Osteoporoz
Kadınlarda menopoz sonrası osteoporozun en önemli nedeni
östrojen ve buna bağlı olarak gelişen kalsiyum eksikliğidir. Başta kemik
kırıkları olmak üzere, ağrı, fiziksel bağımlılık ve yaşam kalitesinin bozulması
nedeniyle ortaya çıkan sorunların önlenmesi bakımından osteoporoz tedavisi
önemlidir.
Osteoporoz, kemiğin azalması ve yapısının değişmesine bağlı
kolay kırılabilir hale gelmesine yol açan bir hastalıktır. Yaş ortalaması
yüksek toplumlarda görülen önemli hastalıklar arasındadır. Kalp, inme, şeker
hastalığı ve kanser gibi klinik pratikte sık karşılaşılan hastalıklardan bir
tanesidir. Elli yaşın üzerinde beyaz erkeklerin %13, kadınların ise %40’ında
yaşam boyunca osteoporoza bağlı kırık riski vardır. Altmış beş yaşından sonra
her üç kadından birinde omurga, ileri yaşlarda ise kalça kırığı olacaktır. Bu
rakamlara göre kadınlarda oluşan kırıklar, erkeklere göre üç kat fazladır.
Kemik devamlı yapılan ve yıkılan, kendini yenileyen bir
organdır. Gençlerde kemik yapımı, yıkımına eşittir. Yaş ilerledikçe giderek
yıkım yapımından daha fazla olur ve kemik kitlesi azalır.
Kadınlarda menopoz sonrası osteoporozun en önemli nedeni
östrojen ve buna bağlı olarak gelişen kalsiyum eksikliğidir. Başta kemik
kırıkları olmak üzere, ağrı, fiziksel bağımlılık ve yaşam kalitesinin bozulması
nedeniyle ortaya çıkan sorunların önlenmesi bakımından osteoporoz tedavisi
önemlidir. Ancak tedavinin başarısı sınırlı olduğundan, esas amaç koruyucu
olmalıdır.
Genel olarak kadınların tümünde osteoporoz riski bulunur ve
hepsi koruyucu tedaviden yararlanır.
Risk grubunda olmayan ama yinede risk altında olanların
saptanması, kemik kütlesinin ölçümü ile yapılır. Var olan tüm risk
faktörlerinin bilinmesi ve beraberinde kemik mineral yoğunluğunun ölçülmesi,
önleme ve tedavinin uygulanmasının temelini oluşturur. Kemik kütlesi çocukluk
ve ergenlik döneminde artış gösterir. Otuzlu yaşlarda doruk noktasına ulaşır ve
40’lı yaşlardan sonra düzenli olarak azalır. Kadınlar erkeklere göre daha az
kemik kütlesine sahiptirler ve menopozu takiben ilk 10 yıl içinde hızlı bir
şekilde kemik kaybederler. Yaşla ilgili kayıplar yılda ortalama % 1’ dir. Ancak menopoza girdikten hemen sonra yıllık %3-10 oranında kayıp oluşur. Kırık olmadan önceki
dönemde kesin olarak osteoporoz tanısı koyduracak semptomlar olmadığı için risk
faktörlerinin aranıp laboratuvar ve dansitometrik ölçümler gereklidir. Üçden
fazla risk faktörü osteoporoz tanısı koydurur. Osteoporoz ağrısız bir
hastalıktır. İlerlemiş olgularda sırt ağrısı, boy kısalması, omurga
deformiteleri ve kırıklarla ortaya çıkar.
Ağrı, yük kaldırmak ve hareketle artar. Omurga başı
kırıklarında hastaların yürüyüşü normal ancak yavaştır. Oturmak veya ayakta
durmakla artan ağrı, yatmakla büyük ölçüde azalır. Osteoporozun genel özelliği
iskeletin kırılganlığıdır. Kırıklar çoğu kez herhangi bir travma olmaksızın
veya çok az bir travma ile oluşabilir. En sık omurga, ön kol, kalça kırıkları
görülür.
Osteoporoza bağlı kırıklar tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde
de tedavi maliyeti, ölüm oranının artması ile halk sağlığında önemli bir
problem haline gelmektedir.Yaşam süresi uzadıkça daha fazla insan osteoporozun
ortaya çıktığı yaş grubuna girmektedir. Kemik kaybı belirti vermediğinden tanı
sıklıkla kırık meydana geldikten sonra konulabilmektedir. Mevcut osteoporoz
geriye döndürülememektedir. Bu nedenle osteoporozun ideal yaklaşımı erken tanı
ve önlemedir.
Kemik mineral yoğunluğu ölçümü, osteoporoz tanısında en sık
kullanılan tanı yöntemidir. Kemik kitlesi 10-15 dakikada ölçülebilir. Ölçüm
herhangi bir rahatsızlığa neden olmaz..
Risk faktörleri
Değişebilen Değiştirilemeyen
Östrojen eksikliği Kadın
Fiziksel inaktivite Erken menopoz
< 40 yaş
Düşük kalsiyum alımı Adetin geç
başlaması 17 yaş
Sigara, Alkol, Kafein alışkanlığı Osteoporoz aile
öyküsü
Düşük beden ağırlığı Kısa boy