Nurer Uğurlu

Yayın tarihi: 21.07.2006
Mehmet Emin Yurdakul

Nurer Uğurlu

 

 1940 Adana

Mersin Lisesi’ni bitirdi. Yükseköğrenimini İstanbul Üniversitesi

Hukuk Fakültesi’nde tamamladı. Şiirleri, Salkım, Yeditepe,

Yeni Ufuklar, Türk Dili ve Dost dergilerinde yayımlandı. Ortaöğretim

için tarih ve Türk dili ve edebiyatı kitapları hazırladı. Ge-Da kitap

dağıtım örgütünü kurdu. Şiir yanı sıra eleştiri, hikâye, anı-roman ve

incelemeleri de vardır.

 

ŞİİR KİTAPLARI

Masal (1964), Türkiye’nin Mavisi (1981), Anadolu’nun Türküsü (1984),

Yazıtlar (1988), Rüzgârdan Rüzgâra (1993)

ANKARA KALESİNDEN

Alaca kanatlı bir şahan gibi

Geniş arkasını rüzgâra vermiş

Bir ışık altında gölgeler gibi

Bozkır ortasında yeşile dönmüş

Kaleden ovaya bakıyor gibi

 

Bir uzun geçmişi yaşıyor gibi

Etlik bağlarında o büyük ağaç

Eski bir yazgıyı yaşıyor gibi

Öyle bir hayâl ki o sanki anaç

Tarihin içinden çıkıyor gibi

 

Açmamış şafağın gülleri gibi

Mor dalgalı sırtlarıyla Ankara

Hakla halk olan bir ermiş gibi

Hacı Bayram Veli Baba İlyas’la

Kendi kendisini arıyor gibi

 

Eski bir öyküyü anlatır gibi

Ekilip biçilen o boz tarlalar

Zaman zaman açan çiçekler gibi

Taşla toprak arasında kalanlar

Hisar’dan ilkyaza geçiyor gibi

 

Karanlık bir günün sonrası gibi

Bir aydınlık vurmuş yamaçlarına

Kabına sığmıyan oymaklar gibi

Çankaya’dan Akdeniz koylarına

Bir çınar kök salmış duruyor gibi

(Anadolu’nun Türküsü)

 

 

İSTANBUL’U VER BANA

Bu şehrin her tepesi mavi su serin hava

Gelecek sizin olsun İstanbul’u ver bana

Nasıl geçti kim bilir ah o yaz bu Hisar’da

Gelecek sizin olsun İstanbul’u ver bana

 

Böyle bir yerde bu aşk bir bahar olsun bana

Bebek’ten bir gezinti bir rüzgâr olsun bana

Fazla bir şey değildir bir haber olsun bana

Gelecek sizin olsun İstanbul’u ver bana

 

 

ONA

Dağlardan savrulan hüzün görünce

Yazın bittiğini anlayacaksın

Yağan bir kar saçlarına değince

Karın yağdığını anlayacaksın

Ama nerde bıldır yağan kar şimdi

 

Başını kaldırıp biraz bakınca

Sanki kar içinde yaşayacaksın

İstanbul’dan soğuk rüzgâr vurunca

Soğuk bir rüzgârı yaşayacaksın

Peki nerde bıldır yağan kar şimdi

 

Denizin mavisi gözden düşünce

Maviyi görünce tanıyacaksın

Çiçek gibi kar üstüne yağınca

Seven bir insanı tanıyacaksın

Hani nerde bıldır yağan kar şimdi

(Türkiye’nin Mavisi)

 

ÂŞIKNAME

Akşam olur kuşlar konar dallara

Ceylânlar mı iner bizim göllere

Güzeller de benzer gonca güllere

Rüzgârdan rüzgâra dumanlı dağlar

Gönülden gönüle sevdalı dağlar

 

O uzak yılları kim aşıp gitti

Fidanı yaprakta kim kırıp gitti

Seni kim büyüttü kim alıp gitti

Rüzgârdan rüzgâra dumanlı dağlar

Gönülden gönüle sevdalı dağlar

 

Bir alaca şahan yüksekte ağı

İstanbul denilen gülistan bağı

İnanın hiç geçmez esmerin çağı

Rüzgârdan rüzgâra dumanlı dağlar

Gönülden gönüle sevdalı dağlar

 

Konma derler konma nergis dalına

Çıkma derler bir esmerin yoluna

Bırakmazlar seni güzel aşkına

Rüzgârdan rüzgâra dumanlı dağlar

Gönülden gönüle sevdalı dağlar

 

Her sevdalı vurgunum der maviye

Yeşilin solmıyan yanık selviye

Yeniköy’de bahar kara gözlüye

Rüzgârdan rüzgâra dumanlı dağlar

Gönülden gönüle sevdalı dağlar

 

Kızılırmak Kızılırmak olaydın

Her mavini bir yerlere salaydın

Sen de benim gibi bungun akaydın

Kızılırmak nettin güzel canları

Yusuf Aslı Hasan gibi gençleri

 

İlkyaza varınca köprü yıkıldı

Üçbin fidan birden suya döküldü

Nice ceranlardan umut kesildi

Kızılırmak nettin güzel canları

Yusuf Aslı Hasan gibi gençleri

 

Oğul ne gezersin Çukurova’da

Hüzün bir sabahtır şimdi ilkyazda

Sevgi bir gurbettir belki sılada

Geçme yiğit geçme aşkın dağından

Güney rüzgârları eser başından

 

Oğul ne bakarsın bahar erişti

Kırmızı gül bahçesine kavuştu

Bilirim o esmer aklına düştü

Geçme yiğit geçme aşkın dağından

Güney rüzgârları eser başından

 

Yüreğin yarası geçer mi ola

Her sevda karası vurur mu ola

Üç pınar arası kurur mu ola

Kızılırmak nettin güzel canları

Yusuf Aslı Hasan gibi gençleri

 

Beyaz güvercinler uçtu dağlara

Kırıldı kanatlar düştü yollara

Sevdâsız yarânsız gonca güllere

Kızılırmak nettin güzel canları

Yusuf Aslı Hasan gibi gençleri

 

O günler giderek yılları buldu

Dikilen ağaçlar meyvaya durdu

Sonsuza uzanan gerçeğe vardı

Kızılırmak nettin güzel canları

Yusuf Aslı Hasan gibi gençleri

 

Oğul ne söylersin bahar yaz geçti

Sizin yoldan gelin geçti kız geçti

O esmer güzel de senden vaz geçti

Geçme yiğit geçme aşkın dağından

Güney rüzgârları eser başından

 

Oğul ne geçersin bu bahar vakti

Söylenen doğrudur o esmer yaktı

Yakılan gönüle nişanlar taktı

Geçme yiğit geçme aşkın dağından

Güney rüzgârları eser başından

 

Oğul ne yazarsın neyi özlersin

İlk aşk desem yine ona dönersin

Sevgilim esmerim Adana’m dersin

Geçme yiğit geçme aşkın dağından

Güney rüzgârları eser başından

(Anadolu’nun Türküsü)

© 2018 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler