Yeni Modernizm ile Dekonstrüktivizm Arasında

Yayın tarihi: 03.08.2006
Yeni Modernizm ile Dekonstrüktivizm Arasında

Yeni Modernizm ile Dekonstrüktivizm Arasında

Yıldız Salman*

 

New York Modern Sanatlar Müzesinde 1988 yılında Mark Wigley ve Philiph Johnson’ın birlikte düzenledikleri “Deconstructive Architecture” sergisiyle birlikte Dekonstrüktivizm’den sıklıkla söz edilir olmuş, “dekonstrüksiyon” üzerine uluslararası sempozyumlar düzenlenmiş, bir akım olarak kabul edilip edilemeyeceği, bir felsefi kavram olarak düşünüldüğünde mimarlığa tümüyle uygulanabilir olup olmadığı sorgulanmıştır.

 

Adları Dekonstrüktivizm’le birlikte anılmakla birlikte ortak bir tavır ortaya koymaktan çok, herbiri farklı bir dil arayışı içinde olan Eisenman, Ghery, Koolhaas, Libeskind, Hadid gibi mimarlar arasında Tschumi, –Eisenman’la birlikte– Derrida’ya olan yakınlığı ve daha çok da yayınları ile öne çıkmıştır. İlk kez 1975’te yayınladığı ve mimarlığı bir paradoks olarak ele aldığı “Questions of Space: The Architectural Paradox of the Pyramid and the Labyrinth” adlı makalesinde, tarihsel süreç içinde mekanın değişen tanımlarını irdelemiş, bu tanımlarla ait oldukları dönemin felsefesi arasında paralellikler kurmaya çalışmıştır. Yine bu makaleyle bağlantılı olarak yayınlanan ekte yeralan: “Mekan, içine tüm nesnelerin yerleştirileceği yine nesnel birşey midir?” “Eğer mekan nesnel birşeyse, sınırları var mıdır?” Eğer mekanın sınırları varsa, bu sınırlar dışında başka bir mekan var madır?” “Eğer mekanın sınırları yoksa, o zaman herşey sınırsızca yayılabilir mi?” ya da “Mimarlık; mekan kavramı, mekan ve mekanın tanımı mıdır?” “Eğer mekan kavramı bir mekan değilse, mekan kavramının nesnelleştirilmesi mekan mıdır?” gibi birbirinin içinden çıkan ve söz oyunları ile de desteklediği soru grupları, cevapları olmaksızın Tschumi’nin düşüncelerini açıklar, daha doğrusu okuyucuya en azından bunları aklına getirmesi için bir fırsat yaratır.

 

Tschumi’nin yazdıkları yanında uygulamaları ile tanınması ise 1982 yılında Paris için tasarladığı Parc de la Vilette Projesi ve özellikle de, park içinde yeralan “folie”ler (şaka-yapılar) ile olmuştur. Düşünsel temelini, Derrida ile birlikte oluşturdukları bu proje, temelde “folie” adı verilen, park içine belli bir düzen/düzensizlik içinde yerleştirilmiş ve her biri başka işlevlere uygun olacağı düşünülerek tasarlanmış küçük konstrüksiyonlar etrafında gelişmiştir. Projede yine üzerinde en çok konuşulan “folie”lerin anlamları olmuş ve özellikle de Derrida bu konuda uzun açıklamalar yapmıştır.

 

Parc de la Vilette projesinden sonra Tschumi, haberleşme merkezi, tiyatro ve opera binası, havaalanı, kitaplık gibi bina tasarımları yanında kentsel düzenlemeler de yapmıştır. Yaptığı uygulamaları biraraya getirdiği son kitabında, özellikle her projenin programını ve bunların nasıl oluştuğunu yine bir kısımını kendisinin ortaya attığı “cross-programming” (çapraz-programlama), “trans-pogramming” (geçişli-programlama) ve “dis-programming” (programsızlaştırma), vb. gibi kavramlar çerçevesinde açıklamış, mimarlığın geleneksel biçim-işlev ilişkisinin dışında, o mekanda yaşanacak olaylarla ilgili olarak ele alınması gerektiğini vurgulamıştır. Fakat sonuçta ortaya çıkan tümüyle uygulanmış projeleri içermekle birlikte, yine sözün ağırlıklı olduğu ve bir anlamda da farklı binalara ilişkin senaryoların biraraya toplandığı bir kitap olmuştur.

 

Tschumi’nin mimarlığına biçimsel olarak bakıldığında ise daha farklı bir durumdan söz edilebilir.Düşünsel yönden hiçbir bağı bulunmamakla birlikte, biçimsel olarak Konstrüktivizm’in temelleri üzerine oturduğu açıkca gözlenen bir çok Dekonstrüktivist proje gibi, Tschumi’nin folie’leri de Çernikov’un 1933’te yayınlanan “Architectural Fictions: 101 Compositions” adlı kitabının “Tales of Industry” bölümünde yeralan çizimlere görsel olarak doğrudan göndermede bulunmaktadır. Bununla birlikte, Tschumi bundan hiç söz etmez. Groningen’de tümüyle cam olarak tasarladığı Video Galerisi ise farklı bir senaryo eşliğinde Modern Mimarlığın “cam evleri”ni hatırlatmakta ve biçimsel olarak büyük benzerlikler taşımaktadır. Diğer projelerde de küçük farklılıklar dışında strüktürün önem taşıdığı ve Modern Mimarlığın ögelerinin farklı bir estetik anlayış ve sözdizimi ile kullanıldığı söylenebilir.

 

Bir akım ya da bir tavır mı olduğu konusu tartışmalı olan Dekonstrüktivizmin, “olumsuz olanı” ya da “olması gereken gibi olmayanı” meşrulaştıran söylemine Tschumi’nin “yazar bir mimar” olarak katkısı yadsınamaz. “İnşa eden bir mimar” olarak da Tschumi Yeni-Modernler’le Dekonstrüktivistler arasında yeralabilir.

© 2019 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler