25 Temmuz 2008 Cuma
Bu sitede şu an itibariyle 51.874 metin bulunmaktadır.

Arama Motor:       

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Fiskars Gerçekleşen Bir Ütopya

    

Finlandiya’nın en eski metal üretim merkezi olan Fiskars köyü buradaki sanayinin daha geniş ve çağdaş tesislere taşınmasının ardından korunarak, bir sanat ve tasarım komünü haline geldi. Şermin Alyanak gezip gördüğü yerleşmeyi ve tarihini anlatıyor.

 

Bakır işliği önünde işçiler, 1860.

 

1818 yılı yapısı bakır işliği yangından sonra 1855’te yeniden inşa edilmiş. Günümüzde restoran ve sergi salonları olarak kullanılmakta (Fotoğraf: Şermin Alyanak).

 

Çatal bıçak imalathanesi, 1832’de mimar C.L. Engel’in çizimlerine göre inşa edilmiş. Çatal bıçak üretiminde çalışan ustaların yetiştirilmesine küçük yaşlarda başlanırmış. 1900’lerin başında bir görüntü.

 

Şermin Alyanak n Bir zamanlar bir makas imparatorluğunun yükseldiği yerde şimdi bir sanatçı/tasarımcı köyü oluşmuş durumda. Finlandiya’nın, kökleri

17. yüzyılın ortalarına uzanan en eski endüstri bölgesi artık bir el sanatları merkezi olarak varlık gösteriyor. Helsinki’nin batısında trenle bir saatlik yolculuktan sonra, Fiskars Nehri’nin kenarında ve yeşil tepeciklerin arasında sakin bir köy görünümündeki yerleşim alanına ulaşıyorsunuz. Eski tuğla, sarıya boyanmış ahşap ve üstü yosun tutmuş taş yapıların arasında heykeller ve sanatsal yerleştirmeler yer alıyor. Yerleşimin üretim merkezi olduğu dönemlerden kalma ahşap ve demir atölyeleri, dökümhaneler, depolar, usta konutları ve işçi lojmanları artık farklı bir amaçla kullanılıyor. Binaların birçoğu sanat ve tasarım mekanlarına dönüştürülmüş.

 

Kurulduğu yıllardan beri Fiskars’ın değişimi Finlandiya tarihsel değişiminin bir parçası olageldi. Ülkenin güneyindeki Pohja adlı bölgede, Hollandalı işadamı Peter Thorwöste tarafından 1649 yılında kurulan şirket, aslında İsveç’ten gelen demir madeninin yıllardır işlendiği Fiskars ve Annskog demir ocak ve atölyelerinin birleştirilmesiyle oluşturuldu. Gerek çevredeki ormanların kerestesinin demir ocaklarında enerji kaynağı olarak kullanılması, gerekse de nehrin hammadde ve ürünlerin taşınması için yararlı bir arter olması bölgenin gelişmesine katkıda bulundu.

 

18. yüzyılın savaş ve kıtlık ortamı İsveç’i olduğu kadar ona bağlı olarak gelişen Finlandiya ekonomisini de zayıflattı. Bölge, teknolojik gelişmelere ve güçlenen komşu ülke Rusya’ya karşı direnebilmek için üretim merkezi olarak önemini korudu, zengin İsveçli işadamları da bu nedenle bölgeye yatırım yapmayı sürdürdüler.

 

1809’da İsveç Rusya ile yaptığı savaştan yenik çıkınca, Hamina Antlaşması’na göre Finlandiya Rus İmparatorluğu’na özerk bir dükalık olarak bağlanır. Helsinki artık ülkenin başşehridir; Turku’daki büyük yangın ve St. Petersburg şehrine yakın olması gibi gerekçelerle ülkenin politik ve kültürel merkezi değiştirilmiştir. Şirkette de büyük değişiklikler yaşanacaktır; aslen Turkulu olan eczacı John Jacob Julin 1822 yılında şirketi satın alır. Tüm Avrupa’da olduğu gibi Finlandiya’da da endüstriyel gelişmelerin başladığı bu dönemde Fiskars hem üretimi, hem de yönetimi ile örnek bir fabrika olur. Köyde bir okul açılmıştır, bütün çocukların hatta çalışanların bile düzgün bir eğitim almalarına uğraşılmaktadır. Aynı zamanda burası tarım, hayvancılık ve ormancılık açısından da örnek bir çiftliktir. İsveç’i ve İngiltere’yi sık sık ziyaret eden Julin, hem demir işleme tekniklerindeki gelişmeleri izlemekte, hem de oralardan kalifiye ustalar getirmektedir. Çatal, bıçak ve makas üretimi geliştirilmektedir.

 

Finlandiya’nın ilk makine atölyesi 1837 yılında burada kurulur, yine ülkenin ilk buharlı gemisi olan SS Helsingfors’un motoru da burada üretilir. Bunu diğer gemilerin parçaları, köprü ve kanal strüktürlerine ait elemanların üretimi izler. Fiskars, ürettiği pulluk ve benzeri tarım aletleriyle de Finlandiya tarım sektörünün gelişmesinde önemli bir rol oynar. Teknolojik gelişme J.J. Julin’in ölümünden (1853) sonra da devam eder; Fiskars üretiminin yaklaşık yarısını ihraç eder hale gelir. Yüzyılın sonuna doğru şirkette

250 kişi çalışmakta, ailelerle birlikte köyde 1050 kişi yaşamaktadır. İşliklerde çalışanların sağlığıyla da ilgilenen kuruluşun 10 yataklı bir de hastanesi vardır. Bugün Fiskars köyündeki mevcut yapıların büyük bir kısmı 19. yüzyılda yapılmış, şirketin kendi hızarı gerekli keresteyi, tuğla ocağı da gerekli kiremitleri sağlamıştır.

 

Birinci Dünya Savaşı’nda Rus ordusunun siparişlerini karşılayan Finlandiya’nın metal endüstrisi önemli ölçüde gelişme kaydeder. Ülke, 1917 Rus Devrimi ile birlikte Bağımsızlık Beyannamesi’ni de yayınlar. Rus pazarı kaybolsa da, özgürlüğünü kazanmış olan Baltık ülkeleri ile diğer Batı Avrupa ülkelerinde yeni pazarlar yaratılır. Savaşı izleyen yıllarda hem ülkenin, hem de şirketin modernizasyonu ve gelişimi tırmanır. Bütün dünyayı etkileyen ekonomik kriz ve depresyon yılları Fiskars’ın üretimini de etkileyecek, şirket tam toparlanırken İkinci Dünya Savaşı başlayınca bütün ülke gibi sosyal ve ekonomik kayıplara uğrayacaktır. İç pazarın gereksinmesini karşılamak bile ancak 1948’den sonra mümkün olur.

 

Saat kuleli yapı 1826’da okul olarak yapılmış, 1830’da üstüne kat çıkılmış, ahır olarak kullanılan birim ve saat kulesi eklenmiş. Günümüzde Fiskars Kooperatifi’nin “Onoma” adlı satış mağazası ve galerisi burada yer alıyor.

 

Wärdhuset, Fiskars Hanı. 1836 yılında mimar A.F. Grenstedt’in çizimlerine göre neoklasik üslupta inşa edilmiş. Günümüzde otel ve restoran olarak hizmet veriyor.

 

Tahıl ambarı W. Asplin’in çizimlerine göre 1902’de inşa edilmiş. 1996 yılından beri sergi salonu olarak kullanılıyor.

 

Studio Widnäs: Seramik sanatçısı Karin Widnäs’ın ev ve atölyesi, mimar: Kuomo Siitonen (Fotoğraf: Rauno Träskelin).

 

Bunu izleyen yıllarda, ülkenin yaptığı antlaşmalarla dışa açılması ve iç ekonomik politikada gözlenen değişimler, ağır sanayide de yeni yapısal değişikliklere gidilmesine neden olur. 60’lı yıllar Fiskars için de zor yıllardır ve ilginç bir şekilde, bir tasarım ürünü şirketin adının dünya çapında duyulmasına neden olur: Artık “Classic” adıyla tanınan, turuncu plastik saplı bir makastır bu. 60’lı yıllarda geleceğin malzemesi olarak sunulan plastiğin kullanıldığı ürünler arasında meyve suyu sıkacağı ve mikrodalga fırın gibi ev ve mutfak ürünlerinin üretimine başlandığını görmek de mümkün.

1967 yılında piyasaya sürülen ve bir tasarım ikonu olarak kabul edilen makasın günümüzde yaklaşık 18 çeşidi bulunuyor, buna solaklar için üretilen modeli de dahil. Fiskars şirketinin tasarımcısı Olavi Lindén’in “Ergonomi sürekli düzeltilebilir” veya “ İyi bir endüstri tasarımı ürünleri düzeltmeli ve de maliyeti azaltmalıdır” gibi savları şirketin ürün politikasını da yansıtır: “Yeni bir ürün tüketicinin sorununu yenilikçi biçimde ve daha düşük üretim maliyetleriyle (yeni malzemeler ve teknoloji) çözmeli. Tasarım kalitenin, güvenliğin, konforun ve kullanılabilirliğin altını çizmelidir.”

 

Fiskars şirketinin bu felsefeyle ürettiği makas ve bıçaklar, işlev, biçim ve teknolojinin içiçe olduğu tasarım mükemmellikleriyle evde, büroda, bahçede keyifle kullanılan aletler. Özellikle bağ ve bahçede kullanılan kesme, budama makasları, balta ve testereler 90’lı yıllardan beri değişik tasarım ödüllerine değer görülüyor. Uluslararası yapısıyla şirketin satışlarının yüzde 90’ı Finlandiya dışında, üretimi de on farklı ülkede gerçekleşiyor. Tasarım ve ürün geliştirme bölümleri ise Finlandiya’da bulunuyor.

 

Fiskars’ın Finlandiya’daki üç fabrikası yine Pohja bölgesinde, ancak ilk kurulduğu yerin biraz uzağında konumlanıyor. Şirketin büyümesi ve endüstrinin biçim değiştirmesi sırasında mevcut işliklerin yetersiz olması gibi tarımcılığın da önemini kaybetmesi nedeniyle, çalışan nüfusun, 60’lardan 80’lere uzanan süreçte aileleriyle birlikte Fiskars köyünü yavaş yavaş terk ettikleri anlaşılıyor.

 

Doğal güzellikleriyle olduğu kadar kültür mirası ve el sanatları geleneği ile de öne çıkan bölge, 90’lı yıllarda yeni bir üretici topluluğun köye yerleşmesiyle birlikte yeniden canlanmakta. Mevcut kullanımdışı kalmış eski işliklerin mekansal olanakları ve boş konutlar elsanatçısı, tasarımcı ve sanatçıların ilgisini çekmeye başlamış. İlk gelenlerden tasarımcı Barbro Kulvik o günleri hatırlarken, “1990’ların başında Helsinki’den buraya taşındığımızda köy oldukça boştu. Fiskars şirketi insanları tekrar buraya getirmek için değişik şeyler düşünmesine karşın, somut bir çözüm de getirilmemişti. Bir bakıma herşey kendiliğinden oldu. Bir kişi diğerini getirdi. Özgürce ve plansız olarak gelişmesi daha da ilginçti” diyor. 1993 yılında el sanatları, sanat ve tasarımın değişik dallarından 20 kadar profesyonel, köydeki terk edilmiş yapıları tamir ederek işlik ve ev olarak kullanmaya başladıktan sonra, topluluk üyelerinin aklına, ürettikleriyle bir sergi açma fikri gelir. 1994 yılında açtıkları sergi gerek tasarım gerekse işçilik açısından kaliteli ürünleri ile beğeni toplayınca bunu her yıl tekrarlamaya karar verirler.

 

1996 yılında, köyde yaşayan ve üretenlerden oluşan üye sayısının 30’u aştığı görülür ve düzenlenen etkinliklerin standardını yükseltmek amacıyla bir kooperatif (REP) kurulur. Fiskars’ın elsanatçıları, tasarımcılar ve sanatçılar kooperatifi yıllar içinde büyür ve bugüne gelindiğinde 92 üyesi olan bir topluluk halini alır. Sanat ve el sanatlarının hemen hemen her dalının temsil edildiği toplulukta üyelerin çoğunluğunu marangozlar, mobilya ustaları, seramik sanatçıları, endüstri ürünleri tasarımcıları ve sanatçılar oluşturuyor. Kooperatifte ürünlerin satış ve pazarlaması profesyonel şirket mantığına uygun olarak yürütülüyor ve burada amaç, gerçek kaliteye ulaşırken ekonomik olarak da başarı sağlamak. Kooperatif bir taraftan sergiler düzenlerken, bir taraftan da üyelerinin ürün ve hizmetlerini satış sunan bir ajans görevi görüyor; köy neredeyse kendi kendine yeten bir topluluk görüntüsünde.

 

Bir zamanlar okul ve ahırları barındıran, saatkuleli, tuğla yapı 1996 yılında yenilenerek, kooperatif ürünlerinin satıldığı ve sürekli sergilendiği “Onoma” adlı dükkana dönüştürülmüş. Bu binanın içinde, Fiskars ürünlerinin satıldığı bir dükkan, antika sanat kitaplarının satıldığı küçük bir mekan ve kafe yer alıyor. Bir zamanlar işçi evi olan komşu büyük yapının içinde yer alan minik galerilerin oluşturduğu ikinci bir satış yeri de var. Ayrıca, değişik sanatçılara ait, konutlarının bir parçası olan kağıt, sabun, mum, tekstil, cam ve seramik işlikleri de alışveriş yapılabilecek galeriler olarak düzenlenmiş. Köy ve çevresinin neredeyse tek sahibi olan Fiskars şirketi bu oluşumu sessizce desteklemekte. Fiskars’a bağlı emlak şirketinin koruyucu politikası da buralara salt kar amaçlı yaklaşmayı doğru bulmadığından, yaşayanlar için bir tehdit unsuru olmaktan uzak.

 

Studio Widnäs, yaşam bölümü (Fotoğraf: Rauno Träskelin).

 

Studio Widnäs, yaşam ve çalışma birimini birleştiren sofa (Fotoğraf: Rauno Träskelin).

 

Studio Widnäs, çalışma birimindeki seramik atölyesi (Fotoğraf: Rauno Träskelin).

 

Studio Widnäs, Karin Widnäs’ın ürünlerinin sergilendiği, çalışma birimindeki galeri (Fotoğraf: Rauno Träskelin).

 

Finlandiya’nın en eski üretim merkezi olan Fiskars köyü diğer endüstri yerleşimlerinden epey farklı gelişmiş; ilk kurulduğu yıllardan beri doğanın korunmasına da adeta özel bir gayret gösterilmiş. Fabrika işlikleri, usta ve işçi lojmanları, hizmet yapıları doğanın ortasına büyük bir ustalıkla yerleştirilmiş. Bir zamanlar demir hammadde üretiminin ve işliklerin enerji kaynağı gereksinmesini sağlayan çevredeki ormanın geliştirilmesine, hatta yerel floranın farklı ağaç türleriyle zenginleştirilmesine çalışılmış. Bu ağaç türlerinin envanteri çıkarılıp doğa meraklıları için bir tur planı dahi hazırlanmış.

 

Fiskars köyündeki eski çatal bıçak fabrikası bugün “Fiskars Forum” adıyla bir kongre merkezi olarak hizmet veriyor. Bakır işliği, her yıl konusu önceden belirlenen ve yaz aylarında açık olan büyük serginin yer aldığı sergi salonu ve restoran olarak kullanılmakta. 1836 yılında han olarak inşa edilen Wärdhus binası ise halen 15 odalı bir otele ve restorana ev sahipliği yapıyor. Bunun dışında iki tane daha minik oteli var köyün. Tahta köprüyle ulaşılan eski erzak ambarıysa sergi mekanı olarak kullanılıyor. Yıl boyunca kongrelere, çalıştay ve müzik gösterilerine, bahçe ve çevre düzenlemeleri ile karma ve kişisel sergilere ev sahipliği yapan köy, Finlandiya’nın en çok ziyaret edilen turistik merkezine dönüşmüş durumda. Köy ahalisinin günlük alışverişini sağladığı bir marketi de var. Anlatıldığına göre, 90’lı yıllarda sanatçı kolonisinin kalabalıklaştığı dönemde yörenin yerlilerinin de kendilerine göre kuşkuları varmış. Bir süre sonra tasarımcıların ve sanatçıların da normal insanlar gibi yaşadığını, hatta çok daha fazla çalıştıklarını görünce bu oluşumu benimsemişler. Şimdiye kadar sağlıklı bir gelişme gösteren oluşum bu ilgiden memnun ama yine de geleceğe kuşkuyla bakıyorlar. Eşi Anti Siltavuori ile birlikte köyün ve kooperatifin kurucu üyelerinden olan Barbro Kulvik 2004 yılında yaptığı bir röportajda, “Son altı yılda herşey çok çabuk gelişti. İşin büyük bir kısmı gönüllü grubun gayretleriyle oldu. İnsanlar bir stüdyo oluşturduklarında veya bir sergi hazırladıklarında beraber çalışıyorlar ve ücret talep etmiyorlar. İşin cazibesi de buydu, ama ne kadar daha sürebileceğini bilmiyorum. Eğer kiralar ve arsa fiyatları artar ve burada yaşamak moda olursa, köyün bugünkü tazeliğini koruması zorlaşacak” diyerek tüm iyimserliğine rağmen kuşkularını dile getiriyordu.

 

Ekim ayı içinde ziyaret ettiğim gün belki de yaz mevsimi programının bittiği ayrıca bir hafta içi olması nedeniyle etraf kalabalık değildi. Sonbahar renkleri içinde sakin bir köy görünümündeydi. Herkes kendi işinin başındaydı, yine de, genel binalarının dışında iki farklı “stüdyo-ev”i ziyaret etmem programlanmıştı. Bir tanesi, 1937 yılında fabrikanın servis binası olarak yapılmış, aşı boyalı, üç katlı “Maja” binası. İlk yapıldığında zemin katı işlik ve garaj, üst katları da minik daireler olarak kullanılmış. 2001 yılında Camilla ve Jukka çifti tarafından satın alınan binanın onarım ve yeniden planlamasını Camilla’nın babası, mimar Kurt Moberg gerçekleştirmiş. Bir süreliğine yiyecek dükkanı olarak hizmet veren giriş kat, sonrasında endüstri ürünleri tasarımcısı Camilla Moberg’in ürünlerini sergilediği bir galeri ve stüdyo mekanı olarak düzenlenmiş. Dükkan işleviyle kullanıldığı dönemden kalan cam cephe galerinin bol ışık almasına ve tasarımcının cam ürünlerini başarıyla sergilemesine olanak tanıyor. Orta katta bulunan dairelerin kapıları genişletilerek, mutfak, yemek ve yaşam odalarının, kitaplığın bulunduğu açık planlı bir mekan elde edilmiş. En üst katta yatak odaları yer alırken, büyük merdiven sahanlığı çocukların oyun alanı olarak kullanılıyor. Ailenin yaşadığı alanlara girmeyi aklımdan bile geçirmedim, stüdyosunda sohbet ettim.

 

Camilla Moberg, Fiskars kooperatifinin bir üyesi, aynı zamanda da Nuutajärvi cam şirketi için tasarımlar yapıyor. Özellikle büyük boyutlu ürünlerini şirketin sağladığı olanaklarla gerçekleştiriyor. Tasarladığı sanatsal objelerin üretimi sırasında farklı cam üfleme tekniklerinde uzmanlaşan ustalarla birlikte çalışıyor ve en uygun tekniklere de bu şekilde karar veriyor. Tasarımları arasında kadehler, şamdanlar, vazolar ve aydınlatma araçları yer almakta. Kooperatif fikrine, insanların paylaşımına inandığını söylerken, “en başarılı sonuca, insanların en iyi yaptıklara işlere yoğunlaştıklarında ve birbirlerinin yeteneklerine saygı gösterdiklerinde ulaşıldığına inanıyorum” diyor.

 

Ziyaret ettiğim bir başka stüdyo-ev de benzer bir ortaklaşa çalışma ve üretim etkinliğinin bir sonucu. Yenilenerek farklı işlevlerle kullanılan eski binaların dışında köyde birkaç modern yapı da mevcut. Bunlardan biri de, seramik sanatçısı Karin Widnäs’ın tarihi fabrika alanının tam ucunda, Hasselbacka Tepesi’nde Degersjö Gölü’ne bakan stüdyosu. Stüdyo hem ev, hem çalışma mekanı, hem de Karin Widnäs’ın fayans, soba çinisi, çanak vb seramik ürünleri için bir deneme laboratuarı olarak planlanmış. Sanatçı burada geleneksel tuğla yapım tekniği ile çeşitli denemeler yapıyor. Evin yemek bölümünde ve giriş holünün duvarında kullandığı pişmiş toprak çinilerin sırsız yüzeyleri, yine geleneksel bir yöntem olan “yağlama” tekniği ile dış etkilerden korunuyor. Rengini demir oksitten alan Fin kırmızı çamurunun işlenmesi zor ama Widnäs bunun güzel bir hammadde olduğunu söylüyor. Son zamanlarda Fiskars köyünde bulunan toprakla da denemeler yaptığını söyleyen sanatçı, aynı zamanda bir raku ustası ve bu tekniği soba kaplamalarının yanısıra değişik sofra ürünlerine de uyguluyor.

 

Karin Widnäs bu arsayı Fiskars sanatçı topluluğunun ilk sergisini açtığı yıl olan 1994’te satın almış. Başından beri düşüncesi, evin yapımında yerel ahşap türlerinden ve yerel ustalardan yararlanmak, tüm seramikleri de kendisinin üretmesiymiş. Bol pencereli olması ve konuklarını ağırlamak için yeteri kadar odasının bulunması ise en temel önceliklerinden bazılarıymış. Studio Widnäs’ın mimarı olan Prof. Tuomo Siitonen bu ilginç ahşap yapıyı şöyle anlatıyor: “Binanın üç ana bölümü var. Çalışma alanları, ev ve sauna birbirinden ayrı. Birimler eğik bir bakır çatı ile birleşiyor. Orman tarafındaki iki katlı bölüm penceresiz bir duvar. Atölye ve ev arasında üstü kapalı bir galeri var, adeta bir giriş alanı gibi. Çalışma alanının ve salonun çatı eğiminin altında kalan cam cephesi Degersjö Gölü’ne bakan nefis bir manzarası var. Bölümler değişik evrelerde tamamlandı. Turba kaplı çatısıyla masif ahşap blok konstrüksiyonlu sauna birimi yapı kompozisyonunun üçüncü birimini oluşturacak (Ben oradayken kabası bitmiş ama henüz sauna olarak donanımı tamamlanmamıştı).

 

Yapı yerel ahşap türlerinden ve Fiskars köyünde yaşayan yerli ustaların becerileriyle gerçekleştirildi. Her yer için o işe en uygun ahşap türü seçildi. Masif kirişler bir fırtınada kökünden devrilmiş ladin ağacından biçilmiş, dış duvarlar da ladin kerestesi ile kaplanmış, dış taraçanın zemininde de melez çam kullanılmış. Sauna blokları ve kuzeye bakan bölümün ziftli çatı kaplamasında titrek kavak kullanılmış. İç mekanların yer kaplaması da sistirelenmiş ve yağlanmış ladin.

 

Ahşap ve seramik yüzeyler birbirleriyle güzel bir ilişki içinde ve köklerinde yatan elsanatları becerisini yansıtıyorlar. İç mekanın açık renkli ahşabı, Karin Widnäs’ın üretimi olan soba seramiği ve duvarda kullanılan koyu kırmızı çinilerle uyum içinde. Bina içindeki merdiven marangoz Kari Virtanen’in bir uygulaması, pencere ve kapı doğramaları ise marangoz Peter Schmied tarafından üretilmiş. Binanın ahşap uygulamalarının altında ise Risto ve Makro Niilimäki kardeşler ile Olli Kauto’nun imzası bulunuyor.

 

Yaklaşık 350 metrekarelik alana sahip yapının mükemmel bir planı var. Çalışma ve yaşam alanları iç içe geçişli gibi gözükmekle beraber, gerektiğinde atölyedeki işinizi anında arkanızda bırakarak yaşam mekanına geçmeyi kolaylaştırmakta. Evin düzeni aynı zamanda, ev sahibinin dostlarını ağırlamayı sevdiğini de anlatıyor. Modern yapısına rağmen, seçilen malzemeler, işçiliğin iddiasız mükemmelliği ve doğaya açıklığıyla Fiskars köyünde bulunan diğer tarihi yapılar gibi çevreyle uyumlu. Herhalde bütün bu özellikleri “Studio Widnäs”ın bu yılın Ahşap Ödülü jürisinin özel ödülünü almasına neden olmuş.

 

Ahşap Ödülü (Puupalkinto) her yıl Fin ahşap mimarisinin kalitesine ve ahşap yapı teknolojisine yaptığı katkılar nedeniyle bir yapıya verilmekte. 1994 yılından beri ödül alan yapılar, Finlandiya’da ahşap mimarinin her geçen gün daha da geliştiğinin somut örnekleri olduğu ve her yıl jürinin işinin daha da zorlaştığı söyleniyor.

 

Bir günlük Fiskars köyü ziyaretini bir yazıya sığdırmakta zorlandım. Köyün kendisi kadar, tanıştığım sanatçı ve tasarımcılardan yansıyan huzur ve üretilenlerin kendi alanlarındaki mükemmelliğinin verdiği coşku çoktandır yaşamadığım bir duyguydu. Trenle tekrar Helsinki’ye dönerken tek düşündüğüm, 19. yüzyıldan beri oluşturulan sanat kolonisi ütopyalarının 21. yüzyılda gerçekleşebildiğiydi. En azından bizim buralardan öyle gözüküyor. Umarım bir gün Fiskars ve Fiskars Kooperatifi ürünleriyle ilgili sergiler dünyayı dolaşırken yolunu şaşırıp buralara da gelir. n Prof.Dr. Şermin Alyanak, Marmara Üniversitesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümü.

 

Kaynaklar:

Kulvik, B.; Siltavuori, A. (ed.), Fiskars 1649-350 Years of Finnish Industrial History, sergi kataloğu, Fiskars Oyj Abp, Pohja, 1999.

Kulvik, B.; Siltavuori, A. (ed.), Extending Handpower-Made by Fiskars, DDk, 2001.

Puuistinen, S., Arälä, I., At Home in Fiskars, Tammi Publishers, Helsinki, 2006.

Siitonen,T.; Widnäs, K., Studio Widnäs, Fiskars,

Puu 3/2006 Helsinki

Stenger,W., “Fiskars Village: Redesigning tradition”, Scandinavian Review www.findarticles.com

www.fiskars.com

www.fiskarsvillage.net

www.onoma.org

 

Camilla Moberg tasarımı “Azurio” vazo, 2003.

 

Camilla Moberg tasarımı “Sirius” aydınlatma elemanı, 1998/2000.

 

Camilla Moberg tasarımı “Iris” kase, 2001.

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>



YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


66803 - unknown - 38.103.63.17