Salâh Birsel

Yayın tarihi: 19.07.2006
Mehmet Emin Yurdakul

Salâh Birsel

 

 14 Kasım 1919 Bandırma - 10 Mart 1999 İstanbul

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirdikten sonra, iş müfettişliği, kitaplık ve basımevi

müdürlüğü gibi görevlerde bulundu. TDK Yayın Kolu Başkanlığı yaptı. Şiir yanısıra roman, tarih, günlük ve

deneme türünde pek çok eser verdi. Kendine özgü şiir dili ve ironiyle yüklü tüm eserleriyle pek çok ödül kazandı.

 

ŞİİR KİTAPLARI

Dünya İşleri (1947), Hacivat’ın Karısı (1955), Ases (1960), Kikirikname (1961), Haydar Haydar (1972),

Köçekçeler (Bütün Şiirleri, 1980), Bütün Şiirleri (1986), Varduman (1993), Yalelli (1994),

Rumba da Rumba (1995), Yaşama Sevinci (1995), İnce Donanma (1995), Nardenk (1998)

 

 

SALÂH BİRSEL’İN

SON MACERALARI

Oysa şu şiir göründüğünden de kısadır

Masanın üstünden sarkan göz kızındır

Puselik makamında bir nağme sazındır

Salâh Birsel ofeder besbelli mahzundur

Bir yol iki kalp arasında uzundur

Oysa şu şiir göründüğünden de kısadır

 

Oysa aşkları ağlamaklı kılan tasadır

Kız pencerede oğlan pencereden uzaktır

Bir lâf atsın hani yok mu yasaktır

Al götür beni yarin dudağına deyen bardaktır

Bu durum iflâh etmez gayri muhakkaktır

Oysa odayı dolaşılmaz hale koyan masadır

(Dünya İşleri)

 

YALNIZLIK-II

Yalnızsın doğarken yaşarken

Ey incik ey mincik

Ozansan ressamsan

Yalnızsın yalnız

 

O kekeme yaşamlar

O çelimsiz günler

Çevren öpücükle kaynaşsa da

Yalnızsın yalnız

 

Seni kaçırırım diye fıslasa biri

Sarılsa sana pembe beyaz

Erguvanlar bordolar laciler

Karanlıkta ışıkta

Yalnızsın yalnız

 

JALE

Ben takma gönülle yaşamadım

Gün gece açık denizden geçtim

Saçlarımı dağıtır gibi

Sevilerimi dağıtmadım

 

Bir avuç gülücükle he mi

Nereleri fırlandım dolandım

Senin sesinle kilitlendim

Senin sesinle çözüldüm

 

Bakışın zağlısına paha yetmez

Geldiğinde hiç gitmese gözler tatlı

Nenno nenno nenno

Ben en çok sana vuruldum

(İnce Donanma)

 

YAZ BİTTİ

Kızlar yaklaşmayın bana

Borçsuz gönülsüz kalayım

Martılar örneği fııırt

Güzelliğinizi alıp götürün

 

Sussun kemençeler sussun

Geceler gündüzler donsun

Kirlikaranfiller çiçekdağları

Bir kıyıda unutulsun

 

Delikanlılar tekne kazıntıları

Kürek çekmesin yaşam laklakasına

Aydınlıkta dolunayda bile

At sürülmesin ovaya

 

Durun rakılar durun

Sarhoşlamayın beni artık

Bozulmasın çizgilerim

Kiraz aşklarım dağılmasın

(Yaşama Sevinci)

 

 

SEVECEN

Düşün ey yorgun kalbim

İlk pırpırlarını düşün

Titremelerini ürpermelerini

Hışırtılarını anımsa

 

İstesen de istemesen de

Yakında pilin bitecek

Bodurlar yerdenyığmalar

Seni top tüfeğe yedirecek

 

Herkes yassıburun

Herkes leşko karın

Sen sevecensin onlara sarılırsın

Onlar sevecendir sırtlarını dönerler

 

Utanmak ortadan defoldu

Yüksek gradolular yok artık

Naralansa da aşklar

Her bucak alnıçatlaklarla dolu

 

Elinde kapalı bir koridor

Ey kalbim ilk gençliğini düşün

Yüzüne gölge düşmemiş

Şanlı günlerine tutun

(Yaşama Sevinci)

 

EKMEK HAKKI

Yaşamım boyunca tüm

Hızlı bisiklet sürdüm

Sağa baktım sola uzandım

Helak felak oldum

 

Kırık gönül taşıdım

Üzünç zehiri öptüm

Kalktım oturdum yüreğime

Kızgın kurşun akıttım

 

Hayın öküz gibi bakardı

Çevremdekilerin çoğu

Ama kulak asmazdım ben

Savımda yolumda direnirdim

 

Akıllı bir silahtı kafam

Hiçbir krallığa yanaşmadım

Bilin ki laba luba

Laflara da el atmadım

 

Uy  tuz ve ekmek hakkı

Olmalı değil mi insanların

Gelin görün söz hakkı da

Kimseye tanınmamıştır

 

Bre hay okurlar aferinciler

Ne gördümse sizden gördüm

Uzaktan selamlarınız bile

İçimi sımsıcak tutmuştur.

 (Yaşama Sevinci)

 

 

GÜZİN’İN GENÇLİK YILLARI

Ben Güzin’i düşünürken

Güzin’in de düşündükleri vardı

İnce inceydi parmakları

Minnacık bir yüzü vardı

 

Güzin’in aklında

Atlar arabalar

Daha başka erkekler

Başka hayatlar vardı

 

Güzin’in kedileri vardı

Benim gibi okşanmak isteyen

Ama sevdanın adı geçsin

Güzin kaşlarını çatardı

 

Güzin masalların da Güzin’i

Şehzadeler Güzin’in de şehzadeleri

Bir büyük defter tutar

Güzin’in hayalleri

 

Ben odada otururken

Güzin’in oturduğu odalar vardı

Kendisine ait bir yatağı

Kendi uykuları vardı.

 

 

ŞİİRLER ŞİİRİ

Yazdığım şiirler içinde benim

Bir tanesi öyle içten öyle güzel

Jale mutlak siz de beğenirsiniz

Bir yeri var hele bütün yazılanlara bedel

 

Sizsiniz Jale o satırlarda adı geçen

Beyhan sizsiniz Güzin siz

 

Siz eskiden benim şiirlerime

Hep birden girerdiniz

 

Siz ki keskin kokuydunuz dünyadan

Yeşildiniz parlaktınız tizdiniz

Siz aşkın kuvvetiydiniz

On sekizinde ve baharda

 

İSTİKLÂL CADDESİ

Caddelerden İstiklâl Caddesi

Havuzdur da havuzdur

Kadınlarla ördekleri

Dolaşır şıpıdak şıpıdak

 

İstiklâl Caddesinde dükkânlar

İki yandadır da iki yandadır

Vitrinlerden incik boncuk

Şıkırdaktır da şıkırdaktır

 

İstiklâl Caddesi dediğin

Antep kilimine benzer

Beyazlar yeşiller karalar

Fırıldaktır da fırıldaktır

 

İstiklâl Caddesinde dullar

Cımbızlarıyla dolaşır

Baldırınan eksik eteknen

Kıkırdaktır da kıkırdaktır

 

Akşamları İstiklâl Caddesinde

Çiçekler kokulanır da kokulanır

Karanfillernen afişler

Fıkırdaktır da fıkırdaktır

 

Caddelerden İstiklâl Caddesi

Uzundur da uzundur

İstiklâl Caddesinde bekârlar.

Dolaşır şıpıdak şıpıdak

(Kikirikname)

 

SUZ-İ DİLÂRA

Ben yaşın on sekizinde

Delilikler divanelikler ettim

Fındık fıstık yükledim şileplere

Çımacılarla gün kavşağına gittim

 

Senin bildiğin işler

Benim bildiğim işler değildi

Ben her Tanrının günü

Kırlarda gezindim

 

Ben yağmur sularıyla yaşadım oluklarda

Toprağın içine geçtim

Dört mevsim kapında ben

Ağaç gibi bekledim

 

Bendim nehirden su taşıyan

Odun yaran ormanda

Islık çalarak şehre

Üzümcülerle giren bendim

 

Benim aklımdan geçenler

Senin aklından geçenler değildi

Ben 10 yıl İstanbul’da

Sensiz ayak teptim

 

Ben yaşın on sekizinde

Bir hayli serüven geçirdim

İsmimi yazdım vapurlara

Delilikler divanelikler ettim

 

BİLDİRİ

İnanın sözüme şairler

Üçer beşer söneceğiz

Yirmi ikiye varmadan

Rüştü gibi öleceğiz

 

Budur size doğru haber

Sapır sapır düşeceğiz

Bütün aptallar duracak

Biz gideceğiz

 

Ya tıkanacağız sofrada

Ya merdivende kalacağız

Kırk yedide Sait gibi

Topraklara gireceğiz

 

Kimse bakmayacak suratımıza

Gün güne azalacağız

Üç beş şiir yazmadan

Ortadan silineceğiz

 

Benden size bu kadarı

Öleceğiz şairler öleceğiz

Orhan Veli gibi sokakta

Düşüp tükeneceğiz

 

SEVDALI ASES

Kaç defa İstanbul oldunuz siz adamakıllı

Sevdalardan gidip geldiniz ne vakit

Yalnızsanız yalnızlığınızda kalın amanın

Kaç defa Ases oldunuz siz sabahlardan

 

Ne vakit köprülerden geçtiniz siz amanın

Kaç defa yanıp söndünüz gençliklerden

Bitkinseniz bitkinliğinizde kalın tastamam

Kaç defa esmer oldunuz siz ikindilerden

 

Sizin saçlarınız elleriniz kaç Ases

Âşıksanız âşıklığınızda kalın amanın

Siz ne vakit uzunsunuz adamakıllı

Kaç defa İstanbul oldunuz siz akşamlardan

(Ases)

 

 

HACİVATIN KARISI

HACİVAT’ın karısı

İncecikten yeldirmeli

Göz kaş oynatmalı

Gerdan kırmalı

Belden sarmalı

 

Gülmeli güldürmeli

 

Rakı süzmeli

Âşık üzmeli

Şiir düzmeli

 

HACİVAT’ın karısı

Beyoğlu’nda gezmeli

 

YALNIZLIK

Kimseler yok var bir yalnızlık

Belli etmese de sağlam ipekli kumaştır

Benim işim yargıçlık değil

Yaşım dokuz dokuz vartaya uğramıştır

 

Ama dün gördüm var yine de

Ak koyun kara koyun

Naralandıysa avuç avuç sokaklar

Uçuşuyordu kimsesiz çırnaklar

 

Laf değil yaşamışım boşu boşuna

Asık suratla üç beş  şiirle

Omuzlandımsa sizi köşe başlarında

Bağışlayın çaresizdim laleş kalmıştım

 

Yazıda yabanda ne olursa

Kesilde kesilecek sevilerin şavkı

Dep dep rule derule

Topumuz yalnızız hepimiz yalnız

(İnce Donanma)

 

 

KARA SEVDA

Çok yaşadım sağlam üç yıl

Yarıp da bir seviyi karnından

Yüzlerimle utandım yüzlerimden

Tavşanı arabayla avladım

 

Çok çok bakış  karanlıkta

Keçi kanı içen bal-dudaklar bize mi

Öldür beni öldür beni

Senin yürüyüşün o konduğum kavak

 

Kırbacım oldun puslu gecelerde

Bu mu bana sevda karası

Kaç güvercin kalır hesabı

Üç yıl koştum yellim yelalim

 

Ben şiir yazmasını bilmem

Ama ben bekledim o yazları

Kibar gözden yaş gelmez

Çok yaşadım çok öldüm

(İnce Donanma)

© 2019 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler