Giriş ,Bir Bağlam Oluşturma Denemesi

Yayın tarihi: 03.08.2006
Giriş: Bir Bağlam Oluşturma Denemesi

Giriş: Bir Bağlam Oluşturma Denemesi

Uğur Tanyeli

 

Tschumi ile Postmodernist tarih kuramcıları arasında ilginç bir tutum “sıhriyet”i var. Onlar da, Tschumi de o güne dek büyük oranda genelleşmiş denebilecek metodolojik yaklaşımları, sanki antitetik iddialar öne sürermiş gibi, uç noktalara doğru zorlayarak kuruyorlar söylemlerini. Post-modernist tarihçilere göre, geleneksel tarihçiler belge ile tarih anlatısı ve tarih yapıtı ile okuyucu arasındaki ilişkiyi çok dolaysız düşünmüş, bu ilişkileri fazlasıyla hafife almışlardır. Savlarını yaklaşık şöyle geliştirirler: Ne belgeden doğruca tarih anlatısına giden bir yol vardır, ne de okuyucu tarih yapıtını tek bir biçimde okumak  zorundadır. Her iki alanda da örtüşmezlikler bulunur ve belgeyi olduğu gibi, tarih yapıtını da çoğul okumak söz konusudur. İşin ilginç tarafı, bu sav Postmodernist tarih kuramcılarından önce de bilinmektedir. “Modernist” (onları böyle nitelediğim için tarihçiler beni affetsin) tarihçiler de ellerindeki tarih malzemesiyle ve okuyucularıyla çok daha karmaşık bir ilişkiler ağı içinde olduklarını fark etmişlerdir uzun süre önce.

 

Tschumi’nin eleştirel konumu da benzer bir sava yaslandığı için gözüktüğünden daha az devrimsel. O da söylemini, anadamar Modern’in işlev ve tasarım ilişkisini fazlasıyla dolaysız düşündüğü iddiasına dayandırır. Dolayısıyla, “biçim işlevi izler” deyişini Modernistler’den daha fazla ciddiye almış olmalıdır.Onun sayısız Modernist slogandan biri olduğunu kabul edeceğine, adeta mimarlık dünyasının ana ekseni olduğunu varsayar. Bu nedenle de, dekonstrüktif etkinliğine oradan başlar ve o eksen yerine –-yani, biçimi işleve tabi kılmak yerine– bunların birbirleri üzerine süperpoze edilmelerini önerir.Madem ki, çağdaş toplumsal gerçeklerden ötürü artık sentetik bir bütün oluşturamamaktadırlar, onlara kesişmeyen, aykırı gerçeklikler olarak varolma  şansı verilmelidir. Biçimle işlevin bütünlüğünün (kesişmesinin) Modernöncesi bir olgu olduğu düşünülürse, Tschumi’nin öngördüğü “disjunction”ın (kesişmezliğin) daha 19. yüzyılda bile mimari epistemolojinin apaçık gerçeklerinden biri olduğu söylenebilir. Mimarlık dünyası Tschumi’den bir buçuk yüzyıl önce bile biçim-işlev ilişkisinin ne denli yaman uzlaşmazlıklar tanımladığını keşfetmişti. Sonraki dönemi karakterize eden şey, bu uzlaşmazlıklarla (Tschumi’nin sandığının aksine, onları giderme değil) baş etme stratejilerini oluşturma arayışıdır öncelikle. Erken Modernistler’den Brütalistler’e kadar her kuşak, bir türlü birbirlerine tabi olmayan biçimle işlevi nasıl bir araya getireceğini sorguladı durdu. Tschumi’nin önerdiği ise, olsa olsa bunları kendi haline bırakmak, özerk varolma şansı tanımak olabilir. Başka bir anlatımla, “fiili durum”a yasallık kazandırılmıştır.

 

Ne var ki, ortadaki epistemolojik sorun bu kez de  yeni bir kavranış aşamasına ulaştırılmış olmuyor.Tschumi’nin mimarisi yüksek teknolojik görüntüsüne karşın, temelde 19. yüzyıl eklektisistlerinin mantığını yineliyor. Onlar da biçimle işlevin kendiliğinden uzlaşmış olduğu Premodern dünya yıkılınca, fiili duruma yasallık kazandırmaktan başka bir şey yapmamışlardı. Tschumi’nin söylemsel açıklamaları onların tanımadığı yeni bir kavramlar dizisini kullansa ve marifetli bir entelektüel akrobasiyi içerse de, özünde aynı nedenle ufuk açıcı olamıyor.

© 2019 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler