Sait Faik Abasıyanık

Yayın tarihi: 18.07.2006
Mehmet Emin Yurdakul

Sait Faik Abasıyanık

 

 23 Kasım 1906 Adapazarı - 11 Mayıs 1954 İstanbul

İstanbul Edebiyat Fakültesi’nde başladığı yükseköğrenimini

tamamlamadan önce İsviçre'ye, ardından Fransa'ya gittiyse

de başladığı okulları bitiremeden yurda döndü. Bir süre

gazetecilik yaptı. Daha sonra yalnızca edebiyatla uğraştı.

Edebiyata şiirle giren Sait Faik daha sonra öyküye yöneldi

ve modern Türk öykücülüğünün öncülerinden oldu. Burgazada’da

geçen günlerinden kaynaklanan eserlerinde işçilerin, balıkçıların

ve aylak insan tiplerinin ilişkilerini tüm sıcaklığıyla anlattı.

 

ŞİİR KİTAPLARI

Şimdi Sevişme Vakti (1953)

 

 

 

O VE BEN

Sana koşuyorum bir vapurun içinden

Ölmemek, delirmemek için...

Yaşamak; bütün âdetlerden uzak

Yaşamak...

 

Hayır değil, değil sıcak;

Dudaklarının hâtırası;

Değil saçlarının kokusu

Hiçbiri değil.

Dünyada büyük fırtınanın koptuğu

                                          böyle günlerde

Ben onsuz edemem.

Eli elimin içinde olmalı,

Gözlerine bakmalıyım,

 

Sesini işitmeliyim.

Beraber yemek yemeliyiz

Ara sıra gülmeliyiz

Yapamam, onsuz edemem.

Bana su, bana ekmek, bana zehir

Gibi gelen çirkin kızım.

Sensiz edemem!

 

YEİS

Akşam üstleri geliyor

Tam insanlar işten çıkarken.

Salkım salkım tramvaylardan

Bir güzel çocuk yüzüyle gülümsüyor

Namussuz, akşam üstleri geliyor.

 

Neremden yakalıyor; bilmiyorum

Ben tam sevmeğe hazırlanırken

On altı yaşındaki sevgilimi.

Elini elimle tutmak

Yirmi dört saatte bir

Sıcak bir lâf dinlemek isterken...

Rezil... Tam o saatlerde geliyor!

 

BİR MASA

Bize bir masa ayır Yanakimu

Aleksandramla benim için

Bir masa

Üstü çiçeksiz

Örtüsü gazeteden

Şarabı aşktan

Hem hülyadan

Aleksandram mızıka çalsın

Siyaha çalar parmaklariyle

Güftesi bayağı şarkılar

Adî havalar

Meyhane acı zeytinyağı koksun

Sen hoşnud ol Yanakimu.

 

ŞİMDİ SEVİŞME VAKTİ

Çıplak heykeller yapmalıyım,

Çırılçıplak heykeller

Nefis rüyalarınız için

Ey önümden geçen ak sakallı kasketli,

Yırtık mintanından adaleleri gözüken

Dilenci

Sana önce

Şiirlerin tadını

Aşkların tadını

Kitaplardan tattırmalıyım

Resimlerden duyurmalıyım,

                        resimlerden...

 

Şu oğlan çocuğuna bak

Fırça sallıyor

Kokmuş manifaturacının ayağına

Dörtyüzbin tekliğinden

On kuruş verecek.

Seni satmam çocuğum

Dörtyüzbin tekliğe

Ne güzel kaşların var

Ne güzel bileklerin

Hele ne ellerin var, ne ellerin.

 

Söylemeliyim,

Yok

Yok... meydanlarda bağırmalıyım.

Bu küçük

Güllerin buram buram tüttüğü

Anadolu şehri kahvesinde

Kiraz mevsiminin

Sevişme vakti olduğunu.

 

Resimler seyrettirmeli, şiirler okutturmalıyım

Baygınlık getiren şiirler

Kiraz mevsimi, kiraz

Küfelerle dolu pazar.

Zambaklar geçiriyor bir kadın.

 

Bir kadın bir bakraç yoğurt götürüyor

Sallıyor boyacı çocuğu fırçasını

Belediye kahvesinde hâlâ o eski, o yalancı

O biçimsiz bizans şarkısı.

 

Sana nasıl bulsam, nasıl bilsem,

Nasıl etsem nasıl yapsam da

Meydanlarda bağırsam

Sokakbaşlarında sazımı çalsam

Anlatsam şu kiraz mevsiminin

Para kazanmak mevsimi değil

Sevişme vakti olduğunu...

 

Bir kere duyursam hele güzelliğini, tadını,

Sonra oturup hüngür hüngür ağlasam

Boş geçirdiğim, bağırmadığım sustuğum günlere

Mezarımda bu güzel, uzun kaşlı boyacı çocuğunun

Oğlu bir şiir okusa

Karacaoğlan'dan

Orhan Veli'den

Yunus'tan, Yunus'tan...

© 2019 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler