Tat Alma

Yayın tarihi: 26.07.2006

Tat alma

 

İnsan dili, gerek kas yapısı gerekse işlevleri yönünden vücudun en gelişmiş organlarından birisidir. Üzerindeki tat alma cisimcikleri ise onun duyarlığına çok engin boyutlar katar. Dil Cortex’de oldukça büyük bir bölüm işgal eder. Dilin aynı anda birçok işlevi birden yerine getirebilmesi; hem Cortex’deki işgal ettiği alanla hem de birçok merkezle direkt ve endirekt bağlantılarının olmasındandır.

Tat alma mekanizması dil üzerinde bulunan tat alma organelleri aracılığı ile başlar. Dilin üzerinde acı, tatlı, ekşi gibi tatları alma resöptörleri vardır. Buradan kalkan uyarılar beyine taşınır ve tat alma duyusu idrak edilir. Halbuki asıl mekanizma bunun altındadır.

 

Dil kendisine dokunan her şeyi çok kısa süre içinde analiz eder. Analiz ettiği gıdadaki bilgileri eski bilgilerle hemen karşılaştırır ve yiyeceği tanımlar. Bunu ilk dünyaya geldiği andan itibaren tat alma organellerine dokunan yiyeceklerden aldığı bilgileri biriktirerek ve sınıflandırarak yapar.

 

Hatta dile değen gıdadaki bilgi okunduğunda bu bilginin oraya ne zaman, nerede ve ne gibi bir ruhsal durum altında  (mutlu-mutsuz gibi) kayıt edildiği bile hatırlanır. Dile değen madde vücutta o gıda hangi sınıfa giriyorsa onun sindirilmesi ile ilgili mekanizmayı da harekete geçirir. Yumurtalı bir yiyecekse safra kesesinin, tatlı ise pankreasın uyarılması gibi. Bu kadar tasnifi ve analizi yapan asıl görevli dil değil Thalamus’dur ve dilin buradaki rolü sadece çok gelişmiş bir barkod (etiket) okuyucu olmasıdır.

Zayıflamak isteyen bir insan; vücudunda birikmiş olan yağlardan kurtulmak ister.

Hastalarla hekimlerin aralarında, vücuttan öncelikle kaybolması istenen yağ bölgeleri konusunda bir anlaşmazlık vardır.

Hekimler hastaların öncelikle kalp, damar ve iç organlardaki yağlarının erimesini isterler, hastalarsa öncelikle basenlerinin.

Kişi kilo kaybında sadece kalori miktarını düşünerek rejim yaparsa problemlerle karşılaşır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

  Kişi kilo kaybında sadece kalori

 miktarını düşünerek rejim yaparsa

 problemlerle karşılaşır.

 

Kilo vermek isteyen kişi dışardan içeriye doğru zayıflarsa yani sadece yağ depolarını yakarak zayıflarsa;  iskeletin üzerindeki kas yapısı sağlam kalır ve kişi zayıfladıkça hem estetiği düzelir hem de kondisyonu artar.

Kişi kalori diyeti yaparsa yağ depoları kalır, erimez. Eksik kalori yağlardan çıkmadığı için kaslardan çıkar. Kas dokusu erir. Yağ dokusu kalıp, kas erirse; kalın yağ kabuk bir battaniye gibi vücudun üstüne çöker. Vücut deforme olur, çöker!

Dile bir pirinç tanesi değdirildiğinde dil bunu hemen analize eder ve onun pirinç olduğunu bulur. Bu pirinç hangi yemeklerde olabilir? Hafızasını karıştırır ve daha önce yediği içinde pirinç olan yemekleri bulur; pilavlar, sütlü tatlılar vs. Bir nohut tanesini dile dokundursa dil onu hemen tanır ve unlu gıdaların geldiği sinyalini alır. Bir diyet ekmeğini -isterse hiç kalorisiz olsun- dilimize (kredi kartını makinaya sürttüğümüz gibi) sürttüğümüzde dil hemen onu okur ve beyin onu analiz eder : İçinde un + tuz + yağ olan şey nedir? Beyin “ Bu pizza veya pide olabilir” der!

 

Limbic sistemdeki bir Impuls, yansıtıcı (resiprokal) Cortex (beyin kabuğu) ve Hypothalamus arasındaki devrede dolaşır. Her yeni uyarı Cerebral Cortex’i uyarır. Ancak hiçbir ceza veya ödül etkisi ortaya koymayan uyarılar tekrar edildikçe cevaplar söner. Hayvan bu uyarıya alışır ve ona aldırmaz olur. Eğer uyarıda ödül-ceza etkisi varsa cevaplar tekrarlanan uyarılarla söneceği yerde gittikçe kuvvetlenir. Hayvan bu uyarıma karşı güçlü bellek kayıtları tutar.

Bu durumda ödül ve ceza merkezleri öğrenmemiz gereken bilgi parçacıklarını seçmemizi sağlar.

İşte bu anda içinde yağ olan veya kendisi yağa dönüşebilen bu maddeler dil yoluyla geldikleri beyne bildirilirse ne olur?

* Organizma o madde hakkındaki bellek dosyasını açar.

* Bellekteki moral ve psikolojik değerler ve hatıraları önüne koyar.

 

* Bellek bilgileri ışığında normal fizyolojisini çalıştırır.

* Organizma kendisine gelen maddelerin içeriğine göre hareket eder.

* Gerek yeterince absorbe etmek gereksede absorbe edilenlerin kanda bir belirli sınırın üstüne çıkmaması için; yapılacakları organize eder.

İşte bu süreç başlandığında ardı ardına bir yığın sindirim sistemi kendi otomatiği içinde çalışmaya başlar. Kanda şekerin yüzde 120 mg üstüne ulaşmaması, total lipidin 1000-1200’ün üstüne çıkmaması için gerekli hazırlık yapılır.

Bu hazırlık absorbsiyon olayına irtibatlandırılır. Bağırsaklardan emilen karbonhidratların bir kısmı yağa bir kısmı glikojene çevrilerek depolara yönlendirilir. Beslenme alışkanlığına göre bu yeme olaylarının günde kaç kere olduğu ve nelerden, ne miktarda oluştuğu zaten ana hafızada kayıtlıdır. Kişi günde kaç öğün yiyor, arada araştırma huyu var mı, neler atıştırır bunların hepsi ama hafızada kayıtlıdır ve biyolojik saat ona göre ayarlanmıştır. Kişi normal yeme veya atıştırma zamanlarını atlasa bile o saatte biyolojik saat devreye girerek kanda şekeri düşürür ve kişiyi yemeğe yönlendirir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Limbic sistemdeki bir Impuls, yansıtıcı

(resiprokal) Cortex (beyin kabuğu) ve

Hypothalamus arasındaki devrede dolaşır.

 

Herhangi şişman bir kişi günlük kalori diyeti ile rejim yapmaya başladığında, çeşitli kategorilerden gıdaların belirli miktardaki kalorilerine göre bir diyet rejimi uygulamaya başlar. Günlük 1500 kalorilik veya 2000 kalorilik gibi... Kişi acıktığında düşük kalorili yiyecekleri yiyerek disipline olmaya ne kadar çalışırsa çalışsın sürekli açlık çeker. Alışkanlıklarına göre günün herhangi bir saatinde beynindeki biyolojik saat çalışıp kişi açlık hissetmeye başlar.

O anda ağzına içinde yağ veya karbonhidrat bulunan bir şey attığında kısa bir süre açlığı azalır veya geçer.

Fakat kişi normalde yediği miktarın daha azını yese -mesela bir tabak patates kızartmasından yerine sadece 1/4 ünü - organizma onun alışık olduğu miktarı ezbere bildiğinden, insülin salgılanmasını eski miktara göre salgılar. Bu sefer kandaki glikoz seviyesi daha aşağı düşer. Böylelikle rejimde olanlar yemek kaçamakları yaptıkça daha çok acıkırlar. İnsülin depolanmayı arttırıcı bir etki yaptığı içinde asla yağ odakları ve depoları erimez. Kişi rejim yaparken kendisi yağ olan veya metabolizmada yağa dönüşen maddelerden yediğinde,  besinler dile değdiği anda beyin bundan haberdar olur ve yağ depolarını kilitler. Kişi rejimde olduğu için inat edip bu miktarları az yediği takdirde de; harcanması gerekli kalori vücuttan çıkar. Nereden çıkar? Yağ depoları kilitli olduğu için, kaloriler birikinti yağlardan çıkmaz. Harcanan kalori başka bir kaynaktan temin edilir. Bu kaynak kas dokusudur. Kaslarda depolanan glikojen çözülmeye başlar. Yağlı ve karbonhidratlı diyetlerle zayıflamaya çalışanların yağları erimez; kasları erir. Kişinin üzerindeki kalın yağ kabuk erimez, iskeletindeki kas dokuları erir.

Böyle rejimlerin sonunda vücut deforme olur. Deride sarkmalar ve buruşmalar oluşur.

Kaslar zayıfladığı için ileri halsizlikler ve yorgunluklar ortaya çıkar. Kalp kastan bir motordur, böbrekler kastan yapılmış süzgeçlerdir. Kalori diyetini uzun zaman sürdürenler (ki bu zaman kişiden kişiye değişir) bu rejimin sonunda kalp, böbrek ve diğer iç organı hastalıklarına yakalanırlar.

Akupunkturla zayıflama programı kendi içinde çok güçlü bir dinamiğe sahiptir. Akupunktur noktaları Thalamus yoluyla tüm organizma ile bağlantı halindedir.

Yapılan uygulamaların çoğunluğu kulak akupunkturu yolu ile yapılmaktadır. Kulak; hem sinirleri ve Thalamus yoluyla Cortex’e hem de diğer alt çekirdeklerle bağlantılıdır. Akupunktur uygulandığında, Thalamus kişinin hayvansal iç güdüleri (saldırganlık, seks, beslenme) arasındaki elektriksel dengeyi sağlamasını gerçekleştirir. Bunu tıpkı birleşik kaplardaki sıvı akışkanlığı prensiplerine göre yapar. Tüm organlardan gelen sağlıklılık veya düzensizliklerin bilgisi Thalamus’da düzene konur. Tüm iç salgı bezlerinin salgılarının zamanlaması, kalitesi ve kantitesi, Thalamus’la alt beyin çekirdeklerinin işbirliği ile Akupunkturla zayıflama diyetine girenlere ilk haftalarda  şeker, yağ ve nişasta verilmez. Tavuk, et , balık ve yoğurttaki yağ diyet zamanında kişiye yeter. Kesinlikle tuz kısıtlamasına gidilmez (tansiyon problemleri olanlar hariç).

Bilinen sıradan diyetlere zayıflamalarda, cilt altından yağ dokuları boşalmaya başlayınca - kişinin kilosuna göre değişmekle birlikte - ortalama 4-5,5 kilo kaybedilir ve ciltte gevşeme oluşur. Cildin bollaştığında kendini toplaması yaklaşık 3 hafta süre alır. Bu üç hafta süresince derinin gergin kalması gerekir ki buruşmasın, sarkmasın ve kırılmasın.

Akupunkturla zayıflatma programı haftada bir kez kulaklardaki iğnelerin değiştirmesi ile yapılır. Kulakta seçilecek noktaları tüm akupunktur uzmanları bilir. Kişinin ihtiyaçlarına göre bu noktalarla gerekli aranjmanlar yapılır. Tuz ve mineral maden suları diyetten çıkarılmaz (tansiyon yüksekliği olanlara gerekli ayarlamalar yapılır). Günde ortalama 1 saat yürüyüş önerilir.

Aşırı kiloluların egzersiz yapmalarına izin verilmez. Çünkü terazideki 1 kg fazlalık omur eklemlerinin 1 cm2’sine 16.5 kg olarak yansımaktadır. Kişi ortalama 8 kg verdikten sonra egzersiz yapmasına izin verilir. Çünkü, 16.5 x 8 = 132 kg eklemin 1 cm2’sinden inmiş olur.

Diz eklemi yaklaşık 10 cm2 olduğuna göre dizlerden kalkan ağırlık da 1320 kg olur. Sırtta 1320 yük ile egzersiz yapmaya kalkışmakta herhalde hiç de sağlıklı değildir. Onun için başlangıçlarda egzersiz yerine sadece yürüyüş verilir.

Akupunkturla zayıflama metodu bir noktada kişinin yeniden şişmanlamaması için öğreti niteliği de taşır. Temeli aşağıdaki prensiplere dayalıdır:

 

* Kişinin günlük meyve ihtiyacını  kesinlikle sabah alması gerekir.

* Öğün atlamayarak günde üç öğün yenilmelidir.

* Akşam yemeğinden sonra kesinlikle hiçbir şey yenilmemelidir.

* Ne kadar az yenirse o kadar az zayıflanılır.

* Yeniden kilo aldıktan sonra onu vermenin bir daha öncekinden daha zor olacağının bilinmesi gerekir.

* Kişinin diyet bittiğinde dönmeyi beklediği ve “normal beslenme rejimi” dediği rejimin aslında kendisi için “şişmanlama diyeti” anlamına geldiği bilinmelidir.

Akupunkturla kilo verenler;

* Kür esnasında çok acıkmazlar.

* Başları dönmez.

* Tansiyon düşüklüğü veya fazlalığı yaşamazlar.

* Sinir sistemleri bozulmaz.

* Daha sakin ve anlayışlı olurlar.

* Kadınların regl sistemlerinde bir problem varsa düzelir.

*Aşırı kilodan, metabolizma sorunlarından veya bilinmeyen sebeplerden çocuğu olmayanlar gebe kalabilir.

* Açlık baş ağrısı çekenlerin diyet esnasında bir problemi olmaz.

* Migren atakları çok hafifler.

* Kür sonunda 1 ayda 13, iki ayda 20 kg verenlerde dahi hangi yaşta olurlarsa olsunlar sarkma ve cilt kırışması olmaz.

* Bütün bunlar akupunkturun çok gelişmiş elektronik bir aygıt olan beyin ve onun bir bölümü olan Thalamus yoluyla etki etmesiyle sağlanır.

* Aşırı kilolularsa bir ayda 10 - 13 kg,  ağırlığının %20’si civarında fazlalığı olanlar ise 8-9 kg kaybederler.

© 2017 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler