Omurganın Anatomisi ve Fonksiyonları

Yayın tarihi: 01.08.2006

Omurganın anatomisi ve fonksiyonları

 

Omurga, boyun, sırt, bel ve kuyruk sokumu bölümlerinden oluşur ve birbiriyle eklemleşen toplam 33 omur içerir. Omurlar, omurganın değişik bölgelerinde birbirleriyle farklı açılarda eklem yaparlar. Bunun sonucunda omurga baston gibi düz bir şekil almaz, değişik bölgelerde birtakım eğriliklere sahip olarak S şeklini alır. Bu eğrilikler, boyunda ve belde çukurluk, sırtta ise kamburluk şeklindedir. Omurganın bu kavisli yapısı, dengenin sağlanması, yüklerin emilmesi ve darbelere karşı korunma için çok önemlidir.

Omurların arka kısımlarında var olan delik, omurlar üst üste bindiğinde bir kanal oluşturur ve bu kanalın içinde omurilik yer alır. Omurilik, beyin ile vücudun diğer bölümleri arasındaki sinir iletimini sağlayan, yaşamsal önemi olan bir yapıdır. Omurilik, omurgadan biraz daha kısa olup, ikinci bel omuru düzeyinde sonlanır. Bundan sonra, sinir demeti şeklinde kanal içinde devam eder. Omurlar arasında yanlarda oluşan küçük deliklerden ise, omurilikten çıkıp kollara ve bacaklara giden sinirler çıkar. Omurlar, disk ve bağlar “hareket birimi”ni oluşturur. Hareket segmenti, omurganın temel işlevsel birimidir. Bel bölgesinde 5 omur yer alır. Bu omurlar, vücut ağırlığını taşıdıkları için, boyun ve sırt omurlarından daha büyüktürler. Omurganın her iki yanında ise sırt ve bel kasları yer alır. Omurlar, bağlar, bel ve karın kasları hep birlikte çalışarak dik durmamızı ve gövdemizi hareket ettirmemizi sağlarlar. Omurlar birçok eklem ve bağ ile desteklenirler. Bu bağlar esnek ve güçlü yapıda olup, omurların ve disklerin yerlerinde sabitlenmesinde rol oynarlar.

 

Bir bel omurunun kesitsel görünümü.

 

 

İki omur arasında yastıkçık görevi gören ve temel işlevi üzerine binen yükleri çevreye dağıtmak, aşırı hareketleri kısıtlamak olan disk yer alır. Omurlar arası disk, orta kısımda jöle kıvamında bir çekirdek ve bunun etrafında halkasal bağlardan oluşur. Büyük kısmını su oluşturur. Su oranı çocuklukta %90 iken, bu oran yaşla birlikte %75’e dek azalır. Orta yaşlardan itibaren, su içeriği azalan disk esnekliğini yitirir. Esnekliği, üzerine binen yükleri emme ve dağıtma yeteneği azalır. Bunun sonucunda, yüklere karşı dayanma direnci de düşer. Diskin dış katmanlarında çatlaklar meydana gelir. Bu çatlaklardan dışarı sızan ortadaki jölemsi çekirdek kısım, dışarıya doğru taşar. Buna “disk fıtığı” adı verilir. Disk fıtığı her zaman ağrıya neden olmaz. Hastanın ağrı hissetmesi için, omurgadaki ağrıya duyarlı yapıların etkilenmesi gerekir. Fıtıklaşan disk, omurilikten çıkan siyatik sinire bası yaparsa ortaya çıkan hastalık ise “siyatalji” adını alır.

 

 

Omurga

İskelet sisteminin temelini oluşturur ve gövdenin hareketliliğini sağlar. Üzerine binen yükleri emerek çevre dokulara dağıtır. Yaşamsal bir organ olan omuriliği korur.

 

Disk Fıtığı

Disk çekirdeğinin fıtıklaşmasını önleyen, çok sağlam yapıda bir arka bağ vardır. Ancak ne yazık ki bu bağın arka yan bölümü daha zayıftır ve disk fıtıklarının büyük bölümü bu bölgeden olur. Bu nedenle, disk fıtığı açısından en tehlikeli hareket, dönerek eğilmedir. Bu hareket sırasında, çekirdek bağın zayıf bölgesinden kolaylıkla fıtıklaşabilir.

Disk içinde su tutma kapasitesi yüksek olan birleşikler bulunur. Bir pompa mekanizması ile disk içindeki sıvının değişimi sağlanır. Bu değişim, hücrelerin ihtiyacı olan maddelerin sağlanmasına, artıkların uzaklaştırılmasına da yarar.

 

Yatay pozisyonda durulduğunda, disk daha fazla su tutar; dikey pozisyonda ise su içeriği azalır. Bu nedenle, gün içerisinde akşama doğru boyumuz 2 cm kadar kısalır. Disk fıtığı nedeniyle yatak istirahatı süresi uzun tutulursa, disk fazla su tutarak şişecek, bunun sonucunda da iyileşme daha da gecikecektir. Yatak istirahatı süresinin günlerle sınırlandırılması, bu açıdan çok önemlidir. Ayrıca, uzun süreli yatak istirahatının kaslarda da önemli ölçüde zayıflamaya yol açacağı ve tekrarlama riskini arttıracağı da unutulmamalıdır. Omurga üzerine binen yük, vücudun pozisyonuna göre farklılık gösterir. Bu yük yatarken en az düzeydedir. Ayakta dururken artar. Otururken, hele öne eğik olarak, sırtı arkaya dayamadan otururken en fazla düzeye gelir. Bu nedenle, oturmanın ayakta durmaya göre bele daha fazla yük bindirdiği unutulmamalıdır. Bele binen yük, yatma sırasında vücut ağırlığı ortadan kalktığı için en az düzeydedir. Ama bu sırada diskin su alıp şiştiği de akıldan çıkarılmamalıdır.

 

 

 

Disk fıtığı açısından en tehlikeli hareket, dönerek eğilmedir.

 

Bu hareket sırasında, çekirdek bağın zayıf bölgesinden kolaylıkla

fıtıklaşabilir.

© 2018 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler