Bugünün Mimar Figürü

Yayın tarihi: 04.08.2006
Bugünün Mimar Figürü

Bugünün Mimar Figürü

Mario Botta

 

Sosyal değişim ve mesleğimizin yeni organizasyonu (ki onun tarzı, gidişatı ve araçları sürekli gelişmektedir) mimarın rolünde önemli değişimlere neden oldu. Bu, hem entelektüel hem de profesyonel açıdan gerçektir. Ancak bu dönüşüm, genç erkek ve kadınları mimarlıktaki kariyerleri için yetiştirmesi ve biçim vermesi gereken pek çok okul tarafından hala yeterli bir biçimde kabul edilmiş ve kontrol altına alınmış değildir.

 

Bugün bir kişinin her şeyi bilmesini olanaklı kılan “yapı kurallarına” güvenerek -ki bu geçmişe ait bir şeydir-  mimarların her şeyi benimseyecekleri bir zamanmış gibi görünmektedir. Oysa mimarların mesleğinin temel taşlarının çoğu değişti:  Yeni müşteriler, yeni uygulanan teknikler ve çalışma yöntemleri gibi. Mimarlar, çeşitli bölgelerde hareket etmek zorundalar; ve yeni teknolojiler ve daima değişen üretim süreçleri nedeniyle çalışmaları farklı bir biçimde düzenlenmeli. Emeğin ve uzmanlığın ayrılması yeni pozisyonlara eden olmakta ve zanaatkarlar sanayiden kopmaktalar. Bu nedenle mimarlar yeni kimlik kazanmak zorundalar. Fiziksel dünyayı mevcut kültüre dönüştürmek için tüm teknikler ve tasarım yenilenebilir olmalıdır. Kısacası, kişi bugünün büyük gerçekliği içinde bir parça inşa edebilmek için kendini donatmak zorundadır.

 

Bu, 70’lerin politik ve ideolojik kültürünün yanılsamalarını silen, Modern Hareket tarafından oluşturulan “kahraman” mimarın amaçlarını değiştirmektedir. Yapı mühendisi olmak yerine, mimarlar daha büyük bir ölçek üzerinde çalışmaya başlıyorlar. Böylece, onların mimarlığın anlamı ve hinterlant, enerji tüketimi ve ekolojinin sonuçları üzerine fikir açığa vurmaları bekleniyor.

 

Daha da fazlası, bir bina dikmek ihtisaslaşmış alanların karışık sistemini yönetmek anlamına geliyor.Eğer mimarlar, yalnızca bu çeşitli faaliyetleri düzenlenmekten kaçınırsa, tamamen dar bilgi alanlarının karmaşık ağını idare etmek ve kendi rollerini eleştirel bir biçimde yorumlamaya yeterli olmak zorundadırlar.

 

Mimarlar, çeşitli disiplinler içinde işleyen tekniklerin artışıyla karşı karşıya gelerek iki biçimde tepki verdiler. Bazıları uzman bir görüşle birlikte kendi mesleklerinin araçlarını yükseltmeyi araştırdılar.Diğerleriyse, tasarımın estetik ve ideolojik destek sağlaya özerk bir alan olduğunu iddia ettiler: Kompozisyona yönelik çeşitli görünümlere, mimarlık sahnesinin merkezinde yer vermeye kalkıştılar. Ancak bu tavırların her ikisi de bugünün karmaşıklığı ve mimarlığın dünyayı dönüştürme kapasitesiyle ilgilenmek için tamamen yetersizdi ve uygun değildi.

 

Bu kimlik krizi, mimarlığın ve planlamanın formel özelliği ile hiç ilgilenmeyen karmaşık teknolojinin büyük düzenine karışan paralel disiplinlerin örtük ilişkilerini terk ettiği için  olumsuzdur. Mesleği geliştirmek, yeni istekler ve mimari araçların arasında denge sorunundan ziyade, tasarım sürecinin yaratıcı bir biçimde yeniden değerlendirmesi anlamına gelmektedir. Bu, sanat için soyut bir arzu değildir, daha ziyade mevcut problemlere model oluşturmaya ve onları kontrol etmeye yardım etmek için gerçek bir katkıdır: Fiziksel mekanı, çevresel sistemleri, dengeleri ve bölgesel planlamaları organize etmek gibi.

 

Ne yazık ki, şu an ki durum mimarların kendilerini yaratıcı olmaktan çok koordinatör ve yöneticiye dönüştürdüklerini göstermekte. Her bir sektörden danışmanlar ve uzmanlar tarafından kösteklenen sıradan yönetici olmaktalar; görevleri çeşitli teknik, ekonomik, yasal ve fonksiyonel gereklerin arasını bulmakla sınırlandırıldı.  Yapı mekanı ve görüntüsünün konfigürasyonundan derin biçimde etkilenme yeteneğini kaybettiler, bu ise genelde bir dizi uzlaşmanın basmakalıp ürününe dönüşür. Böylece onların yaratıcı çalışmaları gereksinimleri karşılamaz: Onlar sürekli eleştirmeli, yeni amaçlar geliştirmeli, endişeleri dile getirmeliler ve bugünün ihtiyaçlarını yorumlayarak problemleri ortaya koymalılar. Bu, çözümler önermekten daha önemlidir.

 

Biz, şimdi mimarın çalışmalarının önüne eleştirel bir görünüm gelmesi gerektiğine inanıyoruz.Toplumun rehberi olarak mimarlığın anlamı ve değeri, yenilikçi girişimi yansıtmak ve altını çizmek zorundadır.İnsanlığın yaşama mekanının mimarisi ve organizasyonu hala tarihin biçimsel ifadesini sunmaktadır.

 

Mevcut tasarım süreçleri ne yazık ki, sadece bir dizi figür, teknoloji ve niceliğin ürünü olarak görünmektedir. Ancak bunlar, mimarlıkta önceliği alması gereken, niteliğe yönelik görünümleri ifade etmekte yetersizdir.

 

Gerçeği göstermek için yaratıcı tasarım süreci, yöneticilerin övündüğü, kabul edilmiş rasyonalizasyonlardan sakınmalıdır. Planlar, eli ve gözü gelişen bir biçimde eğitmek yoluyla, ele ve zihne önelik deneyim kazanarak gittikçe olgunlaşır; hafıza, deneyim ve yaratıcılık hemen hemen biyolojik reaksiyon içinde birleşir. Eğitimin ana görevi bu özellikleri güçlendirmek, teknik sınırlamalara ve tehlikelere karşı aldırmamayı sağlayan “antikorları” mimarlara sunmaktır. Tüm bunlar insanlığı güçlendirerek ve bugünün çalışmasını insancıl kılmak için bize izin veren zanaat bilgisini yenileyerek başarılabilir.

 

Bu farkında olma ve günümüz tasarımını dayanılmaz biçimde insancıl olandan uzaklaştırmayı engellemek için, eğitimde yeni parametreleri sağlamaya yönelik ihtiyaçla ilgilenmelidir. İnsan bilimlerini geliştirmek için teknik faktörlerin ağırlığını dengeli hale getirmenin ve yaratıcı tasarım bakış açısını yeniden kurmanın tek yol olduğunu düşünüyoruz. Diğer deyişle, yeterli bir kültürel arka plan sağlanmak zorundadır ki, bugün mimarlara engel olan rasyonel ve teknik süreçlerde eleştirel bir duruş alınabilsin. Bu, mimarlıktaki bilgi sorununun üstesinden gelmek için uygulanabilir bir yoldur. Eğitim tayin edici ilkeler (ki bu herkesin kaynak olarak kullanabileceği bir dizi bilgidir) ve deneysel pragmatizm (ki bu da, öznel sezginin başrol oynamaya devam edeceği yerdedir) arasındaki uygun dengeyi bulmak zorundadır. Analitik eleştiri ve rasyonel objektif kurallar dizisi yanında, okullar sezgiyi de teşvik etmek zorundadırlar. 

 

Bugünün tasarım sürecinin karmaşıklığındaki bastırılmışlıkla, mimarlar tasarımın merkezi rolü üzerinde durmaya daha az yeterli görünmekteler. Denetlemeleri gereken daha çok yan konular var gibi görünmektedir. Bu nedenle, yorum ve yaratıcılık için daha büyük  bir alana sahip çıkmak,  garantilenmiş olandan genelde daha zorlayıcı bir sorundur. Çağdaş yapılardan gelen öneriler hakkında rahatsızlığın bu mevcut durumu ve son zamanlarda ekolojiye dair artan ilgi mimarın imajının acil gözden geçirilmesine dikkat çeken bir işarettir. Hinterlant ölçeğinde çalışan mimarlar yeni rollerinde, bize yönelik durmaksızın devam eden dönüşümlerin eleştirmenleri olarak tekrar ortaya çıkmak için yeni ağır yükleri omuzlamalı ve eski sorumluluklarını pekiştirmeliler.

© 2018 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler