Ümit Yaşar Oğuzcan

Yayın tarihi: 20.07.2006
Mehmet Emin Yurdakul

Ümit Yaşar Oğuzcan

 

 22 Ağustos 1926 Tarsus - 4 Kasım 1984 İstanbul

Aşk, ölüm, ayrılık ve özlem temalarını anlatan şiirleriyle tanınır. Eskişehir Ticaret Lisesi’ni bitirdikten sonra Türkiye İş Bankası’na girerek Adana, Ankara ve İstanbul’da çalıştı. Emekli olduktan sonra kendi adını taşıyan resim galerisini yönetti. Geniş kitlelerin severek okuduğu popüler bir şair oldu. Şiirlerinin çoğu bestelendi.

 

ŞİİR KİTAPLARI

İnsanoğlu (1947), Deniz Musikisi (1949), Dillere Destan (1954), Dolmuş (1955), Aşkımızın Son Çarşambası (1955),

Bir Daha Ölmek (1956), Kör Ayna (1957), İki Kişiye Bir Dünya (1957), Beni Unutma (İlk yedi kitabından seçmeler, 1959),

Karanlığın Gözleri (1960), Akıllı Maymunlar (1960), Seninle Ölmek İstiyorum (1960), Üstüme Varma İstanbul (1961),

Sahibini Arayan Mektuplar (1961), Yeni Dünya Rekoru (1961), Sevenler Ölmez (1962), Çigan Gözler (1962), Ötesi Yok (1963), Hüzün Şarkıları (1963), Bir Gün Anlarsın (1965), Sadrazamın Sol Kulağı (1965), Mihribana Şiirler (1965), Taşlar ve Başlar (1966),

Seni Sevmek (1966), İnşallahla Maşallah (1966), Toprak Olana Kadar (1968), Göbek Davası (1968), Ben Seni Sevdim mi (1968),

Halktan Yana (1969), Aşk mıydı O (1969), Önce Sen Sonra Sen (1971), Rubailer (1972), Yalan Bitti (1975), En Eski Yalnızlığımdır Aşk Benim (1978), Dikiz Aynası (yergi şiirleri, 1982), Acılar Denizi (Seçme şiirler, 1977), Bütün Şiirleri (4 cilt, 1982-1984)

 

AŞK OKUDUM-AŞK

DOKUDUM

Ben bu gönül tezgâhında

Aşk dokudum, aşk okudum

Erenlerin dergâhında

Aşk okudum, aşk dokudum

 

Her güçlüğü bile bile

Göznuruyla, sabır ile

Yumak yumak, çile çile

Aşk dokudum, aşk okudum

 

Bir ömür yana yakıla

Yazdığım sığmaz akla

Acımadım kırkdört yıla

Aşk okudum, aşk dokudum

 

Sevgi insanlığın özü

Odur aydınlatan bizi

Hak yolunda oldum terzi

Aşk dokudum, aşk okudum.

 

 

Günahından, sevabından

İçtim aşkın şarabından

Uluların kitabından

Aşk okudum, aşk dokudum

 

Aşk için şan da, şeref de

Okum saplı bu hedefte

Yıllar yılı bir gergefte

Aşk dokudum, aşk okudum

 

Ümit Yaşar aşkla bende

Kötülük olmaz sevende

Bu can kaldıkça bu tende

Aşk okurum, aşk dokurum.

 

 

BEYAZ GÜVERCİN

Süzülüp mavi göklerden yere doğru

Omuzuma bir beyaz güvercin kondu

 

Aldım elime, usul usul okşadım

Sevdim, gençliğimi yeniden yaşadım

 

Bembeyazdı tüyleri, öyle parlaktı

Açsam ellerimi birden uçacaktı

 

Eğildim kulağına; dur, gitme dedim

Hâreli gözlerinden öpmek istedim

 

Duydum; avuçlarımda sıcaklığını

Duydum; benden yıllarca uzaklığını

 

Çırpınan kalbini dinledim bir süre

Ve uçmak istedim onunla göklere

 

Ak güvercinin iri gözleri vardı

Güzelliğinden fışkıran bir pınardı

 

Soğuk sularından içtim, serinledim

Çağlayan bir nehrin sesini dinledim

 

Belki buydu sevmek hayat belki buydu

Işıl ışıldım, gözlerim dopdoluydu

 

Bir nağme yükseldi sevinçten ve hazdan

Bir nağme yükseldi, güzelden beyazdan

 

Uzattı sevgiyle pembe gagasını

Birden öğrendim hayatın mânâsını

 

Kaderde sevgiyi sende bulmak varmış

Seninle bir çift güvercin olmak varmış.

                                               (Acılar Denizi)

 

 

RESİM

Nedense bütün resimlerde ben

Böyle mahzun ve perişan çıkarım

Hep böyle hayata kapalı durur

Gülmesini unutmuş dudaklarım

 

Artık canından bezmiş kimselerin

Hazin bakışı parlar gözlerimde

İçinden adamlar arabalar geçer

Çizgiler alnımda bir büyük cadde

 

Aynada saçlarımı düzeltirim

Bir perde iner yüzüme alçıdan

O, bin mumluk ampullerin altında

Korkarım korkarım fotoğrafçıdan

 

Bakışlarım gümüş camlara sorar

Elbisemin eskiliği belli mi

Sonra karşıda küçük bir noktaya

Dikerim kahverengi gözlerimi

 

Kabahat objektifte camda değil

Onlara yaşlı gözlerle bakarım

Nedense bütün resimlerimde ben

Böyle mahzun ve perişan çıkarım

 

İSTANBUL'U SEVMEK

İstanbul'u sevmek ölmek gibi bir şey

Bir ömür boyunca durmadan yanmak

Erimek her gecesinde biraz daha

Her sabah alev hâlinde uyanmak

 

Anlaşılmaz, vazgeçilmez bir tutku bu şehir

En hüzünlü şarkıdır söylediği dalgaların

Bulamazsın çoğu gün bir dost yüzü arar da

Dalıp gidersin köpüklü izlerine mavnaların

 

İnsanlar bir seldir caddelerinde boz bulanık

Çalkalanır gider zamanın o belirsiz akışında

Kimi gün tarifsiz bir heyecan duyarsın

Martıların çığlık çığlığa bağırışında

 

Gemiler kalkar rıhtımlarından özlem dolu

Herkes bu şehirde bir şey bırakır gider

Sürmez ömrü dostlukların bir gül kadar

Köhne meyhanelerinde unutulur sevgiler

 

Anıları vardır insanların bu şehirde

Durup durup nemli gözlerle hatırladığı

Kimi gün içini bir karanlık basar da

Çalar kapını bir dost gibi ayışığı

 

İstanbul ölülerin bile yaşadığı şehir

Ve insanların yaşadıkça biraz öldükleri

Birgün bu şehirden başını alıp gidesin gelir

Çıkmaz kulağından vapur düdükleri

 

Nereye gitsen o vazgeçilmez tutku seninle

Seninle o özlem, o aşk, o sevgi

Ne kadar kaçsan, bir gün anlarsın

Güzel olan her şey biraz İstanbul gibi

 

İstanbul gibi vefâsız ve esrarlı

İmkânsız sırrına ermek güzelliklerin

Ve upuzun bir bekleyiştir bu şehirde yaşamak

Bir bir yıkılır hayallerin, gelmez beklediklerin

 

İstanbul’u sevmek ölmek gibi bir şey

Ölmek mi? O da bir yerde yaşamak demektir

Yaşamak, bu şehirde sen varsın diye

İstanbul’u sevmek seni sevmektir.

 

 

BİR GECE ANSIZIN GELEBİLİRİM

Bu kadar yürekten çağırma beni

Bir gece ansızın gelebilirim

Beni bekliyorsan, uyumamışsan

Sevinçten kapında ölebilirim

 

Belki de hayata yeni başlarım

İçimde küllenen kor alevlenir

Bakarsın hiç gitmem kölen olurum

Belki de seversin beni kimbilir

 

Kal dersen, dağlarca severim seni

Bir deniz olurum ayaklarında

Aşk bu özleyiş bu, hiç belli olmaz

Kalbim duruverir dudaklarında.

 

Ya da unuturum kim olduğumu

Hatırlamam belki adımı bile

Belki de çıldırır, deli olurum

Sana kavuşmanın heyecaniyle

 

Aşk bu, bilinir mi nereye varır

Ne durdurur özleyeni, seveni

Bakarsın ansızın gelebilirim

Bu kadar yürekten çağırma beni.

 

 

SEVİ ŞİİRİ

Ben senin en çok sesini sevdim

Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi

Önce aşka çağıran, sonra dinlendiren

Bana her zaman dost, her zaman sevgili

 

Ben senin en çok ellerini sevdim

Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak

Nice güzellikler gördüm yeryüzünde

En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak

 

Ben senin en çok gözlerini sevdim

Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil

Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar

Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil

 

Ben senin en çok gülüşünü sevdim

Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran

Unutturur bana birden acıları, güçlükleri

Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman

 

Ben senin en çok davranışlarını sevdim

Güçsüze merhametini, zalime direnişini

Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında

Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini

 

Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim

Tüm çocuklara kanat geren anneliğini

Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada

Sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini

 

Ben senin en çok bana yansımanı sevdim

Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni

Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim

Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni...

Türk Şiir Antolojisi Şairler indeks U » Konu Başlıkları

© 2019 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler