Venedik 1900-2000

Yayın tarihi: 01.08.2006
VENEDİK 1900–2000

VENEDİK 1900–2000

 

İtalya’nın, hatta dünyanın mimari açıdan en ilginç ve şaşırtıcı kentinin modern döneminin ihmal edilebilir olacak kadar az  göze çarpışı tuhaftır. Ancak, Venedik üzerine söylenebilecek en anlamlı söz bu olmalıdır. Venedik’in 17. yüzyıldan başlayarak ticari ve finansal önemini yitirişi mimari kaderini de belirlemiştir. Akdeniz ticaretinin çöküşü ve Atlantik ekonomilerinin tırmanışı, bir zamanlar tüm Avrupa’yı uzak ülkelerden taşıyıp getirdikleri ve kendi ürettiği mamul maddelerle besleyen bir kenti ikinci plana düşürmüştür. Önceki yüzyılda hızlı Osmanlı yayılmasına bile mukavemet edebilen Venedik, bu ekonomik arka planını kaybedince, bağımsızlığını da yitirir ve Avusturya Macaristan İmparatorluğu’nun bir parçasına dönüşür. Avrupa’nın en kalabalık kentini nüfus yitiren bir yerleşmeye dönüştüren mekanizmalar çalışmaktadır. Bütünleşen, ulusal birliğini kuran İtalya’ya katılması da kentin kaderini köklü biçimde değiştirmez. 19. yüzyıl sonlarında başlayan hızlı sanayileşme ise, bu deniz kentini daha da belirgin biçimde karaya bağımlı kılacaktır. Örneğin, sanayi tesisleri artık lagünün içindeki adalarda konumlanamaz ve kıyıya yerleşirler. Dolayısıyla, Mestre Venedik’e alternatif bir yerleşme olarak gelişir, büyürken, kent tenhalaşır. Ancak, Venedik bir yandan da turizmin yeni bir etkinlik olarak gündeme geldiği ilk yerlerden biri olur. Lido Avrupa’nın ilk deniz turizmi merkezi haline gelir. Dünya sosyetesi denize girmeyi orada öğrenecektir. Venedik merkezi ise kanallarıyla ve yeni farkedilen romantizmiyle vazgeçilmez bir gezi odağına dönüşür.  

 

Sonuç, 20. yüzyıl Venedik’inde pek az yapı inşa edilmesidir. Yapı gereksinmesi azdır.Mevcut yapılar hem yeterlidir, hem de koruma kuralları nedeniyle yeni yapı yapmak alabildiğine zorlaştırılmıştır.1930’larda, Mussolini döneminde kente gar, havaalanı gibi yeni teknik donatılar eklenir.Bunlar Modernist tasarımlar olmakla birlikte, buraya yine de kaydadeğer bir Modernizm odağı olma niteliği vermezler. O yıllardan başlayarak kentin en önemli mimarlık merkezi, Bienal’i barındıran Giardini adlı parkın içinde inşa edilmekte olan pavyonlardır. Bu küçük ulusal sergi yapıları ilginç bir bütün oluştururlar. Ama, içlerinde Modernizm’in öncü ya da kilometre taşı niteliğindeki ürünlerini aramak boşuna bir çaba olur. Çoğu, sadece örnekleme değerleri nedeniyle anlamlıdır.

 

Venedik’in mimari önemi 1950’lerden sonra artar. Özellikle Venedik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi çok büyük bir etki merkezidir. Uluslararası sahnenin önemli tasarımcı ve kuramcılarını barındırmıştır, barındırmaktadır.

 

Tafuri burada çalışmıştır. Scarpa ise kentin en önemli mimar hemşehrisidir. Onun en önemli tasarımları arasında sayılan Olivetti showroom’u, Mimarlık Fakültesi giriş avlusu ve kapısı ile Fondazione Querini Stampalia yenilemesi buradadır. Diğer önemli güncel ve çağdaş yapılar kent merkezinde değil, saçaklarında bulunurlar. Venedik bugün de yeni yapılarıyla değil, merkezlik ettiği çağdaş mimarlık aktivitesi (Bienal ve sergiler), mimarlık öğretimindeki yeri ve her kuşağın yeniden anlamlandırdığı geleneksel mimari birikimi ile önemlidir. Yeryüzünde metrekareye en az yeni yapı ve en çok gezgin mimar düşen yer hiç kuşkusuz burasıdır.

 

© 2019 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler