzümde bir gülümsemeyle

öpüşümün altında uzanan yüzü alır

 

Elele ayrılığınla ve silinir gibi

gidince silinir gidersin böylece.

İki korkunun sığmadığı inde

benim eşsiz yalnızlığım kalır

 

Ben ki utanmışım yıllarca sevmekten beyazı

odalarda aynalardan yitik

dokunulmaz bir gül düşünüp fidanlar içinde

dokunulmaz bir güne ayırmışım

 

Bunu mırıldanırım içimden bir yerinde kalabalığın

sessizce siyaha sürerim tenhada yanımı

 

HORTLAK VE NEŞTERİ

Çık benim kana susamışlığım, “çık orta yere”

Geceye sokul, deş

Cızırtılı plağın zarını.

 

Seni ezgin karınca,tatlı su arığı

seni kudurgan tilki, azgın camış

Karnındaki ejderhayı bir süs;

Soyup alayım da sırtından derini bir çekişte-

(Zamanını topla gel.

Yıldızlarını, delilerini, kanıtlarını

Darbelerini, darplarını, gasplarını-)

Çevir, kır

      sana kırılan dümeni, yükselt bıçağı, bu çağı;

Şu buyurgan ve buyurulgan elleri öpme!

Kana susamışlığım, “çık orta yere!”

 

Oluk oluk ak

Var, susan denizlere.

                                         (Dip)

 

 

RUHUMUZUN BEYAZ ALEVİ

Kediler, bilirler, günlerimizin nasıl

Sessiz, sıkıntılı geçtiğini

Kaldırır başlarını, esner

Bakarlar kapıya, bize, yastığımızdan

 

Esasen birer ejderha olan

Hayatlarımız daha açmadan ağzını

Kısarlar gözlerini, ta oradan, gözdiplerimize kadar

 

Bir son takat ile içlerimizde

Yanan, mumu kollatırlar

                                                  (Dip)

 

 

MİS!

Mis gibi şeftalinin sırasıdır şimdi

Haziran maziran derken o da çıkacak

 

Aldatılmış ruhum çıkacak

 

Adım deliye çıkacak

(Arka Oda)

 

 

DERVİŞ

Adam ansızın yolumu çeldi. Kolunu uzatıp

Çekti önüme yığdı sabahı

Şarkılarla koca bir dağ yaptı, atılmış şarkılarla

Sonra bir yumaktan söker gibi

Açtı dağı. Bir yandan açtı, yürüdü bir yandan:

-Bu bir sanrı olsa olsa

Dedi,

 

Çünki ben, gözleri olmayan ben

Nereye gittiğimi bilmem ki

                                                  (Arka Oda)

 

TEKNE

Şiir coşkun bir an’ı kucaklamak içindi

Yaşam da fırtınanın arayışı

Yitik tekneleri

 

İstek sönünce

Mırıltılar da işitilmez oldu

Sessizlik de çekildi

 

Beni arayan bir su damlası

Gecenin kursağında

Ve yalnız kendi iniltisi

                                       (Arka Oda)

 

MEZAMİR

Yusuf, kendine tekrarlar bulacaksın Yusuf!

İki yakan çâk olmuş

Her keresinde aynalardan

Züleyha’sız çıkacaksın

 

Taşmış bir ağızla, taşıran bir dille

Ve ama yine kesilmiş memeden

Ve Dâvud da, koparmış son telini harpının

 

Cihanda acı gibi çıplak olacaksın.

                                                                       (Dip)

© 2019 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler