Niyazi Akıncıoğlu

Yayın tarihi: 19.07.2006
Mehmet Emin Yurdakul

Niyazi Akıncıoğlu

 

 1916 Kurudere Köyü / Kırklareli  -  1979 Kırklareli

“Toplumcu 1940 Kuşağı” şairlerindendir. İstanbul

Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra avukatlık yaptı.

İnsan, Yürüyüş, Yeni Edebiyat, Ses gibi dergilerde

şiirleri yayımlandı. Halk şiiri geleneğinden yararlanan

toplumcu gerçekçi şiirleriyle ünlendi. 1952’de ceza

yasasının 142. maddesine aykırı eylemde bulunduğu

savıyla tutuklandıysa da beraat etti.

 

ŞİİR KİTAPLARI

Haykırışlar (1938), Umut Şiirleri (Yeni anlayışla

yazdığı tüm şiirleri, ölümünden sonra, 1985)

 

YAĞMUR DUASI

Görünmez ellerin sağdığı bulut,

Yağmur ki Allaha bağlanan umut;

Ellerini göğe kaldır açık tut:

           Tarlada çamur teknede hamur

           Ver Allahım ver sellice yağmur!

 

Ve bağrını toprak, avuçlarını el

Açıyor göklere; yağmur tek emel.

Ağlanmaz götürse yavruyu bir sel:

           Tarlada çamur teknede hamur

           Ver Allahım ver sellice yağmur!

 

Çatlak dudaklarını ıslatmıyor kan,

Toprakta yangın var, toprakta volkan.

Allaha gönderilen elçi: Kurban.

           Tarlada çamur teknede hamur

           Ver Allahım ver sellice yağmur!

                                                 (Umut Şiirleri)

 

 

İÇLENME

Dün;

hatırımda değil

belki geçen gün

turnalar geçti de bir garip oldum.

 

Soyunuverdi gönlüm,

yılları bir bir,

söğüt dalı atım kişnedi geldi.

 

Sonra yine ağır ağır büyüdüm,

mes'ut yalnızlığına erdim ömrümün.

Seni düşündüm;

bekâr yastığımın hararetini

sevdalı hürriyetimi düşündüm;

                        garipliğim ondandır.

 

Neydi o günler!

Sen yoktun, hasretin vardı;

                     sıla vardı, gurbet vardı.

 

Gün doğuyor,

Güneşi selâmlıyalım

              kimi mahzun gözler üstüne;

              kimi uykusuz sabahı bekleyen

hayata koşalım.

Fakat ölmek var kitapta,

              dönmek yazmıyor.

           (Umut Şiirleri)

 

NAĞME

I.

Seni nasıl unutabilirim,

Ekmeğim senden, suyum elinden

Bir kere sevmişim, yarim demişim;

Nasıl inkâr ederim, nasıl bir tanem.

 

Gün olmuş ağlamışım

Gülmüşüm, sevinmişim.

Elveda etmiş uykum

Omuz silkmişim;

Bir başka olmuşum senin yüzünden;

Nasıl inkâr ederim nasıl şahanem.

 

Terk edip evi-barkı

Şair olduğum doğru.

Ve doğru adına kadeh kırdığım

Gözüme aldığım cümle belâyı.

Kuşlara selâmım

Bulutlardan korkum

Yalan değildir.

Ve sebepsiz değildir:

Yürümem, oturmam

Kitap okumam...

Bekçilerle aram niçin süt-liman

Niçin yalnız gezerim korkmadan, utanmadan?

Muhtar da bilir, kâhya da bilir

Sevdalıyım ben ve güzelsin sen;

Nasıl inkâr ederim, nasıl Şaziyem!

 

SELAM

Selamın geçiyor besbelli,

yeşerdi telgraf direkleri;

seneler sonrası, ormanından ayrı.

 

Bir sevinçtir aldı kırlangıçları,

rastgele öpüştüler;

düşünmeden günahı, öbür dünyayı.

 

Ben deli-divane olsam,

çok mu görülür?..

 

MUTLUCA ŞİİR

Yeni doğmuş gibiyiz,

kitaplarımız, defterlerimiz yeni

Dünya eski bile olsa,

gün aynı günse de

bacamız tüter,

destilerimiz dolu.

Elden öğün beklenmez oldu,

beş parmağında beş hüner,

mutludur insanoğlu.

Evimiz-barkımız var,

alıştık lezzetine sofranın;

sütü yetiyor çocuklarıma

hoşnuduz, karımız var.

Ve dünya habersiz değildir bizden,

her taşın altında künyemiz yazar.

Suyu, söğüdü bizden

nehirler dolanır bizi ararlar;

eri, öğdülü bizden

ermeydanında bizi bilir, sorarlar.

Ve ben her allahın günü şairim;

dört mevsim, bahardır şiirlerimde.

Yağmur, renkli yağar,

gönlümce eser rüzgâr;

Çinimaçinden öte masal bilirim.

Kızları çeyizler gelin ederim,

Kırkgün-kırkgece düğünlerinde;

ve çocuklar büyür nar gürbüzlüğünde.

© 2018 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler