Nelly
Rodi Ajansı Yaşam Tarzı Kreatif Direktörü Vincent Gregoire;

‘Herkes tasarımı yaşamımızın bir köşesinden
hayatımıza sokmak istiyor. Doğrusu insanların bir nesneyi alırken ihtiyaç ve beğenilerinden
öte daha çok kimin tasarladığı ile ilgilendiğini düşünüyorum. Bu yapı da tasarım
mağdurları yaratmaktan öteye geçmiyor.’

ddresistanbul’un davetlisi olarak 11 Kasım’da İstanbul’a
gelen, pek çok sektörde trendlere yön veren Nelly Rodi Ajansı’nın Yaşam Tarzı
Kreatif Direktörü Vincent Gregoire, merkezin “1. Yaş Günü Kutlaması” nedeniyle
“Tasarımda Yeni Eğilimler” başlıklı bir seminer verdi. Bay Gregoire ile
seminer öncesinde bir söyleşi gerçekleştirdik.
Trendin ortaya çıkış sürecinin nasıl işlediğinden biraz
bahseder misiniz?
Trendin ortaya çıkış süreci düşünce fırtınalarından ibaret.
Kendimi kocaman bir sünger gibi görüyorum. Birçok insanla konuşup, gözlemler
yapıyorum. Bu süreçte farklı deneyimleri tıpkı bir sünger gibi içime çekiyorum.
Ekonomistler, sosyologlar, filozoflar, mimarlar, rahipler ve politikacılarla
konuşup insanların nereye doğru yönlendiğini anlamaya çalışıyorum. Bu konuşmaları
içime aldıktan sonra takımım ile toplanıp hepsini teker teker değerlendiriyoruz.
Süngeri sıkarak verileri birer birer ortaya çıkarıyorum ve masaya yatırılmasını
sağlıyorum. Kısaca trend yaratım sürecinin ilk aşaması insanların isteklerini
anlamaya çalışmak ikinci aşaması ise bu isteklerin materyallere dönüşmesini sağlamak.
Tasarım gündelik hayatlarımızı nasıl etkiliyor?
Tasarımın gündelik hayatlarımızı nasıl etkilediğinden önce
tasarım mağdurlarından bahsetmek isterim. Herkes tasarımı yaşamımızın bir köşesinden
hayatımıza sokmak istiyor. Doğrusu insanların bir nesneyi alırken ihtiyaç ve beğenilerinden
öte daha çok kimin tasarladığı ile ilgilendiğini düşünüyorum. Tasarımcının
trendy olması çok daha önemli onlar için. Günümüzün temel sorunu her yerde
tasarımcılar olması, film starları gibiler. Tüketicinin yapması gereken
öncelikle kendisini tanımak, zevklerini ortaya çıkarmak. Şimdilerde ünlü bir
tasarımcının ürününü evinde bulundurmak çok moda. Oysa tüketirken yapılması
gereken popüler olanın peşinden gitmek değil. İhtiyaç olanı, size uygun olanı
belirleyip satın almak. Tüketicilerin tasarımcıların yarattığı bu kaos içinde
çok dikkatli olmaları gerektiğini düşünüyorum. Bu dünya çapında yaşanan bir
problem. Trend çok tehlikeli de olabilir. Av sahasında bazen bir silah bile
olabilir. Dolayısıyla trend karşısında gerçekten çok dikkatli olmalıyız.
Tasarım, tüketim ve çevre sorumluluğu arasındaki ilişki
hakkında neler söyleyeceksiniz?
Hepimiz dünyaya göz kulak olmamız gerektiğinin
bilincindeyiz. Bazı ahlaksal ve etik sorumluluklarımızın farkındayız. Zaten bu şekilde
tüketmeye devam edersek üzerinde yaşayacak bir yerküre bırakmayacağız. Tasarımcılar
da kendi içlerinde iki farklı öngörüye sahip; bir grup yaptığı her iş için etik
ve ahlaksal kaygılar taşırken, diğer grup tasarımı tutkusal bir güdü ile sadece
tüketime yönelik yapıyor. Etik kaygıları olmadan sadece tasarlıyorlar. Tasarımcının
çok büyük sorumluluğu olduğunu düşünüyorum. Ama hepsinin bu sorumluluğun farkında
olduğunu söyleyemem. Geçenlerde bir tasarımcı ürettiği ahşap sandalyelerle
ekolojik bir üretim yaptığı için ne kadar gurur duyduğundan bahsediyordu. Ben
de ‘Sen salak mısın? O sandalyeler için kaç ağaç kesildi biliyor musun? Belki
geri dönüşümlü plastikten üretseydin daha ekolojik bir üretim olurdu’ dedim.
Bence bu düşünce ile hareket eden tasarımcıların tek derdi satmak, ekolojiyi de
alet ediyorlar buna.
2008 trendleri ne olacak?
2007 sonu 2008 başı için iki yön olacağını söyleyebilirim.
Anahtar konsept ise ‘kayıp çalışma’ olacak. İnsanlar bazı değerlerin kaybolduğunu
ve bunun endişe verici olduğunu düşünüyor. Dolayısıyla kayıp dünyanın
atmosferini yeniden canlandırmayı istiyorlar bunun için de dört farklı yönümüz
var. Birincisi Nostalji; burjuva bohem korkuyor çünkü sıradan, bilinen yaşamın
kaybolduğunu düşünüyor. Bir şey kaybolmaya yüz tuttuğunda ya da azaldığında çok
daha değerli olur. İkinci trend, ben ona Etno-Oryantal diyorum. Şarka ait öğelerin
tasarımın içinde yer bulması; duygusallık, haz, kadınsılık gibi. Oryantal yaşam
Amerikan yaşam biçimi ve Taliban tarafından tarumar ediliyor diye düşünüyorum.
Bu gidişle daha da erkeksi olacak. Bazı tüketiciler bu durumdan rahatsız, dolayısı
ile haz ve kadınsılığın yeniden üretilmesini istiyorlar. Üçüncü trend ise tasarımda
ve dekorasyonda sıra dışılığın kayboluyor olması bu sebeple bu yeni akım
aristokrasideki o eksantrik havayı yeniden yakalamaya çalışıyor. Bunun yanı sıra
sürrealist akımı tasarıma yeniden sokma gibi bir ayrış da var. Sonuncusu da
Fütüristik (gelecekle ilgili olan) trend.
