Sennur Sezer

Yayın tarihi: 21.07.2006

Sennur Sezer

 

12 Haziran 1943 Eskişehir

7 Ekim 2015 İstanbul

 

İstanbul Kız Lisesi’nde okudu. Taşkızak Tersanesi’nde muhasebe memurluğu,

Varlık Yayınevi’nde redaktörlük, Büyük Gazete dergisinde röportaj yazarlığı yaptı.

Cumhuriyet gazetesinde resim eleştirileri ve röportajları yayımlandı. İlk şiiri Sanat

Dünyası dergisinde çıktı. Yeditepe, Türk Dili, Türkiye Yazıları, Sanat Emeği, Varlık,

Gösteri gibi dergilerde göründü. Varlık Yayınları ve Hürriyet Gazetesi Yayın Bölümü’nde

redaktör olarak çalıştı. Şiir yanı sıra deneme ve çocuk kitapları yayımladı.

 

ŞİİR KİTAPLARI

Gecekondu (1964), Yasak (1966), Direnç (1977), Gerçeğin Masalı (Çocuk Şiirleri, 1979), Sesimi Arıyorum (1982), Kimlik Kartı (İlk üç kitabı, 1983), Bu Resimde Kimler Var (1986),

Afiş (1991), Uçuk Seçik Şiirler (1991), Direnç Şiirleri (1995), Kirlenmiş Kağıtlar (1999), Bir Annenin Notları (Seçme Şiirler 2002), Dilsiz Dengbej (2001), Akşam Haberleri (2006), İzi

Kalsın (2011)

 

SESİMİ ARIYORUM

Bir ses arıyorum

Yeni bir şiire başlamak için

Bir doğum çığlığı gibi kaçınılmaz

Çocuğun ilk ağlayışınca güzel

Bir ses

 

-Çünkü yüreklerimiz

Acılarla şişip nasırlaştı-

Kızgın demirlere değen ellerimiz

Su toplayıp kabarır nasırlaşır

Ateşe ve demire dayanır

Yüreklerimiz acıyla dövüle dövüle

Çelikleşti

Yalnız orda ta dipte küçük bir çekirdek

Gözyaşı gibi titriyor mavisiyle havanın

Kız çocuklarının perçemleriyle

Oğlanların afacanlığı

Kaynatıveriyor o damlayı

 

Bir ses arıyorum

Yeni bir şarkı için

Çocukların ilk sözcüğü gibi umutla

Sevinçle duyulacak bir ses

Çünkü umutsuzluk yasaktır

Don vuran ağaç sürgün verecek

Kaya çatlayacak tohum yeşerecektir

Ama susmaktan sesimi yitirdim

Nasırlaştı dilim

Elim ateşten korkmuyor

Ülkemin bütün kadınları gibi tırnaklarım küt

Ateşten sıcak bir tencereyi yanmadan alabilirim

Köz basarım yüreğime

Yüreğim nasırlarıyla umudu koruyor

Bir küçük ışıltıyla baharı bekleyen

Çekirdek ateşten korkmuyor

 

Bir ses arıyorum

Yeni bir şiire başlamak için

Gece karardıkça yaklaşır güneş

Kar buğdayı besler

Buz göllerde balıkları korur

Ve buzda ölmez kardelenler

 

Bir kocayemiş gibi

Diken ucunda gelen gün

Güneşi bekliyorum

Şiiri bitirmek için.

(Direnç Şiirleri)

 

 

ÇİNE BİR ŞARKI

Bir su dökülürdü

Ellerin dökülürdü omuzlarıma

Sarar dürer uzağa alırdık uykuyu

Kuyu diplerinden bir kavga

Su yüzüne nasıl

Nasıl bildirirdi kendini

Kaygu

 

Bir su dökülürdü

Ellerin dökülürdü omuzlarıma

Sevgimiz ışır ışımaz

Bir martı kopardı geceden

Islak saçlarına, sinsi

Sevda adına ne kurulmuşsa

Eskirdi

 

Ezgi, ağır ve bulutsu

Sarardı başağrılarımla uzak

Masal başkentlerinden

Çin’den bir şarkı düğümlenirdi:

 

–Ming eskici değildi ama

Yamardı her gün

Kürek kemiklerine ölümü

Sızlardı önünde

Kaderi küçük kızların

Nerde o, derdim,  nerde o

Kral sofralarından

Soframa uzanan değnek

Sızlardı kürek kemikleri

Ming eskici değildi–

 

Çin

Hiç yaşamadığım çıplak ve yaban

Düğümlenirdi kaş çatışlarında:

 

–Bilmediği halde okumayı

İsimleri tanırdı

Ölüsü olan

Şu biraz eğik yuvarlak Çing

Bu gururluca çizgi Çang

Ve kan damlar gibi parlak

Şehit listeleri–

Gece böyle güzel

Kara ve yalın

Uzat sokakları

Tek bir çiçek atılsın suya

Çünkü resmi yapılmaz yalnızlığın

 

 

İFADEMDİR

Evliyim

İki çocukluyum

Ozanım

Düzeltirim

Çocuklarımdır

Bütün çocukları dünyanın

 

Evet kaygılıyım

Çocuklarım için

Korkmasınlar isterim

Çalınışından kapının

 

Saygılıyım kurallara

Bu yüzden kurallar

Saygılı olsun isterim

İnsana

 

Evet ozanım

Çocuklarımdır

Bütün çocukları

Dünyanın

.......

İnsanın insandan korkmasına karşıyım

İşte bunun içindir

Bütün yazıp

Altına imza attıklarım

(Direnç Şiirleri)

 

 

YARIN SABAH ERKENDEN

Daha ümidimi yitirmedim

O dağ köyüne atanabilirim

Bu kez unutmam

Yaralar için kantaron çiçeği

Öksürüğe hatmi

Zeytin yaprağı tansiyonuma

Kırıklar için havacıva

 

Daha ümidimi yitirmedim

Bilirim cevap yazmasını

Asker mektuplarına

Er maaşı dilekçesini

Elektrik yoksa pil dayanmaz

Dinlerim kendimi

 

Daha ümidimi yitirmedim

Biri vardır kalabalıkta o köyden

Karşılıklı susabiliriz

(Direnç Şiirleri)

 

 

SEVDALIYA KUYUMCU ÖĞÜTLERİ

En güzel uğraş bizimki

Ustamız gür sesli yalvaç Davut

Dağ taş söylermiş onunla

Demir erir

Zincir zırh olurmuş avucunda.

 

İnsan evcil sevdalara kapılmamalı

Ben başeğip kadere küseni sevmem

Sevdin mi gücün yetmeli sevdaya

Umutlu olmalı umut ağır yüktür

Sevdası yüreğini yarmalı çarparken

Kıskançlık yastığa birlikte baş koymalı.

 

Bizim ustamızın sevdası da ünlü

Yalvaç Davut’u bütün ozanlar bilir

Onun kadar ünlüdür umut taşı opal

Panzehir taşı deriz biz.

 

Yılan ağzından çıkmış derler inanma

Aslı bildiğin çakmak taşı

Umut gibidir ama bin rengi vardır

Deniz vurur gibi vurur ışıltısı kiminin

Ayışığı gibi türkü söyler kimi

Kiminin ortasında kan görünür

Yemen taşı der gelinler.

 

Bak bu taşı sevmem saat gibidir

Sevgilin akşamı renginden bilir

Pahalıdır amatist deriz

Geceyi birlikte yaşamalı sevgililer

Gün batımıyla ayrılmamalı.

 

Biz sevdayı madenlerden tanırız

Sevdayla dağları delen de bizden

Paslanmaz bir yürekle sev de

Demir bir yüzük ver sevdiğine istersen.

(Direnç Şiirleri)

 

© 2019 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler