Küresel Sermayenin Yeni Tüketim Mekanları Lüks Konut Siteleri

Yayın tarihi: 04.08.2006
Küresel Sermayenin Yeni Tüketim Mekanları Lüks Konut Siteleri

Küresel Sermayenin Yeni Tüketim Mekanları Lüks Konut Siteleri

DÜRRİN SÜER, YASEMİN YILMAZ SAYAR

 

Bugünlerde kendimizi sıklıkla, insan yaşamak için mi tüketiyor yoksa tüketebilmek için mi yaşıyor? sorusu ile karşı karşıya buluyoruz. İnsanoğlunun varoluşunun başlangıcından bu yana tükettiği düşünülürse, bugün niçin bu ve benzeri soruların, gerek gündelik yaşamımızda gerekse akademik çalışmalarımızda merkezi bir yer işgal ettiğine dikkat çekmek gerekir. Söz konusu  sorunun arkasında yeni bir sosyo-ekonomik yapı ve yaşama kültürü mü tariflenmektedir? Son yıllarda “tüketim toplumu” ve “tüketim kültürü” gibi yeni kavramlar, sosyal bilimlerin ve kültürel çalışmaların odağına yerleştiğine göre, bu kavramların ortaya konulmasını/tartışılmasını gerektirecek ne gibi değişimler olmuştur? Tüketim toplumu olarak adlandırılan bu yeni toplumsal ilişki biçimi, kendisini, daha önceki dönemlerin tüketim biçimlerinden, hangi özellikleri ile ayrıştırmaktadır? Tüm bu sorulara yanıt verebilmek için tüketim toplumu, tüketim kültürü tanımlamalarından ne anlaşıldığının açık hale getirilmesi, kısaca son otuz yılda tüketim örüntülerinde meydana gelen dönüşümün tarihsel bağlamına oturtulması gereklidir.Böylelikle bu çalışmanın konusu olan “tüketim toplumu”, “tüketim kültürü” kavramlarının betimlediği mekansal yapının, “yeni tüketim mekanları”nın irdelenebilmesi için gerekli ipuçları da sağlanmış olacaktır.

 

20. yüzyıl boyunca kapitalizmin politik-ekonomik dönüşümüne bağlı olarak,  benzeri birçok alanda olduğu gibi, tüketim örüntülerinde de radikal bir değişim süreci yaşanmıştır. Tüketim olgusunda ortaya çıkan her değişimin üretim süreçlerinde ortaya çıkan değişimlerle ilişkilendirilerek değerlendirilmesi zorunludur. 1970’li yılların ortalarına kadar genel anlamda, kapitalist düzenin, yalnızca bir kitle üretim sistemi olarak değil, daha çok bütünsel bir yaşam biçimi olarak ele alınması gereken Fordist üretim tarzı çerçevesinde biçimlendiği görüşü kabul edilir. Bu döneme tüketim cephesinden bakıldığında, Fordizmi, teknik-bilimsel rasyonaliteye dayanan standartlaşmış bir kitle tüketimi ve gri suratlı fonksyonalist bir estetik anlayış temsil etmektedir (Harvey,1996). 1970’li yılların ortalarına gelindiğinde ise Fordizmin istikrarlı ve katı yapısının, kapitalizmin çelişkilerini denetim altında tutmasının olanaksızlığının iyice belirgin hale geldiği ve kapitalizmi yeni ve ayırt edici bir aşamaya yönlendiren iki birbirine paralel ve önemli gelişmenin gerçekleştiği gözlemlenir.

 

Birinci gelişme, daha esnek emek süreçlerine ve piyasalara, daha yüksek coğrafi akışkanlığa ve tüketim kalıplarında hızlı değişikliklere dayanan, ticari, teknolojik ve örgütsel yeniliklerin temposunu hızlandıran yeni bir birikim rejimine, Harvey’in terimiyle “esnek birikim”e geçilmesidir. Harvey, esnek birikim sürecinde, seçkin piyasalardan farklı olarak kitle piyasalarında modanın seferber olmasının, sadece giyimde, süsleme ve dekorasyonda değil, aynı zamanda hayat tarzlarını ve dinlenme faaliyetlerini de kapsayan geniş bir alanda tüketimin temposunu hızlandırdığını vurgular. Ayrıca mal tüketiminden hizmet tüketimine doğru bir kayışa dikkat çeker. Hizmet tüketimi artık sadece ticaret, eğitim, sağlık gibi temel gereksinim alanlarında değil, aynı zamanda eğlence, gösteri, hobi gibi alanlarda da geçerlidir.

 

Kapitalizmi yeni ve ayırt edici aşamaya yönlendiren ikinci gelişme ise, global finansal sistemin bütünüyle yeniden düzenlenmesi ve finansal eşgüdüm olanaklarının büyük ölçüde artmasıdır (Harvey,1996). Bunların sonucunda küresel düzeyde olağanüstü güce sahip finans holdingleri, borsa şirketleri ortaya çıkmış ve orta sınıfa “üst orta sınıf” olarak adlandırılan, yüksek ücretli profesyonel bir kitlenin yani yeni bir toplumsal katmanın eklemlenmesine neden olmuştur. Esnek üretim modeli olarak adlandırılan yeni yapılanmada, kitlesel tüketim yerine bireysel tüketim, farklılık, gelip geçicilik, gösteri, moda gibi olgular başat konuma gelmiştir. Böylece bu yeni orta sınıf, esnek üretim modeli içinde, toplumun diğer kesimlerinden kendini farklı kılma ve bu farklı kimliği kısaca yaşam tarzını kurgulama şansını elde etmiştir.

 

Fordizmden esnek birikime geçiş sürecinde gerçekleşen gelişmeler, fordist sistemin mal ve hizmet üretimine dayalı yapısından farklı olarak, tüketimin ve tüketim kültürünün yüceltildiği bir ortamı doğurmuştur. Bu süreçte tüketimin anlam ve işlevinin de önemli ölçüde değiştiğine işaret etmek gereklidir. T.Şengül’ün (2002) değindiği gibi,  dönüşümün en önemli özelliklerinden birisi, satılan ya da satın alınan ürünün önemini, kullanım değerinden çok bir yaşam tarzının belirleyici öğesi olmasını tespit etmektedir.  Örneğin, kent içinde otomobil yerine cip kullanmak, spor ayakkabı tercihini bir tekstil markası olan DKNY’den yapmak ya da Hard Rock Cafe’den tişört almak, işlevselliğin belirleyici olduğu durumlar değildir. Tüketim, basitçe maddi ihtiyaçların karşılanmasına hizmet etmenin ötesinde, kültürel bir eylem içeriği kazanmaktadır. Jameson’da (1981) “kültürün bizzat tüketim toplumunun asli bir öğesi”  olduğunu, “hiç bir toplumun bu toplum kadar göstergelere ve imajlara dayalı olmadığını” belirtir. Tüketim kültürü içerisinde üst orta sınıfın modern bireyi, kendi bireyselliğini ve üslup anlayışını yani yaşam tarzını sadece elbiseleri ile değil, evi, mobilyaları, dekorasyonu, otomobili ve diğer faaliyetleri ile sunmaktadır. Kısaca bugün, Baudrillard’ın (1981) deyimiyle maddi ihtiyaçlar ikincileşmiş, ürünün kimlik değeri neredeyse kullanım değerinin önüne geçmiştir.

 

Tüketim süreçlerinde ortaya çıkan dönüşümlerin mekan açısından sonuçlarına bakılacak olursa, mekanın da yeni yaşam tarzının ortaya konulmasına aracılık ettiği ölçüde metalaştığı ve bir tüketim nesnesi haline geldiği gözlemlenir. Bu mekanların  kullanıcıları, tüketim kültürü olarak adlandırılan oluşumun hem üreticileri, hem taşıyıcıları, hem de tüketicileri olan, küresel sermayenin örgütlediği yeni “üst orta sınıf”tır. Dönemin mekansal boyutta ayırt edici özelliği ise; üst orta sınıfın yaşam tarzlarına aracılık eden ve asal fonksiyonları alışveriş merkezleri gibi tüketim olmayan, barınma, sağlık, eğitim, kültür, çalışma vb. mekanlarının birbiri içine işlevsel geçişlerle ya da üst üste gelmelerle, tüketime endeksli mekanlar olarak kurgulanmalarıdır. Lüks konut siteleri, sağlık ve spor tesisleri, eğlence ve oyun merkezleri, tatil köyleri ve büyük otel zincirleri, müzeler, kültür merkezleri, üniversite kampüsleri, moda ile tetiklenen, sadece mal değil hizmet tüketimini de kapsayan yeni mekan kurgularıdır.

 

Bu çalışmada da birincil olarak, yeni tüketim mekanlarının ortak özelliklerine bakılacak, ikincil olarak ise bu mekan tipleri içinde üst-orta sınıfın yaşam tarzını en belirgin şekilde yansıttığı düşünülen “lüks konut siteleri”nin Türkiye örnekleri üzerinde yoğunlaşılacaktır. Farklılaşan fonksiyonel içeriklerine rağmen yeni tüketim mekanlarının ortak özeliği, geçmiştekinden farklı bir zaman-mekan anlayışı ve kullanımı çevresinde, özellikle hizmet üretimine odaklı olarak örgütlenmeleridir. Bu nedenle yeni tüketim mekanlarının, ortaya çıktıkları  sürecin - “küreselleşmenin”- açıklayıcı zeminini oluşturan “zaman, mekan ve birbirine geçme” kavramlarını “tüketim” olgusuna yönelik  olarak nasıl kullandıkları üzerinde düşünülmelidir.

           

ZAMAN, MEKAN VE BİRBİRİNE GEÇME YOLU İLE GÖSTERİ YARATMA

Son dönemlerde zaman ve mekan konuları üzerinde hem modernist hem de postmodernist toplum kuramcılarının önemli çalışmalar yaptığı gözlemlenmektedir. Bu kuramcılar içinde ayrıcalıklı bir yeri olan Harvey, her kapitalist dönemde mekanın, sistemin işleyişini kolaylaştıracak biçimde yeniden örgütlendiğine dikkat çeker. Bu örgütlenmede, modernitenin de karakteristiği olan zaman ve mekan sıkışmasının, esnek birikim sürecinde artarak “daha yoğun bir aşamaya” geçildiğini belirtir. Çalışmanın konusu olan yeni tüketim mekanları, zaman ve mekan kavramlarının bilinen yapısında ve anlamlarında devrimci bir dönüşüm yaratmıştır. Dönüşümün anahtar kelimesi yukarı da belirtildiği gibi sıkışma ya da daha kapsamlı bir ifadeyle birbirine geçiştir. Birbirine geçme ifadesi, sınırların bulanıklaşmasını ya da yok olmasını, farklılıkların birbirlerine geçmesini anlatır. Harvey (1997), zaman- mekan sıkışmasının beş etkisine işaret etmiştir: kısa ömürlülük, elden çıkarılabilirlik, geçicilik, gösterge ve imajlar, simulakrumlar. Bu etkilerden, zaman-mekan sıkışmasını mimarlık bağlamında en iyi örnekleyenler, bir kısım simulakrum üretimini de kapsayan gösterge ve imajlardır.

 

Zaman-mekan sıkışmasının yeni tüketim mekanları bağlamındaki anlamlarına bakarsak;

Küresel sermayenin örgütlediği bu mekanlar, coğrafi sınırların yok olduğu dolayısıyla, aidiyet duygusu yerine bir yere ait olmama/her yere ait olma duygusu veren, bağlamından kopuk, kendi  mekanını kurgulayan, kısaca küresel olan ortamlardır. Ancak, Harvey’in de belirttiği gibi; mekansal engellerin çöküşünün mekanın öneminin azaldığı anlamına gelmediği hatta paradoksal bir biçimde mekansal olarak farklılaşmış niteliklere daha duyarlı hale gelindiği ve yerel özelliklerin vurgu kazandığını görülür.Aslında, değer kazanan “yerel” özellikler, küresel ölçekte yaşanan kültürel krize uyum sağlamanın aracıdırlar. İşlevi ve hizmeti küresel olan yeni tüketim mekanlarının yerelliği de göstergeler ve simulasyonlar aracılığı ile üretilir. Artık yerel olan bir pazarlama nesnesi/aracı olarak ön plana çıkmaktadır. Bu durumun en iyi örnek alanlarından biri, ulaşım teknolojilerinin gelişimi ile birlikte mekansal mesafelerin ve sınırların kaybolmasından en fazla yararlanan turizm sektörüdür. Burada asıl amaç turistin “yerel imaj” beklentisinin tatmin edilmesidir. Mimar, bu tatminin “dekor”unu oluşturmakla görevlidir.  Bu nedenle tatil köyleri ve büyük otel zincirleri, yer’e ve konuma ait mekansal göstergelerin, yerel ve yerli biçemlerin kullanıldığı/simule edildiği, eklektik ya da  kolaj mekanlar kurgular, sunarlar. Örneğin, bir İsviçre kuruluşu olan Hapimag, Bodrum-Sea Garden tatil köyü ve otelinde, yerli ve yabancı turistlere, yakın mesafesindeki Bodrum sokağının sıkıştırılmış bir örneğini, simulasyonunu sunmaktadır. Tasarımcısı olan Tuncay Çavdar’ın, başarılı biçimsel gösterilerine ve kavramsal ilişkilendirmelerine rağmen gerçeğin üstü örtülememektedir. Yerel imajlar turistin tüketim nesnesidir.  Amerika-Las Vegas ise küresel/yerel kutuplaşmasının diğer kutbunda yer alan kentsel ölçekli bir örneğidir. Kent, dünyanın  çeşitli coğrafyalarından alınmış kentsel-mimari simge yapılar aracılığı ile kendi yerelliğini kurarken, insanda “hiçbir yerde ama her yerde olma” hissini uyandırmaktadır.

 

Yeni tüketim alanları, kendi kurguladıkları  zamanı yaşatan mekanlardır. Fonksiyonlarına göre bu kurgulama değişik biçimlere bürünebilir: Lüks konut sitelerinde, dış dünyanın devingen zaman yapısından farklı olarak yavaş işleyen bir zaman hissi yaratılırken, kumarhane, alışveriş ve eğlence merkezlerinde zamanın sınırları -gece gündüz ayırımı- yok edilir. Alışveriş merkezlerinin iç mekan tasarımında, yansıtıcı yüzeyler ve yapay aydınlatma teknikleri kullanılarak zamanın başka yerlere oranla daha az önemli olduğu, rüya benzeri dünyalar yaratılır. Böylece insanlara yılın her günü ve her saati tüketim olanağı sağlanır. Turizm mekanlarında ise, modern bireye ait bir kavram olarak üretilen “boş zaman”, sunulan hizmetler aracılığıyla tüketilir.

 

Zaman-mekan sıkışması nosyonunun birbirine geçiş fikriyle ortak yanları çoktur. Mekan açısından birbirine geçiş fikri ile ifade edilmek istenen; mal ve/veya hizmet sunan, farklı fonksiyonların birbirlerine eklemlenerek tüketime endeksli yeni mekansal kurgular oluşturmalarıdır. Günümüzde, konut alanları ya da konaklama yapıları ayrımı yerine, konut-alışveriş-spor-eğitim; konaklama-alışveriş-eğlence gibi  farklı ve çoklu fonksiyonların üst üste ya da yan yana geldiği örüntüler söz konusudur. Zaman açısından vurgulanmak istenen ise, yukarıda da belirtildiği gibi zamanın, sınırlarının yok edilerek birbirine geçirilmesidir. Bu, gece gündüz ayırımında yapılabildiği gibi geleceğe ya da geçmişe dönük daha uzun zaman dilimlerini kapsayan zaman kolajlarını da içermektedir. Zaman ve mekanın birbirine geçişinin en iyi gözlemlenebileceği mekanlardan biri de Disney Dünyalarıdır.  Euro Disney Dünyası beş tema parktan -Main Street USA, Adventureland, Fantasyland, Frontierland, Discoveryland oluşmaktadır. Disney Dünyasında geçmiş ve gelecek, serüven ve fantazi, masal ve bilim kurgu arasında zaman ve mekanın sınırlarını zorlayan yolculuklar, sistemin omurgasını oluşturan ve isminde de anavatanına gönderme yapılan, Ana Cadde ABD’de başlar ve biter. Simule edilmiş insanlar (minie, mickey, pamuk prenses ve yedi cüceler v.b.) ve simule edilmiş mekanlar (geçmiş yüzyıla ait tipik bir Amerikan kasabasının ana caddesi, geleceğe ait uzay gemileri, şatolar, v.b.) aracılığıyla eğlencenin yanı sıra her şeyi tüketmemizi sağlayan bir ortam sunulur. Eğlence ve alışverişin sınırları da birbirine geçmiştir. Kanada West Edmond alışveriş merkezinin tanıtım materyali ise zaman-mekanın birbirine geçişinin vardığı aşırı uçları tanımlaması bakımından ilginç bir örnektir:

 

“Bir hafta sonu ve aynı çatı altında….Disneyland’ı, Malibu Beach’i, Bourbon Street’i, San Diego Zoo’yu, Beverly Hills’teki rodeo gösterilerini ve Avustralya’daki Great Barrier Reef’i ziyaret etmeyi düşleyin…kendi türünde dünyanın en büyük alışveriş kompleksi olarak tanıtılan Alışveriş Merkezi, 110 dönümlük bir alanı kaplamakta ve 628 mağaza, 110 restoran, 19 tiyatro…19 kat yüksekliğinde bir cam kubbesi olan beş dönümlük bir su parkını içermektedir…Merkezin, dört denizaltı ile eksiksiz kılınmış yapay gölünü düşünün…Fantasyland Hotel, odalarını çeşitli izleklere ayırmıştır: Bir kat klasik Roma odalarını, bir başkası 1001 Gece Arap odalarını, Polinezya odalarını…barındırmaktadır (Ritzer, 2000).

 

Zaman-mekan açısından birbiri içine geçmiş bu dünyalar, tüketicileri kendine çeken ve onları tüketmeye sevk eden bir gösteriyi temsil ederler. Bu kadar fantazmagorik, bu kadar seyirlik olmalarına yardımcı olan bu yetenekleridir. Bu yetenek mal ve hizmet satma kapasitesini arttırır.

 

YENİ TÜKETİM MEKANLARI: LÜKS KONUT SİTELERİ

Tüm dünyada, 1980’lerin ikinci yarısından başlayarak, üst sınıflar kentleri terk etmeye başlamıştır. Bu dönemin yerleşim alanları açısından temel özelliği, metropollerden kaçan üst orta sınıfların eskisine göre daha yalıtılmış mekanlarda, sadece kendileri gibi olanlarla bir arada yaşama eğilimine girmeleridir. Küreselleşme sürecinin ayrıştırıcı etkilerini diğer ülkelerden daha sert şekilde yaşayan Türkiye gibi çevre ülkelerde de, üst orta sınıfın hızla bu tür yerleşimlere çekildiği görülmektedir. Bu kaçışın Türkiye örneğinde iki temel biçimde gerçekleştiği söylenebilir. İlk biçime ait örneklerde üst sınıflar, kent içinde boş kalmış arazi parçalarını geliştirmekte ya da ayrıcalıklı konuma sahip arazilerde eski kullanımları tasfiye ederek konut kullanımına açmaktadır. Kent içindeki bu yerleşimlerin, kent merkezine yakın olmak isteyen ve daha hareketli durumda bulunan genç profesyonellere hitap ettiği gözlemlenir. Ancak kentin prestijli alanlarında uygun arazi parçalarının kısıtlı olmasından dolayı esas gelişme kent dışında gerçekleşmektedir. Konumları nerede olursa olsun, 1990’lı yılların üst orta sınıfın konut alanlarını önceki dönemlerden ayıran ve bu anlamda benzersiz kılan birçok öğe bulunmaktadır. Bu projelerin hemen hepsinde kentteki mevcut yaşamdan farklı bir yaşam tarzı oluşturma, kentin olumsuzluklarından arınmış korunaklı mekanlar yaratma çabası ön plandadır (Işık ve Pınarcıoğlu, 2001).

 

Lüks konut yerleşimleri için anahtar kelime “yaşam tarzı”dır ve amaç, metropolün yani gerçek modern dünyanın karmaşıklık ve çelişkilerinden, dertlerinden, gerilimlerinden uzak, özenle dışa kapalı tutulan, kendine yeterli, görsel açıdan bütünlüklü aynı zamanda çeşitlilikler de içeren büyülü kentsel çevreler kurmaktır. Çalışmanın bu bölümünde, Türkiye’de kent dışı ve/veya kent çeperinde yer alan lüks konut yerleşimlerinin tanıtım portföylerinde “yaşam tarzı” adı altında sunulan, hizmet sunumuna odaklı “tüketim paketi”, “zaman, mekan” kavramlarını kullanım biçimi üzerinden incelenecektir. Bu incelemeyi pazarlama broşürleri ve web sitelerinden yapmak mümkündür.

 

Yaşam Tarzı: Tatlı Hayat!

Lüks konut sitelerinin tanıtım broşürlerinde, kullanıcılara/tüketicilere sunulanın sadece temiz bir çevre ve konforlu evler olmayıp, yepyeni bir hayat tarzı olduğu teması sürekli işlenir. Satın alınan ve tüketilen sadece konut/mülk değil, aynı zamanda imaj ve hayat tarzıdır. Konut artık yeni bir toplumsal sınıfa dahil olmanın aracıdır. Son günlerin popüler TV dizisi “Tatlı Hayat” ın baş tiplemesi İhsan Yıldırım da böyle bir yaşam tarzını satın alarak üst orta sınıfa dahil olmayı arzulamaktadır. Bu anlayışı, İstanbul’da yer alan lüks konut sitelerinin tanıtım sayfalarından izleyebiliriz.

 

“Alkent İstanbul 2000, eşsiz göl manzarası, sunduğu çeşitli aktiviteler ve yaşam tarzı ile yaşayanların hayatlarına ayrı bir mutluluk ve güzellik katmaktadır. Alkent İstanbul 2000’de yaşamak bir ayrıcalık, ayrı bir hayat felsefesidir.” (Alkent 2000 web sayfası: www.alkent2000.com.tr)

 

“Yeni bir ev değil, yeni bir yaşam felsefesi ile üretilen projelerimiz İstanbul’un gürültüsünden ve karmaşasından uzak ama aynı zamanda kente ulaşım imkanlarıyla çok yakın.” (Ardıçlı Evler, Radikal gazetesi, İdeal Ev eki,  5-5-2000)

 

“Başka bir dünya… Nova Platin Konutları şehrin sunduğu sanat, eğlence ve kültür merkezlerine bir kaç dakikalık mesafede… zengin peyzaj, fıskiyeler, oturma köşeleri ve manzaralı teraslarla donatılmış bahçeler gerçekten eşsiz bu siteye bir park havası kazandırıyor” (Nova Platin Konutları tanıtım broşürü)

 

“Yeni bir yaşam biçimi: Maya….. Yaşamın keyfine her ayrıntıda varmak isteyenler için seçkin ve alternatif bir yaşam alanı… Şehirde ama şehirden uzakta…” (www.maya.com.tr)

 

Yalıtılmışlık/ Mekansal Sınırların Kalınlaştırılması: “Yerleşim Vahaları”

Lüks konut siteleri, hem içerdiği toplumsal gruplar itibariyle hem de fiziksel olarak dışarıdan yalıtılmış, içe kapalı dünyalardır. Bu fiziksel yalıtım, sitelerin etrafına tel örgüler ya da dışarıyla ilişkiyi tümüyle koparan duvarların örülmesi gibi engeller yaratma yoluyla sağlanmaktadır. Çoğu zaman sitenin yalıtımı için kalın duvarlar yetmemekte, site girişlerinin özel güvenlik sistemleri ve kameraları yoluyla sıkı sıkıya denetlenmesi yoluna gidilmektedir. Literatürde üst orta sınıfın yeni yaşam alanlarını tariflemek için, “korunaklı adacıklar”, “korunaklı bölgeler”, “villa gettoları”, “kurtarılmış bölgeler” ya da “yerleşim vahaları” gibi terimler kullanılması sebepsiz değildir (Işık ve Pınarcıoğlu, 2001).

 

Türkiye’de  lüks konut sitelerinin en bilinen örneği, İstanbul’da Avrupa yakasının kuzeyinde Belgrad ormanları yakınında bulunan Kemer Country’dir. Sitenin tanıtım reklamlarında, toplumun diğer katmanlarından yalıtılmışlığını vurgulayan cam bir fanus içinde resmedilmeyi seçmiş olması yeterince açıklayıcıdır. Burası dışarıdaki hiç bir kötülüğün giremediği bir rüya ülkesi, camdan bir dünyadır. Yine İstanbul’un popüler yaşam alanlarından biri olan Alkent 2000’in web sitesinde de bu konuya geniş yer verilmiştir. “Alkent İstanbul 2000’de bulunan her fazın girişleri ve iç alanları, 24 saat korunmaktadır.Seçkin komşular ve teknolojinin birleşimi sayesinde Alkent 2000 sakinlerinin özel hayatı her zaman güvendedir ” (www.alkent2000.com.tr).  Kente yakın ama kentin kötülüklerinden uzak, sterilize bir ortamda yaşanacağı teması, yani yalıtılmışlık, bu sitelerde tüketime sunulan yaşam tarzının temel yapıtaşlarından biridir.

 

 

Aidiyet Hissi: “Oralı Olmak”

Yeni lüks konut siteleri, içinde bulundukları kentten dolayısıyla yerden kopuşun beraberinde getirdiği yersizlik/aidiyetsizlik/kimliksizlik durumunu yok edebilmek için, kendi çizdikleri sınırlar dahilinde yeni varlık alanlarını kurarlar. Metropolün karmaşasından ve kimliksizliğinden kaçan bu sınıfa, yeni yaşam alanlarında, yeni  kimlikler ve aidiyet duygusu da tüketilmek üzere hazırlanan paket içinde sunulur. 

 

Kemer Country tanıtım broşüründen yapılan alıntılar; “Bir zamanlar her İstanbullu’nun sahip olup sonradan yitirdiği bir yaşama biçimini geri kazanmak, -yitirilen kimliklere ve ait olma duygusuna yeniden sahip olmak, -etkin bir kasaba yurttaşı olarak yaşayabilmek – katkı ile, oy vererek, seçerek, seçilerek ait hissederek, Kemer Country’li olmak, -küçük yunan site devletlerine özgü katılımcı demokrasinin damaklarda kalmış tadını burada yeniden yakalamak”  (Kemer Country web sayfası: www.kemercountry.com).

 

Bu sadece kendine ait mekanın kurulmasıyla yetinilmeyip yeni kimliklerin de kurulduğunu ve bu kimliklerin, toplumun geri kalanı ile sosyal farklılığını vurgulayan bir kasaba yurttaşlığı kavramı ve buna dayalı bir demokratik ortam ile bütünleştirildiğini gösteren dikkat çekici bir örnektir. Kemer Country’nin tasarımcıları için, aidiyet duygusu mahalle(lilik) kavramı içinde gizlidir. Geleneksel mahalle tasarımı yaklaşımının benimsendiği çeşitli aşamalarda basılan tanıtım broşürlerinden de anlaşılmaktadır:

 

“Kemer Country eski bir yaşama biçimini hayata geçirmek için tasarlandı…Bu yaşama biçiminde anahtar kelime mahalleydi. Hepimizin bir mahallesi vardı. Biz oralıydık… Aidiyet duygumuzu kaybettik ki onsuz yaşabilmemiz çok zor.”

Ancak, aidiyet durumu her zaman gelenekselde aranmamakta, İstanbul-Alkent 2000 yerleşmesinde sunulduğu gibi, küresel bir bağlamda da tanımlanmaktadır. “İstanbul’daki California’ya hoşgeldiniz!…” (www.alkent2000.com.tr). Tanımlanan yer artık ne İstanbul ne de California’dır. Zaten önemli olan da, bu yeni yerde varolmak; Oralı Olmaktır.

 

Simulasyonlar: Yere Ait Mekansal Göstergeler, Yerel ve Geleneksel Biçemler

Üst sınıf adacıklarındaki yeni yaşamın neredeyse olmazsa olmaz bir diğer öğesi de geleneksel ile moderni eşsiz bir sentezle birleştirmiş oldukları iddiasıdır. Geçmişin geleneksel yerleşimlerine, kentsel mekanlarına - köy meydanı, köy kahvesi, köy konağı- ve değerlerine duyulan özlem tasarım konseptinin seçiminde etkili olur.

 

“Gelenekseli geleceğe taşıyan, insanın düşünüldüğü yaşayan bir mimari. Ortak kültür birikimimizi temel alan ancak en modern konforları içeren mekanlar: köy meydanı, köy konağı, çarşısı, okulu, sineması, tiyatrosu, lokantaları ile kasabanın kalbini yaşamak.” (Kemer Country web sayfası:www.kemercountry.com).

 

Mimaride ise, gerek zaman gerekse coğrafya açısından bir arada bulunması pek de mümkün olmayan tarzların sentezleri tercih edilen bir tasarım anlayışı olmuştur.

 

“Ardıçlı Evler de Osmanlı ve Fransız mimarisinin bir sentezi uygulandı” (Radikal gazetesi, İdeal Ev eki,  5-5-2000)

 

“Nova Platin konutlarının tasarımı dünyaca ünlü Sandy & Babcock International mimarlık şirketi tarafından geleneksel Türk mimarisi gözönünde bulundurularak çağdaş ama klasik bir tarzda yapıldı” (Nova Platin Konutları tanıtım broşürü).

 

“Meydan ve çevresindeki evler Kemer Country’nin diğer kesimlerindeki evlerden değişik tasarlandı: Safranbolu gibi geleneksel Türk yerleşim merkezleri incelendikten sonra gelenksel Türk mimarisinin özellikleri kullanıldı; Türk sokak ve mahalle dokusu yaratılmaya çalışıldı: evler avlulu, sokağa bakan cepheler cumbalı…” (Kemer Country tanıtım kitapçığı).

 

Ancak, Bozdoğan’ın da belirttiği gibi (1998), mahalle, komşuluk, geçmişe geri dönme vb. üzerine tüm söylenenlere rağmen Kemer Country’nin ve diğer örneklerin, geleneksel Türk evinden İtalyan villalarına ve İngiliz malikanelerine kadar pek çok örnekten esinlenmiş, “geleneksel” cephelerinin ardında bahçeleri, garajları, jakuzili banyoları, geniş salonlarıyla Batı’da pek çok örneği görülen tipik bir üst gelir grubu banliyö villasının izleri bulanabilir. Bu durum da –yabancı tasarımcı kullanımı, farklı zaman-mekan ve kültürlere ait tarzların biraradalığı- lüks konut sitelerinin küresel boyutuna dikkat çekmektedir.

 

Romantik/geleneksel tarz bir kurgusallığın ötesinde –Country House ve Türk Evi gibi hoş evlerin peşinde olmayanlar için- farklı sunuşların varlığı da, Optimum örneğinde olduğu gibi, son derece yalın ve net mekanlarla/evlerle yakalanabilir. Burada bir köy hayatı, köy meydanı yoktur. Mekan kurguları, olabildiğince gerçek, gündelik hayatın verilerinden yola çıkılarak kurulur (L.Turan ve H.Tümertekin ile röportaj, 2000).

 

Fonksyonel Birbirine Geçiş: Kendine Yeterlilik

Bu sitelerin kendi dışındaki dünya ile ilişkilerini en aza indirebilmesinin ve tüketicilere kendilerini cazip gösterebilmelerinin temel koşullarından biri, ana işlevleri olan barınmanın yanı sıra eğitim, alışveriş, spor, rekreasyon, eğlence gibi diğer fonksiyonları da ölçek elverdiğince içine alarak kendine yeterli hale gelmeleridir. Mekansal birbirine geçme durumunun karşılıkları, İstanbul’daki bazı lüks konut sitelerinde de aşağıdaki örneklerde belirtildiği gibi gözlemlenebilir.

 

Dış dünyadan yalıtılmışlığın sağlanabilmesi için eğitimin site içinde karşılanabilmesi temel koşuldur.Özellikle çocuklu üst orta sınıf aileleri bu kent dışı yerleşimlere çekebilmek için eğitim hizmetinin verildiğinin altı çizilir, hatta farklı alternatifler sunulur.

 

“Çocuklarınızın da fikrini alın! Alkent İstanbul 2000’in bütün güzelliklerinin ve avantajlarının yanı sıra eğitim kalitesi son derece yüksek yerli ve yabancı okullar, çocuklarınızın en iyi şekilde yetişmeleri için ön plana alındı. Kültür 2000, Alman Lisesi Eğitim ve Kültür Vakfı, Istanbul International Community School gelecek yüzyılın eğitimini veren üç özel okul” (Alkent 2000 web sayfası: www.alkent2000.com.tr).

 

“Hisar Eğitim Vakfı Kemerköy İlkokulu içimizde. Türkiye’nin en iyi okullarından biri yürüyüş mesafesinde; Türkiye’de ilk olarak ‘Aktif Öğrenme Sistemi’ ile sekiz yıllık eğitim veren ilköğretim okulu” (www.kemercountry.com).

 

“Sporun her çeşidinin yapıldığı, öğrenildiği, dostların, arkadaşların buluşarak sohbet ettiği, yeni hobilerin edinildiği bir kampüs ortamı…golf klübü, atlı spor klübü, tenis klübü, açık ve kapalı yüzme havuzları, Karadeniz plajı, mini futbol sahası, yürüyüş, koşu ve bisiklet parkurları, sqash kortları, aerobik step salonları, meditasyon salonunu, masaj-aromaterapi odaları, solaryum, health juıce bar, spa shop” (kemer golf & country Club, Tanıtım Broşürü).

 

Lüks  konut sitelerinin vazgeçilmez öğelerinden biri de bizzat kendisi bir tüketim mekanı olan alışveriş merkezleridir. Bu mekanların ölçeği ve konsepti yerleşimin  kent içi veya kent dışı konumuna göre farklılaşır. Örneğin, Alkent 2000’de yaşayanların günlük gereksinimlerini karşıladıkları “Shopping Arcade”; süpermarket, kuaför, banka, çiçekçi, kuru temizleyici, eczane gibi temel tüketim ihtiyaçlarını kapsayan, küçük ölçekli bir çarşı birimidir. Ancak, yapım aşamasında olan Westa Shopping Mall, yalnız siteye hizmet verecek kapsamda değil, tüm kent için de bir çekim odağı oluşturacak boyutta ele alınmıştır.

“Yabancı yatırımcıların işbirliği ile inşa edilen 78bin metrekarelik, İstanbul’daki alışveriş merkezlerinin yaklaşık iki katı büyüklüğündeki Westa Alışveriş Merkezinde; 3000 araçlık otopark, çocuk eğlence merkezleri, cep sinemaları, food court, butikler  vb yer alacaktır” (www.alkent2000.com.tr).

 

Etiler-Maya Residence’da yer alan Mayadrom ise küçük ölçeğine rağmen içerdiği marka hizmetlerle ve bunların sunulduğu mekanların tasarım kalitesiyle ön plana çıkan ve neredeyse sadece üst orta sınıfa hitap eden, kullanıcısı gibi şık ve elit bir mekandır.

 

Tema Kullanımı: Konulu Siteler

Kentten yalıtılmışlığını vurgulamak ve yeni yer kimliğine bir özellik katmak için tema kullanımı yaygındır. Bu kurgusal dünyaların altlığı, çoğunlukla doğadır. Kentsel yaşamdan kaçış ve tekrar toprakla biraradalık isteği lüks konut sitelerini doğa temasında buluşturur. Sitelerin, isim ve yer seçimi, tasarım konsepti doğaya ve kırsala referanslıdır. Örneğin, Kemer Country, Casaba gibi yerleşimler, modern öncesi zamanın köy, kasaba, mahalle yaşamlarını çağrıştırır. Ancak, buradaki doğa, yapay göletleri, ithal ağaçları, çalıları ile simule edilmiş bir ortamdır. Yapay şelale tasarımları gibi farklı coğrafyalardan alınan doğa parçalarının kiçleştirilerek kurulduğu örnekler de mevcuttur.

 

Istanbul-Alkent2000 Recreational Town dinlenme teması üzerine kurulan sloganları ile, “huzurun, mutluluğun ve keyifli yaşamın buluştuğu yeni bir mekan...”, “Alkent İstanbul 2000’de 365 gün tatildeymiş gibi yaşayabilirsiniz. Çünkü burası, en gelişmiş tatil köylerini aratmayacak rekreasyon tesisleri ile donatıldı.” tüketicileri cezbeder. Kemer Country de ise Amerikan üst sınıfının sportif aktivitesi olan golf tema olarak, sitenin doğa peyzajı içinde, bir çekim odağı oluşturacak şekilde Kemer Golf Club adı altında sunulur. Tema kullanımı ya da konulu siteler için Port-Grimo’yu (Fransa) referans alan, inşaat süreci yeni başlayan, Port Alaçatı-Agrilya Evleri de Marine teması ile  iyi bir örnek oluşturmaktadır. Burada bir yandan teknecilik ve balıkçılık faaliyeti diğer yandan doğa ile bütünleştirilmiş evleri ile , kanallar sisteminin ana arter olduğu, doldurma yöntemi ile kazanılmış bir peyzajda, üst orta sınıf için farklı bir yaşam biçiminin mekansal dili yaratılmaktadır.

 

Zaman Duygusunun Manipule Edilmesi: Boş Zamanın Değerlendirilmesi

Modern toplumlardaki çeşitli süreçler insanları hem zamana doğru bir yönelim gösteren hem de zaman tarafından disipline edilen zamansal öznelere dönüştürmüştür (Urry, 1999). Özellikle kapitalizmin ruhu vakit nakittir deyişi ile bu durumu uç noktalara götürmüştür. İnsanlar zaman açısından tutumlu olmanın, zamanı boşa harcamamanın, tümünü kullanmanın, kendilerinin ve başkalarının zamanlarını büyük bir titizlikle yönetmenin görevleri olduğu nosyonunu üstlenmişlerdir. Çoğunlukla “boş zaman”ın dahi benzer bir tarzda örgütlendiği söylenebilir. Boş zaman planlanabilir, hesaplanabilir, bölümlere ayrılabilir “rasyonel bir dinlence”ye dönüşmüştür. Lüks konut sitelerinin tanıtım broşürlerinde, zamanı –saat zamanı ile ölçülebilir- somut bir çerçeve olarak gören bir anlayışın yerine, dış dünyanın devingen zaman yapısını yavaşlatan eylemler, olaylar ve hizmetlerle tanımlandığı “huzur, mutluluk ve keyif verici” dingin bir zaman anlayışının benimsendiği mesajı verilir. Böylelikle, iş dışı zamanları sınırlı ve değerli olan üst orta sınıf bireylerine, boş zamanlarını site ortamı içinde rekreasyon, spor, doğa gibi hizmetlerle değerlendirebilecekleri, zamandan tasarruf edebilme avantajı da sunulmuş olur.

 

Sonuç olarak; kentten yalıtılmış bu ortamlarda, pahalı evler, golf klüpleri, tenis klüpleri, fitness merkezleri vb. rekreasyon olanakları ile eğitim, alışveriş hizmetleri ve hatta doğa da kendi zaman ve mekan kurguları içinde, zengin ve lüks yaşam tarzı tüketilir.

© 2019 Tüm hakları saklıdır.
Matbaacılar Sitesi No:115 Bağcılar, İstanbul
iletişim
Boyut Pedia Kategoriler