Yılmaz Odabaşı

Yayın tarihi: 24.07.2006
Mehmet Emin Yurdakul

Yılmaz Odabaşı

 

15 Ağustos 1961 Diyarbakır                                                      

Diyarbakır Lisesi’ni bitirdi. Tabela ressamlığı, ajans muhabirliği gibi çeşitli işlerde çalıştı. Edebiyat  81, Oluşum, Ortaklaşa, Cumhuriyet Dergi,

Gökyüzü, Çağdaş Türk Dili, Parantez, Yarın, Yeni Sanat, Temmuz gibi dergilerde şiirleri yayımlandı. 80’li yıllarda Diyarbakır’da sıkıyönetim

döneminde yazdığı şiirler, onun, kuşağının şairleri arasında kendine has bir yer edinmesini sağladı. 1998’de şiirleri nedeniyle cezaevine girdi.

 

ŞİİR KİTAPLARI

Siste Kalabalıklar (1985), Yurtsuz Şiirler (1987), Talan İklimi (1987), 

Aşk Bize Küstü (1987), Aynı Göğün Ezgisi (1988), Feride (1990),

Her Ömür Kendi Gençliğinden Vurulur (1992), Cehennem Bileti (1995),

Nice Küllerden (Şiir kaseti, 1996),

Hayat, Gül Kokulu Bir Sağanak Yine (Seçme şiirler, 1996)

 

CİZRE YOLUNDA

GÜNEŞE BAKAN ASKER

kuşatılmışlığa kar yağıyordu

toprağın mayınlı şakağı ürkek

ve sabahın yeni renginde bir asker

cizre yolunda güneşe bakıyordu

 

herkes bir dünya konuşurken dilinin yordamıyla

en önce aşklar bitiyordu cizre yolunda

sonra sigara paketleri ve sofralar

sonra mevsimler

çocuklar ergenliğe bitiyordu.

 

kar beyaz, bembeyazdı morarmanın dilini bilmiyordu

cizre’de havalar o gün ayazdı

neredeydi o alabalık sürüleri, turna katarı

nerede bulurduk çılgınlıklarla yonttuğumuz

ve karlar gibi eriyip yiten baharı

 

/cizre yolunda güneşe bakan asker sesini nerede bulur?/

 

özlemler biraz kalsın, bırak

bırak her özlem önüne bir yol bulur

sen de o fısıltıya savrulma asker

cizre ellerimize

hayat düşlerimize yeter...

(Yurtsuz Şiirler)

 

 

KONUŞSAM SESSİZLİK

GİTSEM AYRILIK

resimin rehindir gurbetimde

gurbetimde sesleri aşındırmış kimliksiz bir kasaba

ve senin kederini ıslatan o yağmurlar rehin

 

alnı özlemle dağınık bir akşam getirdim sana

sar, büyüt ellerinle, konuk et sıcağına

konuk et kanatları kanatılmış kuşlar getirdim sana

 

ve akşam bir kez daha

saçlarını topla ve dağıt sesini rüzgarlara

“bir of çeksen karşıki dağlar yıkılır”

 

çekmiyorsun!

 

akarsuları imrendiren yüzün de

sabahçı kahveler de biliyor

görüşmeyeli yorgunum

yıkık kentler kanadı sevinçlerimle

görüşmeyeli ya sen nasılsın

adım, adresim durur mu defterinde?

 

şimdi siirt’te koyun kokulu bir gecedeyim

beynimde iklimsiz papatyalar

ve kuşatılmış bir akşam duruyor penceremde

 

sokakların gün batınca neden boşaldığını

ve yüreğimin neden kabardığını bilmiyorum

konuşsam: sessizlik / gitsem: ayrılık

 

sonra kıpırtısız yasladım göğsümü boğulmuş güne

al bu çağrıları sulara göm, o uzak sulara

gurbetini rehnetme özlemimde...

© 2019 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler