Doğudan Gelen Sağlık

Yayın tarihi: 26.07.2006

Doğudan gelen sağlık

 

Akupunktur

 

Akupunktur, iğne batırarak hastalıkları tedavi etme sanatına verilen bir addır. Çince olmayıp Latin kökenlidir; “Acus” iğne ve “puncture” batırma kelimelerinden üretilmiştir. Çin’de ise bu tarifi içeren “iğne ile sağlığa kavuşturma yöntemi” anlamına gelen kelime kullanılmaktadır.

 

Akupunkturun kısa tarihçesi uzun bir zaman dilimini anlatmakla ancak özetlenebilir. MÖ 300-500 seneleri arasında yaşamış olan Huang Di Neijing, Sarı İmparator’un El Kitabı “Tıbbın Kanunları”nı yazdı. Akupunkturla ilgili eldeki ilk kitap budur. Daha da gerilere gidersek, eski ören yeri kazılarında insanların ağaç dallarında, mağara kovuklarında yaşadığı günlerden kalma buluntular hayret vericidir. Taş devrinde “yeşim” taşından yapılan ve “Bian” adı verilen taş iğnelerle akupunktur yapıldığını biliyoruz. Daha sonra bambu iğneler giderek bakır çelik, altın şimdilerde ise “laser” iğnelere dönüşmüştür.

 

 

Akupunktur çok uzun yüzyıllar dokuna öğütüle olgunluğa kavuştu. Çin kültürünün bir parçasını oluşturdu. Bu kültürün ana dallarından en önemlisi olan Geleneksel Çin Tıbbı’nın en ağırlıklı bölümünü teşkil etti. Bu tıp dalı materyalist felsefenin içindedir ve birini anlamadan diğerinin anlamak kesinlikle olası değildir.

Diyalektik bu tıbbın ana anahtarıdır. Makro cosmos ile mikro cosmos arasındaki ilişkinin canlı bünyesindeki karşıtlığı, tedavi ve tanının ana iskeletidir. Evreni oluşturan beş temel madde (odun-ateş-toprak-metal-su) canlı vücudunda da aynı şekilde temsil edilmektedir. Odun nasıl ateşi beslerse, odun sınıfından olan karaciğer ve safra kesesi de ateş sınıfından olan kalbi ve ince bağırsağı besler, ateş nasıl metali eritirse, ateş sınıfı olan kalp ve ince bağırsağın bozuklukları da metal sınıfından olan akciğer ve kalın bağırsağın sağlığını bozar. Böylelikle çok eski çağlarda tabiatın, canlıların ve insanın sırrını çözmeye çalışan insan zekası bugünkü fizyopatolojinin de temelini atmıştır. O gün konulan “Tıbbın Kanunları” bugünde aynen geçerlidir.

“Geleneksel Çin Tıp Teorisi” nin en önemli akıl yürütmelerinden birisi de; Yin-Yang teorisidir. Bu evrendeki kutuplaşmayı ve zıtlıkların birlikteliğini anlatır. Aşağı olan Yin, yukarı olan ise Yang’dır. Gece Yin, gündüz ise Yang’dır. Kadın Yin ise erkek Yang’dır. Artı Yang’dır, eksi Yin’dir. Bu evrende geçerli olan devinim, daha doğrusu fiziğin en temel kuralını anlattığı gibi felsefenin de ana mihveridir. Akupunkturu uygulayabilmek için Geleneksel Çin Tıbbı’nı bilmek lazımdır.

Bunu anlamak için ise, materyalist felsefenin esprisinin anlaşılmış olması gerekir. Bu espriyi anlamış olan insanın hayatı ve ona bakış açısı tamamen değişir. Akupunktur uygulayıp da onun felsefesini benimsememiş olanlar yaptıkları işin ne olduğunu kendileri bile anlayamazlar.

Beş bin yıldan beri insan, evren ve canlılar dünyası ile ilgili gizemi çözmeye çalışmaktadır.

Bu gayret Çin’den başlamakla birlikte; Japon, Hindu geleneklerini ve öğretilerini de özümseyip kendi potasında eritmiştir.

Akupunktur, bunca zamandan beri işlene işlene, temizlene temizlene çok berrak ve çok detaylı, kendi içinde bir mantığı olan “Geleneksel Çin Tıp Teorisi”ni ortaya çıkarmıştır. Eğer bir kişi akupunktura merak sarmışsa önce bu teoriyi öğrenmek zorundadır.

© 2018 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler