19 Mayıs 2012 Cumartesi
Bu sitede şu an itibariyle 53.222 metin bulunmaktadır.

'Her Şey' Hakkında Her Şey


<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>

Nelly Rodi Ajansı Yaşam Tarzı Kreatif Direktörü Vincent Gregoire;  

 

 

‘Herkes tasarımı yaşamımızın bir köşesinden hayatımıza sokmak istiyor. Doğrusu insanların bir nesneyi alırken ihtiyaç ve beğenilerinden öte daha çok kimin tasarladığı ile ilgilendiğini düşünüyorum. Bu yapı da tasarım mağdurları yaratmaktan öteye geçmiyor.’

 

 

ddresistanbul’un davetlisi olarak 11 Kasım’da İstanbul’a gelen, pek çok sektörde trendlere yön veren Nelly Rodi Ajansı’nın Yaşam Tarzı Kreatif Direktörü Vincent Gregoire, merkezin “1. Yaş Günü Kutlaması” nedeniyle “Tasarımda Yeni Eğilimler”  başlıklı bir seminer verdi. Bay Gregoire ile seminer öncesinde bir söyleşi gerçekleştirdik.

 

Trendin ortaya çıkış sürecinin nasıl işlediğinden biraz bahseder misiniz?

Trendin ortaya çıkış süreci düşünce fırtınalarından ibaret. Kendimi kocaman bir sünger gibi görüyorum. Birçok insanla konuşup, gözlemler yapıyorum. Bu süreçte farklı deneyimleri tıpkı bir sünger gibi içime çekiyorum. Ekonomistler, sosyologlar, filozoflar, mimarlar, rahipler ve politikacılarla konuşup insanların nereye doğru yönlendiğini anlamaya çalışıyorum. Bu konuşmaları içime aldıktan sonra takımım ile toplanıp hepsini teker teker değerlendiriyoruz. Süngeri sıkarak verileri birer birer ortaya çıkarıyorum ve masaya yatırılmasını sağlıyorum. Kısaca trend yaratım sürecinin ilk aşaması insanların isteklerini anlamaya çalışmak ikinci aşaması ise bu isteklerin materyallere dönüşmesini sağlamak.

 

Tasarım gündelik hayatlarımızı nasıl etkiliyor?

Tasarımın gündelik hayatlarımızı nasıl etkilediğinden önce tasarım mağdurlarından bahsetmek isterim. Herkes tasarımı yaşamımızın bir köşesinden hayatımıza sokmak istiyor. Doğrusu insanların bir nesneyi alırken ihtiyaç ve beğenilerinden öte daha çok kimin tasarladığı ile ilgilendiğini düşünüyorum. Tasarımcının trendy olması çok daha önemli onlar için. Günümüzün temel sorunu her yerde tasarımcılar olması, film starları gibiler. Tüketicinin yapması gereken öncelikle kendisini tanımak, zevklerini ortaya çıkarmak. Şimdilerde ünlü bir tasarımcının ürününü evinde bulundurmak çok moda. Oysa tüketirken yapılması gereken popüler olanın peşinden gitmek değil. İhtiyaç olanı, size uygun olanı belirleyip satın almak. Tüketicilerin tasarımcıların yarattığı bu kaos içinde çok dikkatli olmaları gerektiğini düşünüyorum. Bu dünya çapında yaşanan bir problem. Trend çok tehlikeli de olabilir. Av sahasında bazen bir silah bile olabilir. Dolayısıyla trend karşısında gerçekten çok dikkatli olmalıyız.

 

Tasarım, tüketim ve çevre sorumluluğu arasındaki ilişki hakkında neler söyleyeceksiniz?

Hepimiz dünyaya göz kulak olmamız gerektiğinin bilincindeyiz. Bazı ahlaksal ve etik sorumluluklarımızın farkındayız. Zaten bu şekilde tüketmeye devam edersek üzerinde yaşayacak bir yerküre bırakmayacağız. Tasarımcılar da kendi içlerinde iki farklı öngörüye sahip; bir grup yaptığı her iş için etik ve ahlaksal kaygılar taşırken, diğer grup tasarımı tutkusal bir güdü ile sadece tüketime yönelik yapıyor. Etik kaygıları olmadan sadece tasarlıyorlar. Tasarımcının çok büyük sorumluluğu olduğunu düşünüyorum. Ama hepsinin bu sorumluluğun farkında olduğunu söyleyemem. Geçenlerde bir tasarımcı ürettiği ahşap sandalyelerle ekolojik bir üretim yaptığı için ne kadar gurur duyduğundan bahsediyordu. Ben de ‘Sen salak mısın? O sandalyeler için kaç ağaç kesildi biliyor musun? Belki geri dönüşümlü plastikten üretseydin daha ekolojik bir üretim olurdu’ dedim. Bence bu düşünce ile hareket eden tasarımcıların tek derdi satmak, ekolojiyi de alet ediyorlar buna.

 

2008 trendleri ne olacak?

2007 sonu 2008 başı için iki yön olacağını söyleyebilirim. Anahtar konsept ise ‘kayıp çalışma’ olacak. İnsanlar bazı değerlerin kaybolduğunu ve bunun endişe verici olduğunu düşünüyor. Dolayısıyla kayıp dünyanın atmosferini yeniden canlandırmayı istiyorlar bunun için de dört farklı yönümüz var. Birincisi Nostalji; burjuva bohem korkuyor çünkü sıradan, bilinen yaşamın kaybolduğunu düşünüyor. Bir şey kaybolmaya yüz tuttuğunda ya da azaldığında çok daha değerli olur. İkinci trend,  ben ona Etno-Oryantal diyorum. Şarka ait öğelerin tasarımın içinde yer bulması; duygusallık, haz, kadınsılık gibi. Oryantal yaşam Amerikan yaşam biçimi ve Taliban tarafından tarumar ediliyor diye düşünüyorum. Bu gidişle daha da erkeksi olacak. Bazı tüketiciler bu durumdan rahatsız, dolayısı ile haz ve kadınsılığın yeniden üretilmesini istiyorlar. Üçüncü trend ise tasarımda ve dekorasyonda sıra dışılığın kayboluyor olması bu sebeple bu yeni akım aristokrasideki o eksantrik havayı yeniden yakalamaya çalışıyor. Bunun yanı sıra sürrealist akımı tasarıma yeniden sokma gibi bir ayrış da var. Sonuncusu da Fütüristik (gelecekle ilgili olan) trend.

 

<< Önceki Sayfa Sonraki Sayfa >>


© 1996 - 2012 BOYUT YAYIN GRUBU
Koza Plaza A26 Tekstilkent 34235 Esenler, İstanbul   Telefon: +90 212 413 33 33 (pbx) | Faks: +90 212 413 33 34

info@boyut.com.tr

YASAL UYARI !

Bu sayfada yer alan bütün yazı, fotoğraf, resim, ilüstrasyon ve benzer diğer içerik özgündür ve Boyut Yayıncılık ve Ticaret A.Ş. mülkiyetindedir. Kısmen veya tamamen hiçbir şekilde basılı veya herhangi diğer bir elektronik ortamda (CD, Internet, Intranet, DVD, Video vs) izinsiz kullanılamaz.İktibas edilemez. Tüm içerik, gerçekleşebilecek telif hakkı ihlallerine karşı elektronik sistemlerce sürekli olarak kontrol edilmekte, tespit edilen ihlaller herhangi bir uyarıya gerek duyulmaksızın yasal işleme tabi tutulmaktadır.


66610 - unknown - 38.107.179.236